meme-kanserinde-kemoterapi-akilli-ilac-ve-immunoterapi-tedavisi

Meme kanserinde kemoterapi, akıllı ilaç ve immünoterapi tedavisi

Yazı Boyutu:
Küçült
Sıfırla
Büyült

Meme kanserinde kemoterapi, ameliyat öncesi tümörü küçültme amaçlı (neoadjuvan), ameliyat sonrası hastalığın yineleme riskini azaltma amaçlı (adjuvan) ya da ileri evre (metastatik) hastalıkta yaşam sürelerini veya yaşam kalitesini artırma amaçlı uygulanmaktadır.

Meme kanseri için kemoterapi rejimi, çoğunlukla iki veya üç ilacın belli protokollere dayanarak verilmesi şeklindedir. Tedavi genellikle seçilen protokole göre 4-8 defa, 1-3 hafta aralıklarla verilir.

Meme kanseri kemoterapi protokolleri

REJİM

SİKLUS SÜRESİ

TOTAL SÜRE

Doz Yoğun AC –
Paklitaksel

4 kez 14 günde bir
4 kez 14 günde bir

4 ay

Doz Yoğun AC –
Paklitaksel

4 kez 14 günde bir
12 kez 7 günde bir

5 ay

TC

4 kez 21 günde bir

3 ay

AC

4 kez 21 günde bir

3 ay

EC

4 kez 21 günde bir

3 ay

FAC/ CAF

6 kez 21 günde bir

6 ay

FEC/CEF

6 kez 21 günde bir

6 ay

TAC

6 kez 21 günde bir

6 ay

AC –
Dosetaxel

4 kez 21 günde bir
4 kez 21 günde bir

6 ay

FEC/CEF –
Dosetaxel

3 kez 21 günde bir
3 kez 21 günde bir

4.5 ay

FEC/ CEF –
Paklitaksel

4 kez 21 günde bir
8 kez 7 günde bir

5 ay

  • AC= Doksorubusin + Siklofosfamid

  • CAF= Siklofosfamid + Doksorubusin + Florourasil

  • CEF= Siklofosfamid + Epirubusin + Florourasil

  • EC= Epirubusin + Siklofosfamid

  • TAC= Dosetaksel + Doksorubusin + Siklofosfamid

  • TC= Dosetaksel + Siklofosfamid

Ateş basması, halsizlik, kas eklem ağrısı, uykusuzluk, bulantı, ağrı gibi tatsız şikayetleri azaltmak için yetkin profesyonellerce uygulanan akupunktur, hipnoterapi ve yoga gibi yöntemlerin meme kanserli hastalara yararı uluslararası bilimsel çalışmalar ile kanıtlanmıştır. Gelişmiş kanser merkezleri bu yöntemleri uygulamalı ve hastalarına önermelidir.

Lenf bezine sirayet etmemiş ve kadınlık hormonuna duyarlı olumlu özellik taşıyan tümörlerde kemoterapiye gerek olmayabilir. Bu gibi tümörlerde özel genetik testler (Oncotype Dx, Mamoprint) yapılarak hastanın kemoterapiye gerçekten ihtiyaç duyup duymadığı belirlenebilir.

Meme kanserinde akıllı ilaç ile tedavi

Meme kanseri hücrelerinde Her2 reseptör dediğimiz hücreye büyüme uyarısı veren algaçlar için bu tür ilaçlar kullanılır. Bu grup hastalarda, kemoterapi ve hormonal tedaviler tek başlarına yetersiz kalabilirler. Bu algaçları susturmaya yönelik geliştirilen Herceptin, Tykerb, Perjeta gibi akıllı ilaçlar, kemoterapi ve hormonal tedavinin etkisini artırmaktadır. Dünyada ve ülkemizde kullanılmakta olan bu grup ilaçlardan “Perjata”yı, özellikle ileri evre meme kanseri hastalarda kullanabiliyor olmamız sevindiricidir.

15 yıl öncesine kadar klasik kemoterapi ilaçları ve tamoksifen (hormonal tedavi) dışında meme kanserli hastalarımız için başka bir tedavi seçeneği yok iken günümüzde yeni ve daha etkin kemoterapi ilaçları, hedefe yönelik ilaçlar (akıllı ilaçlar), yeni hormonal tedavi ilaçları ve bu ilaçların birlikte kullanımının getirdiği başarılar son derece yüz güldürücüdür. Artan tedavi seçenekleri, cerrahi öncesi (neoadjuvant tedavi), cerrahi sonrası (adjuvant tedavi) ve ileri evre hastalığın tedavilerinde son derece başarılı sonuçları beraberinde getirmiştir.

HER2 pozitif meme kanseri

HER2 Pozitif meme kanseri bütün meme kanserli hastaların %20’sinde görülür. Geçmişte HER2’nin aşırı çoğalması hastalığın sık tekrarlaması ve yaşam süresinde kısalmayla birlikteyken günümüzde kemoterapi ile birlikte yeni HER2’yi baskılayan ilaçların kullanıma girmesi ile birlikte prognoz düzelmiştir.

HER2 hücrelerimizin zarında bulunan bir algaçtır (reseptör) ve epidermal büyüme faktör protein ailesinin bir üyesidir. Sağlıklı hücrelerde 20 bin HER2 algacı bulunurken meme kanserinin HER2 pozitif olan bu tipinde bu sayı 2 milyondur.

