Karaciğer kanseri nedir? Nedenleri - risk faktörleri nelerdir?

Yazı Boyutu:
Küçült
Sıfırla
Büyült

Karaciğer, hepatosit (karaciğer gözesi) olarak adlandırılan hücrelerden oluştuğu gibi karaciğerin içerisinde safra kanalları ve kan damarlarında bulunan hücrelerden de oluşur. Safra kanalı, karaciğer dışına kadar uzanır ve safrayı karaciğerden safra kesesine veya direk bağırsaklara kadar taşır.

Farklı türdeki bu hücreler, bazı malign (kötü huylu) ve benign (iyi huylu) tümörler oluşturabilirler. Bu tümörlerin farklı sebepleri ve neden oldukları hastalığın farklı bir seyri vardır. Dolayısıyla, tedavileri de farklı yöntemlerle gerçekleştirilir.

Karaciğerde oluşan tümörler:

Benign (iyi huylu) Karaciğer Tümörleri

Benign tümörler, bazen probleme yol açacak kadar büyüyebilir. Ancak, yakındaki dokulara veya vücudun uzak bölgelerine yayılmazlar. Tedavi gerekli görülürse, hasta genellikle cerrahi müdahale ile tedavi edilir.

Hemanjiyom

En sık rastlanan iyi huylu karaciğer tümör türü olan hemanjiyom, kan damarlarında başlar. Karaciğerde oluşan hemanjiyomların çoğu, belirti göstermez ve tedavi gerektirmez. Fakat kanamaya neden olan bazı tümörler cerrahi müdahale ile alınmayı gerektirebilir.

Hepatik Adenom

Hepatik adenom, hepatosit’de (ana karaciğer hücresi) başlayan iyi huylu bir tümördür. Çoğu belirti göstermez ve tedavi gerektirmez. Fakat bazıları, zaman zaman karında (mide bölgesinde) kütle veya ağrı gibi belirtiler gösterir. Tümörün, ciddi kan kaybına kadar uzanan bir bozulmaya yol açma ve küçükte olsa karaciğer kanseri gelişme riski sebebiyle çoğu doktor mümkünse tümörün cerrahi müdahale ile alınmasını önerir.

Belli bazı ilaçların kullanımı, tümörün oluşma riskini arttırabilir. Ender de olsa, doğum kontrol hapı kullanan hanımlarda bu tür tümörlerin görünme olasılığı daha yüksektir. Anabolik steroit kullanan erkeklerde de bu olasılık geçerlidir. İlaç kullanımı durdurulduğunda, adenomlar küçülebilir.

Fokal Nodüler Hiperplazi

Fokal nodüler hiperplazi (FNH), farklı hücre türlerinden (hepatosit, safra kanalı hücreleri ve bağlantılı doku hücreleri) oluşarak tümöre benzer bir büyüme gösterir. FNH tümörler iyi huylu olmalarına rağmen, gerçek karaciğer kanserinden ayırmak zor olabilir. Tanı belirsiz olduğunda, doktorlar zaman zaman cerrahi müdahale ile tümörü alırlar.

Hem hepatik adenom hemde FNH tümörleri, erkeklerden daha çok bayanlarda sıkça görülür.

Karaciğer Kanser Türleri

Farklı türde bazı kanserler, karaciğerde başlayabilir.

HEPATOSELÜLER KARSİNOM (karaciğer kanseri)

Yetişkinlerde en sık rastlanan karaciğer kanseri türüdür. Zaman zaman hepatom olarak da adlandırılır. Karaciğerde başlayan 5 kanserden 4’ü bu türe aittir.

Hepatosellüler kanserin(HCC) farklı büyüme şekilleri olabilir:

  • Bazıları büyüyen tek bir tümör olarak başlar ve hastalığın sadece ileri evresinde karaciğerin diğer bölümlerine yayılma gösterir.

  • Bazıları ise, sadece tek bir tümör değildir ve karaciğere yayılmış birçok küçük kanser nodülü olarak başlar. Bu durum daha çok siroz olan kişilerde görülür.

