Kalin-bagirsak-kolon-ve-rektum-kanserinde-erken-tani-icin-ne-bilmeliyim-Ne-yapmaliyim

Kalın bağırsak (kolon ve rektum) kanserinde erken tanı için ne bilmeliyim? Ne yapmalıyım?

Yazı Boyutu:
Küçült
Sıfırla
Büyült

Kalın bağırsak (kolon ve rektum) kanserleri, dünyada en sık görülen kanser türlerindendir. Ülkemiz istatistiklerine göre ülkemizde hem kadınlar hem erkeklerde en sık görülen 3. kanser türüdür. Her yaşta görülebilmelerine rağmen en sık 50 yaşından sonra gözlenmektedir.

Sindirim sisteminin ince bağırsaktan sonra gelen organları olan kolon ve son kısım olan rektum birlikte uzun, kassal bir tüp şeklinde kalın bağırsağı oluşturur. Kalın bağırsak ortalama 1.5 m uzunluğundadır. Rektum, ortalama 15 cm uzunluğunda kalın bağırsağın genişlemesi sonucu oluşan sindirim sisteminin son kısmıdır.

Kalın bağırsak (kolon ve rektum) kanserine yakalanma ihtimalini arttıran nedenleri (risk faktörlerini) bilmeliyim!

Gelişmiş ülkelerde, kolon ve rektum kanseri oranı, gelişmekte olan ülkelere göre 4 ile 10 kat daha fazladır. Kolorektal kanserin nedenlerini; yaşam tarzı, çevresel etkenlerdeki değişiklikler ve kalıtsal genetik faktörler olarak sıralayabiliriz.

Genetik faktörler

Ailesinde daha önce kolorektal kanser görülen kişinin kanser riski fazladır. Kalıtsal genetik faktörler, risk oranını arttırır. Hem kalın bağırsakta bulunan ailevi adenomatöz polipleri, hem de Lynch sendromu olarak da bilinen herediter (ebeveynlerden yavrulara geçen, irsi) polip dışı kolorektal kanseri, kolon kanseri riskini arttırır. Genetik kolorektal kanserler hastalığın sadece %5-10’u oluşturmasına rağmen, bu genetik faktörleri taşıyan insanların hastalanma yaşı diğer kolon kanseri hastalardan daha gençtir ve daha fazla yaşamsal risk taşımaktadır.

Herediter polip dışı kolorektal kanseri (Lynch Sendromu), genetik kolorektal kanserlerin en yaygın olanıdır. Birbirine uyumsuz DNA eşleşmeleri sonucu, kalıtsal gen mutasyonu ile oluşur. Ortalama tanı konma yaşı 45’dir. Bu tür gen mutasyonu ile endometriyum (dölyatağı iç zarı), yumurtalık, ince bağırsak, üreter (idrar yolu) ve renal pelvis (böbrek havuzcuğu) kanseri oluşumuna yatkınlık görülür.

Eğer risk grubunda yer alıyorsanız, ailesel kolorektal kanser geçmişinizi doktorunuzla paylaşmalı, erken yaşta rutin tarama testleri ile sağlığınızı gözlem ve koruma altında tutmalısınız.

Diğer risk faktörleri

Yaş: Herhangi bir yaşta ortaya çıkabilse de çoğunlukla 50 yaş üzeri kişilerde görülür.

Barsak iltihapları: Esas olarak iki çeşit barsak iltihabı vardır. Birincisi; enfeksiyona bağlı olarak kolon mukozasında yer yer oluşan ülser yani ülseratif kolittir. İkincisi ise, ağızdan anüse kadar sindirim sisteminin herhangi bir bölümünde ya da aynı anda birkaç farklı bölümünde aralıklı iltihaplar ile ortaya çıkan Crohn hastalığıdır. Uzun süren, müzmin bir hastalık olmasına rağmen tedavisi mümkündür. Oluşan yüksek kanser riski sebebiyle, kolorektal kanser tarama testleri daha sık yaptırılmalıdır.

Beslenme: Tüketilen kırmızı et ve alkolün risk oranını arttırdığı gözlenmiştir. Bunun yanında meyve, sebze, baklagiller, tavuk ve tahıl bakımından zengin gıdaları tüketmenin risk oranını azalttığı belirlenmiştir.

Obezite: Kadın ya da erkek fark etmeksizin, aşırı kilo kolon kanseri riskini arttırmaktadır.

