Kanserin-olumu
Yazı Boyutu:
Küçült
Sıfırla
Büyült

Son yıllarda birçok yazı ve faaliyet ile kanserin büyük oranda önlenebilir ve tedavi edilebilir bir hastalık haline geldiğini anlatmaya çalıştık. Bu bilinci yaymaya çalışırken, kanserin yaşam kayıplarına neden olan bir hastalık olduğunun elbette farkındayız, fakat bundan 50 yıl öncesine göre kanser tedavisinde çağ atlamış durumdayız, hatta kanserin kaderi değişmeye başladı diyebiliriz. Şu an için net bir süre vermek zor olsa da, bu alanın uzmanları önümüzdeki 50 yıl içinde kanserlerin tamamen tedavi edileceğini düşünmekteler. Kanser tedavisinin son 50 yıllık serüvenine bizzat tanık olan, kendisi de bir dönem bu hastalıkla mücadele eden tanınmış hekimlerden biri olan Dr. Vincent T. DeVita “Kanserin Ölümü” isimli bir kitap kaleme aldı. Bu yazımızda bu kitap vesilesi ile yapmış olduğu değerli bir röportajın çevirisini sizlerle paylaşmak istedik.

Maurie Markman, Dr: Merhaba. Röportajımız onkoloji tedavi alanında en etkili araştırmacılardan ve hekimlerden biri olan Dr. Vincent T. DeVita ile. Kanser alanında yaptığı çalışmalarla birçok ödül alan Dr. DeVita, Hodgkin lenfoma hastalarının tedavisinde 4’lü ilaç tedavisini geliştirerek 1960’ların ortalarında modern kemoterapi çağının başlamasındaki rolü ile tanınmaktadır. Meslektaşları bunu modern onkolojideki en büyük gelişmelerden biri olarak adlandırmıştır. Dr. DeVita geçtiğimiz günlerde kanser araştırmaları ve tedavilerinde edindiği tecrübeleri anlatan ‘’Kanserin Ölümü’’ adlı kitabını yazmıştır.

Önde gelen onkologlardan biri olarak Dr. DeVita kitabında neden kanserin yenilebilir bir hastalık olduğunu ve nasıl bu noktaya gelinebileceğini su yüzüne çıkarıyor. Bu nedenle birçok kişinin öğrenmek istediği ilk sorum şu: Neden bu kitabı yazdınız?

Vincent T. Devita Jr, Dr: Bildiğiniz gibi Amerikan halkı kanserle savaşırken 100 milyar doların üzerinde vergi ödedi. Doğru zamanda doğru yerde olduğumu düşündüm. O dönemde Kanser Derneği’ndeydim. Yaptığım iş ise hayırsever Mary Lasker’in kanser konusuyla ilgilenmesini sağlamaktı. Sonrasında tüm programı ve dışarıdan iki kanser merkezini yürüttüm. Ardından, Amerikan Kanser Derneği’nin Başkanı olma fırsatı bana verildi.

Sanki yeteri kadar tecrübe kazanmamışım gibi bir de kendim kanser oldum. Kendi kendime dedim ki, ‘’Yapmalıyım. Bu durumda olan biri onların tecrübelerini gerçekten tekrar hesaplamalı, böylece insanlar kanser olduğunda gerçekten bunu yaşayan ve iyileşen kişiden ödedikleri paraya karşılık ne aldıklarını bileceklerdi.’’ Böylece bunu yaptım ve bunu harika bir yazar olan kızım Elizabeth ile yaptım. Dürüst kalmamı sağlamasını ve ne yaptığımı tercüme etmeme yardım etmesini istedim. Bu kitap halk için yazıldı, doktorlar ve hemşireler için değil. Bazı insanlar bu kitabın yalnızca doktorlar ve hemşireler için yazıldığını düşündüler, ama bu doğru değil. Bu kitabı yazmamın sebebi bu.

