girtlak-ve-alt-yutak-kanserlerinde-erken-tani-ve-tarama-mumkun-mudur-nasil-teshis-edilir

Gırtlak ve alt yutak kanserlerinde erken tanı ve tarama mümkün müdür? Nasıl teşhis edilir?

Yazı Boyutu:
Küçült
Sıfırla
Büyült

Tüm kanserlerde olduğu gibi gırtlak ya da alt yutak kanserlerinde de erken tanı son derece önemlidir ve çoğunlukla yakınmalarını önemseyen hastalara erken tanı konulabildiği unutulmamalıdır.

Fiziksel Muayene ve Laboratuvar Testleri

Bu kanser türüne yönelik olabilecek yakınmalar varlığında doktor ön değerlendirmesi sonrası kapsamlı bir muayene ve bazı görüntüleme yöntemlerinden yararlanılır. Muayene; baş boyun bölgesinin gözle dışarıdan incelenmesini ve el ile muayene edilmesi sonrası endoskopi adı verilen cihazlarla içeriden muayene edilmesini (laringoskopi) kapsar.

Bu bölge kanserlerinde tanıyı netleştirmek ve hastalığın kaynağının tam olarak hangi bölge olduğunu saptamak için panendoskopi denilen üçlü değerlendirme yöntemi kullanılır. Bu yöntemde, hafif bir anestezi eşliğinde hastayı hiç rahatsız etmeden endoskopi cihazı aracılığı ile larenks ve hipofarenks, tüm yutak borusu (özefagus) ve nefes borusu (bronkoskopi) incelenir. Ayrıca, işlem sırasında bu bölgelerde görülen kanserleşme ihtimali olan lezyonlardan veya kanserleştiği düşünülen lezyonlardan parça (biyopsi) alınabilir ve patolojik olarak tanı konulabilir.

Görüntüleme Testleri

Bu alanı en iyi görüntüleyen testler; tomografi, manyetik rezonans görüntüleme olarak adlandırılan MRI ve günümüzde kanser görüntülemesinde oldukça avantajlar içeren PET-tomografidir. Bu görüntüleme yöntemleri, kimi zaman tek tek, kimi zaman ise kombine olarak yapılabilir. Günümüz koşullarında tümörün yerleşim yerini, lenf bezlerine olan yayılımını, komşu organlara temasını ve ameliyat edilebilirliğini saptamak amacı ile çoğunlukla PET-Tomografi ve MRI’dan yararlanırız. Tomografi çekimleri başlangıç görüntüleme olarak kolay ve daha ucuz olması nedeni ile sıklıkla tercih edilen bir yöntem olmakla birlikte özellikle baş boyun kanserleri için PET-Tomografinin klasik tomografiye üstünlüğü tartışılamaz düzeydedir. PET-Tomografinin önemli özelliklerinden birisi de, tüm vücudu aynı anda değerlendirebilme şansı vermesidir. Bu sayede, hastalığın farklı organlara (akciğer, karaciğer, kemik vs.) yayılıp (metastaz) yayılmadığını anlayabiliriz. PET-Tomografide hastanın böbrek testleri uygun ise FDG (florodeoksiglikoz) kullanılmasının yanısıra tomografik görüntülemede kullanılan damardan kontrast maddenin de kullanılması ilave avantajlar sağlamaktadır. Bu kombine uygulama deneyimli nükleer görüntüleme merkezlerinde yapılmaktadır. Daha fazla bilgi için tıklayınız.

Sağlıklı ve mutlu kalın...
Prof. Dr. Mustafa Özdoğan