4. evre (metastatik) prostat kanserinde kemoterapi ve hedefe yönelik tedaviler

Yazı Boyutu:
Küçült
Sıfırla
Büyült

Hormon tedavisi, hastayı tek başına iyileştirmediği ve metastatik prostat kanserini sadece bir süre kontrol altında tuttuğu için, daha etkili sistemik tedavi araştırmaları devam etmektedir. Bazı kemoterapötik ilaçların, tekrarlayan prostat kanserinde olumlu sonuçları kanıtlanmıştır. Metastatik prostat kanseri için geliştirilen bir veya çoklu kemoterapi ajanları, aktif araştırma alanlarıdır. Özellikle,Dosetaksel içerikli kemoterapi ilacı, hormon tedavisinden yarar görmeyen veya hormonal tedavi altında ilerleme gösteren hastalarda ciddi düzeyde faydalar sağlamaktadır. Hastalığı geriletmekte, hastalığa bağlı yan etkileri azaltmakta ve yaşam süresi uzatmaktadır. Dosetaksel sonrası ilerleme gösteren hastalarda yine benzer türde olup benzer mekanizmalar ile etkili olan kabazitaksel isimli kemoterapi ilacı da hormonal tedavi ve dosetaksel almasına rağmen ilerlemiş prostat kanserlerinde kullanılmaktadır.

Kombine tedavi

Prostat kanseri hücrelerde hormon etkisini bloke etmek için kullanılan ilaçlar, kanseri tamamen yok edemez ancak yavaşlatabilir. Hormon tedavisi kemoterapi ile kombine edilirse umut vadeden sonuçlara ulaşılması mümkündür.

3. evre prostat kanserinde sistemik tedavi stratejileri

Cerrahi müdahale ve radyoterapi, prostat bezi etrafında ve içindeki kanseri hedefleyen bölgesel bir tedavi şekilleridir. Hormon tedavisi ve kemoterapi gibi sistemik tedavi yönetimleri, bölgesel tedaviden önce aktif olarak araştırılan stratejilerdir. Bu teknik, kanseri küçültür ve bölgesel tedaviye uygun hale getirir. Geçtiğimiz birkaç yılda, kanser hücrelerini yok etmede daha aktif birçok yeni antikanser ilacı bulunmuştur. Kanımca, bu yeni antikanser ajanların yönetimi ile birlikte uygulanan radyoterapi veya cerrahi müdahale ile prostat kanserinin alınması, ilerlemiş prostat kanserinin bölgesel tedavisinde daha etkili sonuçlar alınmasını sağlayabilir.

4. evre prostat kanserinde kemik komplikasyonlarında tedavi

İlerlemiş prostat kanseri hastalarda, kanser kemiklere metastaz (yayılma) göstermiş olabilir. Belirlenen bu durum, kemik metastazı olarak adlandırılır. Kemik metastazı çoğu zaman ağrı, kemiğin kırılma riskinde artış ve yaşamı tehdit edebilen kanda kalsiyum oranının artışı olarak adlandırılan hiperkalsemiye neden olur. Kemik komplikasyonlarında tedavi, bisfosfonat ilaçlar veya radyoterapi içerebilir.

Bisfosfonat ilaçlar

Bifosfonat ilaçlar, metastatik lezyon sonucu kemik kaybını önler, kemik kırılması riskini ve ağrıyı azaltır. Bifosfonat ilaçların işleyişi, kemik erimesini veya bozulmasını engeller. Kemik biçimi, iki tür hücre ile tekrar değiştirilir. Kemik yapısını bozan osteoklastlar ve kemiği yeniden yapılandıran osteoblastlardır. Bisfosfonatın işleyişi tamamıyla anlaşılmış değilse de, bisfosfonat osteoklastları engelleyerek hücre ölümünü (apoptoziz) azaltır, böylece kemik kaybı azalmış olur. Kanser hücreleri, çeşitli faktörlerden dolayı kemik bozulmasına neden olan osteoklastik aktiviteyi uyarır. Bifosfonat ilaçlar, osteoklastları engelleyerek kanser hücrelerinin kemik üzerindeki zararlı etkilerini azaltır.

Kanser kaynaklı kemik komplikasyonlarının tedavisinde kullanılan onaylı bisfosfonat ilaçlar; zoledronik asitdir. Bu ilacın, kemik komplikasyonları üzerindeki etkileri kanıtlanmış, olumlu sonuçlar verdiği tespit edilmiştir.

Prostat kanserinde HEDEFE YÖNELİK TEDAVİLER – akıllı ilaçlar:

Farklı kanser türlerinin aynı bireyde veya ailede erken yaşta ortaya çıkması bilim adamları için merak konusu olmuştur.İlk olarak 1990 yılında Science dergisinde erken yaşta kalıtımsal geçişli meme- over kanserinden bahseden makalenin yayınlanmasından sonra 1994 de BRCA1, 1995 de ise BRCA2 keşfedilir. Bu genlerle ilgili çalışmalar arttıkça bu proteini hasarlı olan bireylerin sadece meme ve over kanseri için değil, pankreas kanseri, erkeklerde prostat kanseri gelişme ihtimalinin de arttığı saptanır.

