meme-kanseri-ameliyati

Meme kanseri ameliyatı

Yazı Boyutu:
Küçült
Sıfırla
Büyült

Meme kanseri olan çoğu kadın hastaya bazı cerrahi yöntemler uygulanır. Cerrahi, memedeki tümörün alınması için gereklidir. Meme kanseri olan hastaya sunulan cerrahi seçenekler; meme koruyucu cerrahi ve mastektomidir. Meme, cerrahi sırasında veya sonrasında tekrar yapılandırılabilir. Ayrıca, cerrahi kanserin koltuk altındaki lenf bezlerine yayılımını kontrol etmek için de uygulanır. Meme kanserinde, hastalığın evresi ve tedavi planının belirlenmesi için uygulanabilecek biyopsi seçenekleri; lenf bezi biyopsisi ve koltuk altı (aksiller) lenf bezi diseksiyonudur.

Şimdi gelin meme kanserinde uygulanan cerrahi yöntemleri ve biyopsi seçeneklerini birlikte inceleyelim.

Meme Koruyucu Cerrahi

Meme koruyucu cerrahi yöntemi, zaman zaman kısmı (segmental) mastektomi olarak da adlandırılır. Bu cerrahide sadece memenin etkilenmiş kısmı alınır. Ancak, alınacak kısım tümörün büyüklüğüne, yerine ve başka diğer faktörlere bağlıdır. Hastaya cerrahi sonrası radyoterapi verilecekse, cerrahi sırasında memenin tümörü alınan bölgesine yerleştirilen küçük metal klipslerle (röntgende görünecektir) radyoterapi tedavi alanı işaretlenebilir.

Lumpektomide sadece memedeki kitle ve etrafındaki dokular alınır. Radyoterapi, genellikle lumpektomiden sonra uygulanan bir tedavi yöntemidir. Hastaya adjuvan kemoterapide verilecekse, genellikle kemoterapi tedavisi tamamlanana kadar radyoterapi geciktirilir.

Kadranektomide, lumpektomiden daha fazla meme dokusu alınır. Bu cerrahide, memenin dörtte biri alınır. Cerrahi sonrası genellikle radyoterapi verilir. Yine bu yöntemde de, kemoterapi verilecekse radyoterapi geciktirilir.

Alınan doku kenarında kanser hücresine rastlanırsa, hastalık pozitif marjlı demektir. Doku kenarında kanser hücresi bulunmazsa, negatif veya temiz marjlı olarak nitelendirilir. Pozitif marjın olması, cerrahi sonrası bazı kanser hücrelerinin kalmış olabileceğini gösterir. Patolog, cerrahi ile alınan dokuda pozitif marja rastlarsa, cerrahın yeni bir ameliyatla daha fazla doku alması gerekebilir. İşte bu operasyona, re-eksizyon denir. Eğer, yeterli meme dokusu alınamaması sonucu temiz cerrahi marj elde edilemezse, hastaya mastektomi yapılması gerekebilir.

Tümörün, kenar sınırına mesafesi de önemlidir. Sınırları “temiz” ise “kapalı” olabilir. Bunun anlamı, alınan tümörün kenarı ile dokunun kenarı arasındaki mesafe çok azdır ve daha fazla cerrahi yapılması gerekebilir. Cerrahlar, tümörün yeterli kenar sınırları konusunda fikir uyuşmazlığına düşebilir.

I ve II. Evre meme kanseri olan kadınların çoğu için meme koruyucu cerrahi ve ek olarak radyoterapi tedavisi, mastektomi kadar etkilidir. Bu iki yöntemle tedavi edilen kadınların yaşam oranı aynıdır. Ancak, meme koruyucu cerrahi, meme kanseri olan tüm kadınlar için bir seçenek değildir.

Radyoterapi, zaman zaman meme koruyucu tedavinin bir parçası olarak tedaviye dahil edilmeyebilir. Bu tartışmaya açık bir konudur. Bu sebeple, radyoterapi uygulanmadan meme koruyucu cerrahi eğer hasta en az 70 yaşında ise ve aşağıda belirtilenlerin hepsi doğru ise tercih edilmelidir:

  • 2 cm veya daha küçük tümörü olan, cerrahi ile tamamen alınmış (temiz kenar sınırları olan) meme kanseri olan

  • Tümörü hormon-reseptör pozitif olan ve hormon tedavisi gören (tamoksifen veya aromatöz inhibitör gibi) meme kanseri olan

  • Lenf bezlerine yayılım göstermemiş meme kanseri olan

Hastalarda olasılıkları, tedaviyi yürüten doktorla birlikte detaylı görüşülmelidir.

Olası Yan Etkiler: Bu operasyonun yan etkiler ağrı, geçici şişlik, hassasiyet ve cerrahi müdahale yapılan bölgede sert yara dokusu şeklinde oluşabilir. Tüm cerrahi müdahalelerden sonra, ameliyat bölgesinde kanama ve enfeksiyon olasılığı vardır.

Meme ne kadar geniş alınırsa, memenin şekli o kadar değişecektir. Cerrahi sonrası meme çok farklı görünürse, bazı estetik cerrahi operasyonlar uygulanabilir veya kanser olmayan memenin boyutu küçültülerek birlikte daha simetrik görünmesi sağlanır. Bu işlem, yapılan ilk cerrahi operasyon sırasında da gerçekleşebilir. Cerrahi öncesinde doktorunuzla konuşarak memenizin ameliyat sonrası nasıl görüneceğini ve seçeneklerinizin neler olabileceğini öğrenmeniz önemlidir.

