Meme-kanseri-teshisi-konan-genc-kadinlar-ikinci-memede-kanser-riskini-fazla-abartiyorlar

Meme kanseri teşhisi konan genç kadınlar ikinci memede kanser riskini fazla abartıyorlar

Yazı Boyutu:
Küçült
Sıfırla
Büyült

Annals of Internal Medicine adlı dahiliye dergisinde yayınlanan araştırma sonuçları, meme kanseri olan genç kadınların diğer memede kanser gelişme riskini ve ikinci memeyi aldırarak korunma düşüncesini çoğunlukla fazlaca abarttıklarını göstermiştir.

Türkiye’de her yıl yaklaşık 20 bin kadın meme kanserine yakalanmaktadır. Bu kanser türünün diğer bir özelliği de, görülme sıklığındaki artıştır. 2000’li yılların öncesinde Amerika’da meme kanseri görülme sıklığı sekiz kadında bir iken her geçen yıl artış göstermiş, bu artış tüm gelişmiş batı ülkelerinde izlenmiştir. Ancak, gelişen teknoloji ve erken tanı imkanlarının artması, meme kanserinde yaşam kaybı oranının aynı kalmasını sağlamış herhangi bir artış yaratmamıştır.

Meme kanseri teşhisi konmuş bazı kadınlarda, diğer memede de kanser gelişebilir. Bu durum karşı (kontralateral) meme kanseri olarak tanımlanır. Karşı memede kanser gelişme riskini azaltmak için bazı kadınlar sağlıklı memelerini de aldırırlar. Aslına bakılacak olursa veriler gittikçe artan sayıda kadının bu işlemi gereksiz yere yaptırdığını göstermektedir. İşin ilginç olan yanı, bu eğilimi gösteren kadınların daha çok genç yaşlarda olmasıdır. Bu durumda akla gelen ilk soru; sağlıklı karşı memenin koruyucu amaçla ameliyatla alınmasının yararlı veya gerekli olup olmadığıdır..

Ailesel geçişli meme kanserine yakalanan kadınlarda, diğer memede kanser gelişme riski yüksektir. Ancak, genetik mutasyon taşımayan yani ailesel geçiş özelliği olmayan meme kanserli kadınlar arasında ikinci memede kanser gelişme şansı oldukça düşüktür. Bununda ötesinde, elde edilen kanıtlar kanser taşımayan sağlıklı memenin aldırılmasının yaşam süresini uzatmadığını da göstermiştir.

Risk algılamasını incelemek için araştırmacılar, 2006-2010 yılları arası bir memesine kanser teşhisi konduktan sonra çift mastektomi yaptıran yaşları 26 ile 40 arası 123 kadının katıldığı bir araştırmaya imza atmışlardır. Araştırma sonuçlarından biri, kadın hastaların çoğunun kendileri için çok önemli bir karar vererek yaşam sürelerini uzatmak arzusuyla her iki memesini de aldırmaya karar verdikleri yönündedir. Diğer varılan sonuç ise, kadın hastaların birçoğunun kulaktan dolma haberlerle ikinci memede kanser gelişme riskinin söylenildiği gibi %2-%4 değil %10 oranında olduğuna inanarak kanser riskini fazlaca abarttığını göstermiştir.

Bunun yanında, BRCA1 veya BRCA2 gen mutasyonu olan kadınlar karşı meme kanseri riskini daha iyi algılarken, bu mutasyonu taşımayan kadınlarda aynı algı gelişmemiştir.

Araştırmacılar, meme kanserinde yaşam süresini etkilemediğini bile bile birçok kadının sağlıklı karşı memenin koruyucu amaçla ameliyatla alınmasını tercih ettiği sonucuna varmışlardır. Bazı kadın hastaların, bu işlemden fayda görmeleri mümkündür. Ancak, meme kanseri teşhisi konmuş kadın hastaların ailesel geçişli veya birincil meme kanserine bağlı gelişen kanser riski detaylarıyla araştırılmalı, doktorun gerekli gördüğü durumlarda bu tür ameliyatlara eğilim gösterilmelidir.

Bizler de günlük onkoloji pratiğimizde hastalarımızın taleplerinin bu yönde arttığını gözlemekteyiz. Özellikle Angelina Jolie gibi ünlü bir film yıldızının genetik geçişli bir meme kanseri türüne yakalanması nedeniyle her iki memesinin alınmasının medyaya yansıması hastaları ciddi düzeyde etkilemiştir. Angelina Jolie haberlerinde asıl vurgu, genetik geçişli meme kanserine yönelik yapılsa da olayın ayrıntısı haberi okuyanlar tarafınca yeterince algılanmamış ve “her iki memenin alınması daha yararlı olur” gibi yanlış bir algının hafızalara kazınmasına neden olmuştur.

Şunu bilmek önemlidir; sağlıklı karşı memenin koruyucu amaçla ameliyatla alınması ikincil meme kanseri riskini azaltabilir, ancak, asıl düşünülmesi gereken birincil kansere bağlı gelişen metastatik (yayılan) kanser riski olmalıdır. Sağlıklı karşı memenin koruyucu amaçla ameliyatla alınması bu riski önlemez. Bu nedenle, en iyi kararı verebilmek için doktor hasta iletişiminin en üst düzeyde olması ve olumlu olumsuz tüm değerlendirilmelerin birlikte yapılması önemlidir.

Sağlıklı ve mutlu kalın...
Prof. Dr. Mustafa Özdoğan

Kaynak:

http://annals.org/article.aspx?articleid=1738492