prostat-kanserinde-immunoterapi

Prostat Kanserinde İmmünoterapi

Yazı Boyutu:
Küçült
Sıfırla
Büyült

En sık sorulan sorulardan biridir "Bağışıklık sistemimiz kanser hücrelerini tanır mı ve onları yok edebilir mi?" Bu soru yüzyıllardır merak konusudur. 1890 yılında Newyork'lu bir genel cerrah olan William Coley kanser saptadığı bir hastasının iki kez bakteriyel infeksiyon geçirmesi sonrası tümörünün gerilediğini farkedince bunun bir tedavi yöntemi olabileceğini öngörmüş. Bu bakteriyi kanser hastalarına verdiğinde bazılarında tümörün küçüldüğünü görmüş ve makale olarak 1893 yılında yayınlamış. Bu çalışma ilk tanımlanmış immünoterapinin temelini oluşturur. Coley’in 40 yıl sonra geliştirebildiği BCG aşısı günümüzde bile erken evre mesane kanserinin tedavisinde kullanılır. Modern teknolojinin yardımıyla tümör hücrelerinin vücudumuzca yabancı olarak algılanabilecek yapıları (antijen) tedavimizin hedefini oluşturmaktadır. Bu tedavi ile amacımız bağışıklık sistemimizin kanser hücrelerini tanımasını ve yok etmesini sağlamaktır. Prostat kanserinde bu antijen yapılarına karşı geliştirilen aşılar tedavideki yerini almıştır.

Vücuda sirayet etmiş prostat kanserinde androjen baskılayıcı tedavi ile uzun yıllar kontrol sağlansa da hastalarda ya PSA artışı ile ya da yeni hastalık yerlerinin gelişmesiyle hastalığın tekrar artışı gözlenir. Bu durumu hormona dirençli prostat kanseri olarak adlandırırız. Prostat kanserinde immünoterapi tedavilerimiz de bu hasta grubunda devreye girer. Spiluecel-T (Provenge) kanser hastalarında kullanıma girmiş ilk kanser aşısıdır.

Sipuleucel-T (Provenge)

Bağışıklık sistemimiz vücudumuza karşı yabancı olan her şeyi tanır. Kanser hücrelerimiz kendi hücrelerimizden oluştuğu için bağışıklık sistemimizin saldırılarından kaçabilir. İmmün tedavinin amacı bu kendi bağışıklık hücrelerimizin kanser hücresini tanımasını ve yok etmesini sağlamaktır. Spileucel-T, onbeş yıllık çalışmalar sonucu geliştirilen ilk kanser aşısıdır. Normal aşılar bizi infeksiyonlara karşı korurken bu aşı bağışıklık sistem hücrelerimizin prostat kanserine saldırarak yok etmesini sağlar. Prostat kanserine karşı geliştirilen bu aşı yapılan çalışmalarda 4 aylık bir genel sağkalım katkısı sağlamış ve 2010 yılında FDA onayını almıştır.

Sipuleucel-T nasıl yapılır?

Aşı kişiye özel oluşturulur. Hastanın vücudundan kanı çekilir beyaz kan hücrelerimiz (bağışıklık sistemimizin savaşan hücreleri) özel makinalar aracılığıyla bu kandan ayrıştırılır, kalan kan kişiye tekrar verilir (lökoferez işlemi). Ayrıştırılan dentritik hücre olarak adlandırılan beyaz kan hücrelerimiz laboratuvar ortamında, prostat kanserinin proteini olan prostat spesifik antijen (PAP) ve bağışıklık hücre büyüme faktörleri (GM-CSF) ile uyarılır. Hazırlandıktan üç gün sonra uygulanabilir. Aşı iki hafta arayla toplam üç kez uygulanır.

Aşı tedavisi hangi hastalar için uygundur ?

Aşı tedavisi şikayeti olmayan, genel durumu iyi, vücuda sirayet etmiş ileri evre hormona dirençli prostat kanserli hastalar için uygundur. Yapılan çalışmayla hastaya sağkalım avantajı sağlasa da tedavi ile tam şifa mümkün değildir. Tedavi sonrası Prostata özgü antijen (PSA) düzeyinde azalma görülmeyebilir.

Aşı tedavisinin yan etkileri nelerdir?

Tedavinin yan etkileri hormon tedavisi ve kemoterapiden daha azdır. En sık görülen yan etkiler ateş, titreme, halsizlik, eklem ağrısı bulantı ve baş ağrısıdır. Genellikle bu yan etkiler tedavi verdiğimiz birkaç gün içerisinde gelişir. Nadiren nefes darlığı ve tansiyon yüksekliği görülebilir. Bu yan etkilerde verilen tedavilerle geriler.

Prostvac-VF Aşısı: Prostata özgü anjiten (PSA) ile birlikte virus birleştirilerek geliştirilen bir aşıdır. Çalışma sonuçları bekleniyor.

Diğer immünoterapiler

Beyaz kan hücrelerimizden olan sitotoksik T lenfositleri kanser hücreleriyle savaşan en önemli hücrelerden biridir. Bu hücrelerin kanser hücresini tanımasını baskılayan proteine karşı geliştirilen antikorlar (normalde vücudumuzun infeksiyonla savaşan hücrelerinden salgılanan proteinlerdir) laboratuvar ortamında oluşturularak tedavi seçeneği olarak karşımıza çıkar. Bunlardan biri olan olanipilumabın başarısı cilt kanserlerinden olan malign melanomda ortaya konsa da prostat kanserinde istediği başarıyı sağlayamadı. Fakat bu ajanlarla ilgili çalışmalar hala devam ediyor.

Sağlıklı ve mutlu kalın...
Prof. Dr. Mustafa Özdoğan