Maurie Markman, Dr: Gerçekten bunun için teşekkür etmek isterim. Bu kitabın halka yönelik yazılması gerçekten takdire şayan. Sorum şu: Bu kitabı okuyanlara ‘’verdiğiniz ve vermek istediğiniz asıl mesajınız nedir?’’

Vincent T. Devita Jr, Dr: Asıl mesaj sizin çoktan sözünü ettiğiniz kansere karşı verilen savaşın yalnızca yenilebilir olduğu değil aslında yenildiğidir. 1971’lerden beri insanlar kanser alanında yapılan önemli değişiklikleri takdir etmiyorlar.

Bu nedenle 1971’den beri 100 milyar doların 65%’ini destek araştırmalarına yatırdık ki bu araştırma için çok büyük bir meblağ demek. Kanserin görülme sıklığı ve kansere bağlı ölüm oranları 1990-1991’den beri azalıyor. Kanserin tedavi edilmesi hiçbir zaman kolay olmadı, ancak hastalık oranı öncesinden çok daha az.

En büyük gelişmelerden biri meme kanseri erken tanı ve tedavisinde yaşandı. Meme kanserinde ölüm oranları %25 azaldı. Genel olarak dünyanın gelişmiş ülkelerinde kansere bağlı ölüm oranı %25 azaldı. Şimdilerde muhtemelen bu oran daha fazla, çünkü bu veriler 5 yıl öncesine ait. Hedefe yönelik tedaviler, immünoterapiler gibi yeni yöntemlerle 2016 yılındaki oranlar hesaplandığında muhtemelen bu oran yaklaşık 35%’lerdedir. Bu oldukça istikrarlı bir gelişmedir.

Yani mesaj şu: Biz yalnızca kanseri yenmiyoruz, kanser aynı zamanda yenilebilir.

Maurie Markman, Dr: Doğru.

Vincent T. Devita Jr, Dr: Bu sadece klinikleri vuruyor, yani daha henüz en iyisi gelmedi. Biz biliyoruz ki daha iyi olacaklar. İnsanlara verebileceğimiz iyimser mesajlara ihtiyacımız olduğunu düşünüyorum. İnsanların kafalarının karışmasındaki sebeplerden biri, kanser tedavisi verirken onlara evlerine gidip normal bir hayat sürmelerini istememiz ve bunu yapıyorlar. Çoğunluğu etrafta dolaşıp ‘’ben kanserim ve ben…’’demiyorlar. Bazıları diyor, bazıları ise aktivist oluyor. Ancak çoğunluğu değil. Gördüğünüz kişiler genellikle bu hastalıktan mağdur olanlar ve bunlar çok daha fazla göze çarpıyor. İnsanlar yakalandıkları kanser türünden kaç kişinin iyileştiğini takdir etmiyorlar.

Maurie Markman, Dr: Bu çok önemli ve olumlu bir mesaj. Bu kitabı halka yönelik yazdığınızı açık ve net ifade etmiş olsanız da hekimler, onkologlar ve/veya sağlık uzmanları için de mesajınız var mı veya var mıydı?

Vincent T. Devita Jr, Dr: Kitabımda ifade ettiğim gibi, kanser tedavisi konusunda hevesli olmayan bazı doktorlar var. Bazı kanser hastaları kendilerini inanmayan hekimlerin eline bırakır. Eğer kanser teşhisi yeni konmuşsa ve hekim size ‘’kansersiniz, sizin için yapabileceğim hiçbir şey yok’’ diyorsa, kendinize başka bir hekim bulmalısınız, çünkü günümüzde kanserle ilgili herkes için yapılabilecek bir şeyler var.

Maurie Markman, Dr: Bu çok harika bir kitap ve kızınız kesinlikle muhteşem bir yazar ve ikiniz kesinlikle harika bir hikaye yazmışsınız. Yine söylüyorum çünkü bu kitap halk için yazılmış.

