kotu-tablonun-habercisi-metabolik-sendrom-egzersiz-spor-tansiyon-diyabet-seker-kalp-hastaligi-kanser-saglikli-yasam

Kötü Tablonun Habercisi: Metabolik Sendrom!

Yazı Boyutu:
Küçült
Sıfırla
Büyült

Metabolik sendrom, günümüzde birçok hastalığın nedeni olan başlıca hareketsiz yaşam, sağlıksız diyet, obezite, yüksek kan yağları ve kan basıncı sonucu ortaya çıkan bir hastalıktır. Aslında metabolik sendrom insülin direnci tabanında gelişir ve bize diyabet, hipertansiyon, koroner kalp hastalıkları, obezite ve kalp krizi gibi hastalıklara yakalanma riskinin ciddi şekilde arttığını haber verir. Ülkemizde 2009 verilerine göre 20-29 yaş grubunda %6.7, 60-69 yaş grubunda ise %43.5 oranında görülmektedir. 30 yaş ve üzeri 9.2 milyon kişide metabolik sendrom mevcuttur ve koroner arter hastalığı gelişen bireylerin aynı zamanda %53’ü metabolik sendrom hastasıdır.

Hastalığın risk faktörleri ise:

  • Kan basıncını erkek ve kadınlarda 130/85 mmHg’den yüksek olması.
  • HDL düzeyinin kadınlarda 50 mg/dL, erkeklerde 40 mg/dL’ nin altında olması.
  • Açlık kan şekerinin erkek ve kadınlarda 100 mg/dL’nin üzerinde olması
  • Trigliserid düzeyinin erkek ve kadınlarda 150 mg/dL’ nin üzerinde olmasıBel çevresinin kadınlarda 88 cm, erkeklerde ise 102 cm’nin üzerinde olması durumlarından en az üç tanesine sahip olanlar metabolik sendrom olarak değerlendirilmektedir.

Metabolik sendromla baş etmek için düzenli egzersiz!

Metabolik sendrom üzerine yapılan çalışmada; 6 ay boyunca yapılan düzenli egzersizin metabolik sendromu %18 oranında azaldığı gözlenmiştir. Kilo vermenin (özellikle karın bölgesi yağ dokusu kaybı) ve kalp atım hızında bir vuru düşmenin (uzun süreli düzenli egzersiz ve kondisyon kazanımında vücut maksimum oksijen kapasitesinde artma ve kalp kasın kasılmasında güçlenmeye bağlı olarak kalp hızında yavaşlama görülmekte yani kalp daha verimli çalışmaktadır) metabolik sendromu ciddi şekilde azalttığı gözlenmiştir.

Kasım 2016’da American Physiological Society’de yayımlanan çalışma da ise zaman zaman çok yemek yemenin vücuda etkisi ve egzersizle ilişkisi araştırılmıştır. Çalışma 21-26 yaş aralığındaki bireyler seçilerek yapılmıştır.

Çalışmanın amacı egzersizin, 1 hafta boyunca fazla yemek yeme nedeni ile oluşan metabolik bozuklukları (kan yağlarının bozulması ve yağ dokuda inflamatuvar değişiklikler) dengeleyip dengelemeyeceğini görmek olarak belirlenmiş.

Normal aldıkları kaloriden %30 daha fazla verilen katılımcılar iki gruba ayrılmış; bir grup normal egzersiz programında devam etmiş (hafta da 6 gün, günde 2,5 saat egzersiz), diğer grup ise egzersiz yapmamıştır.

Çalışma sonucu yapılan ölçümlerde egzersiz yapmayan grubun, kanda inflamasyan belirteçleri pJNK/JNK, pERK/ERK ve CRP değerleri yüksek bulunmuş, ayrıca glukoz toleransının da arttığı gözlenmiştir. Egzersiz yapan grubun ise inflamasyon belirteçlerinde ve glukoz toleransında herhangi bir değişiklik gözlenmemiştir.

Günlük 2.5 saat egzersiz birçoğumuza fazla gelebilir. Bu sürenin, yazımızın konusu olan çalışmaya özgü olduğunu belirtmekte fayda var. Geçmiş yazılarımızdan birinde kanserden korunmak için ideal egzersiz süresine değinmiştik…

Birçok çalışma fiziksel olarak pasif bir yaşamın, kısa ve uzun vadede hayat kalitesini ve yaşam sürelerini etkilediğini göstermiştir. Sporun yakın çağ hastalıkları olarak bilinen ve sıklığı gittikçe artan diyabet, obezite, kanser vb bir çok hastalıktan korunma hatta hastalığın etkilerini azaltmada yararlı olduğu bilinmektedir. Yapılan çalışmalar gösteriyor ki spor, hayat kalitesini artıran, özgüven, mental ve bedensel stres durumlarına da birçok faydası olan bir hayat biçimi olarak benimsenmelidir.

Sağlıklı ve mutlu kalın...
Prof. Dr. Mustafa Özdoğan

Kaynak:

1. Alison C. LIpzki et al.,
Effects of exercise on adipose tissue responses to short-term overeating in healthy adults.
Presented at The Integrative Biology of Exercise 7 conference on 3 November 2016.

2. Laura A. Crist, MA; Catherine M. Champagne, PhD, RD; Leonor Corsino, MD, MHS; Lillian F.
Influence of Change in Aerobic Fitness and Weight on Prevalence of Metabolic Syndrome.