Mastektomi

Mastektomi, memenin tamamen alınması işlemidir. Bu operasyonla tüm meme dokuları hatta bazen yakınındaki dokularda alınır.

Basit mastektomi: Bu işlem, total mastektomi olarak da adlandırılır. Meme uçları dahil tüm meme alınır, ancak koltuk altı lenf bezleri veya memenin altındaki kas dokuları alınmaz. Bazen, meme kanseri riski oldukça yüksek kadın hastalarda koruma amacıyla her iki meme birden alınır (double mastektomi). Bu ameliyat için hastaneye yatırılan hastaların çoğu, ertesi gün taburcu edilir. Bu yöntem, meme kanseri tedavisinde en sık kullanılan yöntemdir.

Cilt koruyucu mastektomi: Bazı kadın hastalarda meme, cerrahi müdahale sırasında yeniden yapılandırılabilir. Bu işleme, cilt koruyucu mastektomi olarak adlandırlmaktadır. Bu yöntemde, sıklıkla meme ucu ve meme ucu çevresi (areola) alınır, ancak meme cildinin geri kalanı büyük oranda korunur. Bu işlem, hastaya basit mastektomi kadar fayda sağlayabilir. Alınan meme dokusunun miktarı, basit mastektomi yöntemindeki oranın aynısıdır.

Bu yöntem, sadece hemen ardından meme rekonstrüksiyonu (estetik cerrahi) planlandığında kullanılır. Büyük veya deri yüzeyine yakın tümörlerde bu yöntemin kullanılması uygun olmayabilir. Vücudun başka bir bölümünden implant veya doku kullanılarak memenin yeniden yapılandırılır. Cilt koruyucu mastektomi, daha standart bir yöntem olan mastektomi kadar fazla kullanılmamaktadır. Ancak birçok kadın hasta, daha az yara dokusuna ve daha iyi görünümlü bir memeye sahip olma isteğiyle cilt koruyucu mastektomi yöntemini tercih etmektedir.

Meme ucu koruyucu mastektomi, cilt koruyucu mastektominin bir çeşitidir. Bu yöntem, daha çok deride veya meme ucuna yakın kanser belirtisi göstermeyen memenin daha dış kısmında küçük, erken evre kanseri olan kadın hastalar için bir seçenektir. Bu işlemde meme dokusu alınır, ancak meme derisi ve meme ucu yerinde bırakılır. Sonrasında memeye estetik cerrahi (rekonstrüksiyon) uygulanır. İşlem sırasında, kanserli hücreleri kontrol etmek için meme ucu ve meme ucunun çevresinin-areola- alt tarafındaki meme dokusu alınır. Bu dokularda kanser belirlenirse, meme ucu alınmalıdır. Meme ucunun alt tarafında kanser belirlenmese bile, bazı tedavilerde kanserin tekrarlama riskini azaltmak için cerrahi sırasında ve sonrasında meme ucu dokularına bir doz radyoterapi uygulanır.

Meme ucu koruyucu cerrahide halen bazı problemler vardır. Cerrahi sonrası meme ucu tam bir kan akışı sağlamayabilir. Buda, buruşukluğa ve deformasyona (şekil bozukluğu) sebep olabilir. Cerrahi sırasında sinirlerde kesildiği için, meme ucunda his azalır ya da hiç kalmaz. Daha büyük memesi olan kadınlarda estetik cerrahi sonrası meme ucu yerinden dışarı doğru çıkabilir. Bu sebeple, birçok doktor bu cerrahinin daha çok orta ve küçük boy memesi olan kadınlar için iyi bir seçenek olduğuna inanmaktadır. Bu yöntemle görünür yara izleri daha azdır, ancak işlem doğru yapılmazsa diğer mastektomi yöntemlerinden daha fazla meme dokusu bırakılma olasılığı vardır. Buda, cilt koruyucu veya basit mastektomiye nazaran meme ucu koruyucu cerrahide daha fazla kanser riski gelişebileceği anlamına gelir. Bu durum geçmişte bir problemken, günümüzde gelişen tekniklerin de yardımıyla meme cerrahisini daha güvenli bir yöntem haline getirmiştir. Halen birçok uzman, meme ucu koruyucu yöntemin standart meme kanseri tedavisi olarak oldukça riskli olduğunu düşünmektedir.

Modifiye Radikal Mastektomi: Bu yöntem, basit mastektomidir ve koltuk altı lenf bezleri alınır. Lenf bezlerinin alınması ile ilgili cerrahi, aşağıda “Lenf Bezi Cerrahisi” bölümünde detayları ile anlatılmıştır.

Radikal Mastektomi: Bu geniş çaplı operasyonda tüm meme, koltuk altı lenf bezleri ve meme altındaki pektoral (göğüs duvarı) kaslar alınır. Radikal mastektomi, geçmişte oldukça sık kullanılmıştır. Ancak, sonraları daha küçük çaplı ama aynı şekilde etkili yeni cerrahi yöntemler (modifiye radikal mastektomi gibi) bulunmuştur. Bu sayede, hastada radikal mastektomiye bağlı yan etkiler ve memede şekilsizlik görülmemektedir. Günümüzde radikal mastektomi, daha nadir başvurulan bir yöntemdir. Şimdilerde radikal mastektomi, daha çok memenin altındaki pektoral (göğüs duvarı) kaslarda bulunan geniş tümörler için uygulanmaktadır.

