Beyin-tumorlerinde-ameliyatla-tedavi-yontemleri

Beyin tümörlerinde ameliyatla tedavi yöntemleri

Yazı Boyutu:
Küçült
Sıfırla
Büyült

Gelişen beyin tümörünün cerrahi yöntemle alınması önemlidir. Çünkü tümör büyüdükçe kafatasının içindeki baskı artacaktır. Artan baskı beyin tümörlerinin bazı belirtilerine neden olur. Cerrahlar zaman zaman tümörün tamamını alabilir. Ancak, çoğu zaman bu pek de mümkün olmaz ve tümörün bir kısmı çıkarılabilir. Cerrah, beyindeki tümörün tamamının çıkarılamayacağını düşünse de mümkün olduğu kadar fazlasını almak ister. Bu sayede beyin tümörü çevresinde oluşan baskı azalır ve belirtiler minimize edilir.

Beyin tümöründe cerrahi yapılmasının amacı nedir?

-Beyin tümörünün türünü teşhis etmek için cerrahi uygulanır. Ameliyat ile çıkarılmaz tümörler için geçerlidir.

-Beyindeki tümörün tamamını alarak kanseri tedavi etmek için cerrahi uygulanır.

-Beyin tümörünü mümkün olduğu kadar fazla alarak gelişimini yavaşlatmak ve belirtileri azaltmak için cerrahi uygulanır.

-Beyin tümörünü mümkün olduğu kadar fazla alarak diğer tedavilerin daha faydalı olmasını sağlamak için cerrahi uygulanır.

-Tümör içine veya alınan tümör kavitesine radyoterapi yayan tohumları yerleştirmek için cerrahi uygulanır.

-Biriken beyin sıvısını alarak kafatasında oluşan baskıyı hafifletmek için cerrahi uygulanır.

-Kemoterapi ilaçlarını tümör içine enjekte edebilmek için kafatası altına küçük plastik kapsül yerleştirmek için cerrahi uygulanır.

Beyin tümörlerinde hastanın sağkalımını uzatan en önemli kriter tümörün tamamen alınabilmesidir

Bununla birlikte geride kalan tümör miktarı ne kadar az ise hastaya o oranda yarar sağlayacaktır. Bu nedenle cerrah, genellikle tümörü yerleşim yerinin izin verdiği oranda almaya çalışır. Bu işleme, tümörü çıkarma ameliyatı denir. Kanserin bir kısmının alınması, tümörün gelişimini yavaşlatabilir ve belirtilerin kontrol altına alınmasına yardımcı olabilir. Tümörün bir kısmının alınması radyoterapi veya kemoterapi gibi diğer kanser tedavilerinin daha fazla işe yaramasına yardımcı olabilir.

Bazı beyin tümörlerinin cerrahi ile tedavi edilmesi mümkündür. Bu durum aşağıda belirtilen koşulda olan tümörler için geçerlidir:

-Tümör, tamamen alınabilecek durumdaysa,

-Tümörün türü

-Tümörün derecesi

-Tümörün beyindeki pozisyonu

Beyin kanserinde ameliyatı kim yapar?

Beyin kanserinde cerrahi uygulamayı beyin cerrahı gerçekleştirir. Ancak radyasyon onkoloğu, tıbbi onkolog, nükleer tıp uzmanı, radyolog, patolog ve moleküler patoloji hep birlikte ortak bir görüş felsefesinde çalışmalıdır. Hastada akustik nöroma ya da hipofiz bezi tümörü teşhis edilmişse, ameliyata kulak, burun, boğaz cerrahı da dahil olabilir.

Beyin Cerrahi Türleri

Beyin cerrahisinde uygulanan farklı yöntemler vardır. Belli bir amaç için uygulanan bu yöntemler aşağıda belirtilmiştir.

Biyopsi

Cerrah öncelikli olarak biyopsi önerebilir. Bu işlem, hastada ne tür bir beyin tümörü olduğunu gösterecektir. Biyopsi uygulamasında hasta 1-2 gün hastanede yatırılır. Ancak, bazı hastanelerde biyopsi işlemi, gün içinde hasta yatırılmadan da gerçekleştirilebilir. Biyopsi öncesi BT ya da MRI görüntülemesi ile tümörün tam yeri belirlenecektir.

