Ebeveyni-kanser-olan-cocuklara-psikolojik-destek-verilmeli

Ebeveyni kanser olan çocuklara psikolojik destek verilmeli

Yazı Boyutu:
Küçült
Sıfırla
Büyült

Kanser teşhisi koyulan kişinin, yakınlarının özellikle de çocuklarının bu zorlu süreci daha kolay atlatmasını sağlamanın en doğru yolu psikolojik destek almaktır.

Kanser, teşhisi koyulduğu andan itibaren doğru yönetilmesi gereken bir hastalıktır. Hayatı bir anda değiştirecek olan bu hastalıkla baş etmek ancak tıbbi destekle mümkün olacaktır. Fakat resme birde psikolojik açıdan bakmak gerekir. Yaşanacak bu uzun ve zorlu süreçte hasta ve hasta yakınlarına verilecek psikolojik destek manevi boşlukları dolduracak, kişinin kendini yalnız hissetmemesini sağlayacak, yoluna nasıl devam edeceği konusunda kılavuzluk edecektir.
Bu sebeple önemi göz ardı edilmemesi gereken psikolojik destek, hem kanser teşhisi koyulan kişinin kendisi hem de yakınları için önemlidir. Özellikle, çocukların bu hassas durumu anlamasını sağlamanın en doğru yolunun uzman bir psikologla görüşerek mümkün olacağının unutulmaması gerekmektedir. Çocukların bu süreci en az hasarla atlatması ve desteklenmesi için ebeveynlerin bu doğrultuda hareket ederek uzman bir psikolog desteği alması için yol gösterilmelidir.

Bizde, işte bu düşünceden yola çıkarak ebeveyni kanser olan çocuklarımıza nasıl yol göstereceğimiz konusunda aklımıza takılan bazı soruları Uzman Klinik Psikoloğumuz Almıla Şen’e yönelttik.

Kanserin kişi üzerinde yarattığı psikolojik etki nedir?

Kanser tanısı almanın kişi üzerindeki en büyük etkisi, kaygı (anxiete ) bozukluğudur. Kanser tanısı alan kişi bundan sonrasında hayatının nasıl olacağını ve eski hayat düzenine dönüp dönemeyeceğini merak ederek; nasıl iyileşeceğini, tedavinin faydalarını ve yan etkilerini, kanserin yaşantısını nasıl etkileyeceğini düşünür ve cevaplar arar. Hayatında daha önce hiç yaşamadığı ve baş başa kaldığı bu durumla mücadele ederken, aradığı cevapları bulamaması kişide kaygılar yaratır. Kaygıyı, kişilik özelliğine bağlı olarak zaman zaman öfke, sabırsızlık ve depresyon gibi birçok psikolojik durum izleyebilmektedir.

Çocuğa ebeveynin kanser olduğu nasıl söylenmelidir? Çocuk bu durumda neler hisseder?

Düşünülenin aksine, her çocuğun kişilik özelliğine, yaşına ve algısına göre hastalığı ona anlatma yöntemi ve şekli vardır. Yeter ki bu konuda çocuğa karşı dürüst olalım ve vereceği tepkiler, yaşayacağı zorluklar ile baş etme konusunda bilinçlenelim. Yine düşünülenin aksine, çocuk bunu bir psikologdan veya diğer sağlık uzmanlarından değil de, hastalığı yaşayan kişiden duyması en ideal olandır. Ancak, bazen kanser teşhisi koyulan kişi bu gücü kendinde bulamayabilir. Bu durumda, kişinin sevdiği ve güvendiği bir aile büyüğü çocuğun kendisini güvende hissettiği bir ortamda, örneğin; evinde durumu ona anlatmalıdır. Hastalanan kişinin de aynı ortamda olması en sağlıklı söyleme şeklidir.

Aileler, çocuğun hayat akışının dolayısıyla derslerinin etkileneceğinden ve çok üzüleceğinden korktukları için bu durumu onlarla paylaşmamayı tercih etmeye çok eğilimlidirler. Ancak unutulan nokta; çocuğun etrafında olup bitenleri fark ediyor olmasıdır. Onu bu süreçte tek başına bırakmak, etrafında olup biteni anlamak isteyen çocuğun tek başına araştırmaya girmesine neden olur. Bu da, belki de mevcut olan durumdan daha kötüsünü algılamasına neden olacaktır. Kafasından geçen sorunları büyüterek annesinin ya da babasının çok kötü durumda olduğu için ona bir şey söylenmediğini düşünür. Bunun yanında, çocuğa sadece “biraz hastayım” diyerek anne ya da babanın içinde bulunduğu durumu geçiştirmesi, ileriki süreçte çocuğun saç dökülmesi gibi kanser tedavisinin yan etkileri ortaya çıktığında, “hasta olmak böyle bir şey demek ki. Bende hasta olursam saçım dökülecek, böyle halsiz olacağım” gibi yanlış algılara kapılmasına ve nezle gibi ufak bir rahatsızlıkta bile inanılmaz kaygı bozuklukları yaşamasına neden olacaktır.

Bu konuda yakınları çocuğun hayatını kolaylaştırmak için neler yapmalıdır?

