genlerimiz-bencil-olabilir-mi-kalitsal-kanserler-ve-genleri

Genlerimiz bencil olabilir mi? Kalıtsal kanserler ve genleri

Yazı Boyutu:
Küçült
Sıfırla
Büyült

Kansere karşı etkili tedaviler geliştirmek için kanserin ortaya çıkış mekanizmalarını anlamak büyük önem taşır. Bu konuda en önemli katkılar genetik biliminden gelmektedir.

Bilindiği üzere vücudumuzun temel yapı taşları hücrelerdir. Hücrelerimiz anne rahmine düştüğümüz andan itibaren çok hızlı bir şekilde çoğalmaya başlar. Yaşlılıkta ise hücreler sadece ölen hücrelerin yenilenmesi için çoğalır.

Kanser hücresel seviyede genetik bir hastalıktır. Hücrelerin normal şartlar altında çoğalmasını, birbirleriyle iletişimini kontrol eden genlerde meydana gelen mutasyonlar (hasarlar) yaşın ilerlemesiyle ve karsinojen maddelere maruz kalmakla birikir. Biriken mutasyonlar sonucu genler normal fonksiyonlarını kaybeder ve hücre kontrolsüz çoğalmaya başlar.

Kanserle ilişkili 3 gen tipi vardır. Bunlar;

Tümör baskılayıcı genler: Hücrenin kontrolsüz çoğalmasını engeller.

Onkogenler: Normal şartlar altında hücre çoğalmasından sorumlu olan “proto-onkogenlerin” fonksiyonları kaybetmesi sonucu meydana gelir. Onkogenler kanserin agresif bir şekilde ilerlemesine neden olur.

DNA tamir genleri: DNA’daki hasarların tamirinden sorumludur.

Kalıtsal Kanser Sendromları

Bilindiği üzere biri anneden biri de babadan olmak üzere toplam 23 çift kromozoma sahibiz. Kalıtsal mutasyonların özelliği yavru döllere geçiş yapabilmesidir. Bir başka deyişle, anne veya babadan geçen genlerdeki mutasyon yeni doğan bireye geçiş yapabilir. Bu tip bireylerde kanser riski oldukça yüksektir.

Kalıtsal kanserlerin tüm kanserler içindeki oranı % 5-10 civarındadır.

Kalıtsal Kanser Genleri ve Sendromları

TP53 (Tümör protein 53): Yüzyılın molekülü seçilmiştir. Genomun bekçisi olarak bilinir. Tümör baskılayıcı gen olarak görev yapar. Hücrenin DNA’sı hasar gördüğünde hücre çoğalmasını durdurarak hasarın yavru hücrelere geçmesini engeller. Aynı zamanda DNA’yı tamir edecek mekanizmaları başlatır. Eğer hasar tamir edilemeyecek boyutta ise “apoptozis” adı verilen programlı hücre ölümüyle hasarlı hücre ortadan kaldırılır.

Kanserleşmede en önemli rol oynayan gendir. İnsandaki kanserlerin yüzde 50’sinde p53 mutasyona uğramıştır. p53 genindeki mutasyondan kaynaklanan Li Fraumeni sendromuna sahip kişilerin yumuşak doku sarkomu, osteosarkom (kemik kanseri), meme, beyin, kan kanserlerine (lösemi) yakalanma riski çok yüksektir. Bu sendrom baskın olarak kalıtsal geçiş (otozomal dominant) yapar. Yani, hatalı genleri taşıyan anne veya babadan doğan çocukların bu sendroma yakalanma riski yüzde 50’dir.

Von Hippel- Landau (VHL): VHL geni tümör büyümesini engelleyen genlerden biridir. VHL sendromu baskın olarak kalıtsal geçiş yapar. Bu sendroma sahip kişilerin merkezi sinir sistemiyle ilgili kanserlere yakalanma riski çok yüksektir. Aynı zamanda renal hücreli karsinoma (böbrek kanseri) ve nöroendokrin pankreas tümörleri de bu sendroma sahip kişilerde görülme olasılığı yüksektir.

MLH: DNA hasarlarının tamirinde görev alan genlerden birisidir. Neden olduğu kalıtsal sendrom HNPCC (kalıtsal nonpolyposis kolon kanseri) ya da Lynch sendromudur. Baskın olarak geçiş yapar. Bu tip sendroma sahip kişilerin kolon (kalın bağırsak), endometrium (rahim), mide, yumurtalık (over) ve pankreas kanserlerine yakalanma riski yüksektir.

ERCC: DNA tamirinde görev alır. Xeroderma Pigmentosum adı verilen sendroma neden olur. Bu sendrom çekinik olarak kalıtsal geçiş (otozomal resesif) yapar. Yani, anne ve babadan gelen her iki gende de bozukluk olması gerekir. Bu tip sendroma sahip hastaların deri kanserine (malign melanom) yakalanma riski 1000 kat daha fazladır ve güneş ışınları, ultraviyole ışınlarından uzak durmaları gerekir.

BRCA1 ve BRCA2: DNA tamirinde görev alan genlerdir. Kalıtsal meme ve yumurtalık kanseri sendromlarına sebep olurlar. Meme kanserlerinin yüzde 10’u kalıtsal mutasyonlardan kaynaklanır. Meme kanserinde en sık görülen kalıtsal mutasyonlar BRCA1 ve BRCA2 genlerinde meydana gelir. Aynı zamanda, prostat kanseriyle güçlü bir ilişkisi son yapılan araştırmalarda ortaya çıkmıştır.

Genetik biliminin gelişmesiyle birlikte gen bozukluklarını tespit eden genetik testler kliniklerde kullanılmaya başlamıştır. Her geçen gün yeni kanser genleri keşfedilmekte ve neden olduğu sendromlar belirlenmektedir. Kanserin ortaya çıkışına neden olan bu genlerin tespit edilmesi, etkili kanser tedavilerinin geliştirilmesinde büyük öneme sahiptir.

Sağlıklı ve mutlu kalın...
Prof. Dr. Mustafa Özdoğan

Kaynak:

1. Online Mendelian Inheritance in Man Database, 2016, USA

2. Hodgson, S.
Mechanisms of inherited cancer susceptibility.
Journal of Zhejiang University. Science. 2008