Genel Kanser Haberleri, Kanser Haberleri

Dünden bugüne kanser tedavisi

Yazı Boyutu:
Küçült
Sıfırla
Büyült

Modern kanser tedavi yöntemleri 2. Dünya savaşında kullanılan hardal gazına maruz kalan askerlerde görülen kan değer düşüklükleri ile başlamıştır. Bununla birlikte, 2000 yılı öncesine kadar kanser tedavisi ağırlıklı olarak doğrudan kanserli hücreyi öldürücü etki oluşturan ilaçları saptamaya çalışmakla geçmiştir...

Saptanan ve pratikte kullanılan çok sayıda kemoterapi ilacı bir çok kanser türünde etkili olmuştur. Örneğin; sisplatin isminde bir platin analoğu ilaç son derece öldürücü olan erkek yumurtalık kanserinde özellikle erken evrelerde %100’e yakın oranlarda şifayı getirmiştir. Daha bir çok kanser türünde hastalıktan kurtulma oranlarını artırmış diğer kemoterapi ilaçları ile birlikte kullanılarak tedavi başarılarına katkı sağlamıştır. Ancak elde edilen sonuçlar kanser ile başa çıkmada yeterli olamamıştır. Kanser biyolojisinin 2000’lere doğru daha iyi tanınması, kanserli hücreye dışarıdan büyüme sinyali veren faktörler, bu sinyali hücre içine ileten hücre reseptörleri (algaçları) ve sinyalin hücre içinde hücre çekirdeğine iletimindeki sinyal ileti yollarının tanımlanması kanser tedavisine farklı bir yön vermiştir. Tüm bu saydığımız basamaklara yönelik geliştirilen tedavilere hedefe yönelik tedaviler veya akıllı tedaviler adını vermekteyiz.

Kanserin türüne özel saptanan bu hedeflere yönelik geliştirilen tedaviler birçok kanser türünde adeta bir çığır açmıştır. 2000’ler öncesi şifa şansı olmayan ve en iyi kemoterapiler ile %8-10 oranında fayda sağlanan Gastrointestinal Stromal Tümör adında mide barsak bölgesinde ortaya çıkan kanser türünde keşfedilen akıllı bir ilaç (imatinib) ile neredeyse %80-90’lar oranında başarı elde edilmiştir. Aynı ilaç kronik myelositer lösemi tipinde de şaşırtıcı başarılara neden olmuş ve artık rutin pratik kullanımda çok sayıda hastaya yüksek oranda fayda ve uzun yaşama şansı vermiştir. Günümüzde rutin pratik kullanıma girmiş onlarca sayıda akıllı ilaç mevcuttur. 600’ün üzerinde geliştirilmekte olan molekül söz konusudur. Kanser hücresinin daha iyi tanınması, türleri arasında farklılıkların saptanması, hücre içi sinyal ileti yolları ve bu yollar arsı çapraz iletişimlerin ortaya çıkarılması ile başarı giderek artacaktır.

Kanser sadece türler arasında değişiklikler göstermemektedir. Kanserin bulunduğu bireylerde bile aynı tür kanser farklılık göstermektedir. Her bireyin tedavilere dayanıklılığı ve eşlik eden hastalıkları farklıdır. Özellikle tedavi seçeneklerinde artış ile tümör tipi farklılıklar, bireysel farklılıkların kanser tedavisinde seçiciliği ve bireye özgü tedavilerin geliştirilmesine yol açmıştır.

Günümüzde kanser tedavisinde gelinen en önemli nokta hastalığın erken tanınması ile başlamaktadır. Çünkü bir kanser türü ne kadar erken tanınırsa hastalıktan kurtulmada o oranda artmaktadır. Görüntüleme teknolojisinde gelişmeler ve daha bilinçli hasta ve hekim profili ile erken tanılar artmıştır. Kanser hücresine özel epigenetik değişikliklerin ve bu değişikliğe bağlı kanda veya vücut sıvılarında artan proteinlerin saptanması kanserin erken tanısında bir çığır açacağı izlenimini vermektedir.
Kanser cerrahisinde teknikler son yıllarda çok daha gelişmiş ve hasta vücut bütünlüğüne en az zarar verecek şekilde yapılabilir olmuştur.

