nazofarenks-kanserinde-yeni-tedavi-yontemleri-nelerdir

Nazofarenks kanseri araştırma ve tedavisinde yenilikler nelerdir?

Yazı Boyutu:
Küçült
Sıfırla
Büyült

Nedenleri, korunma ve erken tanı

Nazofarinks kanserlerinin oluşmasında önemli payı olan Epstein-Barr virüsünün (EBV) nasıl bulaştığı ve nazofarenks hücrelerinde kanserleşmeyi nasıl tetiklediğini araştıran çeşitli araştırmalar yürütülüyor.

Araştırmacılar bu çalışmaların zamanla EBV İnfeksiyonundan kaynaklanan bazı nazofarenks kanser türlerinden korunmak için aşı yapılmasını umuyorlar.

EBV hakkındaki son bulgular, onun nazofarenks hücreleriyle etkileşimini ve bağışıklık sisteminin EBV’ye reaksiyonunu nazofarenks kanserinin erken teşhisi ve daha iyi yanıt verici tedavi tahminine yeni kan testleriyle izin veriyor. Dünyada bu kanserin yaygın olduğu yerlerde çalışmalar yapılmaktadır.

Tedavi

Yeni cerrahi teknikler

Kafatası cerrahisindeki gelişmeler burundan kullanılan endoskopi gibi tekniklerle ulaşılması zor bölgelerdeki tümörleri temizlemeye imkan sağlıyor. Bu cerrahi türü bu alanda uzmanlaşmış bir ekip gerektiriyor. Bu teknik nükseden nazofarenks kanser hastaları ve radyoterapiye yanıt vermeyen keratinize nazofarenks kanser hastalarına umut olabilir.

Yeni radyoterapi teknikleri

Çoğu radyoterapi teknikleri X-ışınlarını kullanır. Başka bir radyoterapi tekniği protonları kullanarak kanser hücrelerini öldürür. X-ışınlarından farklı olarak protonlar, hedefleriyle temastan önce ve sonra enerji vererek dokulara belirli mesafelerde küçük hasarlar verirler. Yani bu sayede proton ışın radyasyonu ile sağlam dokulara daha az verirken tümörleri hücreler üzerinde daha etkili sonuçlar alınabilir. Fakat bu tekniğin IMRT gibi X-ışını kullanan diğer yeni nesil radyoterapi tekniklerinden daha iyi olduğu kanıtlanmamıştır. Ayrıca proton terapisi cihazlarının yüksek maliyeti, tedavinin yaygınlaşmasını engel olmaktadır.

Doktorlar ayrıca en iyi radyoterapi programı üzerinde çalışmaktadır. Harici ışın tedavisi bir sıra dahilinde haftalarca, haftada 5 gün , günde genelde 1 kez olmak üzere uygulanır. Azaltılmış doz (hypofractionated radiation) ile günde iki defa veya gün aşırı doz uygulamaları ile daha etkili tedavilerin olabileceği üzerine çalışmalar yapılmaktadır.

Kemoterapi

Nazofarenks kanserine karşı daha etkili olabilecek; yeni kemoterapi ilaçları, yeni ilaç kombinasyonları ve yeni ilaç verme yolları geliştirilmeye devam ediliyor. Diğer kanser türleri için hala kullanılmakta olan birkaç ilaç türü; capecitabine, oxaliplatin, ve gemcitabine, nazofarenks kanserine karşı yapılan çalışmalarla üretilmiştir.

Klinik çalışmalar ayrıca en iyi kemoterapi ve radyoterapi kombinasyonunu test etmektedir. Örneğin, kemoterapinin etkinliğini; radyoterapinin öncesinde, esnasında veya sonrasında verilmesine göre karşılaştırmaktadır.

Hedefe yönelik ilaçlar

Setuksimab (Erbitux), epidermal büyüme faktör reseptörünü (EGFR) hedefleyen ilaçtır. EGFR hücrelerin yüzeyinde bulunan bir proteindir. Nazofarenks kanserinde bu hedefe yönelik ilacın etki göstermektedir.

Nimotuzumab ve İcotinib’in de dahil olduğu diğer ilaçların nazofarenks kanserine karşı kullanılması için çalışılmaktadır.

Tümörün genişlemek için ihtiyacı olan yeni kan damarlarını hedefleyen yeni ilaçlar da bulunmaktadır. Bunlar anjiyogenez inhibatörleridir. Bevacizumab (Avastin®), sorafenib (Nexavar®), ve pazopanibin (Votrient®) de dahil olduğu birkaç ilaç türü nazofarenks kanserine karşı test edilmektedir.

İmmünoterapi

Amerika Gıda ve İlaç Dairesi (FDA), 5 Ağurtos 2016’da nazofarinks kanserinin de dahil olduğu baş ve boyun kanserlerinin tedavisi için bir immünoterapi ilacı olan Pembrolizumab (Keytruda) adlı ilacın kullanımına onay verdi. Baş ve boyun kanserlerinin (BBK) en sık görülen hücresel tipi yassı (skuamöz) hücreli karsinomdur ve bu kanserlerin en sık yerleşim yeri de hava ile temas halindeki anatomik bölgelerdir (ağız içi, farinks – geniz – yutak, gırtlak gibi). İşte Pembrolizumab, tekrarlamış veya yayılım yapmış (metastatik = 4. evre), platin bazlı kemoterapi altında veya sonrasında hastalığı kötüye giden yassı hücreli BBK için onaylanmıştır.

Epstein-Barr virüsünün(EBV) kısmen nazofarenks kanserine sebep olduğu görülmektedir. Hastaların bağışıklık sisteminin EBV ‘ye reaksiyon vermesine rağmen kanser hücrelerinin öldürülmesinde yeterli olamadığı görülmektedir. Araştırmacılar bağışıklık sistemini destekleyici yeni yollar için veya EBV virüslü hücrelerin daha iyi hedeflenmesi amacıyla çalışmalar sürdürmektedirler.

Bunu yapmak için bir yol; nazofarinks kanserli hastanın kanından alınan bağışıklık sisteminin bir üyesi olan T -hücrelerinin sayısını ve EBV’yi öldürme gücünü yükselterek, hücreleri tekrar hastaya enjekte etmektir. Az sayıda hastada denennen bu çalışmaların sonuçları umut vericidir, fakat geniş çaplı çalışmalarda geliştirilmeye ihtiyacı olduğu görülmektedir.

Gen terapisi

Nazofarenks hücrelerindeki belirli gen mutasyonlarının kansere sebep olduğunu keşfedilmiştir. Tümör baskılayıcı gen olan ve birçok kanserde kilit role sahip p53'ün virüs kullanılarak onarılması umut vermektedir. Bu yaklaşım üzerinde halen çalışılmaktadır.

Sağlıklı ve mutlu kalın...
Prof. Dr. Mustafa Özdoğan