tat-almada-bozukluk
Yazı Boyutu:
Küçült
Sıfırla
Büyült

Tat duyuları kimyasal olarak algılanmaktadır. Tat alma hücreleri harekete geçtiğinde, tat sinirleri aracılığıyla beyne mesajlar gider. Beyinde bu mesajlar tanımlanır. Her tat hücresi bir reseptörü ifade eder. Esas olarak 4 ana tat algılanmaktadır: tatlı, acı, ekşi ve tuzlu.

Bu kimyasal duyusal mekanizma, burnun, ağzın ve boğazın ıslak yüzeylerinde binlerce sinir ucu içerir. Bu sinir uçları, baklavanın tatlısını, biberin acısını algılamamızı sağlar.

Tat alma bozukluğu, aslında koku almada oluşan problemle doğru orantılıdır. Çiğnediğimizde, damakla burnu birleştiren özel bir kanal aracılığıyla, yediğimiz yiyeceğin aromasını algılarız. İşte bu kanalda oluşan tıkanıklık, kokuların algılanmasını engeller. Böylece lezzet alma zevkimizin büyük bir kısmı yok olur, yiyecekleri lezzetsiz hale getirir. Buda, iştahsızlık veya kilo kaybına sebep olur.
Nedenleri: Tat almada bozukluk, tümörün kendisine bağlı veya kemoterapi, radyoterapi veya antibiyotik gibi çeşitli tedavi yöntemlerinin etkilerine bağlı gelişebilir.

Nasıl baş edilebilir?

- Yiyeceklerinize az miktarda baharat ekleyin.
- Beğenmediğiniz yiyeceklerden uzak durun.
- Yiyeceklerinize tat katması için sos ekleyin.
- Güzel bir tat vermesi için eti marine edin.
- Eğer et yemekten hoşlanmıyorsanız, yüksek oranda protein içeren yiyecekler tüketin (peynir, yumurta, fasulye, ceviz, yoğurt, buğday tohumu, göğüs tavuk gibi).

Bilinen tat bozuklukları

- Yiyecekler yeteri kadar şekerli değil veya çok şekerli
- Yiyecekler yeteri kadar tuzlu değil veya çok tuzlu
- Yiyecekler çok acı (et, çikolata, kahve, domates gibi yiyecekleri yemekten hoşlanmamak)
- Yiyeceklerde metalik tat veya ilaç tadı

Doktorunuza başvurun

Tedavinin iştahınızı etkilediğini fark ederseniz veya yukarıda belirtilen belirtiler söz konusu olursa doktorunuza başvurunuz. Doktorunuzdan habersiz, asla kendi başınıza kulaktan dolma tavsiyeleri uygulamayınız. Doktorunuz, gereken tetkikleri yaparak gerekli tedavi önlemlerini alacaktır.

Sağlıklı ve mutlu kalın...
Prof. Dr. Mustafa Özdoğan