Anestezi altında olan hastanın kafatasında küçük bir delik açılır. Buna burr-hole açılması denir ve bazen doktorlar bu işlemi burr hole biyopsi olarak adlandırır. Çok ince bir iğne açılan delikten tümörün içine kadar sokulur. Sonrasında tümörden alınan parça, laboratuvar ortamında patolog tarafından incelenir. Çıkan patoloji raporu, kansere bağlı gelişen hücrelerin türünü gösterebilir. Bu sayede, hasta için en uygun tedaviye karar verilebilir.

BT ya da MRI görüntüleme eşliğinde yapılan Biyopsi

Bilindiği gibi beyin son derece hassas bir organdır ve kendini yenileme ve iyileştime kabiliyeti diğer organlara göre oldukça kısıtlıdır. Bu nedenle, gerek beyin tümörü ameliyatlar gerekse uygulanan biyopsiler beyin dokusuna mümkün olduğu kadar az zarar vermeyi hedefler. Görüntüleme teknikleri ile yapılan biyopsi ve ameliyat çok daha az beyin dokusuna zarar verecek, uygulama çok daha başarılı olacaktır.

Biyopsi zaman zaman, BT ya da MRI tarama eşliğinde yapılır. Bu görüntüleme teknikleri sayesinde tümörün yeri tam olarak saptanarak örnek alınması sağlanacaktır. BT ya da MRI görüntüleme eşliğinde biyopsi daha çok tümör beyinin derinlerinde olduğunda veya beyinde geniş yayılım gösteren tümörler için tercih edilir. Görüntüleme eşliğinde biyopsi, stereotaktik biyopsi veya nöronavigasyon olarak iki şekilde yapılır.

Stereotaktik Biyopsi

Stereotaktik biyopsisi, özel hedefleme başlığı ve bilgisayar programı kullanılarak gerçekleştirilir. Lokal anestezi ile yapılan bu biyopsi şeklinde hastanın uyanık olması, ameliyatın daha güvenli yapılmasını ve genel anestezi risklerinden korunmayı sağlayacaktır. Stereotaktik biyopside, kafatasında açılan delik diğer beyin ameliyatlarında açılan deliklerden daha küçüktür. Bu sayede, beyin dokusunun daha az zarar görmesi hedeflenir. İşlem sırasında doku örneklerinin alındığı beyin bölgesi açılmayacaktır.

Uygulama sırasında doku örnekleri alınan beyin bölgesi açılmaz, koordinatları saptandıktan sonra uygun biyopsi aletleri kapalı olan bu hedef bölgeye ulaştırılır ve biyopsi ile örnek alınır. Bu tekniğin hasta için en büyük avantajı, açık beyin ameliyatlarına göre çok daha düşük riskli olmasıdır. Stereotaktik beyin biyopsisi yöntemi ile teşhis koyma oranı %95-in üzerindedir.

Çoğunlukla genel anestezi altında uygulanan işlemde, tüm beyin biyopsilerinde olduğu gibi kafatasına çok küçük bir delik açılır. Bilgisayarlı görüntüleme tekniği kullanılarak ince bir iğne ile doğru yerden doku örneği alınabilir.

Nöronavigasyon

Nöronavigasyon yönteminde uygulama önce hastanın BT ya da MRI görüntüsü alınarak nöronavigasyon sistemine yüklenir. Bir tür bilgisayar sistemi ile uygulanan bu yöntemde hastanın 3 boyutlu görüntüleme tetkik sonuçları bilgisayar tarafından tanınır. Bu sayede işlem sadece tanınan bölgede gerçekleşir ve sağlıklı dokuya mümkün olduğu kadar az zarar vermesi sağlanır. Tümör beynin derinlerinde ise 3 boyutlu görüntüleme ile biyopsi iğnesinin istenilen tam yere ulaşması sağlanır.

Biyopsi Sonrası

Her iki biyopside de hemen işlemin ardından alınan doku örneği laboratuvar ortamında incelenir. Sonuçlar, hangi tür beyin tümörü olduğunu ve beyin tümörü hücrelerinin derecesini gösterecektir.

