osteosarkom-kemik-kanseri-tedavisinde-basari-gosteren-yeni-teknolojiler

Osteosarkom – kemik kanseri tedavisi ve araştırmalarında yenilikler nelerdir?

Yazı Boyutu:
Küçült
Sıfırla
Büyült

Osteosarkom hücrelerini normal kemik hücrelerinden ayıran özellikler hakkında daha fazla bilgi edinmeye çalışıyoruz. Bu hücrelerin değişiklikleri hakkında daha fazla bilgi bilmek de özel tedavilere yol açabilecektir. Örneğin, osteosarkom hücrelerinin yüzeyinde sıklıkla büyük boyutlarda GD2 olarak adlandırılan bir madde bulunmuştur. Çocuklarda sık görülen bir diğer kanser türü olan Nöroblastomda kullanılan GD2 hedefli ilaçlar şimdi osteosarkoma karşı denenmektedir.

Gen ifadesinin profili olarak adlandırılan gen değişikliklerinin testleri, her bir tümörün davranışı ve kemoterapiye nasıl yanıt vereceklerini tahmin etmede yardımcı olabilecektir. Bunlar hala klinik deneylerle test edilmektedir.

Kemoterapi

Osteosarkom tedavisinde kemoterapiler önemli bir yer almaktadır.

  • Kemoterapi ilaçlarının doğru kombinasyonları,
  • bu ilaçların en doğru zamanda verilmesi, ve
  • yeni kemoterapi ilaçları üzerine yoğun çalışmalar devam etmektedir.

Akciğerler osteosarkomun en sık yayılım gösterdiği yerdir. Cisplatin gibi osteosarkomda etkili ilaçların inhaler (solunum yolu ile verilen) formları, kanserin akciğerlere yayılım gösterdiği hastalarda çalışılmaktadır. Çalışmaların erken sonuçları umut verici olmuştur.

Kemoterapi ilaçları genellikle osteosarkoma karşı etkilidir, fakat bazı durumlarda ilaçlar işe yaramamakta ya da kanser ilaçlara direnç geliştirmektedir. Bu yüzden farklı şekillerde osteosarkom hücrelerine saldıran ilaçlar üzerinde çalışmaktadırlar.

İmmünoterapi ilaçları

Klinik çalışmalarda hastaların kendi savunma sistemlerinin osteosarkom hüclerini tanıması ve bunlara saldırması araştırılmaktadır. Deneysel bir ilaç olan savunma sistemi düzenleyici muramil tripeptit (MTP ya da mifamurtide) isimli ilaç kemoterapiye eklendiğinde bazı hastalara yardımcı olduğu görülmüştür.

Hedefe yönelik tedavi ilaçları

Doktorlar kanser hücreleri üzerindeki özel molekülleri hedef alan yeni ilaçlar üzerinde çalışmaktadırlar. Bunlar hedefe yönelik tedaviler olarak adlandırılmaktadır. Bunlardan bazıları monoklonal antikorlar olarak adlandırılan insan yapımı bağışıklık sistemi proteinleridir. Bu antikorlar kanser hücrelerinin belirli proteinlerine bağlanarak büyümelerini durdurmaya ve onları öldürmeye yardımcı olmaktadır. Örneğin kanser hücrelerinin büyümesine yardımcı olabilen bir protein olan insülin benzeri büyüme faktörü reseptörü 1'e (IGF-1R) karşı antikorlar üzerinde çalışılmaktadır.

Osteosarkoma karşı kullanılmak için çalışılan diğer hedefe yönelik ilaçlar şunlardır:
Sorafenib (Nexavar) ve Pazopanib (Votrient) gibi ilaçlar, tümörlerin yeni kan damarları yapmak gibi yeteneklerini engellemektedir.

Temsirolimus (Torisel) ve Everolimus (Afinitor) gibi ilaçlar mTOR proteinini hedef almaktadır.

Kemikleri etkileyen ilaçlar

Osteoklast denilen kemik hücrelerini hedef alan ilaçlar osteosarkom tedavisine yardımcı olabilmektedir. Bifosfonatlar osteoporoz (kemik erimesi) ve kemiklere yayılım gösteren kanserlerin tedavisinde kullanılmakta olan bir grup ilaçtır. Pamidronat ve Zoledronik asit gibi bu ilaçlardan bazıları şimdi de osteosarkomda kullanılmak üzere çalışılmaktadır. Aynı zamanda Saracatinib (AZD0530) olarak bilinen kemikleri etkileyen başka bir ilaç üzerinde de çalışılmaktadır.

