Kanser Haberleri, Meme kanseri

Angelina Jolie iki memesini birden aldırdı..

Yazı Boyutu:
Küçült
Sıfırla
Büyült

Angelina Jolie 2013 yılında her iki memesini ve 2015'in başlarında da yumurtalıklarını aldırdı. Çünkü yaptırdığı BRCA1 adlı genetik test %87 oranında meme kanseri ve %50 oranında yumurtalık (over) kanseri riski taşıdığını gösteriyordu. Peki neden kansere yönelik genetik test yaptırmıştı? Çünkü annesi 56 yaşında yumurtalık kanserine bağlı yaşamını yitirmişti ve Angelina Jolie, yumurtalık ve meme kanserlerinin bir kısmının genetik geçişli olabileceğini öğrenmişti.

Ünlü Hollywood yıldızı Angelina Jolie, 14 Mayıs 2013 günü New York Times’a yaptığı açıklamada, ölümcül kanser riskini arttıran genetik mutasyon taşıdığı için çift mastektomi yöntemiyle, iki memesini birden aldırmaya nasıl karar verdiğini ve bu konuda neler hissettiğini tüm içtenliği ile anlattı…

Annesi aktris Marcheline Bertrand’ı 56 yaşında yumurtalık kanserinden kaybeden Angelina Jolie’nin meme ameliyatının ilk aşaması, Şubat ayının başında gerçekleştirildi.

New York Times’da yayınlanan makalede, geçirdiği operasyonu açıklayan Angelina Jolie, annesinin 10 yıl boyunca yumurtalık kanserine karşı verdiği savaşı da okuyucularla paylaştı. Jolie, “ annem, torunlarını kucağına alacak kadar yaşadı. Ama, benim çocuklarım anneannelerinin ne kadar sevecen ve iyi biri olduğunu bilme şansına asla sahip olamayacaklar” dedi.

Hayatını ünlü aktör Brad Pitt ile paylaşan altı çocuk annesi Jolie, kendini çocuklarına sık sık annesinin kanserden öldüğünü izah etmeye çalışırken bulduğunu söyledi. “Ya sana da bir şey olursa, diyorlar. Sürekli endişelenmemeleri gerektiğini, bana bir şey olmayacağını söylüyorum. Ama gerçekte, meme ve yumurtalık kanseri riskini arttıran BRCA1 hatalı geni taşıyorum” dedi.

Doktorların tahminine göre Jolie, %87 meme kanseri, %50 yumurtalık kanseri riski taşıyordu. Jolie, “bunun benim gerçeğim olduğunu anladığım anda, riski mümkün olduğu kadar azaltmaya ve geleceği değiştirmeye karar verdim,” dedi.

Meme implantları ile yeniden yapılandırma işlemi dahil Jolie’nin ameliyatlarının son aşaması, 2013 Nisan Ayı sonlarında tamamlandı. Jolie, “ plastik cerrahi, son yıllarda bu alanda çok ilerleme kaydetti. Sonuçlar güzel olabilir” dedi.

“Tüm bunları anlatmak istedim. Çünkü mastektomi yaptırma kararı almak hiç de kolay değil. Ama şu bir gerçek ki, mastektomi yaptırdığım için çok mutluyum. %87’lik meme kanseri riskim, %5’in altına indi. Artık çocuklarıma, beni meme kanserinden kaybetme korkusu yaşamalarına gerek olmadığını söyleyebilirim. Umarım tüm kadınlara, özellikle de meme veya yumurtalık kanseri riskini genetik olarak taşıyan kadınlara, bir seçenekleri, bu seçenekleri gerçekleştirecek uzmanları olduğunu anlatmayı başarmışımdır. Kendi geleceğiniz hakkında kendiniz karar verebilirsiniz,” diyen Angelina Jolie, bence dünyada birçok kadına ışık tutmuştur.

Meme kanseri ameliyatından sonra yakın takibe alınan Angelina Jolie, 2015'in mart ayında doktorundan aldığı bir telefon sonrası yumurtalıklarını ve fallop tüplerini de aldırmaya karar verdi. Çünkü doktoru yumurtalık kanseri için bir tümör belirteci olan CA-125 testinin yükselmeye başladığını ve ameliyat olması gerektiğini haber vermişti. Bu ameliyat sonrası menopoza ve olası menopozal yakınmalarını azaltmak için hormon desteği kullanmaya başladı.

Angelina Jolie'nin bu konuda basına yansıyan sözleri ise şöyle olmuştur: "Yumurtalıklarımı ve fallop tüplerimi aldırdıktan sonra menopoza girdim ve şu an hormon replasmanı alıyorum. Artık çocuk sahibi olmam mümkün olmayacak ve kendimde bazı fiziksel değişiklikler bekliyorum. Gelecekte beni ne beklerse beklesin rahat hissediyorum, güçlü olduğum için değil, fakat bu yaşamın bir parçası olduğu için. Bu korkulacak bir şey değildir."

Özellikle meme ve yumurtalık kanserlerine sebep olan bu BRCA1 ve BRCA2 genleri nedir ve nasıl kansere neden olur?

