Kanserde-erken-tani-icin-ne-bilmeliyim-Ne-yapmaliyim-Meme-Kanseri

Kanserde erken tanı için ne bilmeliyim? Ne yapmalıyım? Meme Kanseri

Yazı Boyutu:
Küçült
Sıfırla
Büyült

Meme kanseri, meme dokusunda ortaya çıkan ve neredeyse her 8 kadından birinde görülen bir kanser türüdür. Gelişmiş ülkelerde meme kanseri sıklığının artmasının sebepleri, artan yaşam beklentisi, artan kentleşme ve batılı yaşam tarzı olarak söylenebilir.

Kanser, bir kişinin hayatta karşılaşabileceği en kaygı verici durumlardan biri olmasına rağmen, meme kanseri erken evrede tespit edildiğinde tamamen tedavi edilebilen bir hastalıktır. Bugünkü yazımızın konusu, kadınlarda en sık görülen kanser türü olan meme kanserinde, “Erken tanı için ne bilmeliyim ve ne yapmalıyım?” sorusuna cevap bulmaktır.

Meme kanseri risk faktörlerini bilmeliyim!

Cinsiyet: Kısaca kadın olmak, meme kanseri gelişimindeki ana risk faktörüdür. Erkeklere oranla 100 kat fazla görülmektedir.

Yaş: Meme kanseri riski, yaşlandıkça artar. 45 yaşından genç yaklaşık 8 kadından 1’inde yayılma gösteren meme kanserine rastlanırken, 55 yaş ve üstü kadınların 3’te 2’sinde yayılma gösteren meme kanseri bulunmaktadır.

Genetik risk faktörleri: Meme kanseri vakalarının %5-10’u genetiktir. Aileden geçen bozuk genler (mutasyon) sonucu oluşmaktadır. Genetik meme kanserinin en sık rastlanan nedeni, BRCA1 ve BRCA2 genlerinde genetik mutasyondur. Normal hücrelerde, bu genler protein üretir ve hücrenin anormal gelişmesini engelleyerek kanseri önler. Ancak, bu iki genden birinin genetik mutasyona uğramış bir kopyası aileden geçmişse, yaşam süreci içerisinde meme kanserine yakalanma riski yüksek demektir. BRCA mutasyonuna sahip aile üyeleri için risk, %80 oranındadır. Genetik mutasyona sahip kadınların kansere yakalanma yaşı, genetik mutasyon taşımayan kadınların yaşına göre daha gençtir ve kanser çoğunlukla iki memeyi birden etkiler. Genetik mutasyona sahip kadınlar, yumurtalık kanseri gibi başka kanserlerin gelişmesi riskini de taşırlar.

ATM, TP53, CHEK2, PTEN, CDH1, STK11, PALB2 gen mutasyonları da meme kanseri ve diğer kanserlerin gelişmesinde nadir de olsa etkili olurlar. Ancak bu konuda daha çok bilimsel çalışmaya ihtiyaç vardır.

Ailesel geçmiş ilişkisi: Ailesindeki kadın bireyde daha önce meme kanseri görülen kişide, meme kanseri riski yüksektir. Birinci derece akrabalarda (anne, kız kardeş veya kızı) daha önce meme kanserine rastlanması bu riski ikiye katlar. Birinci derece 2 akrabada görülmesi, riski 3’e katlar. Ancak ailede bu hastalığa rastlanmış meme kanseri kadınların oranı %15’den azdır. Bu demektir ki, meme kanserine yakalanan kadınların %85’den fazlası bu hastalığı aileden almamaktadır.

Kişisel geçmişin önemi: Bir memede kanser tespit edilen kadının, diğer memesinde veya aynı memenin başka bir yerinde kansere rastlanma oranı 3-4’e katlanır. Bu, birinci kanserin tekrarlaması durumundan farklıdır.

Irk ve etnik yapı ilişkisi: Afrikalı Amerikalı kadınlara nazaran beyaz kadınların meme kanserine yakalanma olasılığı, biraz daha yüksektir.

