Meme-kanseri-farkindalik-ayi

Meme kanseri farkındalık ayı

Yazı Boyutu:
Küçült
Sıfırla
Büyült

Günümüzde çoğu insan meme kanseri konusunda çeşitli bilgilere sahip olmakla birlikte, bu hastalığı çok erken aşamalarında tespit edebilecek adımlar atmayı unutmakta veya bu adımları ertelemektedir. Kadınlarda en sık görülen kanser çeşidi olan, birçok hastayı ve ailesini etkileyen meme kanseri hastalığına dair farkındalığı arttırmak için her yıl ekim ayı boyunca kampanyalar düzenlenir. Bugün başlayan “Meme Kanseri Farkındalık Ayı” etkinlikleri çerçevesinde Antalya’da tüm basına yaptığım konuşmanın özetini sizlerle paylaşmak istedim…

Kendi kendine meme muayenesi 20 yaşında başlamalı

Dünyada her yıl yaklaşık 2 milyon kadına meme kanseri teşhisi konuluyor. ABD’de ise her gün 527 kadın meme kanseri tanısı alıyor ve bunların 110’u hayatını kaybediyor. Türkiye’de de tablo farklı değil. Meme kanseri, her yıl 20 bin kadının yaşamını etkiliyor. Antalya’da ise bu rakam yılda yaklaşık 500-600. Kadın kanserlerinin %25’ini, tüm kanserlerin de %12’sini oluşturan meme kanseri, günümüzde artık 30’lu yaşlarda da sıklıkla görülüyor. Geçmişte her 12-14 kadında bir ortaya çıkan hastalığa, artık 8 kadında birinde rastlamak mümkün. Bunun en önemli nedenini ise yaşam şekli değişikleri oluşturuyor.

Erken tanı sayesinde meme kanserlerinin % 90’dan fazlası tedavi edilebilir

Erken teşhis için toplumun meme kanseri konusunda bilinçlendirilmesi gerekmektedir. Hastalığın erken evrede tespiti için ise kendi kendine meme muayenesi önem kazanıyor. Her kadının 20 yaşından itibaren memesini tanıması, aylık düzenli kontrollerini yapması ve 40 yaşından itibaren de mamografi takibi erken tanıya olanak sağlıyor.

Kadınlar hormonlarına uygun yaşamıyor

Meme kanseri risk faktörlerinin önemli bir bölümünün; erken yaşta adet görme ve 50’li yaşlarda menopoza girme gibi vücudun östrojene uzun süre maruz kalmasından kaynaklanmaktadır. Kent yaşamı, kadınların çalışma hayatına erken yaşta atılmaları ve kariyer hedefi nedeniyle çocuk sahibi olma şanslarını ertelemelerine yol açmaktadır. Yoğun iş temposu nedeniyle ilk doğumun 30 yaşından sonra yapılması ya da hiç doğurmama, emzirme süresinin kısalması meme kanserinin nedenleri arasında gösterilmektedir. Bununla birlikte alkol ve sigara kullanımı, menopoz sonrası aşırı kilo da bilinen en önemli risk faktörlerinden bazılarıdır. Genetik geçişli olan ve %5-7 oranında görülen meme kanserlerinin saptanması ve aile diğer bireylerinin taranması çok önemlidir.

Sigara da etkili

Sigara kullanımının yalnızca akciğer kanseri değil meme kanseri üzerindeki etkisinin de belirlenmiştir. Yıllardır süregelen bilgi, sigaranın meme kanseriyle ilişkisi olmadığı yönündeydi. Ancak son yapılan araştırmalar göstermiştir ki, sigara tüm kanserlere yatkınlığı artırmaktadır. Meme kanseri için ise özellikle daha agresif seyirli olan üçlü negatif meme ile ilişkili bulunmuştur. Son yıllarda kadınlardaki sigara içiminin artışı, agresif seyirli meme kanserleri riskini de beraberinde getirmektedir.