Olası Yan Etkiler: Cerrahi sonrası ağrı ve memenin şeklindeki değişiklik dışında mastektominin olası yan etkileri; yaranın enfeksiyon kapması, hematoma (kanın doku aralıklarında ve boşluklarında özellikle de deri altında toplanması) ve seroma (yarada kan ve cerahat dışında sıvı toplanması) olarak sıralanabilir. Cerrahide koltuk altı lenf bezleri de alınırsa, başka yan etkilerin görülme olasılığı artar. Bu yan etkiler, aşağıda “Lenf Bezi Cerrahisi” bölümünde detayları ile anlatılmıştır.

Meme Koruyucu Cerrahi mi yoksa Mastektomi mi Tercih Edilmeli?

Erken evre meme kanseri olan birçok kadın, meme koruyucu cerrahi ile mastektomi yöntemlerinden birini seçebilir.

Meme koruyucu cerrahideki en büyük avantaj, hastanın memesinin büyük bir kısmının korunuyor olmasıdır. Dezavantajı ise, genellikle cerrahi sonrası radyoterapi gerekir ve 5-6 hafta boyunca uygulanır. Meme koruyucu cerrahi yapılan bazı kadın hastaların, radyoterapi görmesine gerek olmayabilir. Öte yandan, mastektomi yapılan bazı hastaların meme bölgesine radyoterapi tedavisi uygulanmaktadır. Bu durum tamamıyla hastanın meme kanseri türüne, evresine, tümörün bulunduğu yere ve büyüklüğüne göre değişkenlik gösterebilir.

Bu sebeple, meme koruyucu cerrahi ile mastektomi arasında karar verirken bir sonraki aşamada karşılaşabileceğiniz olası durumları doktorunuzla konuşun. Kadın hastalar mastektomi yöntemi ile kanserin tamamen alınacağı ve hızlı bir şekilde alınacağına inansa da, cerrahlar aynı fikirde değildir. Bu zamana kadar mastektomi yaptıran birçok hastada yaşam süresinin daha fazla uzadığı veya tedaviden daha iyi sonuç alındığı gözlenmemiştir. Ayrıca, 20 yılı aşkın süredir yapılan binlerce araştırma, meme koruyucu cerrahi yerine mastektomi tercih edilen hastalarda yaşam süresinin daha uzun olmadığını göstermiştir.

Kadın hastaların çoğu ve doktorlar, uygun bir seçenekse meme koruyucu cerrahi ve radyoterapi tedavisini tercih etmektedir. Ancak, bu yöntemin tercih edilmesinde bir dizi etken söz konusudur. Örneğin:

  • Memenizi kaybettiğinizde nasıl hissedeceğiniz

  • Radyoterapi aldığınızda nasıl hissedeceğiniz

  • Tedaviye geleceğiniz yerin uzaklığı ve radyoterapi süresi

  • Mastektomi sonrası memenizin yeniden yapılandırılması için daha fazla cerrahi yapılmasına nasıl baktığınız

  • Mastektomi ile tüm kanserin alınmasını tercih edip etmediğiniz

  • Kanserin tekrarlamasından korkuyor olmanız

Karar vermede etkin rol oynayan faktörlerdir. Bazı kadınlar için mastektomi açıkça daha iyi bir seçenek olabilir. Örneğin, meme koruyucu cerrahi genellikle aşağıda belirtilen durumlarda kadınlara önerilmez:

  • Kanserli memesi için radyoterapi görmüş kadınlara

  • Görünümünü bozmadan aynı memede tek bir cerrahi kesi ile alınamayacak kadar birbirinden uzak yerlerde 2 veya daha fazla kanseri olan kadınlara

  • Meme koruyucu cerrahi ile kanserin tamamı alınmamış kadınlara

  • Özellikle radyoterapinin yan etkilerine karşı hassasiyet yaratan skleroderma (deri sertleşmesi olarak nitelendirilen bir bağ dokusu hastalığı) veya lupus (deri veremi) gibi bazı ciddi bağ dokusu hastalıkları olan kadınlara

  • Fetusa zarar verme riski olduğu için radyoterapi tedavisi göremeyen meme kanseri olan hamile kadınlara

  • Neoadjuvan kemoterapi (bu tedavi memenin büyüklüğüne bağlıdır) ile küçültülememiş 5 cm’den geniş tümörü olan kadınlara

  • İltihaplı meme kanseri olan kadınlara

  • Memenin büyüklüğü ile bağlantılı meme kanseri olan kadınlara

Tüm bunların dışında başka faktörlerinde hesaplanması gerekebilir. Örneğin; meme kanseri olan ve BRCA mutasyonu olan genç kadınlarda, ikinci bir kanser gelişme riski yüksektir. Bu gruptaki kadınlar, riski azaltmak için sağlıklı olan diğer göğüslerini aldırmayı da düşünürler ve mastektomi yöntemini tercih ederler. Çift mastektomi (her iki memenin birlikte alınması), kanser tedavisi ve ikinci memede kanser riskini azaltmak için kullanılabilen bir tedavi yöntemidir.

