karaciger-kanserinde-erken-tani-ve-tarama-mumkun-mudur-nasil-teshis-edilir

Karaciğer kanserinde erken tanı ve tarama mümkün müdür? Nasıl teşhis edilir?

Yazı Boyutu:
Küçült
Sıfırla
Büyült

Karaciğerin çoğu sağ göğüs kafesi ile kaplı olduğundan, küçük karaciğer tümörlerinin, fiziksel muayenede anlaşılması güçtür. Tümör fark edildiğinde çoktan büyümüş olabilir. Bunun yanında, karaciğer kanserinin risk faktörlerini taşımayan kişiler için önerilen çok fazla tarama testi yoktur. Tarama testleri, yüksek risk taşıyan kişiler için önerilebilir.

Karaciğer kanseri olan birçok hastada, uzun süreli siroz hastalığı vardır. Siroz olan hastada, görünen belirgin bir sebep yokken hastalık kötüye gidiyorsa, tarama testleri ile karaciğer kanseri araştırılır. Siroz veya diğer durumlara bağlı olarak karaciğer kanseri riski yüksek olan kişiler için 6-12 ayda bir alfa-fetoprotein kan testi ve ultrason testleri yaptırılması önerilir. Ancak, tarama testlerinin karaciğer kanseri tedavisinde daha etkili olduğu henüz kanıtlanmamıştır.

Karaciğer kanserinde tıbbi geçmiş ve fiziksel muayene

Fiziksel muayenede tıbbi geçmişiniz sorgulanarak risk faktörleriniz kontrol edilecek ve yaşadığınız belirtiler hakkında daha fazla bilgi edinilecektir. Tüm bunların yanında, karaciğer kanseri ile ilgili belirtilere ve diğer sağlık problemlerine de bakılacaktır. Doktorunuz özellikle, karın bölgenizi muayene eder ve sarılık belirtilerine bakmak için cildinizin rengini ve gözlerinizin beyazını kontrol eder.

Eğer belirtiler ve/veya muayene sonuçları karaciğer kanseri olasılığını gösteriyorsa, daha detaylı testlerin uygulanması gerekecektir. Bu testler görüntüleme testleri, laboratuvar testleri ve diğer yöntemlerdir.

Karaciğer kanserinde görüntüleme ve laboratuvar testleri

Görüntüleme testleri, vücudunuzun iç resmini görüntülemek için röntgen, manyetik alan veya ses dalgaları kullanır. Görüntüleme testlerinin yapılmasının birkaç farklı sebebi vardır. Görüntüleme testleri; karaciğer kanserine erken tanı konulmasına ve/veya kanser olabilecek şüpheli alanın bulunmasına yardımcı olmak, kanserin ne kadar yayıldığını tespit etmek, şüpheli alandan örnek almak için uygulanacak biyopsiye rehberlik etmek, gerekli kanser tedavisine karar vermek, kanser tedavisinin etkinliğini belirlemeye yardımcı olmak, tekrarlama olasılığına karşı kanser araştırması yapmak için uygulanır.

Ultrason

Ultrason, ses dalgaları ve ekolar kullanarak iç organların veya varsa kitlelerin resmini çeken bir görüntüleme yöntemidir. Ultrason probu olarak adlandırılan küçük bir alet, ses dalgaları gönderip bu ses dalgalarının organlardan sekerek geri dönen ekolarını yakalar. Ekolar, bilgisayar tarafından siyah beyaz bir görüntüye dönüştürülür. Bu test, karaciğerde büyüyen kitlelerin görüntülenmesini sağlamaktadır. Görüntülenen kitle bize şekli, büyüklüğü ve evresi hakkında bilgi verir. Gerek görüldüğü takdirde bir sonraki aşama olarak daha ayrıntılı testlere tabi tutulmaktadır.

Ultrason, uygulanması kolay olan ve hiç radyasyon içermeyen bir testtir.

Bu test, belli karaciğer kanseri risk faktörü olan kişilerde erken tanı konmasına yardımcı olmak için kullanılır. Bir çok uzman, ultrason testinin 6-12 ayda bir tekrar edilmesini önerirken, en uygun süre hakkında uzmanlar henüz kesin neticeye varamamıştır.

