kalin-bagirsak-kanseri

Kalın bağırsak - kolon ve rektum kanseri nedir? Nedenleri - risk faktörleri nelerdir?

Yazı Boyutu:
Küçült
Sıfırla
Büyült

Kolon ve rektum, sindirim sisteminin birer parçasıdır. İnce bağırsaktan sonra gelen organlardır ve birlikte uzun, kassal bir tüp şeklinde olan kalın bağırsağı oluştururlar. Kalın bağırsak ortalama 1,5 m uzunluğundadır. Ters dönmüş U harfi şeklinde karnın sağ alt tarafından kör bağırsak ile başlar ve yukarı çıkar ve karaciğer altından dönüş yaparak karnı yatay geçer. Sol üst köşede yerleşen dalağın altına gelir ve yine bir dönüş yaparak sol taraftan aşağı doğru yönelerek rektumla birleşir. Rektum, ortalama 15 cm uzunluğunda kalın bağırsağın genişlemesi sonucu oluşan sindirim sisteminin son kısmıdır.

Karsinoid tümörler ve leyomiyosarkomlar dahil, bilinen diğer kanser türleri de kolonda başlar ancak kolon kanseri olarak nitelendirilmez. Biz, kolon kanseri olarak nitelendirilen kolon adenokarsinomu inceleyecek, tedavi yöntemleri hakkında bilgi vereceğiz.

Kolon kanserinin klasik tedavi yöntemi; gastroenterolog, cerrah, tıbbi onkolog ve ilgili diğer uzmanların katıldığı bir grup doktor eşliğinde yapılan ameliyat ve/veya kemoterapidir. Kanserin tedavisinde uygulanan farklı yöntemler arasında dikkatli bir koordinasyonun kurulması, hastanın yararına olacaktır.

Kolon kanseri, kolonda yer alan hücrelerde başlar. Hücre sayısı çoğaldıkça, peçete halkası gibi dairesel şekilde kolon etrafına yayılır. Erken tanı konması halinde, kanser hücreleri sadece kolon içi ile sınırlı olarak tespit edilebilir. Erken tanı konamaması halinde ise, kanser yakın organlara, lenf bezlerine ve kan dolaşımı yoluyla karaciğer, akciğer ve diğer organlara yayılım gösterebilir.

Kalın bağırsak ( kolon ve rektum ) kanserlerinde istatistiksel veriler

Kolon ve rektum kanserleri, Sağlık Bakanlığı’nın istatistiklerine göre ülkemizde her kadınlar hem erkeklerde en sık görülen 3. kanser türüdür. Her yaşta görülebilmelerine rağmen en sık 50 yaşından sonra gözlenmektedir. Kolon-Rektum kanserinin görülme yaşı ortalama 63’dür.

Kalın bağırsak ( kolon ve rektum ) kanserlerinde risk faktörleri nelerdir?

Gelişmiş ülkelerde kolon ve rektum kanseri oranı, gelişmekte olan ülkelere nazaran 4 ile 10 kat daha fazladır. Kolorektal kanserin nedenlerini; yaşam tarzı, çevresel etkenlerdeki değişiklikler ve kalıtsal genetik faktörler olarak sıralayabiliriz. Kolorektal kanser riskini arttıran faktörleri minimize ederek kanser olma riskini azaltabilir, erken tanı için düzenli test yaptırabilirsiniz.

Kalıtsal faktörler

Ailesinde daha önce kolorektal kanser görülen kişinin kanser riski fazladır. Kalıtsal genetik faktörler, risk oranını arttırır. Hem kalın bağırsakta bulunan ailevi adenomatöz polipleri, hem de Lynch sendromu olarak da bilinen herediter polip dışı kolorektal kanser, kolon kanseri riskini arttırır. Kalıtsal kolorektal kanserler hastalığın sadece %5-10’u oluşturmasına rağmen, bu genetik faktörleri taşıyan insanların hastalanma yaşı diğer kolon kanseri hastalardan daha gençtir ve daha fazla yaşamsal risk taşımaktadır.
Herediter polip dışı kolorektal kanser, genetik kolorektal kanserlerin en yaygın olanıdır. Birbirine uyumsuz DNA eşleşmeleri sonucu, kalıtsal gen mutasyonu ile oluşur. Ortalama tanı koyulma yaşı 45’dir. Bu tür gen mutasyonu ile oluşan diğer kanserler; endometriyum (dölyatağı iç zarı), yumurtalık, ince bağırsak, üreter (idrar yolu) ve renal pelvistir (böbrek havuzcuğu).
Eğer risk grubunda yer alıyorsanız, kalıtsal kolorektal kanser geçmişinizi doktorunuzla paylaşmalı, erken yaşta rutin tarama testleri ile sağlığınızı gözlem ve koruma altında tutmalısınız.

