Kanser-okulunda-bu-kez-konu-Kanser-ve-Enfeksiyon-oldu

Kanser okulunda bu kez konu “Kanser ve Enfeksiyon” oldu..

Yazı Boyutu:
Küçült
Sıfırla
Büyült

Kanser okulunun Antalya Büyükşehir Belediyesi ve Memorial Sağlık Grubu Antalya Onkoloji Merkezi’nin işbirliği ile 7 Eylül, Pazar günü, Haşim İşcan Kültür Merkezinde düzenlenen “Kanser ve Enfeksiyon” konulu toplantısına ilgi büyüktü.

Antalya Büyükşehir Belediyesi ve Memorial Sağlık Grubu Antalya Onkoloji Merkezi’nin işbirliği ile gerçekleştirilen toplantıda Medstar Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Rabin Saba, kanser hastalığında enfeksiyonun önemi, korunma yolları ve aşılama konusunda çok önemli bilgiler vererek katılımcıları aydınlattı.

Toplantının moderatörü Medstar Kanser Merkezi Hematoloji ve Hücresel Tedaviler Koordinatörü Prof. Dr. İhsan Karadoğan açılış konuşmasında, kanser hastalarına uygulanan kemoterapi, radyoterapi, hedefe yönelik akıllı ilaç tedavisi gibi bir takım tedavilerin ve kanserin kendisinin, hastanın bağışıklık sistemini baskılayarak enfeksiyonlara yatkın hale getirdiğini dile getirdi ve “kanser tedavisinin etkili olabilmesi için hastalarımızı oluşabilecek yan etkilerden korumamız gerekiyor. En çok korktuğumuz ise enfeksiyon” diye vurguladı.

“Her erişkin difteri, kızamık, kızamıkçık, kabakulak ve hepatit B aşılarını; bağışıklık sistemi yaşlanan her 65 yaş üzeri erişkin ise tetanoz, difteri, grip ve pnömokok aşılarını yaptırması gerekir. Kanser hastalarında ise, grip ve pnömokok aşılarının mutlaka, tetanoz aşısının da ilave olarak yapılmalıdır. Bunun yanında önerilen durumlarda hepatit, hemophilus influenza ve meningokok aşılarının da kanser hastalarına yapılması gerekir”.

Medstar Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Rabin Saba, kanser hastaları ve hasta yakınlarının aşılanma sebebini, hangi aşıların yaptırılması gerektiğini, kanser hastalarında aşıların etkinliği ve ne zaman yaptırılması gerektiğini anlattı.

Ülkemizde aşılanmanın sadece çocuklara ait bir önlem olduğunun düşünülmesi nedeniyle büyüklerde aşılanma oranının az olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Saba, özellikle kanser hastalarının aşılanması gerektiğini söyledi. Prof. Dr. Saba, “kanser hastaları, hastalığı ve kemoterapi tedavisinde alınan ilaçlar nedeniyle bağışıklık sistemleri zayıflamış olduğu için enfeksiyonlara duyarlıdır. Bunun yanında, enfeksiyonlar kanser hastalarında daha sık görülür ve daha ağır seyreder. Bu nedenle, aşı kanser hastalarının korunmasında özel bir öneme sahiptir” dedi.

Prof. Dr. Saba,tetanoz, her erişkinin difteri, kızamık, kızamıkçık, kabakulak ve hepatit B aşılarını, bağışıklık sistemi yaşlanan her 65 yaş üzeri erişkinin ise tetanoz, difteri, grip ve pnömokok aşılarını yaptırması gerektiğinin altını çizdi. Kanser hastalarında ise, grip ve pnömokok aşılarının mutlaka, tetanoz aşısının da ilave olarak yapılması gerektiğini vurguladı. Ayrıca, önerilen durumlarda hepatit, hemophilus influenza ve meningokok aşılarının da kanser hastalarına yapılması gerektiğini ifade etti.

“Grip hastalığı, kanser hastalarında 10 kat fazla ölüme yol açıyor!”