Bilgisayarlı tomografi (BT)

BT taraması, vücudunuzun detaylı kesitsel görüntüsünü oluşturan x ray testidir. Karın bölgesine yapılan BT taraması, birçok karaciğer tümörünün belirlenmesinde oldukça faydalıdır. Karaciğerde veya karın bölgesinin başka bir yerinde hatta yakın damarlarda bulunan tümörün yapısı, büyüklüğü ve yeri hakkında detaylı bilgi verir. BT taraması, aynı zamanda biyopsi iğnesinin şüpheli tümöre yönlendirilmesinde rehber olarak kullanılır. Buna, BT eşliğinde iğne biyopsisi denir. Karaciğer kanseri bulgusuna rastlandığında göğüse uygulanan BT, akciğerlerde de olası yayılmayı kontrol eder.

Standart röntgen uygulaması ile bir görüntüleme yerine, BT tarayıcı ile farklı açılardan birçok görüntüleme sağlanabilir. Daha sonra, bilgisayar bu görüntüleri birleştirip detaylandırarak çekilen tüm görüntüleri ayrı ayrı resimler.

Manyetik rezonans görüntüleme (MR)

BT taramasında olduğu gibi MR taraması da, vücuttaki yumuşak dokuyu detaylı olarak görüntüler. Ancak MR taraması, x ray yerine güçlü mıknatıslar ve radyo dalgaları kullanır. Radyo dalgalarından yayılan enerji emilir ve sinyal kesildiğinde insan vücudu dışarıya radyo sinyali gönderir. İncelenecek organın üzerine veya çevresine yerleştirilen “sargı” olarak isimlendirilen parçalar, hem alıcı hem de verici anten olarak çalışır. İnsan vücudundan geri gelen radyo sinyalleri sargılar aracılığı ile toplanır, bilgisayar işleminden geçirilerek insan vücudunun kesit görüntülerine dönüştürülür.

MR, karaciğer tümörü araştırması için kullanıldığında birden fazla görüntüleme yapılabilir. İlk görüntülemeden sonra, daha detaylı bir görüntü almak için kontrast materyal olarak bilinen godalinyum damardan enjekte edilir. Birkaç dakika sonrasında kontrast madde vücutta dağıldıkça ikinci görüntüleme seti gerçekleştirilir. Bu işleme, dinamik kontrastlı manyetik rezonans görüntüleme denir.

MR taraması, karaciğer tümörlerinin tespit edilmesi ve bu tümörlerin iyi ya da kötü huylu olup olmadığının anlaşılması adına çok faydalı olabilir. Ayrıca, karaciğer çevresindeki kan damarlarını kontrol edebilir ve karaciğer kanserinin vücudun diğer bölgelerine yayılıp yayılmadığını tespit etmede yararlı olabilir.

Anjiyografi

Anjiyogram, kan damarlarını kontrol eden bir x ray testidir. Kan damarlarını daha belirgin yapmak için kontrast madde veya boya atardamara enjekte edilir ve x ray görüntüleri alınır. Anjiyografi, karaciğer tümörüne kanı sağlayan atardamarların görüntülenmesi için kullanılabilir. Bu işlem, tümörün cerrahi müdahale ile alınıp alınamayacağını gösterir ve doktorların cerrahi müdahaleyi planlamasına yardımcı olur. Bu yöntem hem cerrahi müdahale ile alınamayacak olan tümör için hem de embolizasyon gibi cerrahi olmayan bazı tedavi türleri için yardımcı bir rehber niteliğindedir.

Anjiyografi esnasında küçük bir kateter karaciğere uzanan atardamarın içine yerleştirilip boya enjekte edildiğinden hasta için biraz rahatsız edici bir prosedür olabilir. Kateter, çoğunlukla uyluktan içeri sokulur ve karaciğer atardamarın içine takılır. Genellikle, lokal anestezi eşliğinde gerçekleştirilir. Kateter yerleştirildikten sonra x ray görüntüsü alınırken kontrast madde damarlara hızlıca enjekte edilir ve işaretlenen bölge incelenir.

Kemik taraması

Kemik taraması, kanserin kemiklere yayılıp yayılmadığını gösteren yardımcı bir yöntemdir. Kemikte ağrı veya karaciğer nakline uygun tedavi edilebilir bir hasta olduğunda uygulanan bir testtir.

Bu test için, düşük seviyeli radyoaktif materyal damara enjekte edilir. Bu madde, iskeletin tamamında kemiğin zarar gören bölgelerine bir iki saat içinde yerleşir. Sonrasında, özel bir kameranın yardımı ile 30 dakika kadar süren bir görüntüleme işlemi gerçekleştirilir.

Kemiklerde değişim olan aktif bölgelere iskeletteki “sıcak bölge” denir. Bu bölgeler, kanserin varlığını gösterebilir. Ancak, diğer kemik hastalıklarının varlığı da aynı belirtileri verebilir. Bu iki durumu birbirinden ayırmak için x ray veya MR gibi diğer görüntüleme testleri hatta kemik biyopsisi gerekebilir.