Vincent T. Devita Jr, Dr: Bu yüzden bu şekilde yazdık, çünkü kızım hikayeyi şekillendirmek ve renk katmak konusunda oldukça yetenekli. Sanırım size bu kitabın şuandaki halinin üç katı olacak şekilde 320,000 kelime yazdığımdan bahsetmiştim. Bu taslağı kızıma verdim, o bu yazıyı 110,000 kelime olarak bana geri verdi. Şimdi kitap -okunabilir şekilde olan-dır. Bana şöyle dedi, ‘’kimse okumayacaksa kitap yazmanın bir anlamı yok’’. Sonuçta bu hali çok daha okunabilir durumda. Sanırım kızım olmasaydı bu kitap tamamen farklı olacaktı.

Maurie Markman, Dr: Kitaptaki bazı konuşmalar ve konular, özellikle de konuşmak ve yorumunuzu almak istediğim konu “tedavi konsepti”. Kitabınızda kanserin yenilebilir olduğunu ve tedavi hakkında konuşulmasını desteklediğinizi açıkça ifade etmişsiniz. Bu konuda yorum yapmak ister misiniz?

Vincent T. Devita Jr, Dr: Günümüzde arkadaşların tedavi (kür) kelimesini kullanmaya çekindiklerini farkettim. Ben Yale’de biraz aykırı olanım. “İyileşir misiniz bilmiyoruz”. Bu çok klasik. Bu daha çok, biraz korku. Hastayı tedavi olacağına dair cesaretlendirirsek ve kanser tekrarlarsa, bunun sorumluluğunu alırsınız mantığı.

Hastaların kanserden tamamen kurtulmayı tercih edeceklerini düşünüyorum. “İyileşmeyeceksiniz” veya “iyileşir misiniz emin değiliz”in söylenmesini istemiyorlar. Evlerine gitmek ve kendilerini rahat hissetmek istiyorlar. Neredeyse tüm kanser türlerinde bir süre vardır, tedavi sonrası bu süre içinde kanser tekrarlamazsa, hastalığın tekrarlama olasılığının olmadığını bilirsiniz.

Örneğin, Hodgkin hastalığında bu süre yaklaşık 4 yıldır. Hastalar remisyona (kanser belirti, ve bulgularının tamamen ortadan kalkması) girer ve öyle kalır, ve 4 yıl boyunca tedavi uygulanmaz. Benim hislerim tedavi olacaklarının söylenmesi ve onlara iyimserlik aşılanması yönünde.

Şimdilerde kanser alanında bizde çok enteresan şeyler oluyor. Bununla ilgili bildiğim en iyi örnek bizim tedavi ettiğimiz kronik miyelositik lösemi; oldukça ölümcül olan bir hastalık. Kısa bir süre içinde hastalarımızın remisyona girmesini sağlayabiliriz, ancak bu kanser türü hala ölümcül olan bir hastalık. Şimdilerde hastalar hap şeklinde kemoterapi ilaçları ile tedavi ediliyorlar ve normal bir hayat sürüyorlar. Ancak hastalar uygulanan ilaç (hap) tedavisine direnç gösterirlerse, ilaç sanayisi alabilecekleri 4 başka ilaç daha geliştirdi ve muhtemelen biz bunu yapmaya devam edeceğiz. İyileşmeseler de hastalığı daima tedavi altında tutabilirsiniz. Böylece hastalar normal bir hayat sürerler.

Farklı kategorilerde hastalarımız var. Bunların bir kısmı kanser hastalığıyla normal bir hayat sürmeyi başaranlar ve buna karşılık kanser olmayanlar. Sanırım bunu daha çok göreceğiz. Bazı immunoterapi yaklaşımları kullanıldığında kanseri gelişmeyen hastalar görüyoruz, ancak eğer dikkatli bakarsanız hastalığa dair belirtilerin halen mevcut olduğunu görürsünüz. Bu yeni bir kategori, bu yüzden hastalara bu farkı açıklamalısınız. Ancak, biraz kendine güvenle iyileştiklerini söyleme olanağı olursa, şunu demek isterim, “biliyorsunuz, büyük ihtimalle iyileştiniz”.

