Turkiyedeki-saglik-turizmi-ve-Antalyanin-kanser-tedavisindeki-yeri

Türkiye’deki sağlık turizmi ve Antalya’nın kanser tedavisindeki yeri

Yazı Boyutu:
Küçült
Sıfırla
Büyült

Memorial Sağlık Grubu Antalya hastanelerinde Tıbbi Onkoloji kliniklerini yöneten ve Medstar Kanser Merkezi’ne başkanlık yapan Tıbbi Onkolog Prof. Dr. Mustafa Özdoğan, dünyada ve ülkemizde kanser hastalığını ve tedavi yöntemlerini değerlendirdi, bu alanda bugüne kadar neler yaptıklarını anlattı ve projelerini bizlerle paylaştı.

Antalya’nın yakın gelecekte kanser tedavisinde çok daha önemli bir yere sahip olacağını vurgulayan Prof. Dr. Mustafa Özdoğan, hasta ve yakınlarının bu zorlu süreci bir tatil havasında atlatmaları için her türlü imkanı yaratacak bir proje hedeflediklerini söyledi. Antalya’yı bir kanser tedavi şehri yapmak için yoğun çaba harcayan ve bu konuda ilgili kurum ve kuruluşlarla ortak çalışma yürüten Prof.Dr.Özdoğan ve takım arkadaşları, kanser tedavisini klasik bir hastane ortamından tam bir yaşam alanına çevirmeyi arzuladıklarını sözlerine ekledi ve değerlendirmelerini bizlerle paylaştı.

“Kanser tedavisinin en önemli parçalarından biri olan hastaya ve hasta yakınına değer verme, şefkatli ve sevecen yüreğini sunma konusunda dünyanın hiçbir yerindeki hekim ve sağlık çalışan grubu ülkemizin önüne geçemez.”

Dünyada ve ülkemizde her yıl ne kadar hasta kansere yakalanmaktadır? Kanser önlenebilir bir hastalık mıdır?

Dünyada her yıl yaklaşık 10 milyondan fazla yeni kanser hastası ortaya çıkıyor. 2020’lerden sonra bu rakamların yılda 30 milyona ulaşacağı tahmin ediliyor. Türkiye’de ise bu sayı, yıllık 200 bin civarında. Kanser büyük bir oranda önlenebilir bir hastalık. Ancak bu, toplumun farkındalığı ve ülke politikalarının bu yönde gelişmesi ile mümkün. Sigara ve sedanter (hareketsiz) hayat tarzından uzak durarak, sağlıklı beslenerek tüm kanserlerin yarısı yok edilebilir. Kalan üçte biri ise, doğru tarama testleri ile erkenden saptanabilir, bireylerin yaşamlarını tehdit etmeden hastalık bertaraf edilebilir.
Gelişmiş ülkelerde kanser tedavi organizasyonu ne yönde gelişmektedir?

Dünyada kanser organizasyonlarına baktığımızda; Sağlık alanında ciddi gelişmeler kaydeden Amerika bu konuda belli bir doygunluğa ulaşmıştır. Amerika’da tedavi ücretlerinin pahalılığı ve sağlık sigorta sistemlerindeki sorunlar nedeniyle Amerikan vatandaşları bile, tedavi amacı ile farklı ülkelerden alternatif imkanlar aramaya başlamışlardır. İngiltere’de ciddi düzeyde bir hizmet açığı söz konusudur. Çok sayıda önemli ameliyat randevular nedeniyle gecikmekte, hastalar farklı ülkelerden çözümler aramaktadır.

Diğer ülkelerde ve bizde kanser tedavisinin durumu nedir?

