Atar-damar-yoluyla-dogrudan-tumor-icine-uygulanan-intra-arteriyel-kemoterapi-osteosarkom-tedavisinde-basari-sagladi

Atar damar yoluyla doğrudan tümör içine uygulanan intra-arteriyel kemoterapi, osteosarkom tedavisinde başarı sağladı

Yazı Boyutu:
Küçült
Sıfırla
Büyült

Vücuda yayılım göstermemiş osteosarkomu olan genç hastaların yaşam süresini uzatan intra-arteriyel kemoterapi, atar damar yoluyla doğrudan tümör içine uygulanıyor.

Osteosarkom kemiklerde başlayan bir kanser türüdür ve oldukça nadir rastlanır. Ülkemizdeki verilere baktığımızda da tablo değişmez. Her yıl gençlerde 150-200 yeni osteosarkom vakası beklenmektedir. Birçok kanser türünde olduğu gibi osteosarkomun erken teşhisi ve tedavi süreci ile hastanın tamamen sağlığına kavuşması mümkündür. Yüzde oranlarına bakıldığında 10 ile 25 yaş genç erkeklerin çoğunlukta olduğu osteosarkom hastalarının, vücut direnci ve yaş açısından uygulanan kanser tedavilerini iyi tolere edebilmeleri iyileşme sürecinde önemli bir avantajdır. Osteosarkom teşhisi koyulduğunda, hastaya uygulanan standart tedavi kanserin evresine veya yayılımına göre belirlenir. Kanser, kol veya bacak kemikleri gibi belli bir bölgede oluşmuş ve vücudun başka yerlerine yayılım göstermemiş ise, standart tedavide cerrahi öncesi kemoterapi uygulanarak kanserin mümkün olduğunca küçültülmesi sağlanır. Neoadjuvan tedavi olarak adlandırılan bu yöntem sayesinde ameliyat sırasında tümörün tamamının alınması mümkün olacaktır. Ayrıca bu tedavi, uzak bölgelere yayılan gözle görülemeyecek kadar küçük olası kanser hücrelerini yok etmeyi hedefleyerek gelecekte hastalığın akciğer gibi farklı organlarda yenileme ihtimalini azaltır. Kanser hastasına cerrahi müdahale gerçekleştirildikten sonraki toparlanma sürecinde kemoterapi uygulanması mümkün değildir. Bu süreçte, ameliyatta gözden kaçırılan kanserli hücrelerin yayılım riski artar, hastalık tekrarlayabilir. Bu sebeple, ameliyat öncesi uygulanan neoadjuvan kemoterapi, kanserin tamamen iyileştirilmesinde önemli bir rol oynayacaktır. Ayrıca, bu cerrahi öncesi tedaviden tam yanıt alan yani ameliyat sonrası patolojik incelemede çıkan dokuda kanser hücresi kalmayan hastalar, en uzun yaşam süresine sahip olan hastalardır. Bir başka deyişle, çıkarılan bölgede tümör kalmaması; tümörün oluşumu sırasında çekilen filmlerde görülemeyen vücudun diğer bölgelerine kaçan hücrelerinde tamamen temizlendiği yani yok olduğu anlamına gelir.

Klasik kemoterapi yöntemi, intrevenöz yolla yani damardan gerçekleştirilir. Ancak, atardamardan uygulanan intra-arteriyel kemoterapinin kanser tedavisinde başarı oranını arttırması, araştırmaları bu yöne çevirmiştir. Kemoterapi, kan dolaşımı yoluyla tüm vücudu dolaşarak kanserli hücrelerin tümüne etki edebilen bir tedavi yöntemidir. İntra-arteriyel uygulama, atardamardan yapılarak kemoterapi ilacının kanser hücrelerine daha etkin ulaşmasını sağlayabilir. Buda, daha fazla kanser hücresini yok etmek anlamına gelmektedir. İşte bu amaçla geçtiğimiz yıllarda yapılan klinik bir araştırma, bu tedavinin olumlu sonuçlarını kanıtlar niteliktedir.

Araştırmada, kanseri belli bir bölgede oluşmuş, vücudun başka yerlerine yayılım göstermemiş, 22 veya daha genç yaştaki 62 osteosarkom hastasında neoadjuvan kemoterapinin intra-arteriyel uygulaması değerlendirilmiştir. Tedavi sonuçları umut vaat edici nitelikte olmuş, gözlenen yan etkiler hastalar tarafından iyi tolere edilmiştir.

Bu araştırma ile bilim insanları, neoadjuvan tedavide uygulanan intra-arteriyel kemoterapinin hastalarda yaşam süresini uzattığı sonucuna varmışlardır. Elde edilen sonuçlar, hastaların yaşamını uzatarak osteosarkom tedavisinde ilerleme kaydedildiğini onkoloji camiasına göstermekle kalmamış, tedavi planlamasında bir alternatif olarak bizler adına yüz güldürücü, hastalar adına umut verici nitelikte olmuştur.

Sağlıklı ve mutlu kalın...
Prof. Dr. Mustafa Özdoğan

Kaynak:

http://europepmc.org/abstract/MED/16131881t