İki HER2 algacının uyaran sonrası biraraya gelmesi ile hücre içine bir sinyal yollanır. Bu sinyal sonucu hücrenin kontrolsüz büyümesi, çoğalması, yeni damarlanma oluşumunun artmasına yol açar.

HER2 ye yönelik ilk akıllı ilacımız olan Trastuzumab (Herceptin) hem HER2 algacına bağlanarak diğer algaçlarla etkileşip hücre içine sinyal yollamasını engeller hem de kanser hücresini işaretliyerek vücudun bağışıklık hücrelerinin kanser hücresini tanıyıp yok etmesine yardımcı olur.

Üçlü negatif meme kanseri nedir?

Üçlü negatif meme kanserini diğer meme kanserlerinden ayıran en belirleyici özellik, kanser hücre yüzeylerindeki reseptörlerin (algaç) negatif olmasıdır. Diğer bir ifadeyle; östrojen hormon reseptörü (ER), progesteron hormon reseptörü (PR) ve human epidermal büyüme faktörü reseptörü 2 (HER2) dediğimiz bu üç algaçın hepsinin olmamasıdır.

Protein yapıdaki bu algaçlar, hücre dışından gelen uyarı sinyallerini alarak hücrenin anormal büyümesini, farklılaşmasını, çevre dokulara ve hatta uzak organlara yayılmasına yol açmaktadır. Günümüzde, reseptörlere yönelik geliştirilen ve meme kanseri tedavisinde kullanılmakta olan Tamoksifen gibi östrojen reseptörlerini veya Trastuzumab gibi HER2 reseptörlerini hedefleyen tedaviler, bu algaçları kapatarak sinyal alımının durmasını sağlamakata, sonuç olarak kanserlerinin büyümesini ya yavaşlatmakta ya da durdurmaktadır. Fakat bu tedavilerin hiçbiri üçlü negatif meme kanserleri tedavisinde kullanılmamaktadır.

Üçlü negatif meme kanseri tedavisinde günümüzde en etkili yöntem kemoterapidir.

Günümüzde, “one size fit all” yani “tüm hastalar için tek bir tedavi yöntemi” modeli terk edilmiş, yerini “bireye özgü tedaviler”e bırakmıştır. Bu sayede, hastalarda daha etkin tedaviler ile başarı şansı artmış, istenmeyen yan etkilerden uzaklaşılmıştır. Örneğin; erken evre hormona duyarlı meme kanserinde son yıllarda yapılabilen gen analizi (OncoType DX) ile hastaların büyük bir oranının kemoterapiye bile gerek kalmadan sadece ağızdan hap olarak alınan hormonal tedavi yönteminin uygulanması yeterli bulunabilmektedir.

Gelişen tıbbi tedavi stratejileri ve yeni akıllı ilaçların doğru kullanımı, çok sayıda bilimsel verinin doğru yorumlanması sonucu oluşmaktadır. Tedavi kararı öncesi eldeki tüm hastalar ve tümör verileri detaylı incelenerek dünya çapında kullanılan rehberler (Amerika rehberi; NCCN, Avrupa rehberleri ESMO Guideline, St. Gallen) doğrultusunda analiz edilir ve zor hastalarda onkoloji konseyinin de görüşü alınarak nihai karar verilir. Tedavi kararında hastanın yaşı, eşlik eden hastalıkları, bireysel tercihleri, psikososyal özellikleri de göz önüne alınarak hastanın tedavi planına katılımı sağlanır.

Meme kanseri tıbbi tedavisinde tek başarı, doğru hastaya doğru ilaçları damardan veya ağızdan vermekten ibaret değildir. Bu sadece işimizin yapılması zorunlu olan parçasıdır. İşin sırrı sevgi, insana duyduğumuz saygı, umut ve güvenin hasta ve ailesine aktarma çabamızdadır.

Meme kanserinde immünoterapi

Tümörlerin, bağışıklık sisteminin gözetiminden çeşitli mekanizmaları (CTLA-4, PD1 ve PD-L1) kullanarak nasıl kaçtığı bulunmuştur ve bu mekanizmalar üzerine etkili ilaçlara immünoterapiler denilmektedir. Bu ilaçlar, kanser hücrelerini direk öldürmek veya hedef almak yerine, hastanın bağışıklık sistemini destekleyerek, bağışıklık sisteminin görevini yerine getirmesini sağlamaya çalışmaktadır.

Meme kanserlerinin %90’ından fazlasına erken denilebilecek evrelerde tanı konulmaktadır ve bu hastalıkta en önemli konulardan biri de tedavi sonrası hastalığın tekrarlama ihtimalini azaltmaya yönelik tedaviler geliştirmektir.

Şimdiye kadar meme kanserleri immünolojik yöntem sessiz tümörler olarak değerlendirildi ve bu hastalıkta kullanım onayı alan bir immünoterapi ilacı henüz olmadı. Bununla birlikte, meme kanserinde tedavi sonrası hastalığın tekrarlama riskini azaltmak için bir terapötik kanser aşısı denenmektedir. NeuVax isimli bu aşının çalışması Faz-3 aşamasına kadar gelmiştir.

Kanser aşıları, tümöre veya tümör-ilişkili proteinlere karşı bir bağışıklık sistemi yanıtı oluşturmak için tasarlanmaktadır. Kanser aşılarının tek başlarına veya diğer tedavilere kombine olarak kullanıldığı birçok klinik çalışma halen devam etmektedir. Meme kanseri alanında yapılan aşı çalışmaları için tıklayınız.

Sağlıklı ve mutlu kalın...
Prof. Dr. Mustafa Özdoğan