Beyin biyopsisinden sonra en az 1 gece hastanede kalınması söz konusudur. Bu işlem, kulağa korkutucu geliyor olabilir, ancak oldukça güvenli bir uygulama olduğu unutulmamalıdır. İşlem sonrasında nadir de olsa görülebilecek etkiler; kanama veya şişliktir. Görülebilecek herhangi bir şişliği kontrol altına almaya yardımcı olması için biyopsi öncesi ve sonrası hastaya steroid verilebilir.

Kraniyotomi

Kraniyotomi, beyin tümörü için en sık uygulanan operasyon türüdür. Kafatası kemiğinin bir bölümü kesilir. Bu sayede açılan yerden beyne ulaşılarak işlem gerçekleştirilir. Beyin tümörü alındıktan sonra kesilen kafatası kemiği tekrar yerine koyulur ve üzerindeki kafa derisi dikilerek açılan yer kapatılmış olur. Çoğu vakada çıkan saçlar ameliyat izini gizleyecektir.

İşlem sırasında tümörün mümkün olduğu kadar çoğunun çıkarılması amaçlanır. Ancak ne yazık ki bu her zaman mümkün olmayabilir. Tümörün tamamı alınamıyorsa, mümkün olduğu kadarının alınmasına çalışılır. Tümörün tamamı alınamadığında operasyon sonrası iyileştikten sonra hastaya, diğer tedavi yöntemlerinin de (radyoterapi veya kemoterapi) uygulanması gerekecektir.

Mikrocerrahi

Mikrocerrahi, özel mikroskoplar kullanılarak uygulanan cerrahi bir yöntemdir. Cerrah, operasyon sırasında beyin dokusuna daha yakından bakmak isteyebilir. Güçlü mikroskoplar sayesinde sağlıklı dokular, tümör dokularından ayrılabilir. Tümör dokusunu daha yakından tanıyabilen cerrah, hangi dokunun alınması gerektiğine daha sağlıklı karar verecektir.

Şant

Şant (Shunt) beyinde tıkanmış yollara bağlı olarak biriken beyin omurilik sıvısının (BOS) boşaltılarak, kan dolaşımına yeniden katılmasını sağlar. Şant düzeneği bir tüp sistemi ve sıvının drenaj hızını, kafa içi basıncını düzenleyen ve sabit tutmaya çalışan; drene olan sıvının geri akımını engelleyen bir kapaktan (valv) oluşur. Cerrahi olarak üst ucu beyindeki ventrikül boşlukta, alt ucu ise kalpte (ventrikülo-atrial) veya karın boşluğunda (ventrikülo-abdominal) olacak şekilde yerleştirilir. Şant, tüm kısımları vücudun içinde kalacak şekilde takılır, böylece dışarıdan görülemez, dış etkilerden korunur. Karın boşluğuna boşaltılan beyin omurilik sıvısı buradan kan dolaşımına katılır. Diğer bir drenaj yolu da akciğerleri çevreleyen plevra adı verilen zarın olduğu yere şantın alt ucunu yerleştirerek sağlanır ki; buna ventrikulo-plevral şant adı verilir. Birçok durumda, şantlar bir ömür boyu vücutta kalacağı düşünülerek takılır. Bazen hastanın durumuna göre oluşabilen komplikasyonlara bağlı olarak şantlar değiştirilebilir.

Komplikasyonlar genellikle boşaltım (drenaj) sisteminin herhangi bir yerinde bir tıkanma olmasıyla ortaya çıkarlar. Çok nadir olarak şant düzeneğinin mekaniği veya kapakçığı ile ilgili bir problem oluşabilir.

Şantla ilgili olası problemler

Şant tıkanabilir ya da iltihap kapabilir. Takılan şant iltihaplanırsa, hastada görülebilecek bazı şikayetler şunlardır:

-Baş ağrısı

-Nadiren şantın bulunduğu bölgedeki ciltte kızarıklık (örneğin; boyuna ve göğüse doğru uzanan kırmızı bir bölge)

Şant tıkandığında, sıvı tekrar beyin karıncıklarında birikmeye başlayacak ve hasta kafatasında oluşan baskıdan dolayı bazı belirtilerle karşı karşıya kalacaktır:

-Baş ağrısı

-Bulantı ve kusma

-Baş dönmesi

-Bilinç kaybı

-Boyun tutulması

Bahsi geçen belirtilerle karşılaşılması halinde hastanın hiç vakit kaybetmeden doktora başvurması önemlidir. Gelişen bir problemin erken tespit edilmesi erken önlem alınmasını sağlayacaktır. Şant iltihaplanmışsa, antibiyotik tedavisi verilebilir. Ya da şant tıkalı ise, ameliyatla yeni bir şant takılması söz konusudur. Beyin tümörü tedavi edilmişse, hastaya uzun süre(yıllarca) kalacak bir şant takılabilir. Bu sebeple de, bir süre sonrası takılan şantın değiştirilmesi gerekecektir.

