mesane-kanserinde-immunoterapi

Mesane kanserinde immünoterapi

Yazı Boyutu:
Küçült
Sıfırla
Büyült

Biyolojik tedavi olarak da bilinen bu yöntemde vücudun doğal yeteneği yani bağışıklık sistemi kullanılarak kanserle mücadele hedeflenir ve çoğu zaman erken evre mesane kanserinde transüretral rezeksiyon sonrası kanserin tekrarlamasını önlemek için kullanılır. İmmünolojik tedavi, genellikle yüzeysel yani erken evredeki tümör transüretral rezeksiyon ile alındıktan sonra birkaç hafta içinde başlar.

Söz konusu tedavide üç yöntem kullanılır. Bunlardan ilki; tüberküloz aşısı (Bacillus Calmette-Guerin-BCG), ikincisi interferon (bağışıklık sistemi yanıtını artıran bir madde), üçüncüsü ise yeni nesil tedavi ajanı antiPD-L1 antikoru olan immünoterapi ilacı Atezolizumab’tır.

  1. Tüberküloz aşısı (Bacillus Calmette-Guerin-BCG), en sık kullanılan immünoterapi yöntemidir. Tüberküloz aşısı, mesanede kanser hücrelerini öldürmek için bağışıklık sistemini harekete geçiren inek tüberkülozu ile ilgili canlı ve zayıf bir bakteri içerir. Sonda yoluyla gönderilen aşı, 2 saat kadar mesanede kalır ve bu süre içinde kanser hücrelerine etki eder. Bu tedaviye genellikle transüretral rezeksiyon cerrahisinden sonra başlanır ve yaklaşık 6 hafta boyunca haftada bir olarak uygulanır. Bazen de tedavi süresi uzatılabilir.

  2. İnterferon, vücudun bağışıklık sistemini uyaran birkaç farklı hücreden doğal olarak meydana gelen maddelerdir. Bu maddeler laboratuvar ortamında sentetik olarak da üretilerek kanser tedavisinde kullanılabilir. Bu tedavi yönteminde bağışıklık sistemini canlandırmak ve vücudu harekete geçirmek için çok miktarda sentetik protein verilir. Geçmişte yapılan araştırmalar, birlikte uygulanan tüberküloz aşısı (BCG) ve interferon kombinasyonunun, agresif veya tedaviye direnç gösteren erken evre mesane kanserine karşı etkili olabileceğini öne sürmüştür.

  3. İmmünoterapi ilacı Atezolizumab (Tecentriq®), PD-L1’e karşı geliştirilen monoklonal antikor olan Atezolizumab etken maddeli Tecentriq adlı immunoterapi ilacı mesane kanserli hastalarda kullanılmış ve yüksek oranda başarılı sonuçlar elde edilmiştir. Bu nedenle 18 Mayıs 2016’da FDA (Amerikan Gıda ve İlaç Diresi) onayı almıştır.

Ürotelyal karsinomlu 360 birey Atezolizumab tedavisi almış bu süreçte tümör boyutlarındaki cevap izlenmiştir. Bu izlemle eş zamanlı olarak PD-L1 pozitif tümörler ve PD-L1 negatif tümörlerin ilaca cevabı karşılaştırılmıştır. Sonuçta; bireylerin yüzde 14,8’inde tümör boyutunda küçülme gözlenirken bu oranın büyük kısmını PD-L1 pozitif bireylerin oluşturduğu görülmüştür.

PD-L1 bir hücre zarı proteini olup çeşitli immün hücrelerimizde ve bazı kanser hücrelerinde üretilen, bağışıklık sistemini baskılayan bir moleküldür. PD-L1 pozitif tümörler diye bahsettiğimiz tümörlerse bu proteinin yüksek oranda üretildiği tümörlerdir.

Atezolizumab etken maddeli immünoterapi ilacının PD-L1 pozitif bireylerdeki başarısının yüksek olması; PD-L1 pozitif bireylerin tespit edilerek ilacın özellikle bu bireylerde kullanılması ihtiyacını doğurmaktadır. Bu doğrultuda Amerikan Gıda ve İlaç Dairesi'nin (FDA) onay verdiği Ventana adlı biyomarker sayesinde PD-L1 pozitif bireyler tespit edilip immünoterapiye yanıt yükseltilmektedir. Diğer immunoterapi ilaçları gibi Tecentriq’in de immün sistemi baskılaması sebebiyle görülen immün aracılı yan etkilerinin yanı sıra yorgunluk, iştah kaybı, bulantı, idrar yolu enfeksiyonu gibi bazı yan etkileriyle karşı karşıya kalınabilmektedir.

Sağlıklı ve mutlu kalın...
Prof. Dr. Mustafa Özdoğan