tiroid-kanserinde-erken-tani-ve-tarama-mumkun-mudur-tiroid-fonksiyon-testleri-nelerdir-nasil-teshis-edilir

Tiroid kanserinde erken tanı ve tarama mümkün müdür? Tiroid fonksiyon testleri nelerdir? Nasıl teşhis edilir?

Yazı Boyutu:
Küçült
Sıfırla
Büyült

Tıbbi geçmiş ve fiziksel muayene

Fiziksel muayenede baş boyun bölgesinde burun, ağız, boğaz, yüz kasları ve boyundaki lenf bezlerine bakılarak tiroid kanserine ait belirtiler araştırılır ve kişinin bu hastalıkla ilgili geçmişi incelenerek ailede tiroid kanseri hikayesi sorgulanır.

Tiroid foksiyon testi

Tiroid uyarıcı hormonun değerlerini kan testi ile ölçmek mümkündür (TSH veya tirotropin). Bu sayede tiroid bezinin işleyişi kontrol edilir. Hipofiz bezi tarafından dengede tutulan TSH seviyesi yüksek olduğunda tiroid yeteri kadar hormon üretemiyor anlamına gelir. Bu durumda görüntüleme testlerine (ultrason ya da radyoiyodin görüntüleme) başvurularak tiroid kontrol edilir. Unutulmaması gereken nokta; tiroid kanserinde TSH seviyesinin genellikle normal olmasıdır.

T3 ve T4 (tiroid hormonları)

T3 ve T4 hormonları tiroid bezi tarafından üretilir. Bu hormon seviyelerindeki oynama tiroid bezi işleyişindeki anormalliği gösterebilir. Hatırlanması gereken ise, tiroid kanserinde T3 ve T4 seviyelerinin normal olmasıdır.

Tiroglobülin

Tiroid kanserinde ilk başvurulan tedavi seçeneği cerrahidir. Ardından radyoaktif iyot kullanılarak olası kalan tiroid kanserinin yok edilmesi hedeflenir. Uygulanan bu tedaviler, kanda tiroglobülin seviyesini oldukça azaltır. Ancak, tedavi sonrasında tiroglobülin seviyesinin düşmemiş olması tiroid kanserinin halen varolduğuna dair bir işarettir.

Kalsitonin

Kalsitonin vücutta kalsiyum kullanımını kontrol altında tutan hormondur. Tiroidde bulunan C hücreleri tarafından üretilen bu hormon, meduller tiroid kanserinin gelişmesine neden olabilir. Bu durumda kanda kalsitonin seviyesine bakılarak meduller tiroid kanserinin varlığı ya da tedavi sonrası yine bu kanser türünün tekrarlama durumu kontrol edilebilir.

Görüntüleme testleri

Görüntüleme testlerinde X ışınları, manyetik alan, ses dalgaları ya da radyoaktif madde kullanılır. Görüntüleme testleri şüpheli alanın kanser olup olmadığını anlamak, kanserin yayılımını tespit etmek, tedavinin etkinliğini belirlemek ve kanserin tekrarlama eğilimini incelemek için uygulanan testlerdir.

Ultrason, göğüs röntgeni, radyoiyodin görüntüleme, bilgisayarlı tomografi (BT), manyetik rezonans görüntüleme (MR) ve PET tomografi tiroid kanserlerinin teşhisinde sık kullanılan görüntüleme testleridir.

Ultrason

Ultrason, ses dalgaları kullanarak iç organları görüntüler. Bu görüntüleme testinde, boğazın ön tarafında tiroide yakın bir yere cildin üstünden jel sürülerek küçük mikrofona benzer bir alet yerleştirilir. Bu alet ses dalgaları yayar ve tiroid dokularından çıkan yankıları kaydeder. Bu yankılar, bilgisayar tarafından kesit görüntülere dönüştürülür. Bu test ağrıya neden olmaz ve radyasyon içermez. Ultrason, tiroid nodülünün katı ya da içi sıvı dolu (katı olan nodüller genellikle kanserdir) olup olmadığının anlaşılmasına yardımcı olabilir. Ayrıca, uygulanan biyopside görüntüleme yaparak örnek alınan yerin doğru tespit edilmesine yardımcı olur ve varsa kanserin yakındaki lenf bezlerine yayılımını gösterir.