İnsan genlerinde bulunan BRCA1 ve BRCA2 genlerinin, tümörü engelleyici özellikleri bilinir. Normal hücrelerde bulunan BRCA1 ve BRCA2 genleri, hücrenin genetik materyallerini, yani DNA’sını dengede tutar ve kontrolsüz hücre gelişimini önler. Bu genlerin mutasyona uğraması ise, genetik olarak gelişen meme ve yumurtalık kanserleri ile bağlantılıdır.

Tahminen genel nüfus içinde kadınların %12’si, bir başka deyişle 1000 kadında 120’sinin hayatlarının bir döneminde meme kanserine yakalanacağı tahmin edilmektedir. Ancak, BRCA1 ve BRCA2 genlerinde mutasyon olan kadınlarda, meme kanseri riski ciddi ölçüde artarak, kadınların yaklaşık %60’ına, bir başka deyişle 1000 kadında 600’üne genetik mutasyon nedeniyle meme kanseri teşhisi konacaktır. Genetik olarak zararlı BRCA1 veya BRCA2 mutasyona sahip bir kadında meme kanseri riski, beş kat daha fazladır.

Ayrıca yapılan araştırmalar, BRCA mutasyonunun sadece kadın memelerini etkilemediğini göstermiştir. Mutasyon, erkeklerde meme ve prostat kanseri riskine yol açmaktadır. Bunun yanında, BRCA2 ve bazı BRCA1 taşıyıcılarında, pankreas kanseri gelişme riski de vardır.

İki taraflı mastektomi tek seçenek değildir. Doktorunuzla konuşarak bir başka seçenek olan kemoprevensiyon uygulamasına karar verebilirsiniz. Peki, nedir bu kemoprevensiyon?

Seçici östrojen reseptör modülatörleri olan ilaçlar, bazı dokularda (kemik v.b. gibi) östrojen hormonu gibi davranırken, bazı dokularda (meme dokusu) östrojen etkisini engellerler. Tamoksifen’in, östrojen etkisini engelleyen bir ilaç olduğu daha önceden yapılan araştırmalarda tespit edilmiştir. Meme kanseri olma riski taşıyan kadınlarda uygulanan Tamoksifen’in, riski azalttığı gözlenmiştir. İlacı kullanma düşünceniz varsa, karar vermeden önce faydaları ve yan etkileri hakkında doktorunuzdan net bilgiler almanızı ve tavsiyeleri doğrultusunda hareket etmenizi öneririm.

Başka bir seçenek ise, klinik ve tarama testlerini sıklaştırmanızdır. Sıkça yaptırılan testler, erken tanı konmasına fayda sağlayacağı için önemlidir. Uygulanan genetik testler, kadının BRCA1 veya BRCA2 mutasyonu taşıyıp taşımadığını belirleyebilir. Bu tür testlerin negatif çıkması sonucu doğrultusunda, olası önleyici çekap, test veya cerrahi müdahale gerekliliği ortadan kalkabilir. Testlerin pozitif çıkması sonucu ise, kişinin geleceği hakkında karar verebilmesine imkan sağlar.

Karar verildiği takdirde, çift taraflı mastektomide riskli olan dokular mümkün olduğu kadar çok alınarak kanser riski azaltılır. Bu işlem, her ne kadar kanserden korunmak için kesin bir garanti olmasa da, BRCA-pozitif olan kişiler için en iyi seçenektir. Kanser riski yüksekse, sık ve rutin testlerle sağlık durumunuzun gözlemlenmesi mümkündür ancak bu, kanseri erken evrede yakalayacağız garantisini bize vermez.

Geriye dönüşü söz konusu olmadığı için, profilaktik (koruyucu) mastektomi işlemini herkes yaptırmak istemeyebilir. Ancak, gene de kadınlar bu konuda bilgilendirilmeli, ileride oluşabilecek bir meme kanserine karşı seçenekler detayları ile anlatılmalı, son karar kendilerine bırakılmalıdır. Cerrahi müdahale ile alınan memenin yeniden yapılandırılması, geçtiğimiz 15 yıl içinde büyük ilerleme kaydetmiştir. Bu yüzden, memenizi aldırdığınızda kendinize olan güveninizi yitirmeyin. Bilin ki, gelişen plastik cerrahi yöntemleri ile sonuçlar mükemmel denecek kadar iyidir.

Sevgili okurlarım, son yıllarda kadınlarda meme kanseri oldukça yaygın görülmeye başlamıştır. Her gün, onlarca kadına meme kanseri tanısı konmakta veya yüksek meme kanseri riski taşıdığı belirlenmektedir. Göz önünde olan ve milyonlarca hayran kitlesine sahip bir ünlünün, sağlık açısından topluma faydalı olabilecek bu tür bir haberle gündeme gelmesi, bence takdire şayandır. Angelina Jolie, tüm dünyada milyonlarca kadını aydınlatan, rehber olabilecek bir ilke imza atmıştır. Çünkü, kanser gibi yaşamsal risk taşıyan bir hastalıkta, önceden seçeneğinizin olduğunu bilmek çok önemlidir. Bu hayat sizin, nasıl isterseniz o şekilde yaşarsınız. Ama seçeneğinizin olduğunu bilmek, size her zaman bir çıkış yolu sağlayacaktır.

Sağlıklı ve mutlu kalın...
Prof. Dr. Mustafa Özdoğan