akciğer kanserinde tanı

Akciğer kanserinde erken tanı ve tarama mümkün müdür? Nasıl teşhis edilir mi?

Yazı Boyutu:
Küçült
Sıfırla
Büyült

Akciğer kanseri %90 sigara veya diğer tütün ürünleri kullanımı nedeniyle geliştiği için özellikle genç yaşlarda sigara içmeye başlayanlar, uzun süre sigara kullananlar, günlük sigara tüketimi yüksek olan kişilerin erken tanı için düzenli doktor kontrolünde olmaları önerilmektedir. 30 yıl günde bir paket sigara içen ve 55 yaşını dolduran herkes düşük doz kontrastlı akciğer tomografisi ile erken tanı amacıyla mutlaka taranmalıdır.

Akciğer kanserinde erken tanı mümkündür!

Akciğer kanseri için yüksek risk grubunda iseniz veya belirtileri taşıyorsanız hekime başvurmanızı öneririz. Geçirdiğiniz hastalıklar, tütün kullanma ( sigara, pipo, puro vs.) durumunuz, çevresel veya mesleki olarak maruz kaldığınız maddeler ve diğer aile fertlerinizde kanser olup olmadığı hekiminiz tarafından sorgulanacaktır. Düşük doz kontrastlı akciğer tomografisi sonucu eğer hekiminiz akciğer kanserinden şüphelenirse emin olmak için akciğer dokusunun incelemesini (biyopsi) isteyebilir.

Alınan biyopsi sonucu akciğer kanseri olduğu belirlenirse ilk olarak ne sormalıyım? Ne bilmeliyim?

Akciğer kanserinin hangi çeşidi ile karşı karşıya olduğunuzu ve hastalığın hangi aşamada olduğunu sormalısınız.

Doğru tedavi için, akciğer kanserinin türü (küçük hücreli olmayan veya küçük hücreli) ve yayılma durumu (metastaz) bilinmelidir. Akciğer kanseri bölgesel olarak akciğerlerde ilerleyebilir veya lenf bezleri, kemik ve beyin dahil vücudun başka diğer bölgelerine yayılma (metastaz) göstermiş olabilir. Bu sebeple, akciğer kanseri ve türünü belirlemek için akciğerden biyopsi ile alınan doku örneği çeşitli testlere tabi tutulur.

Akciğerde görülen ve kanser olduğuna inanılan dokudan biyopsi almak tümörün yayılmasına ve hastalığın kötüleşmesine neden olmaz.

Akciğer kanseri, öncelikli olarak akciğere giden havanın giriş ve çıkışını yöneten soluk borusunda başlar. Düzinelerce farklı çeşitte akciğer kanseri olmasına rağmen %90'ından fazlası 2 başlıkta incelenir:

1. Küçük hücreli dışı akciğer kanseri (KHDAK),
2. Küçük hücreli akciğer kanseri (KHAK).

Küçük hücreli olmayan akciğer kanserleri tüm akciğer kanserlerinin %75 kadarını oluştururlar ve 4 alt türde incelenir.

1. Adenokanser,
2. Yassı hücreli kanser,
3. Büyük hücreli kanser ve
4. Karma tür

Küçük hücreli akciğer kanseri, tüm akciğer kanserlerinin %15 kadarını temsil eder.

Ayrıca yapılacak PET/BT ve beyin MR gibi görüntüleme yöntemleri ile hastalığın yaygınlığı yani ne aşamada olduğu belirlenir ve tedavi planı tüm bu bilgiler bir araya toplandıktan sonra yapılır.

Akciğer kanseri tanısı için yapılabilecek testler ve tıbbi girişimler

Bronkoskopi: Bronşlara ve soluk borusuna ağızdan sokulan ince ışıklı bir tüp yoluyla hava yolları incelenir ve küçük doku örnekleri alınır. Bu işlem sırasında endoskopik cihazlar kullanılır. Tümör bronş içi yerleşimli veya bronş içine uzanıyorsa, tümörün görünümü hakkında bilgi edinebileceğimiz gibi biyopsi ile tümör hakkında kapsamlı bilgi edinmemizi sağlar. Günümüzde hasta için son derece sevimsiz olabilecek bu işlem, göğüs hastalıkları ve göğüs cerrahi uzmanlarınca hafif bir anestezi yöntemi ile hastayı üzmeden yapılabilmektedir.

İğne aspirasyon biyopsi uygulaması: Akciğerdeki kitleye yönelik göğüs duvarından iğne ile girilerek şüpheli dokudan örnek alınarak incelenir. Tru-cut biyopsi olarak adlandırılan kalın iğne biyopsisi tümörden yeterli doku elde etmemizi sağlar. Böylece, kanserin türü ve tedaviye yardımcı olabilecek özellikleri konusunda kapsamlı bilgi edinmemizi sağlar. Günümüzde bu işlem deneyimli girişimsel radyologlar tarafından, hastayı üzmeden son derece kolay ve kısa sürede yapılmaktadır. İğne aspirasyon biyopsi uygulaması, tomografi sonrası akciğerde saptanan kitlelerin özelliklerini saptamada bugünlerde en çok tercih edilen yöntem olmaya başlanmıştır. Son 4 yılda kliniğimizde 1000’ün üzerinde hastaya akciğere yönelik iğne biyopsi işlemi başarı ile yapılmıştır.

