noroendokrin-tumorde-erken-tani-ve-tarama-mumkun-mudur

Nöroendokrin tümörde erken tanı ve tarama mümkün müdür? Galyum 68-dotate pet-tomografi ile teşhis ve tedavi

Yazı Boyutu:
Küçült
Sıfırla
Büyült

Nöroendokrin tümörlerde MR, oktreoskan görüntüleme, serum kromogranin A (CgA), 24-saat üriner (idrar) 5- Hidroksiindol asetik asit (5-HIAA), endoskopik ultrasonla gerçekleştirilen endoskopik inceleme gibi bazı testler, en etkili tedavinin hangisi olabileceğini belirleyebilir.

Tümör türlerinin çoğu için uygulanan biyopsi, kesin kanser tanısının elde edilebileceği tek yoldur. Biyopsi uygulaması mümkün değilse, tanı koyulmasına yardımcı olması için başka testler önerilebilir.

Görüntüleme testleri, kanserli tümörün varsa yayılımını ortaya çıkarmak için kullanılabilir.

Fiziksel muayeneye ek olarak, nöroendokrin kanser teşhisi için kullanılabilecek testler aşağıda sıralanmıştır:

Kan ve idrar testleri
Hormonların ve diğer maddelerin ölçümlerini yapmak için hastadan kan ve idrar örnekleri alınabilir. İdrar testleri, vücuttaki adrenalin seviyesini ölçer. Yüksek adrenalin seviyesi, feokromositom varlığının işareti olabilir.

Hidroksiindol asetik asit (5-HIAA)
Karsinoid sendromla ilişkili NET’lerin teşhisinde kullanılan 5-HIAA, tümör salgılama aktivitesini 24 saat içinde idrar örneğinden ölçebilen iyi bir idrar testidir. Ancak, seratonin bakımından zengin gıdaların (muz, domates, avokado, erik, ananas, patlıcan ve ceviz), idrarda 5-HIAA seviyesini yükseltebildiği unutulmaması gereken önemli bir noktadır.

Kromogranin A (CgA)
Belli sınırlamalara rağmen CgA, en iyi NET biyobelirteci olarak kabul edilmektedir. CgA seviyesi, tümörün varlığını tespit eder. CgA seviyesi, böbrek veya karaciğer yetersizliklerini, az da olsa iltihaplı bağırsak hastalıklarını da işaret edebilir. Ancak CgA seviyesi, uygulanan başka tedavilere bağlı da yükselebilir. Bu nedenle, CgA seviyesinin yüksek olmasının, çeşitli başka nedenlerden de kaynaklanabileceği göz önünde bulundurulmalı, NET teşhisi koyulmadan önce doğrulayıcı testler yapılmalıdır.

Bunun yanında glukagon uyarı testi ve klonidin baskılama testi, zaman zaman feokromositom belirtileri gösteren hastalarda adrenalin seviyesini ölçer. Glukagon uyarı testinde, glukagon (pankreasta kan şekeri oranını arttıran hormon) hastaya damardan enjekte edilir ve belli aralıklarda alınan kan örneklerinde adrenalin seviyesi ölçülür. Klonidin baskılama testi sırasında ise, ilaç hastaya ağızdan hap olarak verildikten sonra 3 saat süreyle düzenli aralıklarla hastadan kan örnekleri alınır. Klonidin, kandaki adrenalin seviyesini azaltmak için kullanılır. Eğer klonidin seviyesinde azalma olmaz ise, bu tümör belirtisi olabilir. Kan basıncı ve kalp atışları test süresince monitörden dikkatlice takip edilir.

Görüntüleme testleri
Röntgen
X ışınları kullanılarak vücudun içyapısının görüntülendiği yöntemde radyasyon miktarı oldukça düşüktür.

Oktreoskan görüntüleme
Somastatin reseptörleri taşıyan NET’lerin yerini belirlemek için uygulanan moleküler bir görüntüleme ajanıdır. Sindirim sistemi (gastrointestinal) NET’ler için uygulanan en hassas görüntüleme tekniğidir.