Radyoterapi teknikleri gelişmiş, modern cihazlar ve uygulama yöntemleri ile tümör dışı doku maksimum oranda korunarak tümörü yok etme yolunda ilerlemeler kaydedilmiştir.

Modern tedavi ilaçları nereden geliyor?

Alternatif tıp uygulayıcılarının en önemli argümanları modern ilaçların sentetik olduğu, hastalara faydadan çok zarar verdiği, buna karşın doğal ürünlerin daha güvenli ve hastaya şifa sunduğu, doğanın bu konuda yok sayılamayacağı söylemlerinden oluşur. Bir takım özel mistik formüller ile bunlar süslenerek hastalara umut olarak sunulmaya çalışılır. Oysa modern ilaçların bulunması ve uygulamaya kadar geçen aşamaları göz önüne alındığında bu söylemler kolayca bertaraf edilebilir.

Mevcutta kullanılan ilaçların yaklaşık %50'si Amerikan Ulusal Kanser Enstitüsü (NCI) çalışmaları sonucu kullanıma girmiştir. NCI, umut vaad eden ilaç ve bileşikleri resmi laboratuvarlardan, araştırma enstitülerinden tüm dünyadaki şirketlerden talep ederek veya kendi bilim adamları tarafından yıllık literatürleri tarayarak elde eder ve belirler. Bir diğer kaynak; tüm dünyada ilişki içinde oldukları ajanslar aracılığı ile binlerce bitki, deniz organizması toplanır ve NCI laboratuvarlarına tümör tarama testlerinde araştırılmak üzere yollanır. Şu ana kadar NCI 140.000'den fazla sentetik kimyasal ve 80.000 bitkiden elde edilmiş doğal ekstreler, deniz ürünlerinden elde edilen yapılar ve diğer biyolojik materyaller potansiyel anti-tümöral etki olasılığı için araştırılmıştır. Umut vaad eden ve doğadan elde edilen bu moleküller 3 tümör hücre kültüründe test edilir. Herhangi birine etkili ise 60 kanser hücre kültür panelinde test edilir. Bu çoklu taramada ilaç tek bir mekanizma/yol ile hücre ölümüne neden oluyorsa bu anlamlı bulunur. Yaklaşık yılda 2500 bileşik test edilir. Bunların sadece %2'si fare çalışmalarına uygun bulunur. Her yıl elde edilen yaklaşık 150-200 bileşik fiber tüp yöntemi ile canlı farede denenir. Her ilaç fiber tüp yöntemi ile iki ayrı dozda 12 farklı tümör hücre gurubunu taşıyan farelerde test edilir. Daha sonra xenograft modelde test edilir (antitümör aktivitesi için ~30 gün alır). Daha sonra yan etki (toksikoloji) çalışmaları yapılır; ilaç nerede metobolize oluyor, ne sıklıkta kullanılmalı, ne yola (ağızdan veya damardan) kullanılmalı saptanmaya çalışılır. Bu seviyeye gelirse NCI 250-500.000 dolar kaynak ayırır, 2 tür hayvanda tekrar yan etki profili değerlendirilir ve sonrası onay alınarak insanda faz I çalışmaya geçilir. Faz I çalışmada etkin bulunan ilaçlara milyon dolarlar düzeyinde araştırma maliyetleri ayrılarak faz II ve III çalışmaları tamamlanır. Etkin bulunan ilaçlar ise ulusal kuruluşlarca onaylanarak (FDA, EMEA, Sağlık Bakanlığı) endikasyonu doğrultusunda kullanıma sunulur. Tüm bu yolların alternatif tıp uygulayıcıları tarafından aşılması mümkün değildir. Bununla birlikte alternatif tıp alanında kullanılan en popüler bitkisel ilaçlarından potansiyel umut taşıyanları ise modern tıp uygulayıcıları tarafında sorgulanmış ve iyi dizayn edilmiş çalışmalarda anlamlı sonuçlar elde edilememiş ve bu alanda kullanımı destek görmemiştir. Bu tip ilaçlara en iyi örnek; ökse otu ekstresi (mistel veya ıskador), kantaron otu, aloa vera, zakkum, reishi mantarı sayılabilir. Bu gün Avrupa ve Türkiye'de birçok web sayfasında bu ürünlerin kanser hastalarına bir umut olarak sunulduğu ve uygulandığı görülebilir.

