Tedavi-sonrasi-erken-evre-meme-kanseri-takibinde-cok-tetkik-yaptirmak-daha-fazla-guvence-saglar-mi

Tedavi sonrası erken evre meme kanseri takibinde çok tetkik yaptırmak daha fazla güvence sağlar mı?

Yazı Boyutu:
Küçült
Sıfırla
Büyült

Erken evre meme kanserinin ilk tedavisi yapıldıktan sonra, hastalığın seyrinin uzun süreli gözlenmesi önemlidir. Bu konuda yapılan pek çok araştırmada, bu tür hastalar uzun dönem izlendiğinde hastalığın geçmişi, fiziksel muayene ve yılda bir yapılan mamografinin yeterli olduğu bildirilmiştir.

Güvenilir onkoloji toplulukları, dergileri ve araştırma ekipleri, erken evre meme kanseri hastalarda seri kan testleri, radyolojik görüntüleme testleri kullanımının gerekli olmadığını belirtmektedir. Bu doğrultuda yapılan pek çok çalışmada hastalar; sadece hastalığın geçmişi (lenf bezi tutulumu, uygulanan cerrahi ve varsa diğer tedavilerden alınan yanıt vs.), fiziksel muayene ve yılda bir mamografi ile gözlenenler ve bunlara ilaveten seri kan testleri, radyolojik görüntüleme testleri ile gözlenenler olmak üzere iki gruba ayrılmıştır. Elde edilen sonuçlarda, gruplar arasında anlamlı bir fark bulunmamıştır. Ayrıca, en güvenilir tıp dergilerinden biri olan İngiliz Tıp Dergisinde, pahalı olmasının yanı sıra fayda sağladığına dair yeterli kanıt olmayan ve doktorlar tarafından yaygın olarak kullanılan tanı testleri ve tedavilerden oluşan top 5 listesi yayınlanmıştır. Bu listede, birinci tedavi sonrası erken evre meme kanserinin uzun süreli gözleminde kullanılan seri kan testleri ve radyolojik görüntüleme testleri de yer almıştır. Ancak, tüm bunlara rağmen birçok doktor bu hastalarda söz konusu yöntemleri kullanmaktadır.

Gereksiz yere uygulanan tetkik ve tedaviler, gerek hasta gerekse ulusal ekonomi açısından pek çok olumsuz etkiye sahiptir. Örneğin; gereksiz radyolojik tetkikler, hastaların lüzumsuz yere aşırı radyasyona maruz kalmalarına neden olur. İngiliz Tıp Enstitüsü tarafından ortaya konan verilere göre radyasyon, meme kanseri gelişimine en fazla neden olan 2 çevresel faktörden biridir. Dolayısıyla, tek başına radyasyonun bile kanser gelişimine neden olabildiği düşünüldüğünde, radyolojik tetkiklerin gerektiği kadar kullanılması önemlidir. Bunun yanı sıra uygulanan gereksiz tetkikler, yanlış-pozitif sonuçlara da neden olabilir. Bunun anlamı; kanser gelişimi olmadığı halde kanser teşhisi konulmasına neden olabilir demektir. Kan tahlillerinde tümör belirteçlerindeki yükselme oranlarının %3’ünün yanlış-pozitif sonuçlar olduğu bildirilmiştir. Bu yanlış sonuçlar da hastalara gereksiz yere tetkik ve tedaviler yapılmasına, yanlış teşhislerin koyulmasına neden olur. Bu da, hem hastanın fiziksel ve ruhsal sağlığını hem de ulusal ekonomiyi olumsuz yönde etkiler. Ayrıca bazı çalışmalar, bu tümör belirteçlerinin tekrarlayan kanseri tespit etmede 4-6 ay geciktiğini göstermektedir. Yani gösterdiği sonuçlar doğru olsa dahi bu testlerin yararlılığı ve duyarlılığı tartışmalıdır.

Fakat tüm bunlara rağmen yapılan anket çalışmalarına göre, hastaların %80’i hastalığın takibinde yoğun tetkiklerin (kan testleri, radyolojik testler gibi) yapılmasını istemekte ve bu şekilde kendilerini daha güvende hissettiklerini söylemektedir. Bu durumun oluşmasında hiç şüphesiz toplumsal algı ve doktor tutumu büyük etkiye sahiptir.

Sonuç olarak; her şeyde olduğu gibi, tetkik ve tedavinin de aşırısından kaçınmak gerekir. Bunun dozunun ne olması gerektiği, hastalıkların tanı, tedavi ve gözlemlerinde en ideal yaklaşımların neler olduğu yönündeki araştırmalar halen yoğun bir şekilde devam etmektedir. Pek çok güvenilir onkoloji topluluğu, dergisi ve araştırma ekibi özellikle, erken evre meme kanserinin ilk tedavisi yapıldıktan sonra uzun süreli gözlem döneminde seri kan testleri ve mamografi dışındaki radyolojik tetkikleri önermemektedir. Ancak yine de, bu konuda kesin konuşmak için henüz erkendir. Şu an için kesin olan bir şey varsa; o da tetkik ve tedavilerin aşırısının faydadan çok zarar getireceğidir.

Sağlıklı ve mutlu kalın...
Prof. Dr. Mustafa Özdoğan

Kaynak:

http://jnci.oxfordjournals.org/content/early/2014/03/12/jnci.dju034.abstract