Kanserle-ilgili-hurafelere-artik-bir-son-verelim

Kanserle ilgili hurafelere artık bir son verelim..

Yazı Boyutu:
Küçült
Sıfırla
Büyült

Kanser olmanız, artık yapılabilecek bir şey kalmadığı anlamına gelmez. Kanser hakkında uzmanlardan elde edilen her yeni bilgi, toplum içinde farkındalığın artmasına katkı sağlayacaktır.

4 Şubat kanser gününde, son yıllarda giderek artan sayıdaki kanser hastalığında halk arasında yerleşmiş fikir karmaşalarına ve yanlış inanışlara bir son vermemiz gerektiği kanısındayım.

“Kanser, sadece bir sağlık konusu değildir. Kanser; sosyal, ekonomik, kültürel gelişim ve insan haklarına kadar uzanan bir olgudur”. Birçok kanser türünü anlatırken ve/veya bir makale yazarken defalarca dile getirdiğim çevresel, ekonomik, kalıtsal faktörler, bu hastalıkta etken rol oynar. Kanseri tetikleyen çeşitli unsurlar mevcuttur. Hem gelişmiş hem de gelişmekte olan ülkelerde, yaşam standartlarına göre insanların karşılaştığı çeşitli kanser türleri vardır. Tüm dünyada çevresel faktörlere, ekonomik düzeye ve ülkenin gelişim durumuna göre halkı bilinçlendirmek ve bu etkenlerin ne tür kanserlere yol açabileceği konusunda kamuoyunu aydınlatmak büyük bir önem taşımaktadır. Bu tek bir kişinin değil, sağlık örgütlerinin devletle birlikte yürütmesi gereken bir projedir. Burada halkın aydınlatılması, belki de olası birçok kanser türünde önleyici faktör olabilir. Biz onkologların defalarca dile getirdiği gibi kanserde erken teşhis hayat kurtarmaktadır. Öyleyse, halkın bu doğrultuda bilinçlendirilmesi, olası üzücü sonuçları engelleyebilir.

Bir başka inanış ise, “kanserin varlıklı ve/veya daha ileri yaşta bireylerde, gelişmiş ülkelerde var olan bir hastalık” olduğu yönündedir. Bu inanışın tersine, kanser birçok etken göz önünde bulundurularak değerlendirilmesi gereken bir hastalıktır. Yazımın başında da söylediğim gibi, kanser hem gelişmiş hem de az gelişmiş ülkelerde, çeşitli sosyoekonomik düzeydeki bireylerde ve her yaşta görülebilir. Örneğin; az gelişmiş ülkelerde sigara kullanımının çok olması, akciğer kanserinde artışa sebep olmaktadır. Ya da çok eşli bir cinsel hayatı olan kadında, rahim ağzı kanseri daha fazla görülebilir. Yahut 15-16 yaşlarında gelişme çağında olan bir çocukta kemik kanserine rastlanması mümkündür. Gördüğünüz gibi tüm bu kanserlerin yaşınızla, ekonomik durumunuzla veya az gelişmiş bir ülkede yaşamanızla alakası yoktur. Çeşitli çevresel etkenler, yaşam şekliniz gibi faktörler bu hastalıkta etken rol oynayabilmektedir.

“Kanser olmanız demek, artık yapılabilecek bir şey kalmadığı veya bir başka deyişle yaşamınızı yitireceğiniz anlamına gelmez”. Günümüzde birçok kanser türü, etkin bir şekilde tedavi edilmektedir. Erken teşhis edildiğinde ise, bu tedavinin etkisi daha da artmaktadır. Ülkemizde etkin tedavi alabileceğiniz veya kanseri kontrol altına almak için palyatif tedavilere ulaşabileceğiniz tam teşekküllü kanser merkezleri mevcuttur. Uzman kadroların yönettiği bu donanımlı merkezlerde, kanser hastasının yurtdışına gitmesine gerek duymadan her türlü tedaviyi alması sağlanmaktadır. Kanser, gelişen bilim ve teknoloji sayesinde artık daha rahat yönetilebilen bir hastalıktır. Birçok kanser türü için geliştirilen onlarca ilaç mevcuttur. Bu sayede, birçok kanser türü tamamen tedavi edilebilmektedir. Hedefe yönelik tedaviler, girişimsel radyoloji, akıllı ilaçlar gibi birçok yeni uygulama tekniği sayesinde çok başarılı sonuçlar elde edilmektedir. Artık kanser hastaları aylar içinde yaşamını yitirmemektedir. Erken evrede teşhis edildiğinde hasta tamamen iyileştirilebilmektedir. İleri evre kanserlerde ise, gelişen teknoloji ve ilaçlar sayesinde, palyatif tedavi uygulamaları ile hastanın yaşam süresi uzatılmaktadır. Hatta, uygulanan tedavilere bağlı yan etkiler azaltılabilmekte, kanser hastasının yaşam kalitesi yükseltilmektedir. Bu sayede, hasta rahatlıkla günlük yaşantısına devam edebilmektedir. Günlük hayatı etkileyen durumlarda, uzman doktorlar tarafından verilen rehabilitasyon ve psikolojik destek hizmetleri, hayatınızı oldukça kolaylaştıracaktır. Bazı kanser türlerinde, kanser hastalarının tüm tedavi masrafları (ilaç, hastane), devlet tarafından karşılanmaktadır. Tüm bu açıklamalardan yola çıkarak, kanserin dünyanın sonu anlamına gelmediği hastalara sürekli hatırlatılmalı, bu anlamda kamuoyunda farkındalığın artması sağlanmalıdır.