Meme koruyucu cerrahi ve radyoterapi yerine mastektomi yaptırmanın sadece aynı memede ikinci bir kanser gelişme riskini azaltacağını anlamanız önemlidir. Bu yöntem, vücudun diğer bölgelerinde kanserin tekrarlama şansını azaltmaz. Bu sebeple acele karar vermeyin. Sizin için meme koruyucu cerrahi ve radyoterapi mi yoksa mastektominin mi daha faydalı olacağı konusun doktorunuzdan detaylı bilgi edinin, etraflıca düşünün ve öyle karar verin.

Lenf Bezi Cerrahisi

Meme kanserinin koltuk altı lenf bezlerine yayılımını belirlemek için bir veya birden fazla lenf bezi alınarak mikroskop altında incelenir. Bu inceleme kanserin evrelenmesi, tedavinin ve sonuçlarının belirlenmesi için önemlidir. Lenf bezlerinde kanser hücreleri bulunursa, kanserin kan dolaşımı yoluyla vücudun diğer bölgelerine yayılma şansı yüksektir. Koltuk altındaki lenf bezlerinde kanser hücrelerinin varlığı, cerrahi sonrası eğer gerekli görülürse ne tür bir tedavi uygulanacağına (adjuvan tedavi) karar verilmesinde önemli bir rol oynar.

Koltuk altı lenf bezi diseksiyonu: Bu işlemde, koltuk altındaki alandan yaklaşık 10-40 arası (genellikle 20’den az) lenf bezi alınarak, kanserin yayılımı kontrol edilir. Koltuk altı lenf bezi diseksiyonu, ikinci bir operasyon olarak meme koruyucu cerrahi veya mastektomi ile aynı anda yapılabilir. Bu, meme kanserinin yakındaki lenf bezlerine yayılımının gözlenmesi için en sık kullanılan yöntemdir ve halen bazı hastalara uygulanmaktadır. Örneğin; öncesinde yapılan biyopside bir veya daha fazla koltuk altı lenf bezinde kanser hücresi tespit edilen hastalarda koltuk altı lenf bezi diseksiyonu yapılabilir.

Sentinel lenf bezi biyopsisi: Koltuk altı lenf bezi diseksiyonu daha az yan etkiye neden olan güvenli bir cerrahi yöntem olsa da, birçok lenf bezinin alınması cerrahi sonrası hastada lenfödem şansını arttıracaktır (söz konusu yan etkiler aşağıda açıklanmıştır). Uzmanlar, lenfödem riskini azaltmak için lenf bezlerinde kanser araştırmasını sentinel lenf bezi biyopsisi uygulayarak yapabilir. Bu yöntemle, birçok lenf bezi alınmadan kanserin lenf bezlerine yayılımı hakkında bilgi sahibi olunabilir.

Bu işlemde, tümörün ilk istila etmiş olabileceği düşünülen lenf bezi, sentinel lenf bezidir. Biyopside bu lenf bezi bulunarak alınır. Kanser yayılmaya başladıysa yüksek ihtimalle alınan sentinel lenf bezinde kanser hücresi tespit edilir. Bu işlemde, tümörün içine, etrafına veya meme ucunun etrafındaki alana radyoaktif madde ve/veya mavi boya enjekte edilir. Lenfatik damarlar bu maddeleri sentinel lenf bezine veya bezlerine taşıyacaktır.

Özel bir alet kullanılarak maviye dönen veya radyoaktif maddenin aktığı lenf bezlerindeki radyoaktivite kontrol edilir. Bunlar, sentinel lenf bezini ortaya çıkarmak için kullanılan ayrı yollardır. Ancak, iki kere kontrol etmek için birlikte sıkça kullanılan yöntemlerdir. Boyandığı (veya radyoaktif olduğu) tespit edilen lenf bezi alınır. Sonrasında alınan lenf bezleri laboratuvar ortamında patolog tarafından incelenir. Bu yöntemde, koltuk altı lenf bezi diseksiyonuna nazaran daha az sayıda alınan lenf bezleri kanserin belirlenmesi için daha yakından incelenir.

Zaman zaman lenf bezinde kanser olup olmadığı cerrahi sırasında da kontrol edilebilir. Sentinel lenf bezinde kanser tespit edilirse, tüm koltuk altındaki lenf bezlerinin alınması söz konusu olabilir. Cerrahi sırasında lenf bezinde kanser hücresine rastlanmazsa veya sentinel lenf bezi kontrol edilmezse, lenf bezleri birkaç gün sonra daha yakından incelenecektir. Lenf bezinde kanser tespit edilirse, daha sonrasında tüm koltuk altı lenf bezi diseksiyonu önerilebilir.

Sentinel lenf bezinde kanser bulunmazsa, kanserin diğer lenf bezlerine yayılmış olma olasılığı düşüktür. Bu sebeple, başka bir lenf bezi cerrahisine gerek duyulmaz. Böylece, hasta tüm koltuk altı lenf bezi diseksiyonuna bağlı gelişen yan etkilerle karşı karşıya gelmez.

