prostat-kanserinde-hormon-tedavisi

Prostat kanserinde hormon tedavisi

Yazı Boyutu:
Küçült
Sıfırla
Büyült

Androjen (testosterone) baskılayıcı tedaviyi anlamak - Tarih

İlk prostat kanseri vakası 1853 yılında Londrada genel cerrah olan J Adams tarafından tanımlanarak önemli tıp dergisi olan Lancet’de “çok nadir bir hastalık” olarak yazılmıştır. Günümüzde erkek kanserlerinin ikinci ensık nedeni olan prostat kanserinin tedavisi de bu dönemdeki gözlemlere dayanır. Bu dönemde hayvanlarda yapılan kısırlaştırma işlemi ile prostat bezindeki küçülmenin ilişkisinin anlaşılmasına ragmen metastatik prostat kanserindeki tedavi edici etkisi ancak yüzyıl sonra ortaya konmuştur. Kanadalı Dr Charles Huggins'in prostat kanser hücrelerinin büyüme ve sağkalımlarının hormonal uyarılara bağlı olduğunu 1940’lı yıllarda keşfetmesi ve bu konudakı calismasini makale olarak yayinlamasiyla metastatik prostat kanseri tedavisinin temeli atilmistir. Bu calismayla ilgili Nobel Tıp Ödülü’nü ise ancak 25 yil sonra 1966 yilinda alabilmistir. Bu calisma isiginda gelistirilen Hormon Baskilayici Tedavilergunumuze kadar gelistirilen pek cok ilaçla birlikte prostat kanserinin temel tedavisini olusturmaktadir.

Prostat kanser hücreleri büyümek için androjenler olarak adlandırılan hormonal uyarılara ihtiyaç duyar. Erkek ana androjen hormonu testesterondur. Androjen baskilayici tedavi (ABT) ile vücutta testesteronun ya üretimi durdurulur ya da testesteronun etkisi engellenmiş olur. Bu tedavi yontemi hormona duyarli vucuda sirayet etmis ileri evre hastalarla bolgesel hastaligi olan yuksek riskli hastalarda radyoterapi ile birlikte ilk secenektir.

Bu tedavi ile serum prostat özgü antijen (PSA) seviyesi hastaların %90’ında normale dönerken hastalığa cevap verme oranı %80-90’dır. Fakat tek başına hormon tedavisi prostat kanserini tamamen tedavi (kür) etmez.

Hormon tedavisi ne zaman kullanılır

Hormon terapisi aşağıdaki durumlarda kullanılabilir:

  • Eğer prostat kanseri cerrahi veya radyoterapi ile tamamen tedavi edilemeyecek kadar çok yayılmış ise, veya çeşitli sebeplerle cerrahi veya radyoterapi uygulanamayacaksa
  • Eğer cerrahi veya radyoterapi sonrası kanser tekrarlamışsa
  • Radyasyon tedavisi ile birlikte; eğer tedavi sonrası hastalığın tekrarlama ihtimali yüksekse (Gleason skoru, yüksek PSA düzeyi, ve/veya kanserin prostat dışına yayılma durumuna göre hastalar düşük-orta-yüksek risk gruplarına ayrılır. Yüksek risk grubundaki hastalarda, hastalığın tekrarlama ihtimali daha yüksektir.)
  • Radyoterapi öncesi, kanseri daha da küçülterek tedavinin etkinliğini artırmak için

Hormon tedavisi türleri

Prostat kanseri tedavisi için birçok hormon tedavisi türü kullanılmaktadır.

  1. Androjen düzeylerini azaltan tedaviler
  1. Orşiektomi (cerrahi kastrasyon): Testisler, androjenlerin en önemli kaynağıdır. Bu cerrahi yöntemde testisler ameliyatla çıkarılmaktadır. Böylelikle birçok prostat kanserinde bir müddetliğine büyüme durur veya küçülür. Günübirlik olarak uygulanan bir cerrahi yöntemdir ve hormon tedavisinin en basit ve ucuz yöntemi olabilir.
  2. LHRH agonistleri: Bu ilaçlar testislerde testosteron yapımını azaltırlar. Bu ilaçlarla tedaviye bazen kimyasal kastrasyon veya tıbbi kastrasyon da denilmektedir, çünkü androjen düzeylerini orşiektomi kadar etkili bir şekilde azaltmaktadırlar.

LHRH agonistleri çoğunlukla ayda bir veya 3 ayda bir enjeksiyon şeklinde uygulanmaktadır. Bu grupta ülkemizde en yaygın kullanılan ilaçlar Leuprolide (Eligard) ve Goserelin (Zoladex)tir.

LHRH agonistleri ilk verildiklerinde, testosteron seviyelerinde önce hızlı bir yükseliş sonra azalma gözlenir. Buna flare(parlama) etkisi denilmektedir. Bu etkiden korunmak için, LHRH agonistleri başlamadan birkaç hafta önce anti-androjendenilen ilaçlar başlanmalıdır (bu ilaçların detayını aşağıda bulabilirsiniz).