Hepatosellüler kanserin bazı alt türleri, mikroskop altında inceleme sonucu ayırt edilebilir. Bu alt türlerin birçoğu hastalığın seyrini ve tedaviyi etkilemezler. Ancak, bu alt türlerden biri olan fibrolameller kanser türünün ayırt edilmesi önemlidir. Fibrolameller karaciğer kanseri, HCC’nin %1’lik kısmını oluşturan oldukça ender rastlanan bir türdür. Bu türe rastlanan hastalar genellikle 35 yaşından genç ve karaciğerlerinin diğer bölgeleri hastalıktan etkilenmemiştir. Bu kanser türü HCC kanserlerinin diğer türlerine oranla daha olumlu bir seyir izler. Karaciğerlerinin geri kalan kısımları hasta değildir ve genellikle diğer HCC formlarından daha iyi bir görünüme sahiptir.

İntrahepatik Kolanjiyokarsinom (safra kanalı kanseri)

Karaciğerde başlayan kanserlerin yaklaşık %10-20’si intrahepatik kolanjiyokarsinom’dur. Bu kanserler, karaciğer içindeki küçük safra kanallarını (safra kesesine safra taşıyan tüpler) oluşturan hücrelerde başlar. Aslında, kolanjiyokarsinomların çoğu karaciğer dışındaki safra kanallarında başlar.

Ben bu bölümde daha çok en sık rastlanan karaciğer kanseri formu, hepatosellüler karsinom hakkında bilgi vereceğim.

İkincil (sekonder = metastatik) Karaciğer Kanseri

Karaciğer içerisine kanser tanısı konduğunda çoğu zaman o kanserin ana kaynağı karaciğer olmamakta, pankreas, kolon, mide, meme ya da akciğer gibi organlarda başlayan kanserin metastazı olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu tümörler, ilk oluştukları yer baz alınarak isimlendirilir ve tedavi edilirler. Örneğin; akciğerde başlamış ve karaciğere yayılmış kanser, akciğer kanseridir ve bu durumda akciğer kanseri tedavisi uygulanır.

İkincil (metastatik) karaciğer tümörleri, birincil karaciğer kanserlerine nazaran Amerika ve Avrupa’da daha sık rastlanmaktadır. Asya’nın ve Afrika’nın birçok bölgesinde ise, durum tam tersidir.

Karaciğer kanserinin nedenleri - risk faktörleri nelerdir?

Karaciğer kanseri, dünyada en sık görülen 5’inci kanser türüdür. Ülkemizde ise, karaciğer kanseri olan hasta sayısının artması dikkat çekici ve üzüntü vericidir. Kansere bağlı yaşam kaybı sıralamasında 3’üncü sırada yer alan karaciğer kanserinde erken tanı ve karaciğer nakli hastanın yaşam kaybını önleyebilmektedir. Güney Afrika ve Güneydoğu Asya’da sık rastlanan karaciğer kanseri, Amerika’da nadir (5/100.000) görülmektedir. Türkiye’de ise, yaklaşık 1100’den fazla erkek ve kadında yeni karaciğer kanseri vakası teşhis edilirken, kolorektal (kalın bağırsak) kanser hastalarının yaklaşık %60’ında karaciğer metastazı gelişmektedir.

Karaciğer kanseri tanı yaşı ortalama 62’dir. Karaciğer kanseri tanısı konan hastaların %90’ından fazlası 45 yaşın üzerinde iken, %3’ü 35-44 yaşları arasında ve %3’den azı ise 35 yaşından gençtir. Her yıl 1 milyondan fazla insanın karaciğer kanserinden yaşamını kaybedeceği tahmin edilmektedir.

Kansere yakalanma olasılığını arttıran her şey risk faktörüdür. Farklı kanser türlerinin farklı risk faktörleri vardır. Sigara ve alkol kullanmak gibi bazı risk faktörleri değiştirilebilir. Bunun yanında, kişinin yaşı veya aile geçmişi gibi bazı etkenlerin değiştirilmesi mümkün değildir.