Bu zamana kadar sentinel lenf bezinde kanser hücreleri tespit edildiğinde, kaç lenf bezinin kanserli olduğunun belirlenmesi için tüm koltuk altı lenf bezi diseksiyonu uygulanmıştır. Ancak, son yıllarda araştırmalar bu yöntemin her zaman gerekli olmayabileceğini göstermiştir. Bazı vakalarda, kanserli olmayan lenf bezlerinin bırakılması güvenli olabilir. Bu, tümörün alınması için ne tür bir cerrahi uygulandığı, tümörün büyüklüğü ve cerrahi sonrası hangi tedavinin planlandığı gibi birtakım faktörlere bağlıdır. Bu konuyla ilgili yapılan araştırmalarda, meme koruyucu cerrahi ve ardından radyoterapi görmüş, 5 cm veya daha küçük tümörü olan hastalarda koltuk altı lenf diseksiyonunu uygulanmayabileceği görülmüştür. Ancak, mastektomi yapılmış kadın hastalarda koltuk altı lenf bezlerinin alınmamasının güvenli olduğu henüz söylenemez. Bu konuyla ilgili araştırmalar sürdürülmektedir.

Sentinel lenf bezi biyopsisi, meme kanserinin yakındaki lenf bezlerine yayılımını tespit etmek için yapılır. Bu işlem, lenf bezlerinin kanser içerdiği bilinmeden gerçekleştirilmez. Koltuk altı veya köprücük kemiği çevresindeki herhangi bir lenf bezi şiştiğinde, ilgili lenf bezinde kanserin yayılımı doğrudan kontrol edilebilir. Çoğu zaman iğne biyopsisi (ya ince iğne biyopsisi ya da kalın iğne biyopsisi) yapılır. Bu işlemde, iğne lenf bezine sokularak az miktarda doku örneği alınır ve mikroskop altında incelenir. İnceleme sonucu kanser hücresine rastlanırsa, tüm koltuk altı lenf bezi diseksiyonu tavsiye edilir.

Sentinel lenf bezi biyopsisi sıkça kullanılan bir yöntem olsa da konusunda uzman, bu tekniğin daha önceden kullanmış tecrübeli bir cerrah tarafından gerçekleştirilmesi yerinde olacaktır.

Olası Yan Etkiler: Ağrı, şişlik, kanama ve enfeksiyon cerrahinin olası yan etkileridir. Koltuk altı lenf bezlerinin alınmasına bağlı gelişen uzun süreli olası yan etki lenfödemdir (kolda şişlik). Koldaki fazla sıvı normalde lenfatik sistem yoluyla kan dolaşımına geri döner. Ancak, lenf bezlerinin alınması bazen koldaki boşaltımı engelleyerek sıvı birikmesine neden olur ve sonuç olarak kol şişer.

Tüm koltuk altı lenf bezi diseksiyonu olan meme kanseri hastaların yaklaşık %30’unda lenfödem gelişir. Ayrıca, sentinel lenf bezi biyopsisi olan hastaların yaklaşık %3’ünde de lenfödem görülmektedir. Bu durum, cerrahi sonrası radyoterapi gören hastalarda daha sık gözlenmektedir. Bazı vakalarda, oluşan şişlik zaman zaman birkaç hafta sonra yok olurken, bazı vakalarda uzun süre devam edebilir. Lenf bezi cerrahisi sonrası kolunuzda şişlik, gerginlik veya ağrı varsa vakit kaybetmeden doktorunuza başvurun. Unutulmaması gereken nokta, lenfödemin çeşitli masaj teknikleri ve özel bandajlarla giderilebilen bir yan etki olduğudur.

Bunun dışında, cerrahi sonrası kolunuzu ve omzunuzu oynatmakta zorluk çekebilirsiniz. Bu durum, sentinel lenf bezi biyopsisinden çok koltuk altı lenf bezi diseksiyonu sonrası daha sık görülmektedir. Kalıcı bir hareket probleminin (donmuş omuz) olmadığından emin olmak için hastaya bazı egzersizler verilebilir. Lenf bezi bölgesinde dolaşarak hassasiyeti kontrol eden sinirler nedeniyle kolda üst ve iç kısımlarda ciltte uyuşma sık rastlanan bir diğer yan etkidir.

Bazı kadın hastalarda, koltuk altından başlayan ve dirseğe kadar uzanan ip şeklinde bir yapı ortaya çıkar. Buna, koltuk altı web sendromu veya lenfatik kordon denir ve sentinel lenf bezi biyopsisine nazaran koltuk altı lenf bezi diseksiyonunda daha sık karşılaşılan bir durumdur. Belirtiler, cerrahi sonrası haftalar hatta aylar sonra bile görülmeyebilir. Ancak, sonradan kolda ve omuzda hareket kısıtlanır ve ağrıya neden olur. Bazı hastalar fizik tedavinin yardımcı olduğuna inansa da, bu belirtiler tedavi edilmeden de yok olabilir.

Rekonstrüktif (Estetik) Cerrahi

Meme rekonstrüksiyonu ve plastik cerrahi uygulamaları
Meme rekonstrüksiyonu, kanser veya başka bir nedenle memenin bir kısmının veya tamamının alınması durumunda memenin yeniden oluşturulmasına yönelik yapılan cerrahi işlemlerin genel tanımıdır. Mastektomi sonrası bazı kadınlar bütünlük eksikliği veya dişilik kaybı hissedebilirler. Kadın için çok önemli bir organ olan memenin kaybı veya şeklinin bozulması kadın psikolojisi üzerine ciddi olumsuz etkiler yaratır.

Memenin yeniden oluşturulmasına yönelik ameliyatlar kişinin kanser nedeni ile yapılan cerrahi müdahalesini ve sonrasında uygulanacak onkolojik tedavi ve takip sürecini etkilemez. Bu nedenle kanser tanısı konulan hastalara memesinin yeniden oluşturulabileceği mutlaka anlatılmalıdır.