Ventriküler erişim cihazları

Cerrahi sırasında zaman zaman plastik içinde oval şeklinde bir cihaz kafa derisinin altına yerleştirilebilir. Buna ventriküler erişim cihazı denir. Bu cihaz, beyin boşluklarına yani ventriküle dolan sıvıya ulaşan ince bir tüptür. Bu sayede, sıvı çekilerek beyinde birikmesi önlenir ve beyinde oluşacak baskı engellenir. Ya da kemoterapi tedavisinde ilacın beyin omurilik sıvısına verilmesi için kullanılabilir. Ventriküler erişim cihazı ile beyin omurilik sıvısından örnek alınabilir. Bu yöntem tanısal amaçlı lomber ponksiyon yönteminden çok daha kolaydır.

Ultrasonik aspirasyon

Ultrasonik aspirasyon, tümörü parçalayarak alma işlemidir. Çok küçük bir ultrason prob tümör içine yerleştirilir. Sonrasında üretilen ses dalgaları titreşime yol açarak tümörü parçalar. Ardından tümör parçaları dikkatli bir emilimle alınır.
Ultrasonik aspirasyon tekniği, çok az bir güç kullanarak tümörün alınmasını sağlar. Böylece tümörün çevresindeki beyin dokularına çok az zarar verir ve kanamaya yol açmadığı söylenebilir. Ultrasonik aspirasyon yöntemi klasik beyin ameliyatlarında ya da nöroendoskopi sırasında kullanılabilir.

Nöroendoskopi

Nöroendoskopi, laparoskopik beyin ameliyatı olarak da adlandırılır. Endoskop; ucunda kamera ve mercek mikroskobu olan uzun bir tüpten oluşan tıbbi bir cihazdır. Endoskoplar, sabit ya da oynar olabilir. Nöroendoskopi, beyin ameliyatı sırasında kafatasında çok küçük bir delik açılabilir demektir. Endoskobun ucunda ne olduğu mercek mikroskobu ya da gözlem ekranından görülebilir. Küçük pens ve makaslar kullanılarak tümör kesilir ve çıkarılır.

Bu tür ameliyatlar, özellikle beyin boşluklarında (ventrikül) gelişen tümörlerin alınmasında faydalıdır.

Burun yoluyla hipofiz bezinin alınması

Tümör hipofiz bezinde gelişmişse, buruna sokulan bir tüp kullanılarak tümörün alınması mümkün olabilir. Bu işleme, transphenoidal cerrahi denir. Hipofiz bezi, kafatasının sağ tarafında beynin alt bölümünde bulunur. Bu nedenle, hipofiz bezine ulaşmanın yolu klasik metotla kafatasını açmak yerine burun kanalından girmektir.

Bu ameliyat için endoskop kullanılabilir. Endoskop, ameliyatta kullanılan uzun ince bir tüptür. Endoskobun ucundaki kamera ve mercek mikroskop sayesinde görüntüleme gerçekleşir. Tüp burundan hipofiz bezine sokulur ve tümör çıkarılır.

Bu tür bir ameliyat sonrası karşılaşılan olası problemler şunlardır:

-Görme sinirlerine (optik sinir) zarar vererek görme kaybına sebep olabilir.

-Beyin felci ya da kanaması gelişebilir.

-Diğer beyin ameliyatlarına nazaran beyin çevresine sıvı sızıntısı olma şansı daha fazla olabilir.

-Menenjit (beyin ve omurilik çevresindeki zarda enfeksiyon) riski vardır.

Yukarıda bahsi geçen komplikasyonlara nadir rastlandığı ve klasik beyin ameliyatlarının da belli riskler taşıdığı unutulmaması gereken noktalardır. Endişelenen hastaların operasyon öncesi kendilerini ameliyat edecek olan beyin cerrahı ile konuşması faydalı olacaktır.