“Kanserin, sizin kaderiniz” olduğunu düşündüren inanış, hastanın mücadele isteğini yitirmesine ve kaygı dolu düşüncelerin hakim olduğu bu süreçte, psikolojisinin bozulmasına sebep olur. Bunun yerine, kanseri önlemek adına bir takım önlemler almak hem daha düşük maliyetlidir hem de uzun vadede kanser hastalığının azalmasında önemli rol oynar. Bunun için yapılması gerekenler oldukça basittir. Sağlıklı beslenmek, mümkünse hiç alkol ve sigara kullanmamak ve sağlığınızın elverdiği ölçüde egzersiz yapmak sağlıklı kiloda kalmanıza ve daha zinde olmanıza katkı sağlayacak, kanseri önlemede etken unsurlar olacaktır. Hiçbir ilave ekonomik külfet getirmeyen bu yaşam şekli sayesinde, neredeyse tüm kanser türlerinden korunabilmeniz mümkündür.
“Gelişmekte olan ülkelerde, kanserden korunma ve tedavi konusunda yeterli farkındalığın yaratılamaması”, en önemli eksiklik olarak güncelliğini korumaktadır. Gelişmiş ülkelerle az gelişmiş ülkeler arasında, farklı kanser türlerinde farklı sonuçlarla karşılaşılmaktadır. Az gelişmiş ülkelerde, toplumsal farkındalığın yetersiz olması sonucu, erken teşhis edilemeyen ve/veya yeterli etkin tedaviyi alamayan bireyin, tedavi edilebilir bir kanser türüne bağlı yaşamını yitirdiği sıkça gözlenmektedir. Bu sebeple, devlet desteği ile sağlık kuruluşlarının ortak çalışma yaparak, toplum içinde kansere karşı bilincin arttırılması sağlanmalıdır.

“Kanser hastalığı ile ilgili konuşmamıza gerek yok” inanışının aksine, bu konunun çeşitli mecralarda konuşulması, toplumda ve devlet politikasında kansere çözüm geliştirilmesine yardımcı olacaktır. Kanser teşhisi koyulan hasta üzülür, kendini umutsuz ve yalnız hissedebilir, ayrıca bu hastalığın kendi başına gelmesi onu öfkelendirecektir. Oysaki kanser hakkında konuşmak, bireyin kendisini daha rahat hissetmesini sağlar ve toplum içinde bu hastalıkla ilgili tabunun kalkmasına yardımcı olur. TV, sosyal medya gibi iletişim alanlarında uzmanlar tarafından kamuoyunun farkındalığının arttırılması, kanser hastalığı ile ilgili olumsuz algının ortadan kaldırılmasına yardımcı olacaktır.

Bir başka yok edilmesi gereken inanış ise, “kanserin hiçbir belirti göstermediği” yönündedir. Bu inanış, bir grup kanser için doğru olabilir. Ancak, birçok kanser türünün, kendine özgü belirtiler gösterdiği artık bilinen bir gerçektir. Bu belirtiler konusunda daha fazla bilgi sahibi olmanız hastalığın erken teşhis edilmesine imkan sağlayacak, yaşam riskini ortadan kaldırmış olacaktır. Yaş grubuna, cinsiyete, kiloya, beslenme ve yaşam şekline hatta kalıtımsal etkenlere göre değişkenlik gösteren risk faktörleri konusunda bilgi sahibi olunuz. Bu sayede, olası kanser riskini önlemiş veya var olan bir kanser hastalığının erken evrede teşhis edilmesini sağlamış olursunuz.

Gördüğünüz gibi, hayatınızla ilgili yapacağınız ufak tefek değişiklikler, gelecekte oluşabilecek büyük sağlık problemlerinin önüne geçecektir. Doğru kaynaklardan ve uzman doktorların bulunduğu onkoloji ve hematoloji merkezlerinden edindiğiniz her yeni kanser bilgisi, kulaktan kulağa fısıldanan yalan yanlış inanışları yok edecektir. Kanser, artık korkulacak veya gizlenecek bir hastalık değildir. Unutmayın! Bilinçli davranarak hayatınızı kolaylaştırabilir ve daha sağlıklı bir yaşam sürdürebilirsiniz..

Sağlıklı ve mutlu kalın...
Prof. Dr. Mustafa Özdoğan