Kanserde-erken-tani-icin-ne-bilmeliyim-Ne-yapmaliyim-Akciger-Kanseri

Kanserde erken tanı için ne bilmeliyim? Ne yapmalıyım? Akciğer Kanseri

Yazı Boyutu:
Küçült
Sıfırla
Büyült

Kanser, bir kişinin hayatta karşılaşabileceği en kaygı verici durumlardan biri olmasına rağmen, erken evrede tespit edildiğinde tamamen tedavi edilebilen bir hastalık grubudur. Kanser hakkında çok az şey bilenlerin dahi hemfikir olduğu konu, erken tanının önemi ve yüz güldürücü sonuçlarıdır.

Tedavi alanında yaşanan gelişmelere paralel, hatta daha güçlü bir şekilde kanserde erken tanı üzerine çalışmalar yürütülmektedir. Gelecekte öyle umuyorum ki birçok kanser türü, tarama yöntemleri ile, ilk evrelerde yakalanıp tedavi edilecektir.

Bugünkü yazımızın konusu, dünyada en sık görülen kanser türü olan “akciğer kanserinde erken tanı için ne bilmeliyim ve ne yapmalıyım?” sorusuna cevap bulmaktır.

Akciğer kanseri risk faktörlerini bilmeliyim!

Sigara; akciğer kanseri riskini arttırdığı bilinen en kanserojen (kansere yol açma kapasitesine sahip madde) maddelerden biridir. Tütündeki zararlı maddeler akciğerdeki hücrelere zarar verir. Zamanla bu zararlı etkiler hücrelerde kansere neden olabilirler. Sigara içenlerde akciğer kanseri gelişme riski, içmeyenlere nazaran 25-40 kat daha fazladır. Pasif sigara içicilerinde (kendisi sigara kullanmamasına rağmen ortamdaki sigara dumanından etkilenenler) bu risk oranı %3 olarak gösterilmektedir.

Bir sigara içicisinin akciğer kanseri olması; hangi yaşta sigara içmeye başladığı, ne kadar süredir sigara içtiği, günde içtiği sigara sayısı, sigarayı ne kadar derin içine çektiğiyle alakalıdır. Sigara içmeyi bırakmak bir kişinin akciğer kanseri olma riskini büyük ölçüde düşürür.

Puro ve pipo; kullananlar bunları kullanmayanlara göre daha çok akciğer kanseri olma riski taşırlar. Kişinin kaç yıldır puro veya pipo içtiği, günde kaç adet içtiği ve ne kadar derin içine çektiği, kanser olma riskini etkileyen faktörlerdir. İçlerine çekmeseler de puro ve pipo içicileri akciğer ve ağız kanserinin diğer tipleri için de risk altındadırlar. Pasif içiciler (tütün dumanına maruz kalanlar); akciğer kanseri olma riski pasif içicilik durumunda da artmaktadır.

Asbest; yalıtım malzemesi olarak bazı endüstrilerde kullanılan ve doğal olarak fiber halinde bulunan bir mineral grubudur. Asbest fiberleri parçacıklara ayrılmaya meyillidirler ve havada dolaşıp kıyafetlere yapışırlar. Bu parçacıklar solunduğu zaman akciğerlere yerleşir, orada akciğer hücrelerini zarara uğratır ve böylece kanser gelişme riskini artırırlar. Çalışmalar asbeste maruz kalan işçilerde akciğer kanseri gelişme riskinin, maruz kalmayanlara göre 3–4 kat daha fazla olduğunu göstermiştir. Bu artış, gemi inşası, asbest madenleri, yalıtım işi ve fren tamiri gibi endüstrilerde çalışanlarda daha fazladır. Akciğer kanseri olma riski, asbest işçileri sigara içiyorlarsa daha fazladır. Asbest işçileri işverenleri tarafından temin edilen koruyucu malzemeleri kullanmak ve tavsiye edilen iş ve güvenlik uyarılarını takip etmek zorundadırlar.

Radon gazı; kokusuz radyoaktif bir gazdır. Evlerimizin bulunduğu arazilerde ve özellikle uranyum içeriği zengin bölgelerde uranyumun radona dönmesi sonrası zeminden evimizin içindeki havaya karışan radon gazı solunum yoluyla akciğer kanseri oluşumuna katkıda bulunur. Ülkeden ülkeye, bölgeden bölgeye radon oranı değişkenlik gösterir.

Hava kirliliği; akciğer kanseri ile hava kirliliğine maruz kalmak arasında bir ilişki bulunmuştur. Ama bu ilişki açıkça tarif edilememiştir ve daha fazla araştırma yapılması gerekmektedir.

Akciğer hastalıkları; verem gibi bazı akciğer hastalıkları, kişinin kanser olma riskini artırırlar. Akciğer kanserinin veremden etkilenen bölgelerde daha fazla gelişme eğilimi vardır.

Daha önceden akciğer kanseri geçirmiş olmak; bir kere akciğer kanseri olan kişinin tekrar ikinci akciğer kanseri olma riski, hiç kanser olmamış kişiye oranla daha fazladır. Akciğer kanseri tanısı konduktan sonra sigara içmeyi bırakmak, ikinci bir akciğer kanserinin gelişmesini önleyebilir.

