Mide kanseri tedavisi ve araştırmalarında yenilikler neler?

Yazı Boyutu:
Küçült
Sıfırla
Büyült

Risk Faktörleri

Diyet

Araştırmalar açık bir şekilde göstermektedir ki; diyet farklılıkları dünyada mide kanseri riskinde çeşitlilikleri açıklayan önemli bir faktördür. Son araştırmalar nispeten düşük mide kanseri riski bulunan ülkelerde risk faktörleri konusunda bazı bilgiler sağlamıştır. Buna göre; korunmuş (salamura, tuzlama, tütsüleme) etlerden zengin diyetler  ya da taze meyve ve sebzelerden fakir diyetler yüksek risk ile ilişkilidir.

Helicobacter pylori enfeksiyonu

Son çalışmalar H. pylori’nin bazı tiplerinin (özellikle cagA suşları) mide kanseri ile daha güçlü ilişkisinin bulunduğunu göstermiştir. Aynı zamanda kan gruplarına bağlı bazı kalıtsal özellikler de H.pylori ile infekte kişilerde kanser gelişiminde etkili olabilmektedir. Bu bilgilerin, mide kanseri gelişme riskinin yüksek olduğu kişilerde nasıl uygulanacağının belirlenebilmesine yardımcı olabilmek için daha ileri araştırmalar gerekmektedir.

Son zamanlarda yapılan araştırmalarda da diğer risk faktörleri ile H. pylori enfeksiyonunun etkileşimi incelenmiştir. Örneğin, sağlıklı bir diyetin özellikle H. pylori ile enfekte kişilerde mide kanseri riskini azaltmada önemli olduğu bulunmuştur.

Kemoprevensiyon

Kemoprevensiyon, kansere yakalanma riskini azaltmak için doğal ya da insan yapımı kimyasalların kullanımıdır. Kimyasalların bazı türleri mide kanserini önlemede yardımcı olabilmektedir.

Antioksidanlar

Birçok karsinojen (kansere neden olan) faktör, hücrelerde serbest radikal diye adlandırılan bir tür kimyasalın oluşmasına neden olmaktadır. Serbest radikaller hücrelerin "gen" gibi önemli parçalarına zarar verebilmektedir.  Hasarın büyüklüğüne bağlı olarak, hücreler ölebilmekte veya kanserli hale gelebilmektedir.

Antioksidanlar, serbest radikalleri yok edebilen veya onların diğer formlarından koruyabilen, besinlerden ve diğer kimyasallardan bir gruptur. Bu besinler C vitamini, beta karoten, E vitamini, ve mineral selenyum içermektedir. Daha düşük mide kanseri riski için diyet takviyelerinin araştırıldığı çalışmaların şimdiye kadar karışık birtakım sonuçları vardır. Antioksidan takviye kombinasyonları kötü beslenmeye sahip kişilerde mide kanseri riskini azaltabildiğine dair bazı kanıtlar bulunmaktadır, fakat bu alanda da daha fazla araştırmaya ihtiyaç vardır. Hatta antioksidanların bazı kanserlerde tetikleyici olabildiklerine dair bilimsel çalışma sonuçları son yıllarda dikkatleri çekmiştir.

Antibiyotikler

Çalışmalar antibiyotik tedavisinde kronik H. pylori ile infekte olan insanlarda mide kanserini önlemeye yardımcı olup olmadığını görmeye yönelik olarak yapılmaktadır. Bazı çalışmalarda bu enfeksiyonun tedavisinin midede kanser öncesi anormallikleri önleyebileceği bulunmuştur, ancak daha fazla araştırmaya gerek duyulmaktadır.

Gerçek bir kemoprevensiyon olmamasına karşın, antibiyotikler bazı durumlarda, tekrarlayan mide kanserini önlemeye yardımcı olabilmektedir. Araştırmacılar, antibiyotiklerin erken evre mide kanseri nedeniyle endoskopik mukozal rezeksiyon ile tedavi edilen kişilerde midenin başka bir yerinden gelişebilecek kanser riskini azaltabileceğini göstermişlerdir. Gelişmiş batılı ülkelerde mide kanserinin geç evrelerinin daha sık karşılaşılmasından ötürü burada ne kadar yarar sağlayabileceği net değildir.

Non-steroid anti-inflamatuar ilaçlar (Aspirin dahil)

Hepsi olmamakla birlikte bazı çalışmalar aspirin veya ibuprofen gibi non-steroid anti-inflamatuar ilaçların (NSAID) alınmasının mide kanseri riskini azaltabileceğini göstermiştir. Bu bağlantıyı daha iyi tanımlayabilmek için daha fazla araştırma gerekmektedir.  Bununla birlikte, bu ilaçların sadece kanser riskinin azaltılması için denenmesi önerilmemektedir çünkü bu ilaçlar aynı zamanda ciddi yan etkilere neden olabilmektedir.

Hastalık yayılım aşamaları - Evreleme çalışmaları

Sentinel lenf nodu haritalaması

Doktorlar melanom ve meme kanserinde çok başarılı olduğu kanıtlanan bu teknik ile mide kanserinin lenf bezlerine yayılımını tespit etmeye çalışmaktadırlar.

