meme-kanserinde-erken-tani-ve-tarama-mumkun-mudur-mamografi-nedir-nasil-teshis-edilir

Meme kanserinde erken tanı ve tarama mümkün müdür? Mamografi nedir? Nasıl teşhis edilir?

Yazı Boyutu:
Küçült
Sıfırla
Büyült

Bu bölümde, meme kanserinde tanıya ulaşma amacıyla kullanılan araçları, uygulama yöntemlerini ve uygulayıcılarını tanıtıyoruz.

Erken evre meme kanserinin belirlenmesi için tarama testlerinin amacı, belirtileri ortaya çıkmadan kanseri teşhis etmektir. Tarama, test ve muayene yöntemleri kullanılarak hiçbir belirti göstermeyen kişilerde, kanser gibi bir hastalığı tespit etmek anlamına gelir. Erken tespit, meme kanseri ortaya çıkmadan erken tanı konması için kullanılan yaklaşım anlamına gelir.

Tarama testleri uygulanmadan önce ortaya çıkan görünür belirtiler, tespit edilen meme kanserinin meme dışına çoktan yayılmış olduğunu gösterir. Buna karşın, meme kanseri tarama testleri sırasında tespit edilirse, tümör daha küçüktür ve memeyle sınırlıdır. Meme kanserinin büyüklüğü ve yayılma alan genişliği, hastalığın seyri hakkında fikir yürütmek için kullanılacak en önemli faktörlerdir.

Meme kanserine erken evrede tanı konması, tedavi seçeneklerinin sayısını, tedavinin başarıya ulaşma ve hayatta kalma şansını önemli oranda arttırır. Meme kanseri, yayılmadan önce erken evrelerde tespit edilirse hastaların % 90’ından fazlası normal yaşamını sürdürmektedir. Tümör büyük boyutlara ulaşmadan tanı konulan hastalarda meme korunabilmektedir. Bu nedenle, erken tanı konusunda bireylerin farkındalığı ve doktorların bu konuda duyarlı tutumları son derece önemlidir.

Erken tanı için temelde önerilen birbirlerini tamamlayıcı yöntemler vardır;

  • Kişisel (kendi kendine yapılan) meme kontrolleri

  • Klinik (doktor tarafından yapılan) meme kontrolleri

  • Mamografi/meme ultrasonografisi

  • Gerekli diğer tarama testleri

Meme kanseri erken tanısı için 20 yaşından sonra her ay kendi kendine meme kontrollerinin yapılması, kırk yaşından sonrada yılda bir kez olmak üzere doktor tarafından yapılan meme kontrolleri ve iki yılda bir kez mamografi önerilmektedir. Bununla birlikte, daha sonraki mamografi çekimlerinize referans olması için otuzlu yaşlarınızda en azından bir mamografi çektirerek filmlerinizi saklamanızı öneririm.

Kendi kendine meme muayenesi

Bayan ve erkeklerin memeleri hakkında bilgi sahibi olmaları için kendilerini gözlemlemeleri ve muayene etmeleridir.

Ne zaman yapılır?

  • Her bayan 20 yaşından itibaren meme muayenesi yapmalıdır

  • Meme muayenesi ayda bir kez adetlerden bir hafta sonra yapılmalıdır

  • Adet görmeyen bayanlarda her ay aynı tarihlerde yapılmalıdır

  • Emziren kadınlarda emzirmeyi takiben yapılmalıdır

  • Doğum kontrol hapı kullanan bayanlarda; yeni ilaç kürüne başlamadan önceki gün yapılmalıdır

Nasıl yapılır?

Memenin gözlenmesi ve elle muayenesi dört basamak halinde gerçekleştirilir. Aşağıdaki videoda kendi kendine meme muayenesinin detaylı anlatımını bulabilirsiniz.

 

Meme Kanserinde Düz Akciğer Grafi Uygulaması; Kolay ve basit bir görüntüleme yöntemidir. Akciğerde kabaca görülebilecek lezyonları gösterir.

Meme Kanserinde Karaciğer Ultrasonografi Uygulaması; Karaciğer dokusunu inceler ve metastaz olup olmadığı konusunda ve safra yolları, karaciğerin damarsal yapısı gibi konularda yol göstericidir.