Öncelikle açık, net ve dürüst olunmalıdır. Hastanın yaşayabileceği herhangi bir yan etki, öncelikle sözel olarak anlayabileceği şekilde çocuğa açıklanarak bu fikre alışmasına ve hazırlanmasına fırsat verilmelidir. Örneğin; kemoterapinin yan etkisi olarak ortaya çıkan saç dökülmesine karşı ilacın yan etkisi olarak bir süre bunun yaşanacağı fakat kemoterapiden sonra tekrar eski saça kavuşulabileceği açıklanmalıdır. Örneğin; çocuğa söylemeden eve saçı kestirerek gelmek yerine çocuk ile beraber kuaföre gitmek, saçı çıkarılarak peruk takılabilen oyuncak bebek almak gibi çocuğun ilgi alanındaki oyuncakları buna göre düzenlemek, onun daha kolay adapte olmasına yardımcı olabilir. Unutmayalım ki, doğru ve bilinçli açıklandığı sürece çocuklar çok çabuk biçimde bu duruma uyum sağlayabileceklerdir.

Çocuğun öğretmeni, gittiği spor kulübü veya bunun gibi aktivite gruplarındaki sorumlu kişiler de bu durum ile ilgili olarak mutlaka bilgilendirilmelidir. Çocuğun günlük yaşam rutini mümkün olduğunca sürdürülmeye çalışılmalıdır.

Ebeveyninin kanser olduğunu öğrenen çocuk en çok ne konuda kendini çaresiz hisseder? Bu hissi ortadan kaldırmak için yakınlarına düşen görevler nelerdir?

Çocuğun bunu nasıl öğrendiğine bağlı olarak yaşadığı kaygı düzeyi değişebilir. Evde değişen bu durum hakkında bilgi verilmeyen çocuğun çaresizliği en fazla bu konudadır. Çocukta paylaşamama, soramama hissi ve durum o kadar kötü ki kimse bana fazla bir şey söylemiyor düşüncesi hakimdir. Kendi kendine evdeki durumu çözmeye çalışan çocuğun yaşadığı kaygı, korku ve stres düzeyi, ailesi tarafından durumu açıklanmış ve “yaşadığın her konuda burada sana desteğiz, buradayız” denilen çocuğa oranla çok daha fazladır.

O sebeple, bu süreçte çocuğa yaklaşımda uzman bir psikologdan destek almanın önemi ortadadır. Verilecek psikolojik destek ve anlatma biçimi, çocuğun kişilik özelliğine ve bulunduğu yaş dilimine göre farklılıklar gösterebilir. Annesini ya da babasını kaybetme korkusuyla yaşadığı kaygı ve korku; günlük yaşam düzeninde (yemek yeme, uyku alışkanlığı gibi) olumsuz etkiler yaratabilir. Yakınlarına düşen görev ise, bu konuda bir takım olarak çalışmaktır. Söylenen söz ve davranışlarda tutarlı bir tutum sergilemek gerekir. Aile fertlerinin farklı şeyler söylemesi, çocuğun zaman zaman güvendiği aile yakınlarına ayrı ayrı sorarak, durumun gerçekliğinin ve ciddiyetinin ne kadar doğru söylendiğini sorgulamasına neden olabilir. Kısacası yakınların dürüst, açık ve net olmaları, çocuğun bu süreci sağlıklı bir şekilde geçirmesi açısından oldukça önemlidir.

Çocuğun psikolojik bir destek alması gerekli midir?

Bu, ailenin çocuğa yaklaşımı ile de ilgilidir. En başından çocuk ile aile arasında sağlıklı bir iletişim kurulursa çoğu çocukta ihtiyaç görülmeyebilir.

Öncelikle, ailenin çocuğa bu durumu açıklamadan önce nasıl bir tutum ve davranış sergilemeleri gerektiği konusunda uzman bir psikologdan yardım almasında fayda vardır. Uzman psikolog, çocuğun kişiliğini ve bulunduğu yaşı göz önüne alarak aileye destek olacak ve yol gösterecektir. Çocuğun istediği zaman dışarıda birilerinin ona yardımcı olacağı bilgisinin verilmesi önemlidir. Böylece, çocuk bir kez de olsa bir psikolog ile görüşerek, dışarıda bana yardımcı olabilecek objektif bir uzman var algısı oluşması sağlanacak, ailedeki bu durumu dışarıdan bir uzman ile konuşması ona güven verecektir. Daha sonraki süreçte, aile ile psikolog çocuğun bir destek alıp almaması gerektiği konusunda karar verebilir.

Siz ülkemizde ebeveyni kanser olan çocuklara yeterince destek verildiğine inanıyor musunuz?

İnanmıyorum diyeceğim ne yazık ki… Çünkü çoğu aile böyle bir teşhis karşısında kendisinin psikolojik destek alması gerektiğinin bilincinde değil ve buna inanmıyor. Bu durumda, nasıl çocuğa destek verilebilsin veya destek verilmesi yolunda yardım istesin.

Bu konuda biz profesyoneller olarak öncelikle aileleri bilinçlendirmemiz gerekiyor. Çünkü her şey önce ailede başlıyor. Teşhisi koyulduğu andan itibaren çocuğu ile bunu paylaşmak istemeyen ve paylaşmayan aileler ile karşı karşıya kalıyoruz. Ancak çocuğun ders başarısı düştüğünde psikoloğa başvurulması gerektiği düşünülüyor. Duygusal durumu bozulmadan ya da ders başarısı düşmeden, önlem amaçlı desteğe ihtiyaç olmadığı inancı hakim. Halbuki böyle zorlu bir sürece girerken ailelerin çocukları ile birlikte başlangıçta psikolojik destek almaları, yaşanacak olumlu ya da olumsuz durumlar karşısında daha sağlam bir duruş sergilemelerine yardımcı olacaktır kanaatindeyim.

Değerli görüşlerini bizimle paylaşan Uzman Klinik Psikolog Almıla Şen’e içten teşekkürlerimizi sunarız.

Sağlıklı ve mutlu kalın...
Prof. Dr. Mustafa Özdoğan