beyin-kanseri-tedavisinde-basari-gosteren-yeni-teknolojiler

Böbrek kanseri tedavi ve araştırmalarında yeni gelişmeler

Yazı Boyutu:
Küçült
Sıfırla
Büyült

Bilim insanları normal börek hücrelerinin, böbrek kanser hücrelerine dönüşmesinde etkili birkaç gen üzerinde çalışmaktadırlar.

Örneğin, birçok böbrek karsinom hücresinde VHL tümör baskılayıcı geninde sorun olduğu görülmüştür. Bu gendeki problem Hipoksi Uyarıcı Faktör (HIF) geninin inaktive olması gerekirken aktive olmasını sağlamakta bunun sonucunda da hücre kanser yoluna gitmektedir. Bu nedenle de yeni tedavi yöntemleri hücresel yolaklara etki etme üzerine yoğunlaşmıştır.

Doktorlar gen değişikliklerinin farklı tip böbrek karsinom hücrelerini oluşturdukları düşüncesinde yoğunlaşmakta, belirli tip böbrek karsinom hücreleri üzerinde hangi tedavinin daha etkili olduğu üzerinde çalışmaktadırlar.

Lokal Tedaviye Yeni Yaklaşımlar

High-intensity focused ultrasound (HIFU) böbrek kanseri üzerinde çalışılan oldukça yeni bir yöntemdir. Bu teknik vücudun dışından direk olarak tümörlü bölgeye gönderilen ultrason dalgalarıyla tümörlü hücreleri yok etmeyi amaçlamaktadır.

Kriyoablasyon

Bönrek kanserlerinde tedavinin temelini, böbreğin çevre dokularıyla birlikte tümünün veya bir kısmının çıkarıldığı cerrahi işlemler oluşturmaktadır. Ancak bu işlemler altta yatan bazı hastalıklar, sınırda olan böbrek fonksiyonları, tek böbrekli olma, kanserin böbrek dışına yayılmış olması, ileri yaş gibi birtakım sebeplerle her zaman mümkün olmamaktadır. Bu yüzden alternatif tedaviler üzerinde çalışılmaktadır. Bunlardan kriyoablasyon yöntemi, son yıllarda oldukça ön plana çıkan ve başarılı sonuçlar alınan bir yöntemdir. Bu yöntemde; deriden açılan küçük bir delikten girilerek iğneler yardımıyla tümör hızla soğutulup dondurularak imha edilmektedir. Avrupa Üroloji Kongresi’nin 2015 yılı toplantısında sunulan bir çalışma da bu yöntemin etkinliğini ortaya koyar niteliktedir.

Çalışmada; kriyoablasyon yöntemi uygulanan ortalama 2 cm. çapında tümörü olan 189 hasta, 55 ay takip edilmiş ve hastaların sağkalım oranları değerlendirilmiştir. Sonuçta 5 yıllık hastalıksız sağkalım yaklaşık % 95, kansere-özgü sağkalım %100, genel sağkalım yaklaşık %95 olmuştur. Yani bu hastalar içerisinde 5 yıllık sürede böbrek kanserinden hiç ölen olmamış ve kanser, hastaların sadece %5’inde yinelenmiştir. Tüm hastaların da yalnızca %5’i yaşamını yitirmiştir.

Sonuç olarak; böbrek kanseri tedavisinde belirli hasta gruplarında oldukça yüksek etkiye sahip olduğu gözlenen kriyoablasyon tekniği, güvenlik profiliyle de klinik uygulamalarda çok daha fazla yer almayı hak etmektedir. Ancak bu yöntem her böbrek kanseri için uygun değildir. 4 cm’ye kadar olan tümörlerde %100’e yakın etkinlik gösterirken, daha büyük tümörlerde yeterince etkili olmadığı görülmektedir. Bu yüzden kriyoablasyon yönteminin uygulanacağı hasta gruplarının iyi belirlenmesi ve deneyimli merkezlerde yapılması son derece önemlidir.

Arteriyel embolizasyon

Bu yöntemde, kasıktan içeri girilerek sonda yardımı ile tümörü besleyen damarlar bulunur ve özel bir madde ile tümörle arasındaki bağ kesilir. Böylece beslenemeyen tümör zamanla yok olur. Bu işlemde doğru damarın bulunması önemlidir, bu yüzden daha net sonuçlar elde edebilmek için özel bir boya ile tümörü besleyen damar tespit edilmektedir.

Radyofrekans ablasyonu

Bu tedavi şeklinde tümörü ısıtmak için yüksek enerji radyo dalgaları kullanılır. Tümör içerisine sokulan iğneye benzer bir sonda aracılığı ile verilen radyofrekans dalgaları tümörü ısıtarak yok eder. Radyofrekans ablasyon, lokal anestezi kullanılarak ayakta tedavi ile yapılan bir işlemdir.

Hedeflenmiş Tedaviler

Kemoterapi ileri böbrek kanserlerinde etkili olmadığı için hedeflenmiş tedavi cerrahi operasyonla tedavi edilemeyen böbrek kanseri için ilk tercih olarak kullanılmaktadır. Şu an da bu tedavi seçenekleri ayrı ayrı uygulanmaktadır fakat devam eden klinik çalışmalar sonucu hedeflenmiş tedavi ilaçlarının diğer tedavi seçenekleriyle beraber kullanılmasının tek başına kullanımdan daha faydalı olacağı düşünülmektedir.