Kanser hastalarında 10 kat fazla ölüme yol açan grip hastalığı için aşı yapılması gerektiğini vurgulayan Prof. Dr. Saba, grip aşısına alerjik reaksiyonu olanlara, Gulian Barre Sendromu olanlara ve ağır ateşli hastalığı olanlara bu aşının yapılmadığını belirtti. Grip aşısının hem kanser olan hem de olmayan kişilerde etkin bir aşı olduğunun altını çizen Prof. Dr. Saba, “önemli olan hangi grip aşısı ile aşı olduğunuz değil grip aşısı olduğunuzdur” dedi ve ekledi “ülkemizde üçlü grip aşısını devlet karşılıyor”.

“Pnömoniye yakalanan her 20 kişiden biri, menenjite yakalanan her 10 kişiden 3’ü, bağışıklığı baskılanmış her 100.000 kanser hastasından 186’sı yaşamını kaybediyor!”

Pnömokok virüsünün zatürre ve otit gibi birçok hastalığa neden olduğunu söyleyen Prof. Dr. Saba, “ama en önemlisi menenjit yani beyin zarı iltihabına yol açmasıdır” dedi. Pnömoniye yakalanan her 20 kişiden birinin, menenjite yakalanan her 10 kişiden 3’ünün yaşamını kaybettiğini dile getiren Prof. Dr. Saba, bağışıklığı baskılanmış her 100.000 kanser hastasından 186’sının yaşamını kaybettiğini belirterek bu virüsten korunmanın önemini vurguladı. Prof. Dr. Saba, “HIV, lösemi, solid organ, kanser kemoterapi ve radyoterapi tedavisi gören ve uzun süreli stereoid kullanan 2-64 yaş arası hastalara pnömokok aşısı yapılmalıdır. Alerjik reaksiyonu olan, ağır ateşli hastalığı olan kişilere ve gebelere bu aşı yapılmaz. Bunun yanında, günümüzde yüksek riskli erişkinler başta olmak üzere HPV’den korunmak isteyen herkese hepatit aşısı yapılması gerekir” dedi.

Ayrıca Prof. Dr. Saba, “kök hücre nakli sonrası hasta yaşamında yeni bir başlangıç yapacağı için difteri, tetanoz, pnömokok gibi çocukluk aşılarının tekrarlanması gerekir. Yalnız bu tür durumlarda ve kanser hastalarında canlı aşı kullanılmaz” diye açıkladı. Prof. Dr. Saba, “kanser hastalarında kemoterapi ve radyoterapi sırasında aşıdan yanıt beklenen düzeyde olmayabileceği için grip hariç aşılama yapılmamasını, bu tür hastalarda kemoterapiden en az 2 hafta önce veya 3 ay sonra aşılamanın yapılmasını öneririm. Uygun olmayan dönemlerde yapılan aşılamanın dikkate alınmaması ve yapılmamış kabul edilmesi gerekir” dedi. Prof. Dr. Saba, “hasta yakınlarının ve hasta ile temas eden kişilerin de aşılanarak olası bir enfeksiyon hastalığının bulaşması ve yayılması engellenecektir” dedi ve herkesi aşı olmaya çağırdı.

Toplantının sonunda geçilen soru cevap bölümünde, katılımcılar yönelttikleri sorularına tek tek yanıt aldılar. Enfeksiyon riskinin arttığı bu dönemde oldukça verimli geçen toplantının ardından katılımcılar, enfeksiyon konusunda bilmedikleri ya da tereddüt ettikleri noktaları aydınlığa kavuşturmanın rahatlığı ile salondan ayrıldılar.

Toplumda farkındalığı arttırmaya yönelik böylesine başarılı bir sosyal sorumluluk projesi olan “Kanser Okulu”nun bir başka toplantısında buluşmak üzere..

Sağlıklı ve mutlu kalın...
Prof. Dr. Mustafa Özdoğan