Meme Kanserinde Tüm Vücut Kemik Sintigrafi Uygulaması; Kemikleri inceleyerek metastaz varsa saptamamızı sağlar.

Meme Kanserinde Mamografi Uygulaması; Memeyi kolayca görüntüleyen klasik bir yöntemdir. Genç ve memesi yoğun bayanlarda duyarlılığı düşüktür. Meme sıkıştırılarak her bir memenin farklı açılardan kesit görüntüleri alınır. Memenizin doku yapısına ve risk durumunuza göre, doktorunuzun belirlediği dönemlerde mamografi çekilmesi yararınıza olacaktır.

Meme Kanserinde Tomosentez Uygulaması; Memeyi 3 boyutlu ve 1mm kesitlerde son derece kapsamlı inceleme olanağı verir. Meme sıkıştırılarak etrafında hareket eden bir makineden düşük doz X ray gönderilir. Elde edilen görüntüler 3 boyutlu görüntülerdir. Çoğu standart mamografiden daha fazla radyasyon kullanılıyor olsa da, problemli bölgenin daha net görüntülenmesi sağlanır ve başka görüntü testine gerek kalmaz. Tomosentez, 2011 yılında onaylanmış bir görüntü testidir, ancak bu teknolojinin tarama ve tanı koyma konusundaki rolü henüz netlik kazanmamıştır.

Meme Kanserinde Meme MR Uygulaması; Özellikle genç ve yoğun bir meme yapısına sahip bayanlar için çok odaklıdır ve küçük lezyonların karakterinin saptanmasında yol gösterici olabilir. Radyasyon içermeyen bir yöntem olan MR ile özellikle yumuşak dokuların görüntülenmesinde başarılı sonuçlar elde edilmektedir. Diğer tanı yöntemleri ile saptanamayan pek çok kanser odağı tespit edilebilir. Ancak, meme kanserinin tespitinde MR tek başına yeterli görülmemektedir.

Meme Kanserinde PET-Tomografi Uygulaması; Günümüzde kullanılan son derece gelişmiş bir görüntüleme teknolojisi olan PET-tomografi, tüm vücudun tümör taramasında etkin bir yöntem olarak kullanılır. Yüksek risk grubundaki meme kanseri hastalarda kanserin evrelenmesi ve takip sonucu ortaya çıkan lezyonların detaylı incelenmesinde ve metastazları olan hastaya uygulanan tedavilerin etkinliğinin saptanmasında sıklıkla tercih edilmektedir. Ancak, memenin değerlendirilmesi veya tarama yöntemi olarak kullanılması için henüz pratik ve uygun bir yöntem değildir. İnanıyorum ki, PET teknolojisi çok yakın gelecekte sadece memenin taranması ve memede yer alan lezyonların doğru tanınmasında PEM’in (Pozitron Emisyon Mamografi) yerini alacak duruma gelecektir.

Meme Kanserinde Meme Ultrasonu Uygulaması; Sonografi olarak da bilinen ultrason, ses dalgaları kullanılarak vücudun bir bölgesini görüntüleyen metottur. Bu test için, enerji akımını saplatayan mikrofon gibi bir alet cilt üzerine yerleştirilir (genellikle önce jel sürülür). Bu alet, ses dalgalarını emer ve vucüt dokularından seken ekoları toplar. Ekolar, bilgisayar ekranına siyah beyaz görüntü olarak yansır. Bu test acısızdır ve radyasyona maruz kalınmaz.

Meme ultrasonu, zaman zaman fiziksel muayene veya mamografi sırasında ortaya çıkan meme problemleri içinde kullanılır. Bazen de, mamografiye ek yardımda bulunması için yoğun meme dokusuna sahip kadınlarda destek işlevi görebilir. Ancak, meme kanseri görüntülemesi için mamografi yerine sadece ultrason uygulaması, yeterli sonuç vermediği için tek başına tavsiye edilmez.

Ultrason, bazı meme kitlelerinin değerlendirilmesi için kullanışlı bir yöntemdir. Kistler, sadece fiziksel muayene ile tespit edilemediği için, şüpheli bölgenin kist olup olmadığını söyleyen tek yoldur. Ultrason, bazı meme lezyonlarından biyopsi alınmasına yardımcı olan bir yöntem olarak da kullanılmaktadır.