Her kadın memesini 20 yaşından itibaren tanımalı

Kendi kendine meme muayenesi, erken tanı için çok önemli bir adımdır. Her kadın 20 yaşından itibaren, meme muayenesini yaparken; her ay adet döneminden sonra memesinin simetrisine, meme başında bir akıntı olup olmadığına, herhangi bir deformitenin varlığına, cilt değişikliklerine, ele bir kitlenin gelip gelmediğine dikkat etmelidir. Çünkü meme kanseri tümörü basit bir değerlendirme ile algılanabilir.

Yıllık meme muayenesi ve mamografi taraması

Meme kontrolleri 40 yaşından sonra doktor tarafından yapılmalıdır. Aynı zamanda doktorun önerisi ile yine her yıl mamografi taraması çok önemlidir.

Meme kanserinin tedavi anlayışı değişti

Günümüzde kullanılan akıllı ilaçlar ve yeni cerrahi teknikler nedeniyle meme kanserinin kadınlar üzerindeki yıkıcı etkisinin en aza indirilmiştir. Özellikle 4 farklı türde meme kanseri olduğunu biliyoruz. Bunlardan hormona duyarlı meme kanserinde çok ciddi yol almakla beraber, hormona duyarlı olmayan, Her2 reseptör pozitif denilen türde bundan 10-15 yıl önce yaşam süresi çok kısayken, bugün hem bölgesel ilerlemiş hem de metastatik hastada bile tahmini yaşam süresi ciddi oranda uzamıştır. Genetik geçişli BRCA 1-2 pozitif meme kanserlerinde yine hedeflenmiş tedaviler söz konusudur. Cerrahide de artık koltuk altı lenf bezlerine bakış açısı değişmiştir. Eğer agresif bir tutulum yoksa birkaç tane lenf bezinin alınması çoğunlukla yeterli olmaktadır. Bu da neredeyse %25 ile %50 oranında ortaya çıkacak “lenf ödem” adı verilen kolda şişliği önlemektedir. Yine kozmetik olarak cilt ve meme başı koruyucu mastektomiler, memenin yeniden rekonstrüksiyonu gibi cerrahi alanda da çok ciddi yenilikler bulunmaktadır. Önümüzdeki süreçte immunaterapi denilen, vücudun savunma sistemindeki bir takım mekanizmaların çözülmesiyle birlikte birçok kanser türünde yararlar sağlanmaya başlanmıştır.

Akciğer kanseri sigara ilişkisi gibi bir korunma mümkün değil

Meme kanserinden korunmada, risk faktörlerinin ortadan kaldırılmasını önemli oranda etkilidir, ancak bu %100 sağlanamamaktadır. Meme kanserinden tamamen korunmak söz konusu değildir. Sigara ve alkolden uzak durmak, sağlıklı beslenmek, egzersiz yapmak gibi değiştirilebilir faktörler ile görünme sıklığı azaltılabilir. Ancak sigara-akciğer kanseri gibi bir ilişki, meme kanserinde söz konusu değildir. Bugün sigaranın ortadan kaldırılması akciğer kanserini %90 oranında yok etmektedir. Meme kanseri için bugün bu kadar iddialı bir korunma yöntemi söz konusu değildir.

Kadınlarda sağlıklı beslenme ve egzersiz, tüm kanser türlerinden korunmada son derece önemli

Sağlıklı beslenmede bilimsel olarak kanıtlanmış Akdeniz mutfağının tercih edilmesi ve kişinin günlük yaşamı içinde kendine en uygun olan sporu tercih etmesi yeterlidir. Tüm insanlar için en kolay yapılabilecek spor, düzenli ve tempolu bir yürüyüştür. Bununla birlikte yüzme, bisiklete binme, plates, yoga gibi kadınlar için son derece uygun olan grupla veya tek başına yapılabilecek egzersizler tercih edilmelidir. Egzersiz, haftada en az 3 gün olması ve yine haftada iki saati bulması koşuluyla yapmalıdır.

Youtube-da izleyin.

Sağlıklı ve mutlu kalın...
Prof. Dr. Mustafa Özdoğan