Modern tıbbın son yıllarda doğadan elde edilen kanser ilaçları dışında doğrudan kansere dönüşen hücrelerin hücre içi ve dışı mekanizmaların incelenmesi ve hücrenin kontrolsüz büyümesini uyaran veya bozulmuş engelleyici basamakların tanımlanması ile olmuştur. Bu tanımlanan mekanizmalara yönelik geliştirilen ilaçlar (hedeflenmiş veya akıllı ilaçlar) ise neredeyse birçok kanser türünde etkinlikleri son derece anlamlıdır. Kronik myelösiter lösemi, lenfoma, gastrointestinal stromal tümör, meme kanseri, böbrek hücreli kanser, bunlardan sadece bir kaçıdır. Bu hastalıklarda kemoterapiler ile bu grup ilaçların kombinasyonu ile elde edilen sonuçlar ise neredeyse bir devrim niteliğindedir. Kanser tek bir hastalık değildir. Aynı histoloji ve aynı evreye sahip kanserli bir hastada bile bu gün bir çok alt tip ve genetik farklılıklar ortaya konmuş ve tedaviler bireyselleşmiştir. Tüm bu gelişmeleri yok sayarak sınırlı bilgi düzeyleri ve birkaç eskimiş argümanlar ile bireylerin alternatif tıp alanına yönlendirmesi insan haklarının ihlali olup artık günümüz koşullarında bir suç sayılmalıdır.

Kanser alanında tamamlayıcı ve alternatif tedavilere bakışımız nasıl olmalı?

Geçtiğimiz yüz yıl modern tıp ve alternatif tıbbın karşılıklı birbirini ret eden yaklaşımı ile geçmiş, ancak 20. yüzyılın sonlarında bu iki yaklaşım kısmen bir barış içine girmiş ve birbirlerini sorgular olmuşlardır. Yüzyılın son yarısında modern tıp uygulamalarında ciddi gelişmeler alternatif tıp uygulayıcılarını kendi uygulamaları ile modern tıp yöntemlerini entegre etmeye zorlamıştır. Aynı zamanda modern tıp uygulayıcıları ise alternatif tedavi yöntemlerini doğrudan ret etmek yerine bilimsel çerçevede sorgulamaya ve hastaya katkı sağlayabilecek kanıtlanmış uygulamaları (özellikle yaşam kalitesine katkı sağlayan yöntemleri) klinik pratiklerine entegre etmeye başlamışlardır.

Kuşkusuz ki kanser gibi takip ve tedavi süreci son derece güç olan bir hastalık seyrinde hastaya katkı sağlayacak (tedavi başarısına veya yaşam kalitesine) güvenilir ve uygulanabilir, maliyet etkin yöntemlerin aranması ve denenmesi kaçınılmaz olacaktır. Tüm bu çabalar bilimsel ve etik uygulamalar eşliğinde olmalıdır. Aksi takdirde tüm dünyada olduğu gibi ciddi bir bilgi ve deneyime ihtiyaç duyulmaksızın uygulanabilecek yöntemlerden olan alternatif tıp uygulamaları hem hastaların sağlığına zarar verirken aynı zamanda uygulayıcılarına haksız kazanç ve ülkemize de ekonomik kayıp oluşturacaktır.