Radyoiyodin görüntüleme

Radyoaktif iyot (Iyot-131) testi, tiroid bezinin fonksiyonlarını değerlendirmek amacıyla uygulanan bir yöntemdir. Daha çok radyoaktif iyotu tutan tiroid kanserlerinin (papiller ve foliküler) teşhisi ve yayılımını tespit etmekte kullanılmaktadır. Radyoaktif iyot içeren bir ilaç verilerek tiroid kanserinin iyotu tutması beklenir. Ardından özel bir kamera kullanılarak radyoaktivitenin yoğunlaştığı alan incelenir. Boynun ön tarafına yerleştirilen bir kamera ile tiroid bezlerindeki radyasyon miktarı ölçülür. Tiroidin anormalleşen alanlarında etrafını saran dokulara nazaran daha az radyoaktivite vardır. Bunlara soğuk nodüller denir. Bunun aksine, incelenen alanda daha fazla radyasyon varsa bunlar sıcak nodüller olarak adlandırılır ve bu nodüller genellikle kanser değildir. Ancak soğuk nodüller çoğu zaman karşımıza kanser olarak çıkar.

Radyoiyodin görüntüleme cerrahi sonrası tiroid kanserinin olası yayılımını da gösterir. Tiroid bezinin tamamının cerrahi ile alınması halinde bu yöntem, geride kalan olası tiroid kanser hücrelerinin belirlenmesinde fayda sağlar. Ayrıca, bu test kanda tiroid uyarıcı hormon (TSH ya da tirotropin) seviyesi yüksek olan hastalarda çok iyi sonuçlar vermektedir. Tiroid bezi alınan kişide test uygulanmadan 1-2 hafta önce tiroid hormon ilaçlarını kesmek TSH seviyesini yükseltecektir. Tiroid hormon ilaçlarının kesilmesi sonucu tiroid hormon seviyesini düşmesi, hipofiz bezinin daha fazla TSH salgılamasına yol açar. Buda varolan tiroid kanseri hücrelerinin radyoaktif iyotu tutmasına yol açar. Ayrıca, TSH seviyesini yükseltmenin bir başka yolu da görüntüleme öncesi hastaya damardan tirotropin vermektir.

Göğüs röntgeni

Birçok kanser türünde yayılımın en sık rastlandığı yerlerden biri akciğerlerdir. Bu nedenle, tiroid kanseri teşhisi koyulduğunda (ya da şüphelenildiğinde) göğüs röntgeni çekilerek kanserin akciğerlere yayılımı kontrol edilir. Ancak kanser bulunduğu bölgeyle sınırlı kalıp ilerlemediği sürece uzak bölgelerde görülmesi mümkün değildir.

Bilgisayarlı tomografi (BT)

Bilgisayarlı tomografi X ışınları kullanarak vücudun kesitsel görüntülerini alır. Göğüs röntgeninin aksine BT’de vücuda kontrast madde verilerek şüpheli bölgenin net görüntülenmesi sağlanır ve ardından farklı açılardan çok sayıda daha detaylı görüntü alınır. BT görüntülemesi tümörün yeri, şekli ve büyüklüğü hakkında bilgi verir ve kansere bağlı büyüyen lenf bezlerinin ve kanserin yayılımının tespit edilmesini sağlar. Ayrıca, biyopsiye eşlik ederek şüpheli alandan örnek alınmasında yardımcı olur.

Ancak, BT taramasındaki görüntülemede hastaya verilen kontrast maddenin iyot içermesi radyoaktif iyot testini engelleyebilir. Bu nedenle, tiroid kanseri teşhisinde BT (bilgisayarlı tomografi) yerine daha çok MR (manyetik rezonans görüntüleme) tercih edilir.