Ameliyatla açık akciğer biyopsisi: Bu yöntem akciğerde saptanan bir kitlenin tanımlanması için günümüzde en tercih edilmeyen yöntemdir. Hastalar, alanında yetkin olmayan hekimlerce çok daha kolay yöntemler ile tanı konulabilecekken “kanserin yayılımına neden olur” gibi çağ dışı korkutucu uyarılar ile akciğer iğne biyopsisinden korkutularak ameliyatla açık akciğer biyopsisine ikna edilmeye çalışıldıklarını gözlemekteyim ki, bu son derece yanlıştır. Akciğer kanseri tanısı için zorunlu olmadan açık akciğer biyopsileri yapılmamalıdır. Bu yöntem, çoğunlukla akciğer kanserinde uygulanacak ana tedavilerin gecikmesine neden olmakta ve ameliyat kesi yerine bağlı ortaya çıkan ve uzun sürede geçmeyen ağrılar ile hastanın yaşam kalitesini bozmaktadır.

Torasentez uygulaması: Kanser hücrelerini tespit etmek için akciğerleri çevreleyen sıvıdan iğneyle örnek alınır.

Balgam Sitolojisi Uygulaması: Akciğerlerdeki mukozadan derin öksürükle çıkan balgam örneği laboratuvar ortamında incelenir.

Mediastinoskopi Uygulaması: Mediastinoskopi, kanserin göğüste bulunan lenf düğümlerine yayılımını (metastaz) göstermek için kullanılan bir yöntemdir. Genel anestezi altındaki hastanın boynundan küçük bir kesi açılarak mediastinoskopi (ince bir tüp) göğüs boşluğuna sokulur. Her iki akciğerin ortasında yer alan göğüs boşluğundaki lenf düğümleri kontrol edilir ve doku örneği alınır.

Akciğer kanserinde görüntüleme testleri

Tomografi veya BT taraması: BT taraması, vücut doku ve organlarını X ray ışınları ile görüntüleme tekniğidir. Bu yöntemle organların ve dokuların detaylı görüntüleri alınır. Bu metot, göğüs röntgeninden daha hassastır.

Manyetik Rezonans Görüntüleme veya MRG uygulaması: Bu yöntem sırasında bilgisayara bağlı güçlü bir mıknatıs, vücudun bölgelerinin detaylı resmini çeker.

Pozitron Emisyon Tomografisi (PET-BT): Bu alanı en iyi görüntüleyen testler, tomografi ve oldukça avantajlar içeren PET-tomografi yöntemleridir. Nadiren de olsa, akciğer üst kısmında yerleşen tümörlerde ve PET-BT’nin beyinde yetersiz kalması nedeni ile beyin metastazlarını saptamak için MRI tetkikine ihtiyaç duyulur. Bu görüntüleme yöntemleri, kimi zaman tek tek kimi zaman ise kombine olarak yapılabilir. Günümüz koşullarında tümörün yerleşim yerini, lenf bezlerine olan yayılımını, komşu organlara temasını ve ameliyat edilebilirliğini belirlemek amacı ile hemen her zaman PET-tomografi’den yararlanırız. Başlangıç görüntülemesi olarak kolay ve daha ucuz olduğu için sık tercih edilen bir yöntem olmasının yanında, özellikle akciğer kanserleri için PET-tomografinin klasik tomografiye üstünlüğü tartışılamaz düzeydedir. Bu görüntüleme yönteminin bir diğer önemli özelliği ise, tüm vücudu aynı anda değerlendirebilme şansı vermesidir. Bu sayede, hastalığın farklı organlara (akciğer, karaciğer, kemik vs.) yayılıp yayılmadığını (metastaz) anlayabiliriz. Hastanın böbrek testleri uygun ise, PET-tomografide FDG (florodeoksiglikoz) kullanılması ve tomografik görüntülemede damardan kontrast maddenin uygulanması ilave avantajlar sağlamaktadır. Bu kombine uygulama, deneyimli nükleer görüntüleme merkezlerinde yapılmaktadır.

Kemik sintigrafisi: Kanserin kemiklere yayılma durumunu gösterir. Az bir miktar radyoaktif madde kan dolaşımına verilerek anormal kemik gelişimi olan yerde toplanması sağlanır. Tarayıcı denen alet bu alanlardaki radyoaktif seviyeyi ölçerek röntgen filmine kaydeder. PET-BT yapılmış ise çok nadir durumlar dışında kemik sintigrafisine gerek yoktur.

 

Sonraki yazı: Akciğer kanserinde evreleme

Önceki yazı: Akciğer kanserinin belirtileri nelerdir?

Sağlıklı ve mutlu kalın...
Prof. Dr. Mustafa Özdoğan