Meme rekonstrüksiyonu hastanın genel durumu, kitlenin büyüklüğü ve hangi evrede olduğuna bağlı olarak kanser ameliyatıyla eş zamanlı veya daha sonra yapılabilir. Kanser ameliyatı ile eş zamanlı yapılan meme rekonstrüksiyonu hastanın aynı ameliyat sonrası meme ile uyanmasını sağlar. Eş zamanlı onarımın yapılması uygun olmayan durumlarda veya hasta tercih etmemişse onkolojik tedavi tamamlandıktan sonra da rekonstrüksiyon gerçekleştirilebilir. Zamanlama ve hangi tekniğin kullanılacağını, hastanın kanser ameliyatı sonrası ışın tedavisi alıp almayacağı, vücut yapısı, genel sağlık durumu ve hastanın beklentileri belirler.

Meme rekonstrüksiyonu yöntemleri nelerdir?

Mastektomi sonrası meme rekonstrüksiyonunun kendileri için doğru karar olduğuna karar veren hastalar için günümüzde birçok seçenek mevcuttur. Meme rekonstrüksiyonu kişinin kendi dokuları kullanılarak, bu ameliyatlar için özel üretilmiş slikon içerikli meme protezleri veya her ikisinin kombinasyonu ile yapılır. İri memeye sahip hastalarda meme küçültme yöntemleri de tümörlü alan çıkarıldıktan sonra meme rekonstrüksiyonu yapmak için sıkça başvurulan bir tekniktir.

Meme rekonstrüksiyonu sonrası simetri ve görünümde düzeltme sağlamak amacıyla yeni oluşturulan meme veya diğer memeye ek cerrahi girişimler gerekebilir. Yeni oluşturulan meme dokusu iyileştikten sonra nipple (meme ucu) ve areola (meme ucu çevresindeki koyu renkli kısım) yapılması ve diğer memenin simetrisinin sağlanması gibi.

Hangi yöntemin uygulanması gerektiğine hastanın hastalığının evresi , sonrasında ışın tedavisi alma ihtimali, yaşam tarzı ve istekleri, memenin şekli ve büyüklüğü, ve sistemik hastalık varlığı göz önünde bulundurularak karar verilir. Küçük veya orta büyüklükte memeleri olanlar meme rekonstrüksiyonu için en iyi adaylardır.

1. Slikon protezlerle yapılan meme rekonstrüksiyonu

Uygulanacak mastektominin tekniğine ve memenin şekil ve büyüklük uygunluğuna göre tek aşamalı veya iki aşamalı olarak yapılır.

Tek aşamalı meme rekonstrüksiyonun da meme cerrahı meme dokusunu çıkardıktan sonra plastik cerrah tarafından meme implantı yerleştirilir. Bu işlem genellikle meme derisinin korunduğu ve sonrasında ışın tedavisi almayacak hastalarda tercih edilir.

İki aşamalı meme rekonstrüksiyonun da ilk aşamada doku genişletici (dışarıdan şişirilip indirilebilen balon benzeri slikon protezler) yerleştirilir, Doku genişletici boş olarak yerleştirilir, belirli aralıklarla steril serum fizyolojik ile şişirilir. Doku genişletici şiştikçe onu çevreleyen doku da genişler. Böylece göğüs duvarı üzerinde meme protezini yerleştirmek üzere bir cep oluşmuş olur. Birkaç ay sonra doku genişletici çıkarılır ve slikon meme protezi yerleştirilir. Doku genişletici mastektomi sırasında da yerleştirilebilir, mastektomiden aylar veya yıllar sonra da yerleştirilebilir.

Bu yöntem meme derisinin korunduğu ve sonrasında ışın tedavisi alacak hastalarda eş zamanlı veya geç dönem meme rekonstrüksiyonun da tercih edilmektedir.

Ameliyatın tek veya çift taraflı olmasına ve protezin yerleştirileceği plana bağlı olarak ameliyat süresi bir ya da birkaç saat sürebilir. Hastanede kalış süresi cerrahinin tipine, herhangi bir ameliyat sonrası komplikasyon gelişip gelişmemesine ve hastanın genel sağlık durumuna göre değişir

2. Otolog (hastanın kendi dokuları) doku ile yapılan meme rekonstrüksiyonu

Tamamı veya bir kısmı alınan memenin hastanın kendi vücudundan aktarılan dokularla tamamlanması ve yeni meme oluşturmayı sağlayan ameliyat teknikleridir. Vücudun bir tarafından diğerine deri, yağ ve kastan oluşan bir doku kesidi taşınarak meme rekonstrüksiyonu yapılmaktadır. Bu taşınan doku flep olarak adlandırılmaktadır.

Flep dokusu ya kendini besleyen damar kesilmeden bir tünelden geçirilerek meme bölgesine taşınır (pediküllü flep), ya da besleyici damarı tamamen kesilip meme bölgesindeki başka bir damara mikrocerrahi yöntemlerle anastomoz edilir (free flep). Meme bölgesine taşınacak doku vücudun bir çok bölgesinden tanımlanmış olsa da en sık kullanılan bölgeler karın bölgesi ve sırt bölgesidir. Ensık kullanılan kas-deri flepleri karın bölgesinden kaldırılan TRAM flep ile sırtın üst kısmından kaldırılan latissimus dorsi flebidir.