Birçok hedeflenmiş tedavi ilaçları Cediranib ve Trebananib ile birlikte test edilmektedir ve klinik çalışmalarda umut vaat edici gelişmeler görülmektedir.

Cerrahi operasyondan önce ve sonra hedeflenmiş tedavi ilaçlarının etkisi araştırılmaktadır. Bu çalışmalardaki beklentiler başarılı tedavi oranlarını artırmak ve tümörü küçültüp geniş çaplı cerrahi operasyonları azaltmaktır. Böylece böbrek fonksiyon kaybı en aza indirilerek normale en yakın şekilde tutulabilir.

Mevcut araştırmalar yeni ilaçların mevcut hangi ilaçla kombine kullanılabileceği ve kişiye özel en iyi tedaviyi belirlemek üzerine yoğunlaşmıştır. Böylece kişide kanser oluşturan faktörün bulunup en uygun ilaç kullanılarak tedaviye cevabı artırmak amaçlanmaktadır.

İmmunoterapi

İmmunoterapi ile immun sistemin kanserli hücrelere etkisi artırılmaktadır. Böbrek kanseri de immunoterapiye en iyi cevap veren türlerden birisidir. Klinik araştırmalarında birçok yeni immunoterapi metodu denenmektedir. Temel araştırmalar immun sistemin nasıl aktive olduğu, kanserli hücrelerin tepkisinin nasıl olduğu, immun sistemi daha iyi anlamak üzerinedir.

PD-1 ve PD-L1 Proteinlerini Bloklayan İlaçlar:

Kanser hücreleri immun sistemden korunmak için vücutta doğal yolakları kullanmaktadır. Örneğin kanserli hücre yüzeylerinde bulunan PD-L1 isimli protein immun sistemden kaçmak için yardımcı olmaktadır. Yeni ilaçlar PD-L1 isimli proteinini bloklayarak veya T hücrelerinde bulunan aynı proteine eş PD-1 proteini aracılığıyla immun sistem tarafından yakalanmaktadır.

Yeni gelişmeler altında bazı ilaçlar bu tip proteinleri bloklayarak böbrek kanserine karşı umut vaat etmektedir. Örneğin, Nivolumab (Opdivo) ileri böbrek kanserine karşı kullanıma onaylanmış, bu ilacı kullananlarda yaşam süresinin uzadığı görülmüştür. Geniş araştırmalar kapsamında bu tip ilaçlar geliştirilmektedir.

Aşılar

Bazı tip aşılar böbrek kanserli hücrelere karşı immun sistem cevabını artırmak üzere klinik araştırmalarda test edilmiştir. Bu tip aşılar normal aşıların koruyu etkisinin aksine(örneğin kızamık, kabakulak enfeksiyonlarına karşı koruyucu), böbrek kanserine tedavi amacıyla tasarlanmaktadır. Bu tip tedavinin muhtemel tek avantajı yan etkisinin çok az olmasıdır. Çalışmalar olmasına rağmen aşılar henüz klinik araştırmalar dışında kullanılmamaktadır.

Tasarlanan aşıların immun sistemi düzenleyebileceği üzerine birkaç yaklaşım bulunmaktadır:

  • Bir yaklaşıma göre cerrahi operasyon ile alınan kanserli hücrelerin laboratuvar ortamında değiştirilerek tekrar vücuda verilmesi halinde immun cevap oluşturabileceği. Başka bir yaklaşım ise bir virüsü değiştirerek patojen (hastalık yapma yeteneği) ortadan kaldırılıp, üzerine kanserli hücrelerin taşıdığı proteinler eklenerek vücuda enjekte edildikten sonra immun sistem tarafından tanınması böylece kanserli hücrelere karşı da duyarlı olması amaçlanmaktadır.
  • Başka bir yaklaşım ise immun sistem hücrelerini kandan ayrıştırıp, bu hücreleri sitokinler ve ölü kanserli hücrelerle mualeme edip onları dentritik hücrelere (antijen sunan hücrelere) dönüştürürerek kanserli hücreleri tanır hale getirmek. Ardından bu hücreleri vücuda enjekte edip kanserli hücreleri yok etmek amaçlanmaktadır. İlk çalışmalar umut verici olsa da henüz çalışmalar tamamlanmamıştır.

Kemik İliği ve Periferik Kan Kök Hücre Nakli

İleri düzey böbrek kanserli bireylerde, bireyin kendi immun sistemi kanseri etkili şekilde kontrol edememektedir. Bu yüzden immunoterapi ile başka birininin immun sistemi vasıtasıyla kanserli hücrelere etki etmek denenmektedir.

Öncelikle, uyumlu donörden  immun sistem hücrelerinin ilk hali olan kök hücreler ve kemik iliği hücreleri alınır. Kanserli bireyde kemoterapi ilaçları, immun baskılayıcı ilaçlar, immun sistem ve kemik iliğine zarar veren ilaçlardan dolayı bu hücreler zarar görmektedir. Donörden alınan bu hücreler kanserli bireye verilerek immun sistemi canlandırmak ve kanserli hücrelere karşı savunma amaçlanmaktadır.

Bazı araştırmalarda bu tedavinin umut vaat edici olduğu, bazı bireylerde kanseri küçülttüğü görülmüştür. Fakat neden olduğu yan etkiler sebebiyle güvenliği kanıtlanana kadar tedavide kullanılması mümkün değildir.

 

Sağlıklı ve mutlu kalın...
Prof. Dr. Mustafa Özdoğan