Laparoskopi

Bu işlemde, küçük bir video kamerası olan ışıklandırılmış ince bir tüp karında açılan küçük bir kesiden içeri sokularak, karaciğer ve diğer iç organlar kontrol edilir. Bazen birden fazla kesi yerine ihtiyaç duyulabilir. Uygulanan bu yöntem, ameliyat odasında genel anestezi altında gerçekleştirilir.

Laparoskopi, cerrahi müdahale ve diğer tedavi yöntemlerinin planlanmasında ve kanser evresinin saptanmasında yardımcı bir işlemdir. Gerekli görülürse, kanser tanısını netleştirmek amacıyla, açılan kesiden sokulan bir aletle biyopsi örneği alınarak mikroskop altında incelenebilir.

Laparoskopi, cerrahi merkezlerde günübirlik uygulanan bir yöntemdir. İşlem küçük kesiler açılarak gerçekleştirildikten sonra fazla bir ağrı olmaz. Anestezinin etkisi geçtikten sonra hasta taburcu edilebilir.

Biyopsi

Biyopsi, doku örneği alınarak varsa kanserin tespit edilmesi yöntemidir. Karaciğer kanserinde biyopsi, bazen tek kesin tanı yöntemi olabilir. Alınan örnek mikroskop altında incelenerek net bilginin elde edilmesi sağlanır.

Ancak, bazı durumlarda BT ve MR gibi görüntüleme testleri sonucunda doktor kişinin karaciğer kanseri olduğuna kanaat getirebilir. Biyopsi gerekli ise, karaciğer dokusundan örnek almak için bazı metotlar kullanılabilir.

İğne biyopsisi: İğne karından içeri karaciğere kadar sokulur. İğne sokulmadan önce karın bölgesi lokal anestezi ile uyuşturulur. Bu işlem sırasında, farklı ölçülerde iğnelerin kullanılması mümkündür.

İnce iğne aspirasyon biyopsisinde, tümör hücresi ucunda çok ince bir iğne olan enjektörle çekilir.
Kalın iğne biyopsisinde ise, biraz daha kalın bir iğne kullanılarak daha büyük tümör parçalarının alınması hedeflenir.

İnce iğne aspirasyonu, genellikle kanseri onaylar, ancak zaman zaman bazı kanser türlerinde kesin sonuçlar sağlamayabilir. Bu durumda, daha büyük örnek alabilmek için kalın iğneyle gerçekleşen iğne biyopsisi tercih edilebilir. Ancak, tümör özellikle ana kan damarlarına yakın bir bölgede ise kalın iğne biyopsisi ince iğne biyopsisine göre daha fazla risk faktörü içermektedir.

Doktorunuz, ultrason veya BT taramasını biyopsi işlemine rehberlik etmesi için kullanabilir. İğne, görüntüleme eşliğinde tümör içerisine sokulur ve elde edilen örnek mikroskop altında incelenmek üzere laboratuvara gönderilir.

Laparoskopik biyopsi: Biyopsi örneği, laparoskopi sırasında da alınabilir. Bu işlem, doktorun karaciğer yüzeyini görmesine ve anormal görünen bölgelerden örnek alınmasına imkan sağlar.

Cerrahi biyopsi: Bazı durumlarda, biyopsi örneği cerrahi müdahale olmadan alınamayabilir. Ameliyat sırasında, insizyonel biyopsi (tümörün bir kısmının alınması) veya eksizyonel biyopsi (tümörün tamamının ve çevreleyen bazı normal karaciğer dokularının alınması) yapılabilir. Ancak doktorlar, tümör türünün cerrahi müdahale öncesi tespit edilmesini daha çok tercih ettikleri için, diğer biyopsi metotlarına daha sık başvurulmaktadır.

Alfa-fetoprotein (AFP) Kan Testi

AFP, normalde fetusun kanında yüksek değerlerde olan ancak doğum sonrasında kısa bir süre içerisinde yok olan bir proteindir. Yetişkinlerin kanında bulunduğunda, karaciğer kanseri veya testislerde germ hücre tümörü (erkeklerde) veya yumurtalık tümörü riskini (kadınlarda) ifade eder.

AFP kan testi, yüksek karaciğer kanseri riski taşıyan kişilerde erken tümör tespiti için kullanılabilir. Ancak bu testler her zaman doğru sonuç vermedikleri için, genellikle karaciğer kanserinde ortalama bir risk söz konusu olduğunda kişilerde kullanılmaz.