Ancak, risk faktörleri bize her şeyi anlatmaz. Risk faktörüne sahip olmanız, o hastalığa yakalanacağınız anlamına gelmez. Hatta hastalığa yakalanan bazı kişilerde çok az veya hiç risk faktörüne rastlanmayabilir. Uzmanlar, insanların hepatosellüler kansere yakalanma olasılığını arttıran birkaç risk faktörü belirlemişlerdir.

Hepatosellüler kanser için bazı risk faktörleri olmasına rağmen, bu risk faktörlerinin normal karaciğer hücrelerini nasıl kansere dönüştürdüğü kısmen anlaşılmıştır.

Hücre DNA’sı zarar gördüğünde kanser oluşur. Her bir hücremizdeki DNA’lar genlerimizi bir araya getiren kimyasallardır. Anne ve babamıza benzememizin sebebi sahip olduğumuz DNA’nın kaynağı olmalarındandır.

Bazı genler hücreler büyürken, bölünürken ve ölürken denetleyici görevi görürler. Hücrelerin büyümesine ve bölünmesine yardım eden genlere onkogen denir. Hücre bölünmesini yavaşlatan veya doğru zamanda ölmesine neden olan genlere ise, tümör baskılayıcı gen denir. Kanser, onkogenleri açık bırakıp tümör baskılayıcı genleri devre dışı bırakan DNA değişiklikleri sonucunda oluşur. Bir hücrenin kanser olması için bazı genlerin değişikliğe uğraması gerekmektedir.

Aflatoksin gibi karaciğer kanserine yol açan bazı kimyasalların, karaciğerdeki hücrelerin DNA’sına zarar verdikleri bilinir. Örneğin; aflatoksin’in, hücrenin olduğundan fazla büyümesini engelleyen tümör baskılayıcı gene (TP53) zarar verebildiği araştırmalarla tespit edilmiştir. Bu gende oluşan zarar, anormal hücre büyümesini arttırarak kanser formunu oluşturabilir.

Hepatit virüsü ile karaciğer hücrelerinde oluşan enfeksiyon da DNA’ya zarar verebilir. Bu virüslerin, hücreleri nasıl enfekte edeceğini ve daha fazla virüs nasıl üreteceğini komuta eden kendine has DNA’ları vardır. Bazı hastalarda, bu viral DNA kendini karaciğer hücresindeki DNA’nın içine sokar ve buradan hücre genini etkileyebilir. Ancak, bilim insanları halen bu tepkimenin nasıl kansere dönüştüğünü tam olarak bilmemekte ve araştırmalar devam etmektedir.

Bilim insanları, karaciğer kanserinin nasıl geliştiğini anlamaya başlamış olsalar da, daha bilinmesi gereken çok şey vardır. Bu kanser türünün birçok farklı sebebi vardır ve hiç şüphesiz ki birçok farklı gen bu gelişimde önemli rol oynamaktadır. Ümit ediyorum ki, karaciğer kanserinin gelişimi ile ilgili daha net elde edilecek bilgiler biz doktorların tedavi yöntemlerine ışık tutacaktır.

Cinsiyet Faktörü

Hepatosellüler karsinom, kadınlara nazaran erkeklerde daha sık rastlanan bir karaciğer kanser türüdür. Buda, muhtemelen birazdan aşağıda anlatacağım bazı risk faktörlerini etkileyen davranış şekilleri yüzündendir. HCC’nin fibrolameller alt türü, neredeyse iki cinste de eşit oranda görülmektedir.

Irk/Etnik Köken

Karaciğer kanserine en sık rastlanan ülkeler; Sahra altı, Afrika, Güneydoğu Asya ve Amerika’dır.

Kronik Viral Hepatit

Karaciğer kanseri için, dünyada en sık rastlanan risk faktörü, Hepatit B veya hepatit C virüslü kronik (uzun süreli) enfeksiyondur. Bu enfeksiyonlar, karaciğerde siroza neden olur ve karaciğer kanserinin tüm dünyada en yaygın kanser türü olmasından sorumludur.