BRCA 1 ve 2 adını meme kanseri 1 ve 2 nin ingilizce baş harflerinin kısaltmasından alır. BRCA 1 ve 2 adlı proteinler genlerimizin yapısını oluşturan DNA’nın tamirinde görev alırlar. Bu proteinler Tümör baskılayıcı (büyümeyi engelleyen) genlerdir. Bu proteinlerin bozukluğunda DNA tamiri olamaz ve hasarlanmış DNA üzerinden kanserleşme süreci başlar. DNA onarımının bu ana yolu bozulduğunda tümör hücrelerinde ikinci bir tamir yolu olan polimeraz (PARP) yolu daha çok çalışmaya başlar. PARP yolunun baskılanması kanser hücresini ölüme götüreceği için bu yola karşı geliştirilen ilaçlar BRCA 1-2 mutasyonu olan hastalarda hedeflediğimiz tedaviyi oluşturur. Bu gruba giren ilaçlarlar; Olaparibi veliparib ve niraparib dir.

Olaparib (Lynparza), BRCA1-2 genleri hasarlı over kanserinde FDA (Amerika İlaç ve Gıda Dairesi) onayını 2014’de almış olan bu ilacımız BRCA1-2 genleri hasarlı meme kanserinde ve prostat kanserinde de yapılan çalışmalarıyla aynı başarıyı ortaya koymuştur. Prestijli dergilerden NEJM de yayınlanan çalışmasında, hormona dirençli prostat kanserli 49 hasta çalışmaya dahil edilmiştir. Hastaların hepsi daha önce kemoterapi kullanmış ve hepsinde DNA tamir yolu hasarı (%50sinde BRCA2 mutasyonu) saptanmış. Plasebo (İlaçsız hasta grubu) koluyla olaparib karşılaştırıldığında 6 aylık ek genel sağ kalım katkısı sağladığı gösterilmiştir. Henüz prostat kanserinde FDA onayını almamış olsada hastalarımız için umut vadeden bir ilaç olarak yerini almıştır.

Veliparib, 2016 Amerika Kanser Kongresinde (ASCO) sunulan Faz II çalışmasına hormona dirençli prostat kanserli 153 hasta alınmış. İleri evre Prostat kanserli hastalarımızda kullandığımız abirateron (zytiga) isimli ilacın yanına eklenmiş. Hastalarda DNA hasarı durumuna bakmaksızın veliparib verilen genel hasta grubunda hastalığın ilerlemesine kadar geçen sürede artış ile birlikte PSA (Prostata özgü antijen) düzeyinde azalma sağladığı belirlenmiştir. Hastalardan DNA tamir protenlerinde hasar olan alt grubundaysa başarının daha da arttığı hastalık cevap oranın da %45’lik ek katkı sağladığı, %90 PSA yanıtı ile birlikte olduğu gösterilmiştir. Veliparib de ileri evre prostat kanserli hastalarımız için gelecekte yerini alacak gibi duruyor.

Nirapanib isimli PARP yolu baskılayıcı ilacımızın ise çalışmaları devam etmektedir.

Sonuç olarak, hedefe yönelik tedavi başarılarını ortaya koyan bu ilaçlar henüz günlük pratikte kullanıma girmese de hastalarımız için umut vadeden tedavi seçenekleri olarak yerini almıştır.

Prostat Kanserli Hastalarda Tedavi Sonuçlarının Takibi

Risk Grubu Testin adı Testin Uygulama Aralığı
Düşük, orta, yüksek riskli tam şifa sağlanmış hastada PSA
  • Her 6-12 ayda bir, 5 yıl boyunca
  • Eğer sonuçlar normal çıkarsa, 5 yıldan sonra yıllık takip
DRE PSA düzeyi normal olsa bile her yıl yapılmalı,
Vücuda sirayet etmiş hastalıkta Fizik Muayene Her 3-6 ayda bir
PSA Her 3-6 ayda bir

 

PSA (Prostata Özgü Antijen)= Prostatın içindeki bez tarafından yapılan bir proteindir. Bu protein kanda ölçülebilir. Kandaki PSA seviyesi bize kanserin tanısında, evrelemesinde, tedavi planında ve tedavi yanıtını değerlendirmede yardımcı olur.

DRE: Parmakla prostat bezinin muayene işlemidir. Prostat bezi rektumla (barsağın son kısmı) komşu olduğu için rektumdan muayene işlemi sırasında duvar yapısındaki düzensizlikten prostat kanseri anlaşılabilir.

Sağlıklı Erkeklerde Prostat Kanser Taraması:

Prostat kanseri erkeklerde akciğer kanserinden sonra görülen ikinci en sık kanserdir. Sağlıklı bir erkeğin yaşam boyu bu kansere karşılaşma ihtimali %14’dür. Bu durum hastalığın erken tanı konmasının önemini ortaya koyar.

Öneriler

Tarama Sınır Yaşı

Normal Riskli Hastalar

50 yaş

Yüksek Riskli Hastalar

  • 1.derece yakınında prostat kanser öyküsü bulunan hastalar

  • Siyah ırk

40-45 yaş

Taramayı Ne Zaman Kesmeliyiz ?

Yaşam beklentisi 10 yıldan kısaysa

Tarama yöntemi ne olmalı?

PSA, DRE

Tarama sıklığı ne olmalı?

Yıllık

Hangi Durumlarda Biyopsi yapılmalı?

  • PSA≥ 4ng/ml

  • Prostat muayene bulgularında şüphe varlığında

  • Yüksek riskli hastada PSA düzeyi 2.5-4 ng/ml arasındayken

Sağlıklı ve mutlu kalın...
Prof. Dr. Mustafa Özdoğan