Avrupa ülkeleri başta olmak üzere hemen tüm dünya ülkelerinde ciddi düzeyde onkoloji profesyonellerinde eksiklik yaşanmaktadır. Özellikle Rusya, Ukrayna ve Türk Cumhuriyetleri başta olmak üzere nerdeyse tüm komşu ülkelerde, kanser tedavi organizasyonunda ciddi düzeyde yetersizlikler olduğunu gözlüyoruz. Arap ülkeleri dahil olmak üzere tüm bu ülkelerin kanser tedavi alanındaki ihtiyaçlarını yıllardır Almanya ve İsrail üstlenmektedir. Bu ülkelerde, talep fazlası nedeniyle doygunluğa ulaşmıştır. Yıllar içinde yüksek talebin doğurduğu fiyat artışı, tedavi kalitelerinde azalma ve hasta memnuniyetsizliğini beraberinde getiren en büyük sorunlardır.

Türkiye ise son yıllarda bu konu da ciddi bir gelişme göstermiştir. Ülkemizde bilgiye ulaşan ve özümseyebilen hekimlerimiz, günümüz koşullarında en yeni tedavileri, vakit kaybetmeksizin hastalarımızla buluşturmaktadır. Teknolojik gereksinimlere, kanser tedavisinde multidisipliner yaklaşım dediğimiz ekip çalışmasına ve konforlu mekanlara gelince; ülkemiz bu alanda da hızlı bir değişim içindedir. Hepimiz bilmeliyiz ki, biz artık kanser tedavisinde batı kadar iyiyiz ve hatta bazı konularda daha öndeyiz. Kanser tedavisinin en önemli parçalarından biri olan hastaya ve hasta yakınına değer verme, şefkatli ve sevecen yüreğini sunma konusunda dünyanın hiçbir yerindeki hekim ve sağlık çalışan grubu ülkemizin önüne geçemez. En önemli eksikliğimiz; uluslararası nitelikte hizmet verebilecek koordineli çalışan ekiplerin yer aldığı, kanserli hasta ve yakınının yaşam kalitesi adına tüm ayrıntıların çözüldüğü kanser tedavi organizasyonlarıdır. İnanıyorum ki, bu eksiklik biz sağlık çalışanları, devlet, üniversiteler, sağlık ve turizm alanında yer alan özel sektörün hep birlikte el ele vermesi ile aşılacaktır.

“Doğası, tarihi ve kültürel zenginliği ile Antalya dünya markası olan bir şehir ve sağlık turizmi için Türkiye’nin ulusal ve uluslararası alanda en çok tercih edilen yeri olmayı hak ediyor.”

Dünyadaki sağlık turizmi ne durumda kısaca bahseder misiniz?

Dünyada 500 milyar dolar civarında sağlık turizm potansiyeli var. 2023 yılında bu rakam 1 trilyon doları aşacağı tahmin edilmekte. Ülkemiz ise, bu rakamlardan %0.5-1’ler düzeyinde bir gelir elde etmekte. Türkiye’nin klasik turizm girdisi ise, yaklaşık 20 milyar dolar düzeyindedir. Klasik turizme yapılan yatırımın bir kısmının sağlık alanına ayrıldığını düşünürsek, elde edilecek gelir ve uluslararası prestij hayal ötesi olacaktır.

Sağlık turizmi ile klasik turizm arasında nasıl bir fark var?

Klasik turizm hareketinde uluslararası rekabetin yoğun olduğu bir ortam var. Çok yüksek kalite, hak etmediği kadar ucuz fiyatlarla satılıyor. Doğası, tarihi ve kültürel zenginliği ile Antalya dünya markası olan bir şehir ve sağlık turizmi için Türkiye’nin ulusal ve uluslararası alanda en çok tercih edilen yeri olmayı hak ediyor.

“Farkındalığa ve Cesarete İhtiyacımız var..”

Devletin sağlık turizmine yaklaşımı nedir?

Devlet sağlık turizmi alanında engellerin ortadan kalkması için ciddi çabalar harcıyor. Bu alanda çok sayıda yasal düzenleme yaparak, adeta konunun öncülüğünü yapıyor. Bu konuda hepimizin farkındalığa ve cesarete ihtiyacımız var.

Sizler bu alanda neler yapıyorsunuz?