Hepatosellüler karsinoma neden olan Hepatit B virüsüne Asya ve gelişmekte olan ülkelerde daha sık rastlanırken, Hepatit C virüsüne Amerika’da daha sık rastlanmaktadır. Her iki virüsü de taşıyan kişiler çok yüksek kronik hepatit, siroz ve karaciğer kanseri riski taşırlar.

Hepatit B ve Hepatit C virüsleri, virüs bulaşmış iğne (uyuşturucu kullanımında olduğu gibi), korunmasız cinsel ilişki veya doğum yoluyla kişiden kişiye yayılabilir. Ayrıca, kan testleri ile virüs taraması yapılmaya başladığından beri nadirde olsa virüsün kan nakli yoluyla bulaşması söz konusu olabilir. Gelişmekte olan ülkelerde, enfekte olmuş aile üyesi ile uzun süreli temas ile çocuklara zaman zaman Hepatit B virüsü bulaşabilmektedir.

Hepatit B virüsü; grip şeklinde seyreder, gözlerde ve ciltte sarılık gibi belirtiler gösterir. Hepatit B hastalarının çoğu birkaç ay içinde tamamen iyileşir. Yetişkinlerin çok az bir yüzdesi kronik taşıyıcıdır ve yüksek karaciğer kanseri riski taşımaktadır. Ayrıca, virüs bulaşmış bebeklerin ve küçük çocukların, kronik taşıyıcı olma riski yetişkinlere göre daha fazladır.

Bunun yanında, hepatit C fazla belirti göstermez. Ancak Hepatit C, hastaların çoğunda, karaciğerde zarara hatta kansere yol açan kronik enfeksiyonların gelişmesine neden olur.

Hepatit A ve hepatit E gibi diğer virüsler de, hepatite neden olabilirler. Ancak bu virüsler insanlarda kronik hepatit veya siroz geliştirmez ve karaciğer kanseri riskini arttırmaz.

Hepatit Enfeksiyonundan Korunmak için ne yapılmalı?

Karaciğer kanserindeki en önemli risk faktörü, hepatit B ve C virüslü kronik enfeksiyondur. Bu virüsler, ortak kullanılan enjeksiyon iğnesi yolu ile (uyuşturucu kullanımı gibi) ve korunmasız cinsel ilişki ile kişiden kişiye yayılabilir. Kişiye özel enjeksiyon iğnesi ve cinsel ilişkide kondom kullanarak bazı kanser türlerinin önlenmesi mümkündür.

Hepatit B enfeksiyonu için yapılan aşı, 1980 yılından beri uygulanmaktadır. Sağlık Merkezleri, hepatite bağlı karaciğer kanseri riskini azaltmak için tüm çocukların ve yetişkinlerin aşı olmalarını önermektedir.

Hepatit C için bir aşı yoktur. Bağışıklığı olmayan kişilerin, Hepatit B ve Hepatit C enfeksiyonunun nasıl oluştuğunu anlamaları önlem almaları adına önemlidir. Bu virüsler; korunmasız cinsel ilişki, virüs bulaşmış iğne ve doğum yoluyla bulaşabilir.

Kan nakli de bir zamanlar enfeksiyonun ana sebeplerinden biriydi. Ancak, şimdilerde kan bankalarına bağışta bulunan kişilerin, hepatit enfeksiyonu olup olmadığı kontrol edilmekte ve sağlıklı kan, bankalarda saklanmaktadır. Dolayısıyla, virüsün bu yolla bulaşma riski oldukça düşmektedir.