Bunun yanında AFP kan testi, daha önce karaciğer kanseri tanısı konmuş hastalarda kullanılabilir. AFP düzeyi, tedavi seçeneklerinden uygun olanının seçilmesinde yardımcı olacaktır. Tedavi sırasında, bu test uygulanarak tedavinin ne kadar etkili olduğu da ölçülür. Tedavi sonrasında da uygulanan Alfa-fetoprotein kan testi ise, tedavi sonrası kanserin tekrarlama olasılığını kontrol etmek için başvurulan bir yöntemdir.

Bazı karaciğer tümörleri, çok fazla AFP üretmez.

  • Çoğu zaman AFP seviyesi yüksek çıktığında, tümör cerrahi müdahale ile alınamayacak kadar büyümüş veya karaciğer dışına yayılmıştır.

  • Kanser olmayan bazı karaciğer hastalıkları da AFP seviyesini yükseltebilir.

  • Düşük veya normal değerler, karaciğer kanseri olasılığının fazla olmadığını gösterir. Eğer değerleriniz yüksek çıkarsa, bu karaciğer kanseri belirtisi olarak kabul edilir. Ancak, bu test her zaman kesin sonuç vermez. Bu durumda teşhisi onaylayacak başka testlere başvurulacaktır.

Dünyanın karaciğer kanseri oldukça yaygın olan bazı yerlerinde, AFP kan testi uygulaması erken evrede birçok tümörü tespit etmiştir. Ancak, günümüzde birçok uzman bu kan testinin yeterli şekilde sonuç vermediğini düşünmekte ve AFP testinin yanında diğer testleri de uygulayarak tetkiklere devam etmektedir.

Diğer kan testleri

Karaciğer fonksiyon testleri: Karaciğer kanseri sıklıkla hepatit ve/veya siroz yüzünden zarara uğramış karaciğerde geliştiği için, doktorunuz tedaviye başlamadan önce karaciğerinizin durumunu bilmek isteyecektir. Bir dizi kan testi, karaciğerin kanserden etkilenmeyen kısmının durumunu belirlemesinde yardımcı olabilir. Bu testler ile kanda bulunan belli maddelerin seviyesi ölçülerek, karaciğerin ne kadar sağlıklı çalıştığı konusunda kanaat getirilebilir.

Cerrahi müdahale ile karaciğerin büyük bir kısmının alınma ihtimali olduğundan, eğer karaciğer sağlıklı değil ise cerrahi mümkün olmayabilir. Bu, karaciğer kanseri hastalarda ortak bir problemdir.

Kan pıhtılaşma testi: Kanama olduğunda, karaciğer kanama esnasında kanın pıhtılaşmasını sağlayan proteinler üretir. Zarar görmüş karaciğer kanı pıhtılaştırma görevini yeterli şekilde göremediğinden kanamanın durmama riski oluşur. Protrombin zamanı gibi bir kan testi istenerek risk oranı tespit edilebilir.

Viral hepatit için testler: Karaciğer kanseri tanısı henüz konmamışsa, doktorunuz hepatit B ve hepatit C kontrolü için kan testi isteyebilir. Testler sonucunda bu virüslerden her hangi birini taşıdığınız tespit edilirse, karaciğer kanseri olma olasılığınız artacaktır. Böyle bir şüphe söz konusu olduğunda, ileri testler uygulanacaktır.

Bu testler, karaciğer kanseri teşhisi yeni konmuş hastalarda daha önce yapılmadıysa, hastanın durumunun tespit edilmesi için doktor tarafından talep edilecektir.

Böbrek fonksiyon testleri: Kanda üre, nitrojen ve keratin seviyeleri ölçülerek, böbreklerin nasıl çalıştığına bakılır.

Tam kan sayımı: Bu testle, kırmızı ve beyaz kan hücreleri ile trombosit seviyeleri ölçülür. Sonuçlar, yeni kan hücrelerinin oluştuğu kemik iliği fonksiyonları hakkında bize bilgi verir.

Kan kimyası testleri ve diğer testler: Bazı maddeler karaciğer kanserinden etkilenmiş olabileceği için bu test, kanda mineral ve diğer maddelerin seviyelerini ölçer. Örneğin; kandaki kalsiyum oranı yükselebilir ya da kan şekeri seviyesi düşebilir. Karaciğer kanseri, zaman zaman kolestrol seviyesini de arttırabildiği için bu ölçümlerin yapılmasında fayda vardır.

Sağlıklı ve mutlu kalın...
Prof. Dr. Mustafa Özdoğan