Flep cerrahisi yöntemleri protez cerrahisine göre daha uzun sürmektedir ve daha uzun süre hastanede yatmayı gerektirir. Ameliyat sonrası ışın tedavisi alacak hastalarda ve göğüs duvarındaki doku radyoterapi nedeniyle hasarlı olan hastalarda öncelikli olarak tercih edilir.

Sistemik hastalığı olan, aşırı kilo problemi olan, sigara içen, flep bölgesinden daha önce ameliyat geçirmiş ve dolaşım problemi olan hastalar flep prosedürleri için uygun değildir. Yine çok zayıf, karnında ve sırtında yeterli doku olmayan hastalar da bu yöntem için uygun değildir veya protez prosedürleri ile kombine yapılması gerekir.

Meme Kanseri Cerrahisinden Beklentileriniz Neler?

Birçok kişi için cerrahi korkutucudur. Ancak, cerrahi sırasında, öncesinde ve sonrasında sizi nelerin beklediğini iyi anlamanız, korkularınızı azaltacaktır.

Cerrahi Öncesi: Ameliyattan en az birkaç gün önce cerrahınızla tanışarak sizi nelerin beklediğini anlayabilir ve tıbbi geçmişinizi konuşabilirsiniz. Bu, size uygulanacak ameliyat ve karşılaşabileceğiniz olası riskler hakkında soru sormanız için iyi bir fırsat olacaktır. Ameliyatın boyutunun ne olduğunu ve sonrasında sizi nelerin beklediğini anladığınızdan emin olun. Eğer, ameliyat sonrası estetik cerrahi istiyorsanız bu konuda da sorular sormayı ve yeterince bilgi edinmeyi ihmal etmeyin.

Bunun yanında, cerrahi sırasında kan nakli gerekmesi halinde size kan verebilecek uygun donörü (kanı verecek kişi) bulmanız istenebilir. Ayrıca, cerrahiden bir gece önce hiçbir şey yiyip içmemeniz gerektiği size hatırlatılacaktır.

Cerrahi Sırasında: Ameliyat sırasında, size ilaç vermek için kullanılacak bir damar yolu açılacaktır. Ayrıca, elektrokardiyogram (EKG) makinesine bağlanarak kan basıncınız, kalp ritminiz ameliyat boyunca kontrol altında tutulacaktır.

Birçok meme cerrahisinde hasta genel anestezi altına alınır. Cerrahinin süresi, ne tür bir cerrahi uygulandığına bağlıdır. Örneğin; koltuk altı lenf bezi diseksiyonu ile birlikte mastektomi süresi genellikle 2-3 saat sürecektir.

Cerrahi Sonrası: Mastektomi ve/veya koltuk altı lenf bezi diseksiyonu olan kadın hastalar genellikle 1 veya 2 gece hastanede yatırılır ve sonrasında taburcu edilir. Ancak, bazı vakalar gerekli görüldüğü takdirde ameliyat sonrası 23 saatlik müşahade ünitesinde tutulabilir.

Meme koruyucu cerrahi ve sentinel lenf bezi biyopsisi gibi daha küçük çaplı operasyonlar genellikle günübirlik cerrahi merkezinde gerçekleştirilir ve hasta bir gece hastanede yatırılır.

Hastanın ameliyat bölgesindeki koluna kol bandajı takılabilir. Ayrıca, iyileşme sürecinde hastaya koltuk altından veya meme bölgesinden gelen kanı ve lenf sıvısını toplayacak bir veya birkaç dren (plastik veya lastik hortum) takılabilir. Drenlerin nasıl kontrol edileceği (dreni boşaltma, biriken sıvıyı ölçme ve olası problemleri fark edebilme gibi) hastaya öğretilecektir. Drenler genellikle 1 veya 2 hafta kadar kalır. Drenaj (kan ve sıvı boşaltımı) hergün yaklaşık 30 cc’ye kadar düştüğünde, dren çıkarılacaktır.

Doktorların çoğu, ameliyattan hemen sonra hastanın kolunu hareket ettirmesini isteyecektir. Bu sayede kolun tutulmaması hedeflenir.

Meme ameliyatı sonrası iyileşme süreci, hastanın ne tür bir ameliyat geçirdiğine bağlıdır. Koltuk altı lenf bezi diseksiyonu ile birlikte meme koruyucu cerrahi yapılan hastalar, 2 hafta içinde normal hareketlerine kavuşacaktır. Bu süre, meme koruyucu cerrahi ve sentinel lenf bezi biyopsisi yapılan hastalarda genellikle daha kısadır. Mastektomi sonrası hastanın iyileşme süreci, yaklaşık 4 hafta sürecektir. Bu süre, mastektomi sonrası estetik cerrahi yapıldığında uzayacaktır ve hastanın normal hareketlerine kavuşması aylar alabilir. Yine de, ameliyat sonrası iyileşme süreci hastadan hastaya değişkenlik gösterebilir. Bu sebeple, gerekli bilgiyi doktorunuzdan almanız yerinde bir karar olacaktır.