  1. LHRH antagonistleri: Degarelix (Firmagon) bir LHRH antagonistidir. LHRH agonistleri gibi çalışır, fakat testosteron düzeylerini daha hızlı düşürür ve flare etkisine neden olmaz. İleri evre prostat kanseri tedavisinde kullanılır. Aylık olarak cilt altı enjeksiyon şeklinde uygulanır.
  2. CYP17 baskılayıcı: LHRH agonistleri ve antagonistleri testislerde androjen yapımını engellemeye çalışır. Fakat prostat kanseri vücuda yayılmışsa, bu hücreler hala az da olsa kanser büyümesini tetikleyen androjen üretmeye devam ederler. <b>Abiraterone (Zytiga)</b> adlı ilaç CYP17 adlı enzimi engeller, böylelikle sadece testislerde değil, aynı zamanda böbrek üstü bezlerde veya vücuda yayılmış (metastaz yapmış) prostat kanseri hücrelerinde androjen üretimini bloke eder. Abirateron her gün alınan hap şeklinde bir ilaçtır ve ileri evre hormon tedavisine dirençli prostat kanseri tedavisinde kullanılmaktadır.
  1. Anti-androjenler

Prostat hücrelerinin büyüme ve çoğalmasında kilit role sahip androjen hormonları, prostat hücrelerinin yüzeyindeki androjen reseptörü (algaç) denilen proteinlere bağlanarak çalışır. Anti-androjenler, androjenlerin bu reseptörlere bağlanmasını engeller.

Bu grupta yer alan ve en yaygın olarak kullanılan ilaçlar Flutamide (Eulexin) ve Bicalutamide (casodex)tir.

Her gün alınan hap şeklinde kullanılırlar.

Anti-androjenler çoğunlukla tek başlarına kullanılmazlar. Sıklıkla LHRH agonistlerinin etkinliği azaldığında ek olarak kullanılmaktadır. Ayrıca, LHRH agonisleri ile kez kullanıldığında tümör flare etkisinden korunmak için birkaç haftalığına kullanılırlar.

Buna ek olarak anti-androjenler, orşiektomi veya LHRH agonistlerine ek olarak birinci basamak hormon tedavisi olarak da kullanılabilmektedir. Bu yönteme kombine androjen blokajı denilmektdir.

Eğer prostat kanserli bir hastada anti-androjen etki etmemeye başlarsa, anti-androjen tedaviye ara vermek, kısa bir süre için kanserin büyümesinde durmaya yol açabilir. Biz buna anti-androjen çekilme etkisi demekteyiz. Bunun nedeni ise henüz netlik kazanmamıştır.

  1. Enzalutamide (Xtandi)

Yeni nesil bir anti-androjen tedavi yöntemidir. Normalde androjenler kendi reseptörlerine bağlandığında, reseptör hücre kontrol merkezine büyüme ve bölünme sinyali gönderir. İşte Enzalutamide bu sinyali bloke eder. Her gün alınan hap şeklinde kullanılır.

Enzalutamide, cerrahi dirençli prostat kanserli erkeklerde yararlı olabilir. Birçok ilaç çalışmasında, erkek hastalar LHRH agonist ile tedavi edildi. Ancak, cerrahi müdahale yapılmamış testosterone düzeyine sahip erkeklerde nasıl etki ettiği hakkında net bir bilgi yoktur.

Hormon tedavilerinin olası yan etkileri

Orşiektomi ve LHRH agonistleri ve antagonistleri, testosteron düzeylerinin düşmesi sebebiyle benzer yan etkilere sahiptir. Bu yan etkiler;

  • Azalmış veya kaybolmuş cinsel istek
  • İktidarsızlık
  • Penis ve testislerde küçülme
  • Zamanla iyileşen veya yok olan ateş basmaları
  • Meme hassasiyeti ve meme dokusunda büyüme
  • Kırıklara neden olabilen osteoporoz (kemik incelmesi)
  • Anemi (düşük kırmızı kan hücre sayısı)
  • Mental güçsüzlük
  • Kas kütlesi kaybı
  • Kilo alımı
  • Yorgunluk
  • Yüksek kolesterol
  • Depresyon

Bazı araştırmalar göstermiştir ki, yüksek tansiyon, diyabet, inme, kalp krizi ve kalp hastalıklarına bağlı ölüm riskinin hormon tedavisi uygulanan erkek hastalarda yüksektir. Ancak bu konuda yapılan tüm araştırmalar bunu doğrulayamamıştır.

Antiandrojenler benzer yan etkilere sahiptir. LHRH agonistleri, antagonistleri ve orşiektomi arasındaki temel fark ise anti-androjenlerin cinsel açıdan düşük yan etkilere sahip olmasıdır. Bu ilaçlar tek başına kullanıldıklarında, cinsel istek ve ereksiyon genellikle devam etmektedir. Ancak, bu ilaçlar LHRH agonistleri ile tedavi edimiş erkek hastaya verildiğinde, ishal temel yan etkidir.

Abiraterone eklem ya da kas ağrılarına, yüksek tansiyona, vücutta sıvı birikimi, ateş basmaları, mide problemlerine ve ishale neden olabilir.

Enzalutamide ishale, yorgunluğa ve ateş basmalarının kötüleşmesine neden olabilir. Bu ilaç ayrıca sinir sisteminde de bazı yan etkilere neden olmaktadır. Bunlar, baş dönmesi ve nadiren felçtir. Bu ilacı alan erkekler düşmeye bağlı sakatlanmalara meyillidir.

Hormon tedavilerinden kaynaklanan yan etkilerin çoğu önlenebilir veya tedavi edilebilir

Örneğin,

  • Ateş basması şikayetine antidepressanlar ve diğer ilaçlar çoğunlukla yardımcı olabilir veya akupunkturdan fayda görülebilir.
  • Osteoporozu engellemede birçok ilaç önleyici ve tedavi edici etki yapabilir.
  • Depresyon antidepresanlar veya psikolojik danışma ile tedavi edilebilir.
  • Egzersiz ve Yoga: yorgunluk, kilo alımı, kemik kaybı, kas kaybı gibi yan etkileri düşürmede yardımcı olabilmektedir.
Sağlıklı ve mutlu kalın...
Prof. Dr. Mustafa Özdoğan