Hepatit B ve C riski yüksek olan kişilerin bazı testler yolu ile karaciğer hastalıkları rutin olarak kontrol edilmeli ve gerekirse tedavi edilmelidir. Bazı ilaçlar, hepatit B ve C tedavisinde kullanılabilir. Kronik hepatit C enfeksiyonu tedavisi için ortalama 6 ay ile 1 yıl arası düzenli kullanılan peg-interferon ve ribavirin, hepatit C virüsünü birçok kişide yok edebilir. Bu tedavinin problemlerinden biri, dayanılması güç olabilen grip belirtileri, halsizlik, depresyon ve düşük kan sayımı gibi bazı ciddi yan etkilere yol açabilmesidir. Kronik hepatit B tedavisinde kullanılan ilaçlar, kandaki virüs miktarını ve karaciğere verilen zararı azaltır. Hastalığı iyileştirmese de, siroz riskini azaltır. Bunun yanında, karaciğer kanseri riskini de azaltma olasılığı vardır.

Aşırı alkol kullanımı

Aşırı alkol tüketimi, karaciğer kanserine yol açan siroz hastalığının ana nedenidir. Karaciğer kanserinin, aşırı alkol tüketimi ile ilişkisi devam etmektedir.

Siroz hastalığı

Siroz, karaciğer hücrelerinin alkol, sarılık gibi nedenlerle bozulup hasar görmesi sonucu oluşan bir hastalıktır. Karaciğer küçülür, pütürlü bir görünüm alır ve skar yani yara dokusu oluşur. Karaciğer kanserine yakalanan hastaların çoğuna (hepsinde değil), daha önceden siroz tanısı konmuştur.

Sirozun, olası bazı nedenleri vardır. En sık rastlanan nedenler; alkol suiistimali veya kronik hepatit B veya hepatit C enfeksiyonlarıdır.

Kalıtsal metabolik hastalıkların belli bazı türleri, karaciğerde siroza yol açan problemleri beraberinde getirebilir. Karaciğeri etkileyen bazı otoimmün hastalıklarında siroza neden olması söz konusudur.

Obezite

Alkole bağlı olmayan yağlı karaciğer hastalığı, az veya hiç alkol tüketmeyen kişilerde yağlı karaciğer gelişimi ile oluşur. Obez kişilerde yaygındır. Nonalkolik steatohepatik (alkol dışı karaciğer yağlanması) olarak adlandırılan bu hastalık, sonraki aşamada siroz gelişiminde öncü olabilir. Buda karaciğer kanseri risklerinden biridir.

Tip 2 diyabet

Genellikle aşırı alkol kullanımı ve/veya kronik viral hepatit gibi diğer risk faktörlerini de barındıran hastalarda, tip 2 diyabetin karaciğer kanseri riskini arttırdığı saptanmıştır. Tip 2 diyabet hastalarının aşırı şişman veya obez olması karaciğer problemleri ile yüz yüze gelme riskinin arttırarak kansere yakalanma olasılığını beraberinde getirir.

Kalıtsal metabolik hastalıklar

Belli başlı bazı kalıtsal metabolik hastalıklar, siroza yol açabilir.
Hemokromatoz olan kişilerde, besinlerdeki demir emilimi çok fazladır. Demir, karaciğer dahil tüm vücuttaki dokulara yerleşir. Karaciğerde biriken fazla miktardaki demir, siroza ve karaciğer kanserine yol açabilir.

Nadir görülen ve karaciğer kanseri riskini arttıran diğer hastalıklar:

Tirozinemi

  • Alfa1-antitripsin eksikliği

  • Porfiria kutanea tarda

  • Glikojen depo hastalıkları

  • Wilson hastalığı

Aflatoksinler

Kansere neden olan bu maddeler; fıstık, buğday, soya, yer fıstığı, mısır ve pirince bulaşan mantar hastalığı tarafından üretilir. Bu tür besinlerin sıcak ve nemli ortamlarda saklanması, mantarın gelişmesine imkan sağlar. Bu duruma dünyanın hemen her yerinde rastlanabilir ancak, genellikle tropik ve daha sıcak ülkelerde rastlanma olasılığı daha fazladır. Gelişmiş ülkelerde, test yoluyla aflatoksin miktarı ölçülmektedir.

Bu maddelerle uzun süre temas edilmesi, karaciğer kanserindeki asıl risk faktörüdür. Hepatit B veya C virüsü taşıyan kişilerde bu risk daha da artmaktadır.