Akciğer kanserinde kalıtımın ve gen mutasyonlarının (hücrelerin DNA yapı dizilişlerinin değişikliğe uğraması) etkisi; Genomik değişikliklerin rolü artık bilinmektedir. Son yıllarda bu genomik değişikliklerden akciğer kanseri ile en ilişkili olanları EGFR, KRAS, MET, LKB1 BRAF, PIK3CA, ALK, RET ve ROS1 olarak sayılabilir. Akciğer kanserinde bu genlerde saptanan mutasyonlar aynı zamanda hedefe yönelik tedavi şeçimini de etkilemektedir.

Akciğer kanserinin belirtilerini bilmeliyim

Akciğer kanserinin semptomları (beliti) çeşitlidir. Kanserin akciğerde bulunduğu yere, yayılımına ve tümörün büyüklüğüne bağlı olarak semptomlar ve belirtiler verebilir. Ancak bazen semptomların ortaya çıkması yıllar sürebilir. Akciğer kanseri olan hastaların %25’inde kanser hiçbir belirtiye neden olmamaktadır. Bu kişilerde kanser genellikle ileri evreye ulaştıktan sonra fark edilmektedir.
Bu %25’lik kısım dışında kalan diğer hastalarda ise kanser göğsü ve hava yollarını etkiler. İlgili yerleşim yerine göre de semptomlar oluşur.

-Bitmek bilmeyen ve zamanla daha kötüye giden bir öksürük
-Kalıcı göğüs ağrısı
-Kan tükürmek
-Nefes darlığı
-Hırıltılı nefes alıp-vermek
-Sık sık zatürre veya bronşit olması ve geçmemesi
-Boyun ve yüzde şişkinlik
-İştahsızlık ve kilo kaybı
-Yorgunluk

Yüksek risk veya akciğer kanseri belirtileri varlığında erken tanı için ne yapmalıyım?

Yukarıda sayılan belirtiler akciğer kanserinden veya daha az ciddi durumlardan kaynaklanabilir. Akciğer kanseri yüksek risk grubunda iseniz veya belirtileri taşıyorsanız hekime başvurmanız gerekir. Belirtilerin nedenlerini bulmaya yardımcı olması için hekiminiz geçirdiğiniz hastalıkları, tütün kullanma ( sigara, pipo, puro vs.) durumunuzu, çevresel veya mesleki olarak maruz kaldığınız maddeleri ve diğer aile fertlerinizde kanser olup olmadığını sorgular. Röntgen, tomografi ve bronkoskopi (ışıklı bir boru yardımıyla akciğerlerin içinin görüntülenmesi) gibi görüntüleme yöntemleri ve bazı testler (kan ve balgam tetkiki) isteyebilir. Eğer akciğer kanserinden şüpheleniyorsa emin olmak için akciğer dokusunu incelemesi gerekebilir. Bu inceleme, kanserin türünü (küçük hücreli olmayan veya küçük hücreli) ve yayılma durumu(metastaz) veya kanser evresini belirlemek içindir. Akciğer kanseri bölgesel olarak akciğerlerde ilerleyebilir veya lenf bezleri, kemik ve beyin dahil vücudun başka diğer bölgelerine yayılma (metastaz) göstermiş olabilir. Bu sebeple, akciğer kanseri ve türünü belirlemek için akciğerden doku örneği alınır. Biyopsi ile alınan doku örneği mikroskop altında incelenir

Akciğerde görülen ve kanser olduğuna inanılan dokudan biyopsi almak tümörün yayılmasına ve hastalığın kötüleşmesine neden olmaz.

Akciğer kanserinde erken tanı mümkündür!
Akciğer kanseri %90 sigara veya diğer tütün ürünleri kullanımı nedeniyle geliştiği için özellikle genç yaşlarda sigara içmeye başlayanlar, uzun süre sigara kullananlar, günlük sigara tüketimi yüksek olan kişilerin erken tanı için düzenli doktor kontrolünde olmaları önerilmektedir. 30 yıl günde bir paket sigara içen ve 55 yaşını dolduran herkes düşük doz kontraslı akciğer tomografisi ile erken tanı amacıyla mutlaka taranmalıdır.

 

Akciğer kanseri erken teşhisi için tarama önerileri

Tarama için önerilen yaş aralığı: Günde 1 paket en az 30 yıl veya günde 2 paket en az 15 yıl (=30 paket/yıl) sigara kullanmış olan 55-74 yaş arası kişiler.

Önerilen testler: Düşük doz kontrastlı akciğer bilgisayarlı tomografisi (akciğer kanserinde erken teşhis için önerilen başka bir görüntüle yöntemi yoktur).

Test yaptırma sıklığı: Doktorunuzun bu taramayla ilişkili olarak potansiyel yararları ve zararları ile ilgili bilgilendirmesini isteyiniz. Tarama sonucunun normal olması sigaranın size zarar vermediği şeklinde yorumlanmamalıdır.

Anahtar kelimeler: kanserde erken tanı, akciğer kanseri, düşük doz akciğer tomografisi, sigara, radon, asbest, pasif içicilik, kanser belirtileri, puro, pipo, hava kirliliği, genetik testler, tarama testleri

Sağlıklı ve mutlu kalın...
Prof. Dr. Mustafa Özdoğan