Maurie Markman, Dr: Vincent, kitapta hem kendi kanser deneyimini hem de oğlunuzun hastalığını ve deneyimini tanımlarken oldukça açık, dürüst ve duygusalsınız. Bu sizi nasıl etkiledi? Duygularınız o dönemde nasıldı ve şimdi gelecek için nasıl?

Vincent T. Devita Jr, Dr: Oğlum anaplastik anemi. Enfeksiyondan korunması için laminar hava akımı odasına konuldu. Orada kısa gezintiler hariç yaklaşık 8 yıl kaldı. NASA ile çalıştık ve onu uzay elbisesi giydirerek çıkardık. O odayı hiç terk etmedi. Çocukları lösemiden yaşamını kaybedeb veya lösemi olan ailelerle çok empati kurduğumu düşünüyordum, ancak kendi başına geldiğinde tümüyle çok başka bir deneyim. Sanırım bu beni daha iyi bir hekim yaptı. Birçok yönden beni değiştirdi.

Ben prostat kanseri oldum ve sanırım birçok hekimin yaptığını yaptım. Bunu görmezden geldim ve “söylediğimi yap, yaptığımı yapma” yaklaşımı sergiledim. Sonunda teşhis kondu, zor bir vakaydı benimki. Prostat çok büyüktü. Normalde hastalara yaptığımı, yönlendirme ve en iyi tedaviyi alabilecekleri yerler bulma işini kendim için yapamadım. Tüm bunları benim için yapması adına meslektaşlarımdan Dr. Steve Rosenberg’e ricada bulundum. Çok iyi bir iş çıkardı ve beni ülkenin en iyi cerrahlarından biri olan Dr. Peter Scardino’ya yönlendirdi. Bu sağlık sisteminin iç yüzünü anlamama imkanı verdi, ne kadar zor olduğunu biliyordum; ancak bizzat kendiniz deneyim kazandığınızda biraz daha farklı. Beni epey değiştirdi.

Maurie Markman, Dr: Kariyeriniz boyunca birtakım uyuşmazlıkları tartıştınız. Geriye baktığımızda bu, kombine kemoterapiye karşı dirençle başladı. Şimdilerde standart tedavi olarak uygulanan bu yeni yaklaşımlara karşı gönülsüzlük niye? Bugün yeni düşüncelere karşı pek de istekli olunmadığını görüyorum. Yeni bir şeye karşı çok fazla direnç gösteriliyor. Bu konudaki düşünceleriniz neler?

Vincent T. Devita Jr, Dr: Bunu iki kısımda yapalım. İlk kısım 1960’lardaydı. İlaç ile kanseri tedavi etme düşüncesi çılgınlık olarak kabul edildi ve bu düşünceyi hayata geçiren hekimler çılgın olarak kabul edildi. Yöntemler oldukça yetersizdi. Bunu azimle yapmaya çalışanlara sarfedilen yakıştırmalar alışılmışın dışındaydı.

Genç bir hekimdim ve bir üniversitede bunun yapılmasına hiç kimsenin tolerans göstermeyeceği bir üniversiteden geliyordum. Bu sadece çılgınlık olarak nitelendiriliyordu. Kombine ilaç kullanımı, tıpta yanlış olarak görülüyordu. Bu ilk olarak antibiyotikle kombine kullanımından çıktı. Bunlar nispeten faydalıydı. Kombine toksik kanser ilaçları kullanmaya başladığınızda, akıllarında yapılacak hiçbir şey olmadığı ve bunun sadece hastaları daha çok hasta edeceği düşüncesi olduğunda, bu yöntemlerin uzak olduğu düşünülüyordu.

