Kucukken-kanser-tedavisi-gordum-Acaba-cocuk-sahibi-olabilir-miyim

Küçükken kanser tedavisi gördüm.. Acaba çocuk sahibi olabilir miyim?

Yazı Boyutu:
Küçült
Sıfırla
Büyült

Çocukluk döneminde kanser tedavisi görmüş ve iyileşmiş kadınlar, hamile kalabilir ve çocuk sahibi olabilir. Önemli olan, teşhis koyulduktan sonra tedavi öncesi gerekli önlemlerin alınmasıdır.

Çocukluk çağında veya henüz çocuğu olmayan erken yaştaki kişilerde kanser teşhisi koyulduğunda, “acaba çocuk sahibi olabilecek miyim?” akıllara gelen ilk sorulardan biridir. Uzun süredir bilinen gerçek, çocukluk çağında kanser olan kişilerde, tedavi sonucu doğurganlığın ve/veya üreme kabiliyetinin sınırlı olduğu yönündedir. Kanser tedavisi erkeklerde sperm sayısını düşürebilir. Kadınlarda ise, durum biraz daha karışıktır. Rahim ve yumurtalıkların işlevsel olarak görevlerini yerine getirmeleri gerekmektedir. Çocuk sahibi olmak isteyen kadın, sağlıklı bir hormon yapısına sahip olmalı ve düzenli olarak adet görmelidir. Tüm bu fonksiyonlar, çocukluk döneminde kanser olan kişiye uygulanan tedaviden etkilenir. Örneğin, birçok çocukluk çağı kanserleri, radyoterapi tedavisi gerektirir. Pelvik bölgesine uygulanan radyoterapi, rahmin işlev yeteneğini etkileyebilir veya yumurtalıklar, yumurta üretme kabiliyetini kaybedebilir. Bunun yanında, beyine radyasyon uygulanması, yumurtalıkların döngüsünü sağlayan hormonları etkileyebilir.

Bu sebeple yapılan bir araştırmada, çocukluk çağında kanser olmuş, ergenlik çağında düzenli adet gören kadınlarda doğurganlık durumu incelenmiştir. Bu çalışmaya, 20-30 yaşlarında çocuk sahibi olabilen çocukluk döneminde kanser olmuş kadınlar katılmıştır. Yumurtalıkların işlevselliğini anlayabilmek için varsa menopoza giren kadınlar tespit edilmiştir. Menopoza girmemiş kadınların ise, son 1 yıl içinde başarısız hamile kalma girişimleri sorgulanmıştır. Tüm katılımcıların yaklaşık %16’sında bazı kısırlık belirtilerine rastlanırken, kontrol grubundaki katılımcıların yaklaşık %11’inin kız kardeşlerine nazaran kısırlık belirtisi gösterdiği belirlenmiştir. Bir başka deyişle, çocukluk çağında kanser tedavisi görmüş kadınlarda kısırlık riski kabaca %50 daha fazladır denilebilir. Çocukken kanser tedavisi görmüş ve iyileşmiş bu katılımcıların yaklaşık %3’ünün menopozda olduğu tespit edilmiştir. Bunun yanında, üreme sistemi düzenli çalışan ve adet gören kadınların yaklaşık %13’ünün 1 yıl boyunca denemesine rağmen hamile kalamadığı gözlenmiştir. Adet gören kadınların 2/3’ü ise, hamile kalmıştır. Buda, çocukluk çağında kanser olan kadınların zaman alsa da hamile kalma şansının olduğunu göstermektedir.
Alkilleyici ajan kemoterapisi (siklofosfamit ve azot hardalı) alan veya karın veya pelvis bölgesine radyoterapi uygulanan kadınların, kısırlık problemleri ile karşı karşıya kalma olasılığı vardır. Buda, erken menopoz ve hamile kalamama gibi sorunlarla yüz yüze gelmek demektir. Ayrıca, genç kızlık döneminde kanser tedavisi görmüş kızlarda kısırlık riskinin, çocukluk döneminde kanser tedavisi görmüş kadınlardan daha yüksek olduğu bilinmektedir. Bu konuda önerilen, 1 yıl boyunca istenildiği halde hamile kalamayan kadınların kadın doğum uzmanına görünmesidir.

Ayrıca, çocukluk çağında kanser olsa da olmasa da bir kadın için kısırlıktaki en büyük risk, yaşın ilerlemesidir. Doğurganlık kabiliyeti, 35 yaşından sonra azalmaya başlar. Bu durumun, kanser tedavisi görmüş ve iyileşmiş kadınlarda da aynı olduğunun bilinmesi önemlidir.

Bir başka önemli nokta, çocukluk döneminde kanser tedavisi görmüş ve iyileşmiş, adet dönemi düzensiz, pelvik veya karın bölgesine radyoterapi uygulanmış veya alkilleyici ajan kemoterapisi görmüş ve istedikleri halde hamile kalamayan kadınların, 6 ay sonra kadın doğum uzmanına başvurmaları gerektiğidir.

Kanser tedavisi öncesi, yumurtaları saklama yöntemi, alınacak en doğru kararlardan biridir. Bu sayede, kadın hastanın ilerde çocuk sahibi olması sağlanabilir. Genç erkeklerde spermin saklanması daha kolaydır. Ancak, genç kızlarda durum biraz daha karışıktır. Yumurtaların saklanması için hormonların alınması gibi bazı işlemlerin uygulanması gerekecektir. Buda, kanser tedavisini 1-2 hafta kadar geciktirir. Ancak bu işlemde amaç, kanser tedavisine bağlı kısıtlı yumurtalık fonksiyonlarının ilerde doğurganlığı etkilemesini önlemektir.

Bir çocuğa kanser teşhisi koyulması ve eşzamanlı gündeme gelen gelecekte çocuk sahibi olabilecek mi sorusu, aile için oldukça zor bir durumdur. Böyle bir durumda, çocuğun doğurganlığını korumak ve doğru kararları verebilmek için hematolog ve/veya onkolog, ürolog ve/veya kadın doğum uzmanı gibi uzman doktorlarla görüşülmesi ve durumun birlikte değerlendirilmesi önemlidir.

Kanser teşhisi yeni koyulmuş çocuk veya genç kızın ailesinin uzman doktorlarla iletişim halinde olması önemlidir. Burada, hastanın kanser tedavisinden en az zararla çıkması amaçlanır. Öncesinde doğurganlık konusunun görüşülmesi ve uygulanacak tedavilere göre riskin aile ile konuşularak gereken önlemlerin alınması konusunda karar verilmesi gereklidir.

Sevgili okurlarım, daha önceki bir makalemde de bahsettiğim gibi kanser, hassas kadın tabiatını oldukça derinden etkilemektedir. Yaşı kaç olursa olsun çocukların yaşayacağı sağlık problemleri, gelecek yaşantısını etkileyecek, toplum içinde mutlu ve sağlıklı bireyler olarak yer alma olasılığını azaltacaktır. Bu sebeple, çocuğun gelecekte yaşayacakları yakından incelenmeli, uzmanların görüşleri alınarak ailenin sağlıklı kararlar vermesi sağlanmalıdır.
Unutmayın! Çocuklar bizim geleceğimizdir. Onları karşılaşacakları tüm zorluklara karşı korumalı, topluma faydalı, sağlıklı ve mutlu bireyler olarak yetiştirmeliyiz.

Sağlıklı ve mutlu kalın...
Prof. Dr. Mustafa Özdoğan