Prostat-kanserini-tanimaya-ve-daha-basarili-tedavi-etmeye-yonelik-carpici-bir-gelisme-genetik-analiz-ile-prostat-kanseri-yeniden-siniflandirldi

Prostat kanserini tanımaya ve daha başarılı tedavi etmeye yönelik çarpıcı bir gelişme: genetik analiz ile prostat kanseri yeniden sınıflandırldı

Yazı Boyutu:
Küçült
Sıfırla
Büyült

Kanser tedavisinde genetik analizleri akciğer, meme ve kalın bağırsak kanserlerinde sık olarak kullanmaya ve kanserin genetik profillerine göre tedavi kararlarımızı belirlemeye başladık. Böylelikle her bir hasta için, tümörün genetik özelliklerine dayanan kişiye özel ve hedefe yönelik tedaviler mümkün olabilmektedir. Fakat prostat kanseri tedavisi için şimdiye değin pratikte kullanılan genetik testler yoktu.

Ülkemizde erkeklerde, akciğer kanserinden sonra en sık görülen kanser türü olan prostat kanserinin, 5 farklı türü olduğu ortaya çıktı. Geçtiğimiz hafta EBioMedicine'da sonuçları açıklanan çalışmaya göre bu bulgular, prostat kanserine bakışımızı ve tedavi yaklaşımlarını ciddi oranda değiştirebilir.

Yüzlerce farklı kanser türü vardır, bununla birlikte her kanser türü de kendi içinde farklı alt türlere sahiptir. Bilim insanlarının amacı karmaşıklığı arttırmadan, kanser türlerinin kendi içindeki alt gruplarını belirleyerek hastalık gidişatı (prognoz) ve tedaviye verdikleri cevaplara göre sınıflandırılmaktadır. Örneğin prostat kanserlerinin bir kısmı çok hızlı büyüme ve diğer organlara yayılma (metastaz) özelliği gösterirken, bir kısmı yavaş büyüme ve yayılım gösterir.

Şimdiye değin erken evre prostat kanserini düşük-orta-yüksek risk olmak üzere 3 grupta inceliyor ve tedavi yaklaşımını, hastanın yaşı, genel sağlık durumu ve hastalığın bölgesel yaygınlığını da hesaba katarak bu risk gruplarına göre belirliyorduk. Bu risk hesaplaması kanserin agresifliği (Gleson skor), evresi ve PSA değerine dayanılarak yapılır. Yüksek risk grubunda tekrarlama (nüks) ihtimali yüksek olduğu için, cerrahi, radyoterapi, hatta son zamanlarda prostat kanserinde erken dönemde faydası kanıtlanan kemoterapi gibi agresif tedavileri tercih etmekteyiz. Bu, yeni genetik analiz çalışması ise prostat kanserini, her biri farklı genetik ve klinik özelliklere sahip 5 farklı türde bir hastalık olarak göstermekte ve böylelikle hastalığın tekrarlama ihtimali en yüksek alt türler daha net olarak tanımlanmaktadır.

Çalışma kapsamında metastaz yapmamış prostat kanserli 259 erkeğin tümör genetik profilleri incelenmiş ve prostat kanseri ile ilgili 100 anahtar gen belirlenmiş. Bu 100 anahtar gen seti üzerinden prostat kanserleri 5 sınıfa ayrılmış. Her bir sınıfa 1'den 5'e kadar iCluster adı verilmiş ve en fazla genetik değişikliğin gözlendiği iCluster 1 ve 3 grupları, ameliyat sonrası prostat kanseri tekrarlama riskinin en yüksek olduğu sınıf olarak tespit edilmiş. Bu genetik sınıflama, hastalığın tekrarlama (nüks) ihtimalini tahmin etme açısından, şimdiye kadar kullandığımız diğer belirteçlerden (Gleason skoru, PSA düzeyleri, kanserin prostat kapsülü dışına taşması ve cerrahi sınırın pozitif olması) daha etkili bulunmuş. Böylelikle gelecekte tekrarlayacak prostat kanserlerinin daha doğru bir şekilde tahmin edileceği öngörülmüştür.

Sonuç olarak; prostat kanseri tedavisinde en önemli sorunlardan biri, kimlerde hastalığın tekrarlayacağını günümüzdeki yöntemlerin kullanımı ile net olarak öngörememektir. Bu çalışma ile prostat kanserinde ilk olarak genetik analizinin bu konuda ciddi katkıları olabileceği gösterilmiştir. Önümüzdeki süreçte bu bilgilerden yola çıkarak hangi hastaya en doğru tedavinin verileceğini saptamak çok daha kolay olacağına inanıyoruz.

Sağlıklı ve mutlu kalın...
Prof. Dr. Mustafa Özdoğan

Kaynak:

H. Ross-Adams, A.D. Lambcorrespondence, M.J. Dunning
Integration of copy number and transcriptomics provides risk stratification in prostate cancer: A discovery and validation cohort study
EBioMedicine, EBIOM-00202; No of Pages 12

http://dx.doi.org/10.1016/j.ebiom.2015.07.017