Ultrason, daha detaylı bir inceleme için mamaografi ile birlikte sıkça kullanılan bir yöntem haline gelmiştir. Ancak, etkisi uygulayan uzmanın tecrübesine ve becerisine bağlıdır.

MEME KANSERİNDE BİYOPSİ

Meme Kanserinde Biyopsi Öncesi

Biyopsi acil müdahale yöntemi değildir. Öncelikle kişinin bu operasyona uygun olup olmadığı belirlenmelidir ve sonrasında operasyon planlanmalıdır. Uzmanlar, yapılan biyopsilerin yaklaşık %90’ında sık kullanılan cerrahi biyopsiler yerine nadir kullanılan iğne biyopsilerinin tercih edilmesi gerektiğini söylemektedir. Ancak araştırmalar, meme biyopsilerinin yaklaşık %70’inin halen cerrahi biyopsi olarak yapıldığını göstermektedir. Bu, meme kanseri olmayan birçok kadının, gereksiz yere cerrahi müdahale görmesi; meme kanseri olan kadınların ise, kanserin alınması için ikinci bir operasyon geçirmesi gerekeceği anlamına da gelir. Bu nedenle, uygulanacak biyopsi karar verilirken tüm detaylar göz önünde bulundurulmalıdır.

Biyopsi yapılmadan önce doktorunuza danışmanız gereken bazı noktalar aşağıda belirtilmiştir:

  • Mamografi ve diğer görüntüleme testlerinin sonuçlarını doktorunuzla birlikte gözden geçirin.

  • Biyopsi yapılacak alanla ilgili doktorunuzdan bilgi alın.

  • Size tavsiye edilen biyopsi türü ve neden bu biyopsi türünün tavsiye edildiği hakkında detaylı bilgi alın. Ayrıca, cerrahi biyopsi önerildiğinde yerine iğne biyopsisinin yapılıp yapılamayacağını sorun.

  • Biyopsinin neden ve nasıl gerçekleştirileceğini doktorunuzla konuşun.

  • Aklınıza takılan soruları doktorunuza yöneltin ve cevabını net olarak aldığınızdan emin olun.

  • Biyopsi sonuçlarını ne zaman ve nasıl alabileceğinizi öğrenin.

Biyopsiden birkaç gün sonra, alınan doku örneğinin inceleme sonuçlarını içeren patoloji raporunu çıkacaktır.

Mamografi ve MRI gibi görüntüleme testleri ve fiziksel muayene sonrası elde edilen sonuçlar doğrultusunda meme kanserinden şüphelenilebilir. Ancak, kesin teşhis koyulması için şüpheli bölgeden doku örneği alınarak mikroskop altında incelenmesi gerekir.

Biyopsi, vücutta şüpheli bölgeden doku örneği alınması için gerçekleştirilen küçük bir operasyondur. Fiziksel muayene ve/veya görüntüleme testleri sonucu memede şüpheli bir durum görüldüğünde, biyopsi yapılması istenebilir. Biyopsi ile alınan doku örneği, patolog tarafından incelenerek kanser hücresi olup olmadığı tespit edilir. Kanser bulunursa, patolog kanserin karakteristik özelliklerini inceleyerek türünü belirler. Biyopsi raporu, bu incelemeler sonrası çıkan sonuçlardır.

Biyopsi genellikle basit bir işlemdir. Amerika’da biyopsi yapılan kadınların sadece yaklaşık %20’sinde kanser belirlenirken, İsveç’te maliyet hesabı ve sadece şüpheli lezyonlara(yara) biyopsi uygulaması nedeniyle biyopsinin nadir uygulanması, kadınların %80’inde malign yani kötü huylu kanser tespit edilmesine yol açmaktadır. Buda, vücutta şüpheli herhangi bir değişiklikte kişiye biyopsi yapılmasının kanserde erken teşhis ve tedavide ne kadar önemli bir rol oynadığını göstermektedir.

Meme Kanserinde Biyopsi Teknikleri

Farklı teknikler kullanılarak biyopsi gerçekleştirilebilir. Biyopsi tekniği ne olursa olsun kesilerin mümkün olduğu kadar küçük ve az miktarda olmasına dikkat edilir. Ancak, hangi biyopsi şeklinin tercih edileceği, kişinin durumuna bağlıdır. Biyopsi, meme içine sokulan bir iğne ile doku örneği alınarak gerçekleştirilebilir veya küçük bir cerrahi operasyonla derinin üstünden küçük kesilerle şüpheli bölgeden doku örneği alınabilir.

