Nisan-Ulusal-Kanser-Haftasinin-dusundurdukleri

1 - 7 Nisan Ulusal Kanser Haftası’nın düşündürdükleri

Yazı Boyutu:
Küçült
Sıfırla
Büyült

Kanserin büyük oranda önlenebilir bir hastalık olduğunun ve yine en sık görülen kanserlerde erken erken teşhisin mümkün olduğunun vurgulanması için, her yıl Nisan ayının ilk haftasında çeşitli etkinlikler yapılmaktadır. Kanser haftası vesilesi ile bu sene özellikle 2 konuyu vurgulamak istiyorum: Birincisi, son yıllarda yaşanan gelişmeler ile birlikte kanser hastası her 3 kişiden 2’si hayatta kalmaktadır. İkincisi, kanserin büyük oranda önlenebilir bir hastalık olduğu artık daha iyi anlaşılmıştır.

1-7 Nisan Kanser Haftası 1954 yılında Türk Kanser Araştırma Kurumu’nun teklifi üzerine Devlet tarafından Ulusal Kanser Haftası olarak kabul edilmiştir. Hafta boyunca kansere karşı etkinlikler uzun yıllardır sürdürülmektedir. Bu sayede kamuoyunda kanser farkındalığı artmış, konuşulmayan kanser konuşulur hale gelmiştir.

Kanser konusunda çocuklara daha fazla önem verilmeli

Çocuklarda 5 yaşından 18 yaşına kadar geçen dönem çok önemlidir. Ailenin sigara içmeye devam etmesi durumunda çocuğu da sigara içiyor. Artık biz 18 yaşından sonra spor alışkanlığı olmayan, sağlıksız beslenen bireylerin giderek arttığını görüyoruz. Obezitenin % 30’larda olduğunu görüyoruz. Kolları öğrencilere odaklanarak sıvazlamayız. Sporu onların hayatlarının bir parçası haline getirmeliyiz.

Kimyasallar konusunda halkı korkutmayalım; tüm kimyasallar zararlı değildir!

Sebze ve meyvelerde kullanılan kimyasal maddelerin kansere yol açtığı iddiası, günümüzde en çok tartışılan konuların başında gelmektedir. Sebze ve meyvelerde lüzumsuz yaratılan bir korku, sebze-meyve tüketiminden karbonhidrat tüketimine bir kayışa yol açıyor. Kimyasallar mutlaka denetlenmelidir. Bizler gidiyoruz tavuk ile mücadele ediyoruz. Tabi ki bununla da mücadele edilecek. Ama biz hedefe doğru odaklanmalıyız. İnsanları çok fazla kokutmaya gerek yok. Sivil toplum kuruluşları bu denetimlere sahip çıkmalıdır.

Beslenme alışkanlıkları değişiyor

20 yıl önce Antalya’da mide kanserini çok az görüyordum. Bugün için ciddi bir artış var. Bunun sebeplerinin başında, Antalya’nın Doğu ve Güneydoğu’dan aldığı göçler ile beslenme alışkanlıklarının değişmesi olduğunu düşünüyorum. Akdeniz mutfağı yerine daha çok baharatlı, tuzlu tüketime doğru bir değişim olduğunu görüyoruz. Bir sürü diyet var. Herkes her hafta bir diyet uyguluyor. En önemli diyet az yemek, çok tüketerek sağlıklı kalamazsınız.

Bizi koruyan cildimizi biz de koruyalım

Yaz ayları gelmek üzere. Güneşlenmek için güneş kremlerini kullanmalıyız. Bunlar kullanılmazsa cilt kanserleri artmaktadır. Antalya için mutlaka bu güneş uyarısını dikkate almalıyız.

Yasaklar önce gevşetiliyor, sonra deliniyor

Bilindiği üzere kapalı alanlarda sigara kullanımı yasaklandı ve getirilen yasaklama büyük oranda herkesi çok mutlu etmişti. Fakat yasaklamanın ardından kitlesel bir eğitim programı uygulanmadı. Dünyada hiçbir şey yasaklama ile çözülemez. Hatta siz yasağı abartırsanız, aşırı ilgi uyandırırsınız. Türkiye’de sigara yasaklama politikalarını başlangıçta olumlu, ama zaman içinde gerek denetlemelerinin azalması ve eğitim programlarının çerçevesinin genişletilmemesi nedeniyle yavaş yavaş önemini ve etkisini yitirme tehlikesi ile karşı karşıya olduğunu görüyorum. Restoranlara gidiyoruz garson “burada içebilirsiniz’”diyor. Bu yasakların delindiğini görüyoruz.

Artık her 3 kanser hastasından 2’si hayatta kalıyor

Tedavilerde ve tanıda Amerika’nın ve Avrupa’nın gerisinde olmadığımızı düşünüyorum. Sağlıkta yeniden yapılanma var. 5-10 yıl içinde bunlar dengeye oturacak. Kanser hastalığının tedavisinde ve tanısında son yıllardan büyük gelişmeler yaşandı. Kalın bağırsak ve meme kanseri taramalarını yapmalıyız. Kanser hastalığına bağlı olarak 10 yıl önce her 3 hastadan 1’i hayatta kalırken, şimdi her 3 hastadan 2’si hayatta kalıyor. Tedavide yaşanan gelişmeler çok sevindirici. 15 yıl önce yüzde 40’larda olan kurtulma oranları şimdi yüzde 70’lere ulaştı.

Sağlıklı ve mutlu kalın...
Prof. Dr. Mustafa Özdoğan