bobrek-kanseri
Yazı Boyutu:
Küçült
Sıfırla
Büyült

Omurganın bir sağında bir de solunda olmak üzere toplam iki tane olan böbrekler yumruk büyüklüğünde, fasulyeyi andıran bir şekle sahiptir. Karnın arka duvarına yaslanmış durumdadır ve göğüs kafesinin alt bölümü tarafından korunur.

Her bir böbreğin üstünde böbreküstü bezleri yer alır. Hem böbrekler hem de böbreküstü bezleri, Greto fasyası olarak bilinen yağlı, ince fibröz (lifli) bir zar ile kaplıdır. Vücutta filtreleme görevi gören böbrek, kanla birlikte gelen atık maddeleri ayırarak filtreler. İdrar haline gelen bu maddeler, sidik borusundan geçerek mesaneye gelir ve idrar dışarı atılana kadar burada birikir.

Bunun yanında böbreklerin vücutta başka görevleri de vardır. Böbrekler, renin olarak adlandırılan hormonu salgılar. Bu hormon, vücutta kan basıncını ve sıvı dengesini düzenler. Yine böbrekler tarafından üretilen hormon eritropoietin, kırmızı kan hücrelerinin üretimini düzenlemektedir.

Böbrekler vücudumuz için önemli organlardır. Zaman zaman her iki böbreğin de işlevini yerine getiremediği görülmektedir. Bu durumda, böbrek yetmezliği sonucu hasta düzenli olarak diyaliz makinasına girer. Bu makinalar, sağlıklı böbreğin yapması gereken görevi yerine getirerek kanı filtreler. Bununla birlikte, böbrek nakli yapılarak tek böbrekle de normal, sağlıklı bir hayat sürülmesi mümkündür.

Böbreklerde, iyi huylu ve kötü huylu olarak adlandırılan birçok farklı kanser türü gelişebilir. Böbrekte kist gelişimi sık görülen bir durumdur ve iyi huylu olduğu için kanser olarak değerlendirilmez. Genellikle yaşamsal risk taşımayan böbrek kistlerinin çoğu zaman tedavi edilmesine bile gerek duyulmaz ve sadece izlenerek takip edilir. Bunun yanında böbrek kanseri kötü huyludur ve her kanser türünde olduğu gibi yaşamsal risk taşımaktadır. Böbrek kanseri genellikle ileri yaşlarda (60 yaş üstü) ortaya çıkar, ancak ailesel geçişli olan türleri daha erken yaşlarda görülebilmektedir. Daha çok erkeklerde görülen bu kanser türünün, tıpkı diğer birçok kanser türünde olduğu gibi erken teşhis sonrası uygulanan etkin tedavi yöntemleri ile tamamen iyileştirilmesi mümkündür.

Sağlıklı ve mutlu kalın...
Prof. Dr. Mustafa Özdoğan