Diğer Risk Faktörleri

İltihabi bağırsak hastalıkları: Esas olarak iki çeşit bağırsak iltihabı vardır. Birincisi; enfeksiyona bağlı olarak kolon mukozasında yer yer oluşan ülser yani ülseratif kolittir. İkincisi ise, ağızdan anüse kadar sindirim sisteminin herhangi bir bölümünde ya da aynı anda birkaç farklı bölümünde aralıklı iltihaplar ile ortaya çıkan Crohn hastalığıdır. Uzun süren, müzmin bir hastalık olmasına rağmen tedavisi mümkündür. Ancak, oluşan yüksek kanser riski sebebiyle, kolorektal kanser tarama testleri daha sık yaptırılmalıdır.

Beslenme: Daha önce yapılan araştırmalar, tüketilen gıdalarla kolorektal kanser arasındaki ilişkiyi gösterir niteliktedir. Tüketilen kırmızı et ve alkolün risk oranını arttırdığı gözlenmiştir. Bunun yanında meyve, sebze, baklagiller, tavuk ve tahıl bakımından zengin gıdaları tüketmenin risk oranını azalttığı belirlenmiştir.

Obezite: Obezite, erkeklerde kolon kanseri riskini artıran bir faktördür. Kadınlarda obezitenin kolon kanseri riskindeki etkisi tam olarak netleşmemiştir. Ancak şu bir gerçektir ki, kadın ya da erkek fark etmeksizin, aşırı kilo kolon kanseri riskini arttırmaktadır.

Sigara: Tütün ürünleri ile kolorektal kanser arasındaki ilişki, tam olarak net değildir. Daha önce yapılan bir araştırma sonucu elde edilen bulgular, kadınlarda sigara içmenin rektal kanser riskini arttırdığını, ancak kolon kanseri riskinde bir artış olmadığını göstermiştir. Bununla beraber diğer 78 araştırma ise, sigara tüketimi ile kolon kanseri arasındaki ilişkiyi doğrular niteliktedir.

Prekanseröz (kansere yol açabilecek polipler) Polip Tarama ve Tedavisi: Uygulanan tarama testleri, kanserin gelişmesini önlemez, ancak erken evrede tanı konmasına fayda sağlayarak tedavide başarı oranını arttırır. Prekanseröz poliplerin belirlenmesi içinde uygulanan tarama testleri sayesinde, kanserin gelişimi önlenebilir. Tespit edilen poliplerin alınması, daha sonra gelişecek kanseri engelleyebilir.

Steroid Yapıda Olmayan İltihap Önleyici İlaçlar: Bu ilaçlar, iltihabı ve ağrıyı azaltmak için kullanılır. Aspirin ve İbuprofen bu ilaçlara dahildir. Araştırmalar, steroid yapıda olmayan iltihap önleyici ilaçların, kolorektal kanser riskini azalttığını ileri sürmektedir. Düzenli kullanılmaları halinde potansiyel faydaları vardır. Ancak, potansiyel bir kolorektal kanser riski söz konusu olduğunda, doktor kontrolü ile kullanılması yararınıza olacaktır. Bunun nedeni, kullanım dozları kanser riskini azaltırken, farklı sağlık problemlerini tetikleyebilir:

Aspirin içermeyen iltihap önleyici ilaçların, kolorektal kanser gelişimi riskini azaltabileceğini gösterirken, böbrek problemlerini ve mide kanama riskini arttırabildiği belirlenmiştir.

Kalın bağırsak ( kolon ve rektum ) kanserlerinden korunma

Kolorektal kanser gelişim riskini tamamen yok edemesek de, günlük yaşantımızda dikkat edeceğimiz bazı noktalar riski azaltabilir.

Beslenme: Meyve, sebze ve baklagiller bakımından zengin gıdalarla beslenmek, kolorektal kanser riskini azaltmakta fayda sağlar. Kırmızı et ve alkol tüketimi, kolorektal kanser riskini arttırdığı için ölçülü olmalıdır. Son olarak, obezitenin kanser riskinde oynadığı rolü göz önüne alarak, kilonuzu belli bir oranda tutmanızı tavsiye ederim. Sağlıklı beslenmeniz ve yağ oranı düşük gıdalar tüketmeniz kilonuzu belli oranda tutmanıza yardımcı olacaktır.

Egzersiz: Araştırmalar, düzenli egzersiz yapmanın birçok kanser türünde olduğu gibi kolon ve rektum kanseri riskini de azalttığını göstermiştir.