Sigara: Yapılan birçok araştırmalarda sigara tüketimi ile kolon kanseri arasında ilişki olduğunu belirtmiştir.

Kalın bağırsak (kolon ve rektum) kanseri belirtilerini bilmeliyim!

Makattan kanama: en sık karşılaşılan ve kişiyi doktora getiren bulgudur.

Dışkılama alışkanlıklarında değişiklikler: Örneğin kabızlık ve ardından bir süre ishal olunması, tuvalet yapılmasına rağmen rahatlayamama (makatta dolgunluk) hissi

Karın ağrısı: Sık rastlanan ve kansere özel olmayan bir bulgudur. Ancak şikayetin uzaması halinde akla gelmelidir.

Kilo kaybı: Özellikle kısa süre içinde %10’un üzerinde kilo kaybı önemlidir.

Kansızlık-Solukluk: Özellikle 50 yaşın üzerinde bir kişide kansızlık tespit edilmesi halinde akla kalın barsak kanseri getirilmeli ve mutlaka gerekli tetkiklerin yapılmalıdır.

Şişkinlik: Kalın barsak ve rektum kanserleri büyük boyutlara ulaştıklarında barsakta kısmi veya tam tıkanıklığa neden olabilir. Kişi dışkılayamıyor ve gaz çıkaramıyorsa ve şişkinlik gün geçtikçe artıyorsa yaşam kaybı riski olabileceği bilinmeli ve acil olarak doktora başvurması gerekmektedir. Çünkü kanser nedeniyle barsak tam tıkanmış ve kısa bir süre içinde barsak yırtılması ile yaşam kaybı olabileceği için acil ameliyat edilmesi akla getirilmelidir.

Kalın bağırsak (kolon ve rektum) kanserlerinde erken tanı için ne yapmalıyım?

Kolorektal kanser riskini arttıran faktörleri minimize ederek kanser olma riskini azaltabilir, erken tanı için düzenli test yaptırabilirsiniz. Kolorektal kanserde ortalama risk taşıyan bir kişinin, rutin tarama testlerine 50 yaşında başlamasını önerilmektedir. Dışkıda gizli kan testi, bükülebilir esnek sigmoidoskopi, kolonoskopi ve çift kontrast baryum lavmanı, kullanılan tarama testleridir. Tarama sıklığı, tarama metoduna bağlıdır. Ailesinde daha önce herediter polip dışı kolorektal kanser, adenomatöz polip, kolorektal kanser veya kronik bağırsak iltihabı görülen kişilerin ise, daha erken yaşlarda tarama testlerine başlamaları yararlarına olacaktır. Kolorektal kanser taraması düşünen kişilerin, seçenekleri doktorları ile konuşarak kendilerine en uygun olan tarama testinin uygulanmasını sağlamaları gereklidir.

Tahmini genetik test: Ailede daha önce herediter polip dışı kolorektal kanser veya adenomatöz polipler görüldüyse, doktorunuz genetik test yaptırmanızı önerebilir. Bu test, kolorektal kanser ile ilgili genetik mutasyonu gösterdiği için belirlenen kanser riskiniz ile ilgili önlem alınabilmesini sağlayacaktır.

Kalın bağırsak (kolon ve rektum) kanserlerinden korunmak için ne yapmalıyım?

Kolorektal kanser gelişim riskini tamamen yok edemesek de, günlük yaşantımızda uygun olmayan beslenme, sedanter (hareketsiz) yaşam, obezite, sigara ve alkol gibi zararlı alışkanlıklara dikkat ederek riski azaltabilir.

Beslenme: Meyve, sebze ve baklagiller bakımından zengin gıdalarla beslenmek, kolorektal kanser riskini azaltmakta fayda sağlar. Kırmızı et ve alkol tüketimi, kolorektal kanser riskini arttırdığı için ölçülü olmalıdır. Sağlıklı beslenmeniz ve yağ oranı düşük gıdalar tüketmeniz kilonuzu belli oranda tutmanıza yardımcı olacaktır.

Egzersiz: Araştırmalar, düzenli egzersiz yapmanın birçok kanser türünde olduğu gibi kolon ve rektum kanseri riskini de azalttığını göstermiştir.

Egzersiz programına başlamadan önce doktorunuza danışınız. Doktorunuz, size uygun egzersiz programı konusunda yardımcı olacaktır. Haftada 5 gün veya 5 günden fazla, 30 dk süreyle yapılan egzersiz tavsiye edilendir. 45 dk’dan 1 saate kadar yapılan egzersiz daha fazla yarar sağlayabilir.