Doktorunuz günlük hayatınıza geri dönebileceğinizi söylediğinde bile, ameliyatın bazı yan etkilerini hissedebilirsiniz. Zaman zaman kolda veya omuzlarda tutukluk veya ağrı olabilir. Göğüs derinizde veya koltuk altı bölgenizde gerginlik hissedebilirsiniz. Bu tür belirtiler zamanla gelişebilir. Cerrahi sonrası göğüste ve kolda uyuşma, ağrı veya karıncalanma problemleri olan bazı hastalarda belirtiler uzun süre devam eder. Buna zaman zaman postmastektomi ağrı sendromu denir. Bu konuyla ilgili ayrıntıyı aşağıda bulabilirsiniz.

Meme koruyucu cerrahi veya mastektomi yapılan birçok meme kanseri hastası, meme bölgesinde fazla ağrı hissetmediği için şaşırır. Ancak uyuşma, çekilme hissi gibi görülen bazı belirtiler hastayı mutsuz eder. Bu his, koltuk altı bölgesinde de ortaya çıkabilir.
Böyle bir durumda, doktorunuzdan öneri almanız önemlidir. Doktorunuzun verdiği talimatlara uyarak bu tür belirtileri kontrol altına almanız mümkündür. Doktorunuzun sizi bilgilendireceği konuları şöyle özetleyebiliriz:

  • Ameliyat yarasının bakımı ve bandaj kullanımı

  • Drenajın (kan ve lenf sıvısının boşaltımı) gözlemlenmesi ve drenleri dikkatli kullanma

  • Enfeksiyon belirtilerini fark etme

  • Ameliyat sonrası banyo yapma

  • Doktorun ne olduğunda aranması gerektiği

  • Kolu kullanmaya başlama ve kolda, omuzda tutulmayı önlemek için yapılan egzersizler

  • Sütyen kullanmaya başlama zamanı

  • Yiyecekleriniz ve yemeyecekleriniz

  • Ağrı kesici dahil kullanabileceğiniz ilaçlar ve olası antibiyotikler

  • Varsa kısıtlanan hareketler

  • Meme ve kolda karşılaşılan belirtiler (uyuşma, karıncalanma, ağrı vs.)

  • Vücut görüntüsündeki değişiklikler

  • Ameliyat sonrası hastalığın ve tedavinin seyrini takip etmek için doktorla ilk randevu zamanı

Hastaların çoğu, ameliyat sonrası yaklaşık 7-14 gün içinde tedaviyi yürütülen cerrah ve tıbbi onkologla görüşür. Bir sonraki aşama olarak başka tedavi yöntemlerinin kullanılması uygun görülürse, hasta bilgilendirilerek kemoterapi ve radyoterapi yöntemlerine başvurulabilir. Ameliyat sonrası cerrahi gören memenize estetik cerrahi uygulanmasını istemeniz halinde plastik cerrahta tedavi ekibine katılacaktır.

Meme Cerrahisi Sonrası Kronik Ağrı

Bazı hastalar cerrahi sonrası göğüs duvarında, koltuk altında ve/veya kolda sinir ağrısı (nöropatik) gibi zaman içinde yok olmayan bazı problemlerle karşılaşabilir. Buna, postmastektomi ağrı sendromu denir. Bu adlandırma, ağrının mastektomi tedavisi sonrası kadınlarda görüldüğünü düşündürse de, aynı tür belirtiler meme koruyucu cerrahi sonrası da görülmektedir. Cerrahi sonrası, kadın hastaların %20-30’unda bu tür belirtiler geliştiği görülmektedir. Postmastektomi ağrı sendromunun klasik belirtileri; göğüs duvarında, koltuk altında ve/veya kolda ağrı ve karıncalanmadır. Bunun yanında, ameliyat izinde ve omuzlarda da ağrı görülebilir. Diğer sık rastlanan şikayetler uyuşma, zonklama/sızlama ya da dayanılmaz kaşıntıdır. Postmastektomi ağrı sendromu olan kadınların çoğu belirtilerin ciddi olmadığını belirtmektedir.

Postmastektomi ağrı sendromu, cerrahi sırasında koltuk altı ve göğüste bulunan sinirlerin hasara uğraması sonucu geliştiği düşünülmektedir. Tüm koltuk altı lenf bezi diseksiyonu (sadece sentinel lenf bezi biyopsisi değil) olan ya da cerrahi sonrası radyoterapi gören genç yaştaki kadın hastalarda postmastektomi ağrı sendromu daha fazla görülmektedir. Ancak, günümüzde koltuk altı lenf bezi diseksiyonu daha nadir uygulandığı için postmastektomi ağrı sendromu da nadir görülmektedir.

Cerrahi sonrası vücudunuzdaki herhangi bir ağrıyı doktorunuzla paylaşmanız önemlidir. Postmastektomi ağrı sendromu, kolunuzu kullanamamanıza sebep olabilir ve zamanla kolunuzu normal kullanma kabiliyetini yitirebilirsiniz. Ancak bu durum, tedavi edilebilir bir sorundur. Opioidler (morfin türevi ilaçlar) ağrının tedavisinde sıkça kullanılmaktadır. Ancak, sinir ağrılarında her zaman işe yaramaz. Buna rağmen, bu tür ağrıları geçirecek tedaviler ve ilaçlar mevcuttur. Meme kanserinde cerrahi sonrası oluşan ağrıyı kontrol altına alabilmek için doktorunuzla görüşmeniz, sizi rahatsız eden belirtilerin tedavisini hızlandıracaktır.

Sağlıklı ve mutlu kalın...
Prof. Dr. Mustafa Özdoğan