Vinil klorür ve toryum diokside (Torotrast)

Vinil Klorür, bazı plastiklerde bulunan bir kimyasaldır. Torotrast ise, eskiden radyolojide bazı hastalara enjekte edilen opak bir maddedir. Bu maddelerin kanserojen etkisi fark edildiğinde torotrast kullanımına son verilmiş, vinil klorür ile temas eden çalışanlar için koruyucu kesin kurallar konmuştur.

Anabolik steroidler

Anabolik Steroidler, atletlerin kaslarını güçlendirmek için kullandıkları erkek hormonlarıdır. Uzun süreli kullanımı hepatosellüler kanser riskini arttırır. Hidrokortizon, prednizon ve deksametazon gibi kortikomimetik steroidler, aynı riski taşımazlar.

Arsenik

Bir şekilde arsenik karışan suyun uzun süreli içilmesi, bazı karaciğer kanser alt türlerinin oluşma riskini arttırır. Bu durum, özellikle Doğu Asya’nın ve Amerika’nın bazı bölgelerinde sıkça rastlanmaktadır.

Doğum kontrol hapları

Nadir durumlarda, oral konstraseptif olarak bilinen doğum kontrol hapları, hepatik adenom olarak adlandırılan benign (iyi huylu) tümörlere yol açabilir. Ancak, hepatosellüler kanser riskini arttırıp arttırmadığı bilinmemektedir. Bu konuda yapılan bazı araştırmalar, kanser ile doğum kontrol hapları arasında bir ilişki olabileceğini ileri sürmüştür. Ancak, piyasada olmayan doğum kontrol hapları üzerine uygulanan testler çokta güvenilir kabul edilmemiştir. Günümüzde kullanılan doğum kontrol hapları, farklı östrojen türlerini, dozlarını ve diğer hormonlarla oluşturulan farklı östrojen kombinasyonlarını içerir. Yeni doğum kontrol haplarının, karaciğer kanseri riskini arttırıp arttırmadığı konusunda araştırmalar devam etmektedir.

Tütün kullanımı

Bazı araştırmalar, karaciğer kanseri ile sigara kullanımı arasındaki ilişkiyi tespit etmiştir. Ancak, bu araştırmaların bulgularını saptamak zordur. Çünkü sigara kullanan kişiler, aynı zamanda alkol tüketimine de meyillidir. Dolayısıyla, sigara kullanımı ve karaciğer kanseri arasındaki ilişki, aşırı alkol tüketen veya viral hepatit olan kişiler arasında daha fazladır.

Karaciğer kanseri riskini arttıran hastalıklar

Bazı kalıtsal hastalıklar, karaciğerde siroza neden olmakta, karaciğer kanseri riskini arttırmaktadır. Bu hastalıkları erken teşhis ve tedavi etmek bu riski azaltabilir. Örneğin, ailesinde hemokromatoz (vücudun fazla demir emmesi sonucu oluşan bir hastalık) olan tüm çocuklar, düzenli olarak taramadan geçirilmeli ve gerek görüldüğünde tedavi edilmelidir.

Karaciğer kanseri önlenebilir mi?

Birçok karaciğer kanseri, oluşmasına neden olduğu bilinen risk faktörlerinin azaltılması ile önlenebilir.

Karaciğer Kanserinde Hepatit Enfeksiyonundan Korunma ve Tedavi

Karaciğer kanserindeki en önemli risk faktörü, hepatit B ve C virüslü kronik enfeksiyondur. Bu virüsler, ortak kullanılan enjeksiyon iğnesi yolu ile (uyuşturucu kullanımı gibi) ve korunmasız cinsel ilişki ile kişiden kişiye yayılabilir. Kişiye özel enjeksiyon iğnesi ve cinsel ilişkide kondom kullanarak bazı kanser türlerinin önlenmesi mümkündür.

Hepatit B enfeksiyonu için yapılan aşı, 1980 yılından beri uygulanmaktadır. Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezleri, hepatit ve karaciğer kanseri riskini azaltmak için tüm çocukların ve yetişkinlerin aşı olmalarını önermektedir.