Amerika Birleşik Devletleri'nde zaman içinde artan ve son yıllarda topluma 40 milyar dolar maliyeti aşan alternatif tedavi yöntemleri (vitaminler, bitkisel ürünler, çeşitli beyin-vucut teknikleri) ulusal stratejilerin gelişmesine ve bu yöntemlerin bilimsel çerçevede sorgulanmasına neden olmuştur. ABD'de bu alan için Ulusal Kanser Enstitüsü (National Canser Institute) ne bağlı kanser tamamlayıcı ve alternatif tıp ofisini (OCCAM) ve ulusal sağlık enstitüsü (National Institute of Health) 'ne bağlı ulusal tamamlayıcı ve alternatif tıp merkezini (NCCAM) kurmuş ve bu kurumlar aracılığı ile bilimsel çerçevede çok sayıda yöntemi sorgulamıştır. Amarika'ya 2004 yılında kurulan Entegratif Onkoloji Derneği (Society for Integratif Oncology) bu alanda ortaya çıkan kanıtlardan yola çıkarak 2007 yılında bir rehber hazırlamıştır. Bu rehber hekim ve hastalara tamamlayıcı ve alternatif tedaviler konusunda bilimsel kanıtlar eşliğinde öneriler sunmaktadır.

Tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de tamamlayıcı ve alternatif tıp yöntemleri konusunda bir kavram karmaşası yaşanmaktadır. Bu nedenledir ki bu kavramlar birbirinden ayrı kullanılmalı ve açıkça tanımlanmalıdır.

Kanserde tamamlayıcı tıp yöntemleri

Günümüze değin biline gelen alternatif tıp yöntemlerinin (destek ve tedavi amaçlı) bilimsel yöntemler ile yapılan karşılaştırmalı klinik çalışmalar sonrası güvenli ve etkin bulunan, doğrudan kanser tedavisini hedeflemeden kanser ve kanser tedavilerinin yan etkilerini azaltmayı hedefleyen uygulamalardır. Dünyada kabul gören bu tür uygulamalar çoğunlukla kanserde destek tedavi uygulamaları ve yaşam kalitesini artırmaya yönelik uygulamalar ile sınırlıdır.
Mevcut bilgi birikimi doğrultusunda bu yöntemlerin birincil tedavi (kanseri tedavi etme) yöntemi olarak kullanımları söz konusu değildir.

Kanserde alternatif tıp yöntemleri

Çoğunlukla geleneksel tıp uygulamalarını ret eden ve/veya ikinci planda tutan iyi klinik çalışmalar ile kanıtlanmamış, kanser tedavisinde başarılı olduğu iddiası ile hastalara sunulan yöntemlerdir. Bu uygulamalar tamamlayıcı tıp uygulamalarının aksine hastaları modern tıptan uzak tutmayı hedeflemektedir. Son yıllarda ülkemizde profesyonel gruplar (hekim ve hekim dışı) alternatif tıp alanındaki ekonomik rantı görmüş ve bu alanda adeta bir yatırım yarışına girmişlerdir. Bu gruplar hasta ve yakınlarının umut arayışlarını ve bilgisizliklerini de kullanıp rahatsız edici ve tepkileri üstlerine çekici deyim olan alternatif tedavi ürünleri yerine tamamlayıcı tedavi ürünleri adı altında ürünlerini ve yöntemlerini pazarlamaya başlamışlardır.

Başarılı bir kanser tedavisi için sadece doğru ilaçları kullanmak yeterli midir?

Kanserli hastanın tıbbi tedavisinde tek başarı doğru hastaya doğru ilaçları damardan veya ağızdan vermekten ibaret değildir. Bu sadece tedavide uyulması zorunlu olan bir parçadır. İşin sırrı sevgi, insana duyulan saygı, umut ve güvenin hasta ve ailesine aktarma çabası ile olmalıdır.

Bu bağlamda hasta, ailesi ve sosyal çevresi bir bütün olarak ele alınmalı ve tüm bu faktörler gözden geçirilerek hastaya maksimum fayda sağlanmaya çalışılmalıdır. Kanserli hastaların rehabilitasyonu ve eğitimi son derece önemlidir. Bu felsefe tüm kanser tedavi organizasyonlarında yer almalıdır. Kanserli hastanın rehabilitasyonunda, fiziksel rehabilitasyon, cinsel rehabilitasyon, psikolojik rehabilitasyon ayrı ayrı ele alınmalı ve hastanın tedaviler sırasında ve sonrasında yaşam kalitesi en üst düzeye çekilmelidir. Böylelikle hastanın hekime ve tedaviye güveni artırılmalı hayata tutunma gücü desteklenmelidir.

Sağlıklı ve mutlu kalın...
Prof. Dr. Mustafa Özdoğan