Egzersiz programına başlamadan önce doktorunuza danışınız. Doktorunuz, size uygun egzersiz programı konusunda yardımcı olacaktır. Haftada 5 gün veya 5 günden fazla, 30 dk. süreyle yapılan egzersiz tavsiye edilendir. 45 dk.’dan 1 saate kadar yapılan egzersiz daha fazla yarar sağlayabilir.

Orta derece aktiviteler; tempolu yürüyüş, düz arazide bisiklete binmek.

Hareketli aktiviteler ise; tırmanma ve koşu.

Sağlığınızın elverdiği ölçüde doktorunuzun onayladığı aktiviteleri yapmanız, kendinizi daha iyi ve zinde hissettirecektir.

Prekanseröz (kansere yol açabilecek polipler) Polip Tarama ve Tedavisi: Özellikle meme kanserinde olduğu gibi, kanser türlerinde uygulanan tarama testleri, kanserin gelişmesini önlemez ancak erken evrede tanı konmasına fayda sağlayarak, tedavide başarı oranını arttırır. Prekanseröz poliplerin belirlenmesi içinde uygulanan tarama testleri sayesinde, kanserin gelişimi önlenebilir. Tespit edilen poliplerin alınması, daha sonra gelişecek kanseri engelleyebilir.

Steroid Yapıda Olmayan İltihap Önleyici İlaçlar: Bu ilaçlar, iltihabı ve ağrıyı azaltmak için kullanılır. Aspirin ve İbuprofen bu ilaçlara dahildir. Araştırmalar, steroid yapıda olmayan iltihap önleyici ilaçların, kolorektal kanser riskini azalttığını ileri sürmektedir. Düzenli kullanılmaları halinde potansiyel faydaları vardır. Ancak, potansiyel bir kolorektal kanser riski söz konusu olduğunda, doktor kontrolü ile kullanılması yararınıza olacaktır.

Bunun nedeni, kullanım dozları kanser riskini azaltırken, farklı sağlık problemlerini tetikleyebilir:

  • Yüksek doz aspirin kullanımı, kolorektal kanser riskini azaltırken mide kanama riskini arttırır. Ayrıca, yüksek doz aspirin kullanımının hemorajik inme riskini arttırdığına yönelik bulgulara rastlanmıştır.

  • Aynı şekilde edinilen bulgular doğrultusunda, aspirin içermeyen iltihap önleyici ilaçların, kolorektal kanser gelişimi riskini azaltabileceğini gösterirken, böbrek problemlerini ve mide kanama riskini arttırabildiği belirlenmiştir. Buna ek olarak, steroid yapıda olmayan iltihap önleyici ilaç sınıfında olan COX-2 inhibitörlerin, kardiyovasküler (kalp-damar) problem riskini arttırdığı bilinmektedir.

Bu sebeplerden dolayı, doktorunuzla görüşmeden kulaktan dolma bilgilerle bu tür ilaçları kullanmayınız. Kolorektal kanser riskini azaltmak için kullanacağınız size uygun olan ilaçlar, yapılacak testlerle doktorunuz tarafından belirlenecektir.

Kalsiyum: Kalsiyum, kolorektal kanser için az da olsa yarar sağlayabilir. Günlük tüketilen 1200mg kalsiyum, kolorektal adenom formunu %20, ilerlemiş adenom formunu %45 oranında azalttığı bilinmektedir. Bunun ötesinde, birlikte tüketilen D vitamini ve kalsiyumun birlikte adenom formunu azalttığı belirlenmiştir.

D Vitamini: D vitamini, yağda çözünen bir vitamindir ve takviye edilmiş süt, mısır gevreği, uskumru, somon, ton balığı gibi belli bazı balık çeşitleri içeren diyet ürünlerinde ve güneş ışığında bulunur. D vitamininin, kolon kanseri dahil bazı kanser türlerini önlemede önemli bir rol oynadığı varsayılmaktadır. Geniş çaplı iki ayrı araştırma sonucu, D vitamini ile oluşan yüksek kan seviyesinin, kolon kanseri gelişme riskini azaltabileceğini ileri sürmektedir.

Koruyucu Cerrahi Müdahale: Koruyucu cerrahi müdahale, kolorektal kanser riski yüksek olan kişiler için önerilebilir. Bu ameliyatta, kanser gelişimi görülmeden önce, kolon bazen de rektum ve ilgili diğer organlar alınır. Ancak, bu tür bir ameliyat sadece kolon ve rektum kanseri riski yüksek hastalar için geçerli olabilir. Ameliyat kararı öncesi doktorunuzla faydaları ve sonuçları konusunda görüşmeniz önemlidir.

Sağlıklı ve mutlu kalın...
Prof. Dr. Mustafa Özdoğan