Sentinel lenf nodu haritalamasında cerrah, kanserin içine mavi bir boya ve/veya radyoaktif izleyici madde enjekte etmektedir. Bunlar kanserin yayıldığı, lenf nodlarında yoğunlaşmış olan bölgelerdir.  Doktorlar bu lenf nodlarını kaldırarak kanseri arayabilmektedir. Kanserin lenf nodlarında bulunmaması durumunda sonrasında kanserin başka yerlere ulaşması pek olası değildir ve tüm lenf nodu çıkarılmasına ihtiyaç duyulmayabilir. Kanser sentinel lenf düğümlerinde bulunursa, o zaman tüm lenf düğümlerinin de kaldırılması gerekir.

Bu teknik kaldırılabilir daha fazla lenf düğümünü göstermeye yardımcı olmaktadır. Ayrıca, bulunan lenf düğümlerinde kanser hücrelerinin bulunma olasılığı da daha yüksektir. Fakat bu teknik mide kanserinde hala çalışılmakta ve henüz yaygın kullanıma hazır bulunmamaktadır.

Tedavi

Kemoterapi ilaçları ve kombinasyonları

Bazı çalışmalar mide kanserinden ya da diğer kanserlerde etkinliği bilinen kombine ilaçlarda yeni yollar test etmektedirler. Daha yeni kemoterapi ilaçlarıyla da çalışılmaktadır. Örneğin, S-1, 5-FU ile bağlantılı bir oral (ağızdan) alınan kemoterapi ilacıdır. Bu ilaç genellikle dünyanın diğer bölgelerinde mevcut olmakla birlikte henüz Amerika’da bulunmamaktadır.

Diğer çalışmalar kemoterapi ile radyoterapinin, hedefe yönelik tedavilerin, immunoterapinin en iyi kombine edilmiş şeklini test etmektedir. Bu çabanın amacı cerrahi öncesi ya da sonrasında kemoterapi ve/veya radyoterapi eklenmesiyle sonuçları iyileştirmektir. Bu yaklaşıma yönelik bazı klinik çalışmalar devam etmektedir.

Kemoterapi vermenin yeni yolları üzerinde de çalışmalar yapılmaktadır. Örneğin, bazı doktorlar daha iyi etki ve daha az yan etki için karından (periton içi kemoterapi) doğrudan kemoterapi uygulayarak etkinliğini test etmeye çalışmaktadırlar.

Hedefe yönelik tedaviler

Kemoterapi ilaçları kanser hücrelerine karşı çalışan, hızlı bölünen hücreleri hedef alan ilaçlardır. Ancak kanser hücrelerini normal hücrelerden farklı kılan birtakım yönleri bulunmaktadır. Son yıllarda, araştırmacılar bu farklılıkları kullanmayı hedefleyen yeni ilaçlar geliştirmişlerdir. Bazen standart kemoterapi ilaçlarının işe yaramadığı yerlerde hedefe yönelik ilaçlar çalışabilmektedir. Ayrıca kemoterapi ilaçlarına göre daha az ciddi yan etkiye sahip olma eğilimindedirler.

HER2 bloke eden ilaçlar: Bazı mide kanserlerinde, onların daha da büyümelerine neden olan, hücrelerinin yüzeylerinde çok sayıda HER2 proteini bulunmaktadır (mide kanserlerinin %20'si Her2 yönünden pozitif). Bu kanserlerin tedavisinde bu proteini hedef alan ilaçlar yardımcı olabilmektedir. Trastuzumab (Herceptin) ilerlemiş mide kanserine karşı kullanım için onaylanmış bir ilaçtır. Buna benzer diğer ilaçlar olan Lapatinib (Tykerb®), Pertuzumab (Perjeta®) ve Trastuzumab emtansine (Kadcyla®) ise HER2 hedefleyen diğer ilaçlardır ve şimdi klinik çalışmaları yapılmaktadır.

EGFR bloke eden ilaçlar: EGFR bazı mide kanseri hücrelerinde bulunan ve yine onların büyümesini sağlayan bir diğer proteindir. Panitumumab (Vectibix®) mide kanserine karşı test edilen EGFR hedefli bir ilaçtır. Bu ilaç halihazırda diğer bazı kanser türleri tedavisinde FDA onayı almıştır.

Diğer hedefe yönelik ilaçlar: Diğer ilaçlar kanser hücrelerinin farklı kısımlarını hedef almaktadır. Sorafenib (Nexavar®) ve Apatinib’i içeren diğer hedefe yönelik ilaçlarla mide kanserine karşı çalışılmaktadır.

Bu alanda yapılan çalışmalar çoğunlukla hedefe yönelik ajanlarla kemoterapinin kombine edimesi üzerine yapılmaktadır.

İmmünoterapi

İmmünoterapi, kanserle savaşmak için ilaçlarla vücudun kendi savunma sisteminin uyarılmaya çalışılmasıdır.

Kore temelli bir çalışmada poliadenilik-polyuridylic asit (U poli A) denilen kemoterapi ile immünoterapinin bir birleşimi ameliyat sonrası adjuvan tedavi olarak verildiğinde mide kanserinin yavaşladığı görülmüştür. Ayrıca bazı hastalarda da yaşama süresini uzatmaya yardımcı olmuştur.

İmmünoterapi hakkında daha fazla bilgi edinebilmek için sitemizdeki yazılardan faydalanabilirsiniz.

Sağlıklı ve mutlu kalın...
Prof. Dr. Mustafa Özdoğan