Meme Kanserinde İnce İğne Aspirasyon Biyopsisi

İnce İğne Biyopsisi, nadir kullanılan bir metottur ve genellikle ameliyat izi bırakmaz. Bu işlemde, memenin operasyon yapılacak bölgesi lokal anestezi ile uyuşturulur. Cerrah veya radyolog, ortasında delik olan ince bir iğne kullanarak şüpheli bölgeden hücre örneği alır. Çoğu vakada, yumru fiziksel muayene ile hissedilerek iğnenin doğru yerden sokulması ve örnek alınması sağlanır.

Yumru hissedilemiyorsa, cerrah veya radyolog iğnenin doğru yerden örnek alabilmesi için görüntüleme yöntemlerini kullanabilir. Bu işlem, ultrason kullanıldığında ultrason rehberli biyopsi veya mamografi kullanıldığında stereotaktik iğne biyopsisi olarak adlandırılır. Ultrason rehberli biyopside, iğne ultrason görüntüsünden takip edilerek ilgili bölgeye ulaşılır. Stereotaktik mamografide, memedeki kütlenin farklı açılardan görüntüsü alınarak tam yeri tespit edilir. Ardından, delikli iğne tespit edilen bölgeye sokularak hücre örneği alınır.

Meme Kanserinde Kalın İğne – Trucut Biyopsisi

Kalın İğne Biyopsisinde, ince iğne aspirasyonuna nazaran daha geniş delikli iğne kullanılır. Bu tür biyopside, memedeki şüpheli bölge lokal anestezi ile uyuşturularak delikli iğne yardımıyla silindir şeklinde birkaç doku örneği alınır. Birçok vakada, yeterli doku örneği alınabilmesi için iğne şüpheli bölgeye 3-6 kere sokulur. Kalın iğne biyopsisi genellikle ameliyat izi bırakmaz.

Lezyon derinin dışından hissedilemiyorsa, ultrason rehberli biyopsi veya stereotaktik iğne biyopsisi gibi görüntüleme rehberli teknikler kullanılabilir. İlave cerrahi müdahale gerektiğinde olası kanserli dokuyu işaretlemek için küçük metal bir mandal memenin içine sokulabilir. Vücut için zararlı olmayan bu mandal meme içinde bırakılır. Biyopsi sonrası uygulanan diğer bir cerrahide bu mandal çıkartılır.

Ameliyat izine ve önemli bir rahatsızlığa yol açmadan hızlı sonuç almak için hem ince iğne aspirasyonu hem de kalın iğne biyopsisi yapılması, hastaya ve doktora herhangi bir cerrahi yapılmadan önce tedavi seçeneklerini konuşma şansı verir. Biyopsiye rehberlik etmesi için görüntüleme tekniklerine ihtiyaç duyulmadığı sürece iğne biyopsisi ayakta tedavi olarak yapılır. Ancak, iğne biyopsisinde “yanlış negatif” sonuç riski yüksekse, biyopsi sonucu kanser olmasına rağmen mevcut değilmiş gibi gösterebilir. İğne biyopsisinde cerrahi biyopsiye nazaran daha az miktarda doku alınır ve alınan dokuda kanser hücresi bulunmayabilir. Buda, test sonucunu etkileyerek yanılgıya sebep olabilir. Bu sebeple, iğne biyopsisi yerine veya ilave olarak cerrahi biyopsi yapılması, kişinin durumunun daha net belirlenmesinde fayda sağlayacaktır.

Meme Kanserinde Vakum Destekli Meme Biyopsisi

Meme kanseri teşhisinde nadir uygulanan yeni biyopsi yöntemi, mamotom veya MIBB olarak bilinen vakum destekli meme biyopsisidir. Deriden birkaç kez sokulan kalın iğne biyopsisinin aksine vakum destekli biyopside, bir kerede sokulan özel bir sonda kullanılır. Bu işlem, kalın iğne biyopsisinden daha fazla doku alabilir.