Radyoterapide yenilikler

Osteosarkom hücreleri radyasyon tarafından kolayca öldürülememektedir, yani radyorezistan kanser türlerinden biridir. Radyoterapinin osteosarkomda etkili olabilmesi için yüksek doza ihtiyaç vardır. Bu nedenle kullanımı sınırlı olmaktadır. Radyasyonun yeni formları ise doktorların kesin olarak tümöre odaklanabilmelerine olanak sağlamaktadır. Bu şekilde yakın sağlıklı dokular tarafından alınan dozun sınırlandırılması ve tümörün kendisine daha yüksek doz kullanılması mümkün olabilecektir.

Yoğunluk ayarlı radyasyon terapisi (IMRT) gelişmiş bir tedavi türü örneğidir. Bu teknikte, radyasyon ışınları tümöre uyacak biçimde şekillenmekte ve çeşitli açılardan tümöre yönelmektedir. Aynı zamanda ışınların yoğunluğu (gücü) ve normal dokulara ulaşan doz sınırı da ayarlanabilmektedir. Doktorun önerisine göre yüksek doz kullanılabilmektedir. Birçok büyük hastane ve kanser merkezi özellikle omurga ve pelvis (kalça kemikleri) gibi tümör tedavisinin zor olduğu alanlarda IMRT kullanımını tercih etmektedir.

Daha yeni bir yaklaşımda radyasyon, röntgen yerine radyoaktif parçacıklar ile sağlanmaktadır. Bunların bir örneğinde atomların pozitif parçacıkları olan protonlar kullanılmaktadır. X-ışınlarının aksine hedefe uygulanmadan önce ve uygulandıktan sonra enerji salınmaktadır. Protonlar asıl hedeflerine ulaşana kadar dokulara ufak bir zarar vermekte ve asıl enerjisini hedef dokuya ulaştıklarında yaymaktadır. Normal dokulara daha az zarar verilmesi ve tümör hücresine daha çok radyasyon ulaştırabilmek amacıyla bu yöntem kullanılmaktadır. IMRT gibi, proton ışın tedavisi, omurga ve kalça kemikleri gibi tümör tedavisinin zor olduğu yerlerde tedaviye yardımcı olabilmektedir. Proton tedavisi ise diğer yöntemlere göre oldukça yüksek maliyetli ve az sayıda merkezde bulunan bir yöntemdir.

Daha yeni bir tedavide ise karbon iyonları kullanılmaktadır. Bunlar protonlardan daha ağırdır ve kanser hücrelerine daha fazla zarar verirler. Bu tedavi yöntemi hala gelişiminin ilk aşamalarındadır ve dünyada yalnızca birkaç merkezde kullanılmaktadır.

Doktorlar aynı zamanda pekçok kemik üzerine yayılım göstermiş osteosarkom tedavisinde kullanılacak yeni radyoaktif ilaçlar üzerinde de çalışmaktadırlar. Bunlardan biri olan Radyum 223'ün (Xofigo) şu an kullanılan ilaçlardan daha iyi çalışacağı düşünülmektedir.

Cerrahide yenilikler

Doktorlar artık geçmişle kıyaslandığında osteosarkomun tipik büyüme ve yayılımının nasıl olduğunu daha iyi anlamışlardır. Bu da yeni görüntüleme testleri ile birlikte kanserli hücrelerin yayılımının engellenmesi amacıyla tümörün cerrahi olarak kaldırılmasına daha iyi olanak sağlamaktadır.

Kemik protezlerin bazı yeni türleri (kemik parçalarını değiştirmek için kullanılan insan yapımı cihazların) artık daha fazla ameliyata gerek kalmadan genişletilebilmektedir. Bu özellikle büyüdükçe daha büyük protezler için birçok operasyon geçirmiş çocuklar için önemlidir.

Sağlıklı ve mutlu kalın...
Prof. Dr. Mustafa Özdoğan