Lokal anestezi ile beyin ameliyatı

Tümör beyinin konuşma, hareket etme ya da hissetme gibi bazı önemli fonksiyonlarını kontrol eden bölümlerine yakınsa, beyin ameliyatı lokal anestezi altında gerçekleştirilebilir. Ameliyat boyunca hasta uyanıktır. Bu tür bir operasyona uyanık kraniotomi denir.

Hasta uyanıkken beynin ameliyat edilen bölümüne dokunularak hastanın konuşması, hareket etmesi ve ne hissettiğini söylemesi istenebilir. Bu, hastanın konuşmasında ya da hissetmesinde ameliyata bağlı bir sorun olmadığından emin olmak içindir.

Hasta uyanıkken beyin ameliyatı kulağa korkutucu gelebilir. Ancak konusunda uzman, deneyimli bir beyin cerrahı için bu tür bir beyin ameliyatının diğer ameliyat yöntemlerinden bir farkı yoktur. Hasta, hiçbir şekilde ağrı hissetmez. Hasta ameliyat boyunca mümkün olduğu kadar güvende ve rahat hissettirilir.

Ameliyatın başında hasta genel aneztezi altına alınarak beyindeki tümöre ulaşacak delik açılır. Sonrasında anestezi azaltılarak hastanın uyanması sağlanır ve beynin ilgili bölgesindeki fonksiyonlar (konuşma, hareket etme ya da hissetme gibi) ameliyat sırasında kontrol edilir. Buna, fonksiyon eşleşmesi denir.

Tümör alındıktan sonra hasta tekrar genel anestezi altına alınarak kafatası onarılır ve kafa derisine dikiş atılarak açılan yer kapatılır.

Hastanın ihtiyaç duyabileceği ilaçlar

Beyin ameliyatına bağlı belirtileri kontrol altına almak için hastanın bazı ilaçlara ihtiyacı olabilir:

-Steroidler

-Anti epileptik ilaçlar

-Steroidler: Tümör ameliyatı öncesi ve sonrası birçok hastanın ağızdan hap olarak ya da damardan steroid alması gerekebilir. Alınacak steroid türü büyük olasılıkla deksametazon olacaktır. Steroidler, beyin tümörü çevresindeki baskıyı ve şişliği hafifleterek belirtileri azaltır.

Bazen ameliyat öncesi alınan deksametazon tümörün çevresindeki şişliği azaltarak belirtileri tamamen durdurabilir. Ancak ne yazık ki bu, tümörün yok olduğu anlamına gelmez. Zamanla belirtiler tekrar ortaya çıkacak, hasta tedaviye ihtiyaç duyacaktır.

Beyin ameliyatı beyin dokularını daha fazla şişirebilir. Bu nedenle, hastanın ameliyat sonrası da steroid kullanması gerekir. Çünkü beyin dokularındaki şişlik kafatasındaki baskıyı arttırır, belirtileri şiddetlendirir. Beyin ameliyatı sonrası iyileşen hastada her gün verilen steroid dozu yavaş yavaş azaltılmaya başlanır ve sonlandırılır. Steroid tedavisinin belli bir süresi yoktur. Tedavi süreleri kişiden kişiye değişir.

Anti epileptik ilaçlar

Hastanın nöbet geçirmesini engellemek için ilaç verilmesi oldukça yaygındır. Bu tür ilaçlar, anti epileptik ilaçlar ya da anti konvülsanlar olarak adlandırılır. Hastanın geçirdiği nöbetler; kafatasındaki baskının artması ya da beyindeki sinir hücrelerinin iritasyonuna bağlı gelişebilir.

Ameliyat sonrası tamamen iyileştiğinde hastaya verilen anti epileptik ilaçlar durdurulabilir. Ancak, bazı hastaların tedavi sonrası bu ilaçları uzun süre kullanması gerekebilir.

Gözlem

Genel olarak beyin kanseri; tekrarlama, başka sağlık problemlerine yol açma ve belirtileri kötüleşme riski yüksek bir kanser türüdür. Bu nedenle, beyin tümörü teşhisi koyulduğu andan itibaren hastanın gözlem altında tutulması ve hiçbir doktor kontrolünü aksatmaması önemlidir.

Sağlıklı ve mutlu kalın...
Prof. Dr. Mustafa Özdoğan