Bilgisayarlı Tomografi (BT)
BT üç boyutlu görüntüleme yaparak gelişen olası anormalliği veya tümörü görüntüler. Tümörün büyüklüğü ve yeri konusunda da net bilgi verebilen bu görüntüleme yönteminde zaman zaman kontrast madde verilerek detaylı bir görüntüleme elde edilmesi sağlanabilir. Böylece, varsa kanserin yayılımının tespit edilmesi de bu sayede mümkün olacaktır.

Zaman zaman kontrast madde (özel bir boya) damardan enjekte edilerek veya ağızdan verilerek daha net görüntü elde edilmesi sağlanır.

Manyetik Rezonans Görüntüleme (MRI)
MR görüntüleme, X ışınları yerine radyo dalgaları ve güçlü mıknatıslar kullanarak vücudun yumuşak doku görüntülerini alır. Radyo dalgalarından gelen enerji emilir ve şüpheli bölgeye gönderilir. Bilgisayar elde edilen görüntüyü detaylı kesit resimler haline getirir.
Zaman zaman kontrast madde (özel bir boya) damardan enjekte edilerek veya ağızdan verilerek daha net görüntü elde edilebilir.

Somatostatin Reseptör Sintigrafisi (SRS)
Nöroendokrin tümörlerin çoğu somatostatin reseptörlerine sahiptir. Tümörün bulunduğu yerini ve durumunu belirlemede BT’den daha fazla fayda sağlayabilir.

MIBG (I131 metil iyodo benzil guanidin) sintigrafisi
Nöroendokrin tümör yayılımını ve tutulumunu belirlemede etkin rol oynayan bir testtir.

Endoskopi
Mide, bronş ve kolorektal kanserlerin teşhis edilmesinde uygulanan testlerden biri olan endoskopi, bu bölgelerde gelişen nöroendokrin kanserlerin teşhisinde de kullanılmaktadır.

Moleküler test
Alınan örnekte tümöre özel belli genlerin, proteinlerin ve diğer faktörlerin araştırılması için testler önerilir. Bu testlerin sonuçları, hedefe yönelik tedavi dahil hastanın tüm tedavi seçeneklerine karar verilmesine yardımcı olacaktır.

Biyopsi
Biyopsi, şüpheli tümör dokusundan parça alınarak laboratuvar ortamında incelenmesi işlemidir. Uygulanan diğer testler de kanserin varlığını gösterebilir, ancak sadece biyopsi kesin teşhisi koyar.

GALYUM 68-DOTATE PET-TOMOGRAFİ yöntemi ile teşhis ve tedavi
Nöroendokrin tümörler, vücudun her yerinden kaynaklanabilen bir grup tümörlerdir ki, bunlar özellikle hormon salgılayan hücrelerden gelişir. Hormon aracılı hücrelerden gelişen bu tümörlerin görüntülemesi çok daha farklı bir boyuta gelmiştir. Son 5 yıl içinde "Galyum 68-DOTATE PET/BT" adlı yöntem geliştirilmiş ve bu yöntem ile somatostatin reseptörü (algılayıcı protein) barındıran nöroendokrin tümör hücreleri en iyi şekilde görüntülemektedir. DOTATATE, bu reseptörlere bağlanabilen peptid yapıda bir bileşiktir. Galyum 68 adı verilen radyoaktif madde ile birleştirilerek hastaya verildiğinde PET-CT cihazı ile tümör hücreleri bulunduğu dokular yüksek doğrulukta görüntülenebilmektdir. Hastalığı saptama doğruluğu oranları % 90 düzeyindedir.

Klinik bulgular ve laboratuvar testleri nöroendokrin tümör kuşkusu taşıyor ise hastalığın köken aldığı organın saptanması, ayırıcı tanısının yapılması, evresinin ve yaygınlığının belirlenmesi, ameliyat edilebilirliğinin değerlendirilmesi, tedavi için seçeneklerin belirlenmesi, tedavi sonrası takipte hastalığın yineleyip yinelemediğinin saptanması, tedavi yanıtı değerlendirilmesi, ilişkili ailesel hastalıkların araştırılması gibi bir çok yararlı uygulaması vardır.

Bu yöntemle nöroendokrin tümörler neredeyse hücre bazında saptanarak, hem görüntüleme hem tedavi eşzamanlı uygulanabilmektedir (Galyum 68-DOTATE PET-BT eşzamanlı Lutesyum tedavisi).

Sağlıklı ve mutlu kalın...
Prof. Dr. Mustafa Özdoğan