-Orta derece aktiviteler; tempolu yürüyüş, düz arazide bisiklete binmek.
-Hareketli aktiviteler ise; tırmanma ve koşu.

Sağlığınızın elverdiği ölçüde doktorunuzun onayladığı aktiviteleri yapmanız, kendinizi daha iyi ve zinde hissettirecektir.

Aspirin gibi, steroid yapıda olmayan iltihap önleyici ilaçlar: Yapılan araştırmalar sonunda kolorektal kanser riskini azalttığını ileri sürmektedir. Düzenli kullanılmaları halinde potansiyel faydaları vardır. Ancak, potansiyel bir kolorektal kanser riski söz konusu olduğunda, doktor kontrolü ile kullanılması yararınıza olacaktır. Aksi halde mide kanaması riski ile zarar vermesi söz konusu olabilmektedir.

Kalsiyum: Kolorektal kanser için az da olsa yarar sağlayabilir. Günlük tüketilen 1200mg kalsiyum, kolorektal adenom formunu %20, ilerlemiş adenom formunu %45 oranında azalttığı bilinmektedir. Bunun ötesinde, birlikte tüketilen D vitamini ve kalsiyumun birlikte adenom formunu azalttığı belirlenmiştir.

D vitamini: Yağda çözünen bir vitamindir ve takviye edilmiş süt, mısır gevreği, uskumru, somon, ton balığı gibi belli bazı balık çeşitleri içeren diyet ürünlerinde ve güneş ışığında bulunur. D vitamininin, kolon kanseri dahil bazı kanser türlerini önlemede önemli bir rol oynadığı varsayılmaktadır.

Prekanseröz (kansere yol açabilecek polipler) polip tarama ve tedavisi: Özellikle meme kanserinde olduğu gibi, kanser türlerinde uygulanan tarama testleri, kanserin gelişmesini önlemez ancak erken evrede tanı konmasına fayda sağlayarak, tedavide başarı oranını arttırır. Prekanseröz poliplerin belirlenmesi içinde uygulanan tarama testleri sayesinde, kanserin gelişimi önlenebilir. Tespit edilen poliplerin alınması, daha sonra gelişecek kanseri engelleyebilir.

Koruyucu cerrahi müdahale: Koruyucu cerrahi müdahale, kolorektal kanser riski yüksek olan kişiler için önerilebilir. Bu ameliyatta, kanser gelişimi görülmeden önce, kolon bazen de rektum ve ilgili diğer organlar alınır. Ancak, bu tür bir ameliyat sadece kolon ve rektum kanseri riski yüksek hastalar için geçerli olabilir. Ameliyat kararı öncesi doktorunuzla faydaları ve sonuçları konusunda görüşmeniz önemlidir.

 

Kalın bağırsak (kolon ve rektum) kanserleri erken teşhisi için tarama önerileri

Ailesinde daha önce herediter polip dışı kolorektal kanser, adenomatöz polip, kolorektal kanser veya kronik bağırsak iltihabı görülen kişilerin, daha erken yaşlarda tarama testlerine başlamaları yararlarına olacaktır.

Bu önerilen testlerden herhangi birinde anormallik olduğunda hekime danışılmalı ve tarama sıklığı hekim tarafından belirlenmelidir.

Kolorektal kanserler için tarama testlerine hem erkekler hem kadınlarda 50 yaş ve üzerinde başlanılması önerilmektedir.

Dışkıda gizli kan testi: Yılda 1 kez

Flexible sigmoidoskopi (makattan kalın bağırsağın son kısımlarının endoskopi incelemesi): Her 5 yılda bir kez

Çift kontrastlı baryum enema (ilaçlı kalın barsak görüntülemesi): Her 5 yılda bir kez

Kolonoskopi (makattan tüm kalın bağırsağın endoskopi incelemesi): Her 10 yılda bir kez

BT Kolonografi (ilaçlı kalın barsak görüntülemesi): Her 5 yılda bir kez yapılması önerilir

Not: Bu testlerden birini seçmeniz sizin için yeterli gibi görünsede hangi testin sizin için en uygun tarama yöntemi olduğuna hekiminizle birlikte karar vermelisiniz.

Sağlıklı ve mutlu kalın...
Prof. Dr. Mustafa Özdoğan