Bunu yaptığımız ortam Ulusal Kanser Derneği idi ve bir şekilde bunları yapabileceğimiz, eleştirildiğimiz, ancak kimsenin durdurmadığı korunaklı bir ortamdı. Başka türlü kısıtlısınız. Bunu başka bir yerde yapmanın imkanı yok. Yale’e gittim, ihtisas dönemimi bitirmek için bir süre izin aldım ve Yale’de bunların bazılarını uygulamaya çalıştım. Hiçbir belirsizliğe yer bırakmaksızın bana bunun çılgınlık olduğu söylendi. Bunun üzerine Ulusal Kanser Derneği’ne geri geldim.

Bugün aynı şeyi görüyorum. İnsanlar yeniliklere karşı hala isteksizler. Örneğin, kanseri tedavi etmek için farklı ilaç kombinasyonlarının gerekli olduğu kuralının kanıtı var. Birkaç istisna dışında, kombine tedaviye ihtiyacınız var. Aslında bugünlerde görüyorsunuz, melanomda kombine immunoterapi tek bir immunolojik ajandan (ilaç) daha iyi sonuçlar veriyor.

Bunu neden her seferinde yeni baştan kanıtlamamız gerektiğini bilmiyorum. Ancak kanıtlıyoruz çünkü Amerikan İlaç Dairesi (FDA) bizden bunu yapmamızı istiyor. Sanırım FDA hala geçen yüzyılda kaldı ve bu yüzyıla gelmesi gerekli. Kitapta bununla ilgili epeyce bahsettik. Bence problemlerimizden biri fazla denetleyici olmamız. Hekimler biraz alışılmışın dışında bir şey yaparlarsa bunun için cezalandırılacaklarından ve araştırma yapma izinlerini kaybedeceklerinden veya yetkilerinin ellerinden alınacağından ve bunun gibi birçok şeyden korkuyorlar.

Maurie Markman, Dr: Endişelerinizi dile getirdiniz. Kitabınızda Amerikan İlaç Dairesi’nden (FDA) bahsetmişsiniz. Peki bu durumu nasıl değiştirebiliriz? Bazı hayal kırıklıkları hissediyorum. Görülen gelişmeler inanılmaz. Ortaya çıkabilecek gelişmeler daha da büyük. Kitabınızda anlattığınız gibi bu yavaşlıkta bir ortamdayız. Tabii ki Amerikan İlaç Dairesi (FDA) ve onların kuralları, 60 yıl öncesine gidin. Bunu düzeltmek için ne yapabiliriz?

Vincent T. Devita Jr, Dr: Kitap yazarak bunu yapmaya çalıştım. Bunu gerçekten düzeltebilecek insanların dikkatini çekebileceğimi düşündüm, bu kongre oluyor. Sanırım günümüzde olan, hekimlerin nerede olduklarını farketmemeleri. Aslında Amerikan İlaç Dairesi’nin (FDA) ilaç uygulamaları yaptığı ve araştırma yönettiği bir ortamda sıkışmış durumdalar. Belli ilaçlarla ilgili kemoterapi el kitabına baktığınızda “bu ilaçtan sonra, şu ilaçtan önce, bu ilacın kullanımı onaylanmıştır” gibi ifadeler kullanılmıştır.

Hastadan 4.800 km uzaklıkta olan bu kişi size ilacı tam olarak ne zaman kullanacağınızı söylüyor. Yeni olan şeylerin çoğu genellikle pazarlama süresinde gücünü yitiriyor. Amerikan İlaç Dairesi (FDA) bunu yap

Sağlıklı ve mutlu kalın...
Prof. Dr. Mustafa Özdoğan

Kaynak:

Dr. DeVita Discusses "The Death of Cancer"
http://global.onclive.com/onclive-tv/dr-devita-discusses-the-death-of-cancer/