Yoğun meme dokusu: Yoğun meme dokusuna (mamogramda görüldüğünde) sahip bir kadında, meme kanseri riski daha yüksektir.

Menstruasyon (Adet) ilişkisi: Erken regl olan (12 yaşından önce adet gören), daha fazla adet döngüsü olan ve/veya menopoz sonrası (55 yaş sonrası) kadınlarda, meme kanseri riski biraz daha fazladır.

Radyoterapi: Başka bir kanser türü (Hodgkin hastalığı veya non-Hodgkin lenfoma gibi) tedavisi için göğüs bölgesine alınan radyasyon, meme kanseri riskini önemli ölçüde arttırmaktadır. Gençlik döneminde memeler henüz gelişme dönemindeyken göğüse alınan radyasyon, meme kanseri gelişme riskini en çok arttıran dönemdir. Ancak, 40 yaş sonrası alınan radyasyon tedavisinin, meme kanseri riskini arttırmadığı gözlenmiştir.

Kombine hormon tedavisi: Menopoz sonrası kullanılan kombine hormon tedavisi, meme kanserine yakalanma riskini ve yaşamsal riski oranını arttırabilir. 2 yıl kadar az bir kullanım süresinde bile risk söz konusudur. Kombine hormon tedavisi, kanserin daha ileri evrede bulunma riskini de arttırabilir. Risk artışı, yakın geçmişte ve halen hormon kullanan kadınlarda daha fazladır. Bu sebeple, rutin meme kontrollerinin ve tarama testlerinin düzenli olarak yaptırılması, gelecekte oluşabilecek kanserin önüne geçilmesinde kilit rol oynamaktadır.

Östrojen tedavisi: Bazı araştırmalarda, menopoz sonrası tek başına kullanılan östrojenin meme kanseri gelişme riskini arttırmadığı görülmüştür. Aslında bunun sebebi, daha önceden rahmi alınan ve östrojen kullanan kadınlarda meme kanseri riskinin daha az olduğunun görülmesidir.

Östrojen tedavisi, meme kanseri yanında 10 yıldan fazla kullanımında yumurtalık kanseri riskinin de arttırır; ayrıca kalp hastalıkları, kanda pıhtılaşma gibi bazı problemleri de arttırır. Kolorektal kanser ve osteoporoz riskini azaltır ancak, osteoporozu önleyen ve tedavi eden daha etkili yollar olduğu için, olası zararları iyice hesaplanmalıdır.

Alkol Kullanımı Günlük 2-5 bardak alkollü içki tüketen kadınlarda risk 1,5 katı daha fazla olurken aşırı alkol kullanımının, diğer bazı kanser türlerinin gelişme riskini arttırdığı bilinmektedir.

Obezite: Menopoz sonrası aşırı kilolu veya obez olmak, meme kanseri riskini arttırır. Menopoz sonrası fazla yağ dokusu olması, östrojen seviyesini yükselterek meme kanseri gelişme şansını arttırır. Yüksek insülin seviyesinin, meme kanseri dahil bazı kanser türleri ile bağlantısı vardır.

Fiziksel aktivitenin önemi: Haftada en az 1,25 – 2,5 saatlik hızlı yürüyüşler, kadındaki meme kanseri riskini %18 oranında azaltmaktadır.

Sigaranın etkisi: Uzun süreli fazla sigara tüketiminin meme kanseri riskini arttırdığını tespit etmiştir.

Meme kanserinin belirtilerini bilmeliyim

Memesinde şişlik ve/veya yumru hisseden her kadın endişelenecektir. Memede kitle, meme kanserinin en sık rastlanan belirtilerinden biri olmasına rağmen, daha göze çarpan belirtileri mevcuttur. Memenin tümü veya bir kısmında şişlik, memenin derisinde kızarıklık veya renk değişikliği, nadir görülen ancak oldukça agresif olan ve yaşam kaybı riski taşıyan inflamatuvar (iltihaplı) meme kanseri belirtileri olabilir.

