mesane-kanseri-tedavisinde-basari-gosteren-yeni-teknolojiler

Mesane kanseri tedavisi ve araştırmalarında yeni olan nedir?

Yazı Boyutu:
Küçült
Sıfırla
Büyült

Mesane kanserinde genetik değişiklikleri anlamak

Normal hücreler ve mesane kanseri hücreleri arasındaki farkı anlama konusunda bilim adamları büyük yol kat ettiler. Bunun yanında bilim adamları, bu kadar çok büyüme ve vücudun diğer bölgelerine yayılma konusunda bu farklılıkların kanser hücrelerine nasıl yardımcı olduklarını da öğreniyorlar.

Araştırmacılar şu anda mesane kanseri hücrelerindeki genetik değişiklikleri tanımlayan testlerin, tedaviyi etkileyebilecek olan hastalığın prognozunu (seyrini) tahmin etmede ya da tedavi sonrası nüks eden (tekrarlayan) mesane kanserlerini teşhis etmede yararlı olup olmayacaklarını saptamaya çalışıyorlar.

Araştırmacılar aynı zamanda bu bilgileri yeni mesane kanseri tedavi yöntemlerini geliştirmek için kullanmayı umut etmektedirler.

Mesane kanserini tespit etmek için idrar testleri

Yeni çıkmış birkaç test, kişinin mesane kanseri taşıdığını göstermeye yarayacak idrarda bir takım maddeler saptamaktadırlar. Bu testler genellikle mesane kanserini teşhis etmekte ya da tedavi almış kişilerde nüks eden kanseri belirlemeye yardımcı olmaktadırlar. Araştırmacılar şu anda bu testlerin, herhangi bir belirti göstermeyen mesane kanserini tarayarak daha erken tanı konulmasında etkili olup olmadıkları konusunu araştırmaktadırlar

Yeni bir test idrarda telomeraz isimli bir maddeyi saptamaktadır. Telomaraz, kanser hücrelerinde anormal düzeyde çok sayıda olan bir enzimdir. Bu testin ilk sonuçları umut vaat etiğinden dolayı şu anda bu konuda daha fazla çalışma yürütülmektedir.

Mesane kanserinin yineleme (nüks) riskini azaltmak

Mesanede ya da üriner sistemin diğer bölgelerinde (böbrek zarı, üreter ve üretra) kanserin tekrarlama riskinin yüksek olması, mesane kanseri geçirmiş olan kişilerin en temel endişesidir.

Günümüzde yapılan akademik çalışmalar bazı gıdaların, vitaminlerin (vitamin E gibi), minerallerin (selenyum gibi), diyet takviyelerinin (yeşil çay özü ya da brokoli filizi özü gibi), kemoterapi ya da diğer ilaçların mesane kanserinin nüks etme ya da ikinci bir mesane kanserinin oluşma riskini azaltıp azaltmadığını araştırmaktadırlar. Bunların yanında araştırmacılar, yeni aşı türlerinin vücudun bağışıklık sistemini güçlendirerek ikinci bir kanser oluşma riskini azaltıp azaltamayacağı konusunda da çalışmalara devam etmektedirler.

Mesane kanseri tedavisi

Mesane kanseri tedavisinde kullanılmak için şu anda çalışmaları süren birkaç yeni tedavi türü mevcuttur.

Cerrahi

Bazı cerrahlar, kumanda odasında bulunan kontrol paneli sayesinde robot kollarını yönlendirerek gerçekleştirilen yeni ameliyat tekniği ile sistektomi yapmaktadır. Robotik cerrahi olarak bilinen bu yöntem, cerraha tek büyük kesi yerine birkaç küçük kesinde ameliyatı gerçekleştirmeyi mümkün kılmaktadır. Bu yöntem hastaların ameliyat sonrası rehabilitasyon süresini kısaltmaktadır. Bu tür cerrahi tekniği günümüzde prostat kanseri gibi bazı kanser türlerinin tedavisinde de kullanılmaktadır. Ancak mesaneyi çıkarmak için bu yöntemin standart yönteme göre daha iyi olup olmadığı henüz kesinlik kazanmamıştır. Bu metodun etkinliğini araştıran birçok çalışma halen devam etmektedir.

İntravezikal (mesane içi) tedavi

Ameliyat sonrası kanserin yeniden oluşma riskini azaltmak için ameliyat esnasında mesaneye konulabilecek birkaç yeni ilaç araştırmacıların devam eden çalışmaları arasındadır. Bu araştırmaların amacı, günümüzde kullanılan BCG ve mitomisin isimli ilaçlardan daha etkili ve/veya daha güvenli ilaçlar bulabilmektir.

Fotodinamik tedavi

Günümüzde yapılan fotodinamik tedavi (PDT) yöntemi ile ilgili araştırmaların amacı, bu yöntemin erken evre mesane kanseri tedavisinde etkili olup olmadığını anlamaktır. Işığa duyarlı bir ilaç damardan enjekte edilerek birkaç günün içerisinde kanser hücrelerinde toplanması sağlanmaktadır. Daha sonra sistoskop aracılığı ile özel tip bir lazer ışığı mesanenin iç tabakası üzerine odaklanmakta ve kanser hücreleri içerisinde toplanan ilacın kanser hücrelerini öldürebilen yeni bir kimyasala dönüşmesini sağlamaktadır.