Vakum destekli meme biyopsisinde kişi, memenin gireceği açıklıkta yuvarlakları olan bir masaya yüzüstü yatırılır. Öncelikle lokal anestezi ile meme uyuşturulur. Ardından, mamografi (stereotaktik rehberliğinde biyopsi) veya ultrason rehberliğinde memenin şüpheli bölgesine sonda yerleştirilir. Sonrasında vakum dokuyu sondanın içine çeker. Dönen kesme aleti doku örneğini alır ve sondanın içine taşıyarak dokuyu dışarı çıkartır. Cerrah ya da radyolog, şüpheli lezyondan başka bir doku örneği almak için sondayı çevirebilir. Bu işlem, 8-10 kere tekrarlanabilir. Böylece, şüpheli tüm alandan örnek alınmış olur.

Bazı vakalarda, ileride başka bir biyopsi gerekli olduğunda yeri belirlemek adına küçük metal bir mandal biyopsi sırasında yerleştirilebilir. Meme içinde bırakılan bu mandal, ağrıya neden olmaz veya kişiye zarar vermez. Yapılan biyopsi daha fazla cerrahi uygulanmasına neden olacaksa, bu mandal bir sonraki operasyonda çıkarılacaktır.

Vakum destekli biyopsi, gittikçe yaygınlaşan bir yöntemdir ve halen yeni bir metottur. Bu tür bir biyopsiye karar verildiğinde işlemi gerçekleştirecek cerrah veya radyoloğun kullanılan aletler ve işlem konusunda deneyimli olması önemlidir.

Meme Kanserinde Ensizyonel Biyopsi

Ensizyonel biyopsi daha çok cerrahi bir yöntemdir. Lokal anestezi ile meme uyuşturulduktan sonra ilgili bölgeye neşter ile kesi atılır ve incelenmek üzere doku örneği alınır.

İğne biyopsisinde şüpheli bir alan veya yumru hissedilemezse, doğru noktayı bulabilmek için mamografi veya ultrason gibi görüntüleme yöntemleri kullanılması gerekebilir. Bu işlemde, mamografi veya ultrason rehberliğinde küçük delikli bir iğne memedeki anormal bölgeye sokulur. Bu iğne yardımıyla ilgili bölgenin içine küçük bir tel yerleştirilir. Ardından iğne çıkarılır. Yerleştirilen bu tel rehberliğinde biyopsi için doğru nokta bulunabilir.

İğne biyopsisinden yeterli sonuç alınamadığında veya şüpheli bölge iğne ile rahatlıkla örnek alınamayacak kadar geniş olduğunda ensizyonel biyopsi tavsiye edilebilir. İğne biyopsisinde olduğu gibi ensizyonel biyopside de yanlış negatif sonuçlar alınma olasılığı vardır, ancak sonuçlar daha hızlı alınır. Ensizyonel biyopsi, iğne biyopsisinden daha sık kullanılan bir yöntemdir, ameliyat izi bırakır ve iyileşme süreci daha uzun sürebilir.

Meme Kanserinde Eksizyonel Biyopsi

Eksizyonel biyopsi en sık kullanılan biyopsi yöntemidir. Bu yöntemde, şüpheli tüm doku alanı cerrahi ile memeden alınır. Buna ek olarak, şüpheli kanserin alınması için cerrah genellikle kanserin bulunduğu bölgede normal dokuların etrafından küçük bir kenarı da alacaktır [buna, kenar sınırı (marjin) denir].

Ensizyonel biyopside olduğu gibi şüpheli bir alan veya yumru hissedilemezse, doğru noktayı bulabilmek için mamografi veya ultrason gibi görüntüleme yöntemleri kullanılması gerekebilir. Ayrıca, iğne tel lokalizasyon yöntemi kullanarak doğru alan işaretlenebilir.

Eksizyonel biyopsi, yanlış negatif sonuç alınmadan kesin teşhis koyulabilen en emin yöntemdir. Ayrıca, tüm yumrunun alınması hastayı rahatlatacaktır. Ancak, eksizyonel biyopsi daha çok klasik bir cerrahi yönteme benzer, ameliyat izi bırakır ve iyileşme süreci daha uzun sürebilir. Ensizyonel biyopsideki gibi, eksizyonel biyopsi de lokal anestezi ile gerçekleştirilir.

Sağlıklı ve mutlu kalın...
Prof. Dr. Mustafa Özdoğan