Hepatit C için bir aşı yoktur. Bağışıklığı olmayan kişilerin, Hepatit B ve Hepatit C enfeksiyonunun nasıl oluştuğunu anlamaları önlem almaları adına önemlidir. Bu virüsler; korunmasız cinsel ilişki, virüs bulaşmış iğne ve doğum yoluyla bulaşabilir.

Kan nakli de bir zamanlar enfeksiyonun ana sebeplerinden biriydi. Ancak, kan bankalarına bağışta bulunan kişilerin, hepatit enfeksiyonu olup olmadığı kontrol edilmekte ve sağlıklı kan, bankalarda saklanmaktadır. Dolayısıyla, virüsün bu yolla bulaşma riski oldukça düşmektedir.

Hepatit B ve C riski yüksek olan kişilerin bazı testler yolu ile karaciğer hastalıkları kontrol edilmeli ve gerekirse tedavi edilmelidir. Bazı ilaçlar, hepatit B ve C tedavisinde kullanılabilir.

Kronik hepatit C enfeksiyonu tedavisi için ortalama 6 ay ile 1 yıl arası düzenli kullanılan peg-interferon ve ribavirin, hepatit C virüsünü birçok kişide yok edebilir. Bu tedavinin problemlerinden biri, dayanılması güç olabilen grip belirtileri, halsizlik, depresyon ve düşük kan sayımı gibi bazı ciddi yan etkilere yol açabilmesidir.

Bir dizi ilaç, kronik hepatit B tedavisinde kullanılabilir. Bu ilaçlar, kandaki virüs miktarını ve karaciğere verilen zararı azaltır. Hastalığı iyileştirmese de, siroz riskini azaltır. Bunun yanında, karaciğer kanseri riskini de azaltma olasılığı vardır.

Alkol ve Tütün Kullanımını Sınırlamak

Aşırı alkol tüketimi, karaciğer kanserine yol açan siroz hastalığının ana nedenidir. Karaciğer kanserinin, aşırı alkol tüketimi ile ilişkisi devam etmektedir.

Sigarayı bırakmanın, diğer birçok yaşamı tehdit eden hastalıkta olduğu gibi karaciğer kanseri riskini azaltmada az da olsa rolü olabilir.

Sağlıklı Kiloda Kalmak

Obeziteyi önlemek, karaciğer kanserine karşı korunmaya yardımcı olan diğer bir yol olabilir. Obez olan kişilerin yağlı karaciğer hastalığına ve şeker hastalığına yakalanma ve daha sonra karaciğer kanserini geliştirme riski oldukça yüksektir. Bu sebeple, kilomuzu belli bir oranda tutmamız ve tükettiğimiz besinlere dikkat etmemiz, birçok hastalığa yol açan obeziteye yakalanmamızı önler.

Kansere Yol Açan Kimyasallara Maruz Kalmak

Tropik ve subtropik ülkelerde bazı tahılların depolanması ile yapılan değişiklikler, aflatoksin gibi kansere yol açan bazı maddelerin ortaya çıkmasını azaltır. Gelişmiş ülkelerin çoğunda ve gelişmekte olan birçok ülkede, tahılların sağlıklı bir şekilde saklanmasını sağlayan yöntemler kullanılmaktadır.

Karaciğer Kanseri Riskini Arttıran Hastalıkların Tedavisi

Bazı kalıtsal hastalıklar, karaciğerde siroza neden olmakta, karaciğer kanseri riskini arttırmaktadır. Bu hastalıkları erken teşhis ve tedavi etmek bu riski azaltabilir. Örneğin, ailesinde hemokromatoz (vücudun fazla demir emmesi sonucu oluşan bir hastalık) olan tüm çocuklar, düzenli olarak taramadan geçirilmeli ve gerek görüldüğünde tedavi edilmelidir.

Sağlıklı ve mutlu kalın...
Prof. Dr. Mustafa Özdoğan