PDT’yi avantajlı kılan özelliği, kanser hücresini öldürürken yanındaki sağlıklı dokuları koruma olanağı tanımasıdır. Tedavinin dezavantajı ise, ilacın ışık teması ile aktive olmasından dolayı tedavi sadece mesane iç duvarının yakınındaki tümörlere karşı etkili olabilmektedir. Işık mesane duvarının iç tabakasına ya da diğer organlara ulaşamadığından dolayı oralara yayılmış kanser hücrelerine karşı etkili olamamaktadır.

PDT tedavisinin en yaygın yan etkisi ise tedavi sonrasında yaklaşık bir kaç hafta süre ile güneş ışığına karşı hassasiyettir.  Az miktarda güneş ışığı bile kısa zamanda ciddi yanıklara sebebiyet verebileceğinden dolayı, bu tedaviye başlamadan önce gerekli önlemlerin alınması oldukça büyük  önem arz etmektedir.

İmmünoterapi

İmmünoterapi, vücudun kendi imün sistemini kanser ile savaşmak için kullanan bir tedavi şeklidir.

  • İntravezikal immünoterapi: BCG halihazırda bazı erken evre mesane kanserlerinin tedavisinde kullanılan bir intravezikal immünoterapi metodudur. Bu bakteri mesane içerisine yerleştirildiğinde (sıvı şekilde) mesane duvarındaki immün hücrelerine saldırarak onların da kanser hücrelerine saldırmalarını sağlamaktadır.
  • İmmün kontrol noktası inhibitörleri: İmmün sistemimizin en önemli özelliği vücudun sağlıklı hücrelerine saldırmamasıdır. İmmün sistemin bu özelliği, immün hücreleri üzerinde bulunan ve “kontrol noktaları” olarak adlandırılan moleküllerin açılıp (yada kapanması ile) immün tepkiyi tetiklemesi sayesindedir. Kanser hücreleri bazen bu kontrol noktalarını immün sistemin saldırısından korunmak amacı ile kullanmaktadırlar. PD-1 ve PD-L1 kontrol noktası molekküllerini hedefleyen yeni ilaçlar, mesane kanseri tedavisinde oldukça büyük umut vaat etmektedir. Örneğin, PD-L1 molekülünü hedefleyen atezolizumab (Tencetriq), ileri evre mesane kanseri tedavisinde FDA onayı almış bir ilaçtır. Bir başka kontrol noktası inhibitörü olan pembrolizumab (Keytruda), PD-1 molekülünü hedef almakta ve bazı ileri evre mesane tümörlerini küçültmekte etkili olduğu ilk akademik çalışmalarla tespit edilmiştir.

Günümüzde birkaç yeni immünoterapi ilacı daha araştırma aşamasındadır.

Hedefe yönelik tedaviler - akıllı ilaçlar

Araştırmacılar mesane hücrelerindeki kanserleşmeyi tetikleyen değişiklikleri hakkında daha çok şey öğrendikçe, bu değişiklikleri hedef alan ilaçlar geliştirmeye başladılar. Bu yeni hedefe yönelik ilaçlar standart kemoterapi ilaçlarından daha farklı bir işleyişe sahipler. Kemoterapinin etkili olmadığı bazı durumlarda etkili olabildikleri gibi, kemoterapi ilaçlarına oranla daha farklı (genellikle daha hafif) yan etkilere sahipler.

Diğer kanser türlerinde günümüzde birçok hedefe yönelik ilaç kullanılmaktadır. Lapatinib (Tykerb) ve erlotinib (Tarceva) gibi bazı hedefe yönelik ilaçların mesane kanseri tedavisinde de kullanılmaları ile ilgili çalışmalar yürütülmektedir.

Diğer ilaçlar, tümörün büyümesine olanak sağlayan damarları hedef almaktadırlar. Bu tür ilaçlar anti-anjiyojenez ilaçlar olarak bilinmektedirler. Hâlihazırda başka kanser türlerinin tedavisinde kullanılan bevacizumab (Avastin), sorafenib (Nexavar), cabozantinib (Cometriq) ve pazopanib (Votrient) gibi ilaçlar hedefe yönelik ilaçlara örnek olarak verilebilir. Bu ilaçların genellikle kemoterapi ile birlikte mesane kanseri tedavisinde kullanılması konusunu ele alan çalışmalar sürmektedir.

Günümüzde birçok yeni hedefe yönelik ilaç klinik çalışmalar ile araştırılmaktadır.

Gen tedavisi

Gen tedavisi-vücuttaki kanser hücreleri ya da diğer hücreler içerisinde var olan genleri eklemek ya da değiştirmek- mesane kanseri için test edilen bir başka yeni tedavi şeklidir. Laboratuvar koşullarında değişikliğe uğramış özel virüsleri kullanmak, gen tedavisinde uygulanan bir yaklaşımdır. Değişikliğe uğramış virüs mesaneye yerleştirilerek mesanedeki kanser hücrelerini infekte etmektedir. Hücreler enfekte edildikten sonra virüs, hücreler içerisine immün sistem hücrelerine kanser hücreleri ile savaşmaya yardımcı olan GM-CSF isimli bir immün sistem hormonunu aktive eden bir gen enjekte etmektedir. Bu ve bunun gibi diğer gen tedavisi yaklaşımları henüz erken gelişim dönemlerindedirler.

Sağlıklı ve mutlu kalın...
Prof. Dr. Mustafa Özdoğan