Aşağıdaki değişiklikleri fark ettiğinizde gecikmeden hekime başvurmalısınız

-Memede veya koltuk altında ele gelen kitle (sertlik, şişlik)
-Meme cildinde yara, kızarıklık veya kalınlaşma, ödem (portakal kabuğu görünümü)
-Memede ve meme başında şekil bozukluğu, içe doğru çekilme, çökme veya asimetri
-Meme başı derisinde soyulma, kabuklanma gibi değişiklikler
-Meme başından akıntı (kanlı veya şeffaf renkli)

Meme kanserinde erken tanı için ne yapmalıyım?

Tarama testleri ile meme kanserinin erken evrede belirlenmesi mümkündür. Tarama testlerinin amacı, belirtileri ortaya çıkmadan kanseri teşhis etmektir. Tarama, test ve muayene yöntemleri kullanılarak hiçbir belirti göstermeyen kişilerde, kanser gibi bir hastalığı tespit etmek anlamına gelir.

Meme kanserinde erken tanı için birbirlerini tamamlayıcı yöntemler vardır;

-Kişisel (kendi kendine yapılan) meme kontrolleri
-Klinik (doktor tarafından yapılan) meme kontrolleri
-Mamografi/meme ultrasonografisi
-Gerekli diğer tarama testleri

Meme kanseri erken tanısı için 20 yaşından sonra her ay kendi kendine meme kontrollerinin yapılması, kırk yaşından sonrada yılda bir kez olmak üzere doktor tarafından yapılan meme kontrolleri ve yılda bir kez mamografi önerilmektedir.

Meme kanserinde erken tanı ile korunmak mümkündür

Meme kanserine erken evrede tanı konması, tedavi seçeneklerinin sayısını, tedavinin başarıya ulaşma ve hayatta kalma şansını önemli oranda arttırır. Meme kanseri, yayılmadan önce erken evrelerde tespit edilirse hastaların % 90’ından fazlası normal yaşamını sürdürmektedir.

Meme kanseri tarama testleri sırasında tespit edilirse, tümör daha küçüktür ve memeyle sınırlıdır. Tümör büyük boyutlara ulaşmadan tanı konulan hastalarda meme korunabilmektedir. Bu nedenle, erken tanı konusunda bireylerin farkındalığı ve doktorların bu konuda duyarlı tutumları son derece önemlidir.

Erken tanı için temelde önerilen ve birbirlerini tamamlayıcı yöntemlerin bulunulan yaş aralığında önerilen sıklıklarda yapılması önemlidir. Ailesinde yoğun meme ve over (yumurtalık) kanseri hikayesi olan; BRCA1 ve 2 gen analiz testleri pozitif sonucu birinci derecede yakını olanların meme ve over kanser taramalarına daha erken yaşlarda başlaması; takiplerini düzenli aralıklarla ve doktor kontrolünde yaptırmaları önerilir.

Meme kanseri erken teşhisi için tarama önerileri

20 – 40 yaş arası kadınlar:

-Aylık kendi kendine meme muayenesi: 20. yaşların başlamasıyla her kadının aylık periyodlar halinde adet kanaması bitimi sonrasındaki ilk hafta, kendi kendine meme muayene yapması önerilir.

- Hekim tarafından yapılan klinik meme muayenesi: her 3 yılda bir yapılmalıdır.

40 yaş üzeri kadınlar:

-Aylık kendi kendine meme muayenesi: her kadının aylık periyodlar halinde adet kanaması bitimi sonrasındaki ilk hafta kendi kendine meme muayenesi yapması önerilir; eğer adet görmüyorsanız her ay aynı gün yapılması önerilir.

- Hekim tarafından yapılan klinik meme muayenesi: meme kanseri belirtileri olmayan 40 yaş üstü bayanların tercihen her yıl meme muayene olmalıdır.

-Mamografi veya tomosentez (memenin 3 boyutlu olarak görüntülenmesi): 40 yaşından başlayarak iki yılda bir kez mamografi yapılmalıdır.

Not: Bu önerilen testlerden herhangi birinde anormallik olduğunda hekime danışılmalı ve tarama sıklığı hekim tarafından belirlenmelidir.

Sağlıklı ve mutlu kalın...
Prof. Dr. Mustafa Özdoğan