Manyetik rezonans görüntüleme (MR)

MR, vücutta bulunan yumuşak dokuların detaylı görüntüsünü alır. Bu görüntülemeyi yaparken X ışınları yerine radyo dalgaları ve güçlü mıknatıslar kullanır. Radyo dalgalarından gelen enerji emilir ve şüpheli bölgeye gönderilir. Bilgisayar elde edilen görüntüyü detaylı kesit resimler haline getirir. Bu görüntüleme öncesi verilen kontrast madde ile daha detaylı bir görüntü elde etmek mümkündür.

MR, tiroid ve çevresinde olası kanser gelişimini belirlemekte kullanılabilir. Tiroid görüntülemede ilk uygulanan yöntem genellikle ultrason olsa da, MR testi ile tiroid bezi gibi yumuşak dokuların detaylı görüntüsü elde edilebilir.

Pozitron emisyon tomografi (PET)

Organ ve dokularda ortaya çıkan fonksiyonel değişikleri göstermesi için şeker türevi olan ve pozitron ışıması yapan FDG adı verilen radyoaktif izotop (florodeoksiglukoz) damar yolu ile hastaya enjekte edilir. Kanser hücreleri beslendikleri bu şekeri algılayarak enjekte edilen izotopa yapışırlar. Pet makinesi yapışan bu kanser hücrelerini tespit eder. Tüm vücudu görüntüleyen PET, kanserin lenf bezlerine ve diğer bölgelere yayılımını tespit eden bir görüntüleme testidir. Bu test radyoaktif iyot tutmayan tiroid kanserlerinin (meduller tiroid kanserleri) tespit edilmesinde oldukça fayda sağlar.

Bazı teknolojik makinalar, hem PET hemde BT görüntülemesi yapabilir (PET/BT görüntüleme). Bu teknik ile daha detaylı görüntüleme elde edilmesi mümkündür.

Ses teli muayenesi (laringoskopi)

Tiroid tümörleri zaman zaman ses tellerini etkiler. Tiroid kanserinin tedavisi için cerrahi müdahale uygulanacaksa, ses tellerinin sağlıklı bir şekilde alınıp alınamayacağını görmek için laringoskopi yapılır. Bu muayenede ucunda kamera bulunan ince, ışıklı bir tüp boğazdan sokulurken özel bir ayna veya laringoskop ile ses telleri görüntülenir.

Biyopsi

Boyunda şişlik ve/veya nodül görüldüğünde biyopsiden önce yapılan bazı testler vardır. Kan testleri, ultrason veya radyoiyodin görüntülemesi (radyoaktif iyot testi) gibi testler tiroid kanserini tespit edebilir. Ancak kesin teşhis biyopsi ile gerçekleşir. Nodülün büyüklüğü biyopsinin şeklini belirleyecektir. Genellikle lokal anestezi kullanılarak yapılan ince iğne biyopsisinde ortası delikli, ince bir iğne ultrason eşliğinde doğrudan nodüle sokularak hücre örneği alınır ve laboratuvar ortamında incelenerek teşhis koyulur. Ancak ince iğne biyopsisinde sonuçlar bazen belirleyici olmayabilir. Bu durumda sonuçtan emin olmak için BRAF veya RET/PTC genlerinde mutasyon (değişiklik) olup olmadığına bakılır. Mutasyon (değişiklikler) tiroid kanserinin varlığını kanıtlar ve bu sayede en doğru tedavinin belirlenmesi sağlanır.

İnce iğne biyopsi sonuçları kanserin varlığını gösteriyorsa ardından kalın iğne biyopsisi (ortası delikli daha kalın bir iğne ile nodülün daha fazla alınması sağlanabilir) veya açık biyopsi uygulanabilir ya da lobektomi yöntemiyle tiroid bezinin yarısı alınabilir. Birçok kanser türünün tedavisinde tüm tiroid bezlerinin alınması (tamamlayıcı tiroidektomi) gerekli olsa da yine de lobektomi, erken evre bazı kanser türlerinde ana tedavi olarak kullanılabilir.

Sağlıklı ve mutlu kalın...
Prof. Dr. Mustafa Özdoğan