Her şeyden önce, yöre halkına en iyi hizmeti sunmaya çalışıyoruz. Aynı zamanda, çok sayıda uluslararası nitelikte yardımcı personel yetiştiriyor, niteliklerimizi her geçen gün artırmaya çalışıyoruz. Gelecekte, kanser tedavisini klasik bir hastane ortamından tam bir yaşam alanına çevirmeyi arzu ediyoruz. Bunun için orman içinde geniş bir alana yerleşen yatay binalar içinde SPA merkezleri, rehabilitasyon alanları, tamamlayıcı tedaviler, sanatsal tedavi alanları, yoga, koro, tiyatro aktivitelerinin gerçekleşebileceği ve kafelerinde yemek yenilebileceği göl kenarında bir alan tasarlıyoruz. Bu alanı birlikte gezdiğimizi hayal edin. Göl kenarında bir kuğu resmi çizerken kemoterapi tedavisi alan bir hastanın yaşama tutunuşu, eminim çok daha farklı olacaktır. Son derece yaralayıcı olan bu tedavi sürecinde sadece hastalar değil, hasta yakınları da etkilenmektedir. Bu anlamda, hasta yakınlarının da hayata tutunuşu çok önemlidir. Bir tatil havasında kanser tedavi süreci yaşamak, hasta ve yakınlarının ulaşabileceği en üst konfor olacaktır. Bu felsefe ile düzenlenmiş yaşam alanlarında, kanser hastaları birden bire bugüne kadar kanser eşittir ölüm algısından çıkarak, kanserde yaşamın bir parçasıdır ve mücadele edilebilir demeye başlayacak, yaşamlarını değerli ve kendilerini güvende hissedeceklerdir.

“Gelin hep birlikte Antalya’yı Kanser Tedavi Şehri yapalım..”

Antalya’nın kanser tedavi şehri haline gelmesi için sadece bizlerin çabası yetmez.

Bu konuda önümüzdeki en önemli engellerden biri ulaşımdır. Örneğin; Antalya’nın uluslararası ulaşım kolaylığı, yaz aylarındaki gibi kış aylarında da sağlanmalıdır. Yerel yönetimler, acenteler, otelciler, yatırımcılar ve turizmin aktörlerinin sağlık turizmine bakışları değiştiği an, birden bire günlüğü 20-50 dolara değil, 500 dolara konaklanan aynı zamanda mutluluk ve sağlık veren organizasyonlara dönüşebiliriz. Otelcilerle bir araya geldiğimiz toplantıda, onların algılarına bir ışık tuttuğumuzu düşünüyorum. Biz, bir hayalin gerçekleşmesi için çaba harcıyoruz. Ben, Antalya’nın 10 yıl sonra Ortadoğu’nun Kanser tedavi şehri olmasını hayal ediyorum. Bunu da gerçekleştirebileceğimizi düşünüyorum.

Bu konuda son sözleriniz ne olur?

Can dostum, değerli hocam, kanserden kaybettiğim ağabeyime yıllar önce tedavi için gittiğimiz Amerika’da verdiğim bir sözüm var. Bir gün Antalya’da öyle bir kanser merkezi kuracağız ki, tüm dünyadan insanlar bu merkeze tedavi olmak için gelecek. Ben bu sözü ona söylediğimde bana; “Gerçekten bunu başarabilir miyiz” demişti. Kanserli hasta ve ailesinin kendini güvende hissettiği, kendisi için gerekli olan her türlü tedaviye ulaşabildiği, bu tedavileri alırken kendini yaşamdan soyutlamadan umutla tedavilerini sürdürdüğü merkezlere ülkemin ve özellikle Antalya’nın sahip olması en büyük beklentimdir. Bu tür organizasyonlar, yöre halkına da çok şey kazandıracaktır. Antalya’mıza farklı bir ekonomi ve prestij kazandırırken ortaya çıkan pozitif rekabet, bu alanda hizmet veren tüm kurum ve kuruluşları üst düzeye taşıyacak, halkımızda bundan ziyadesi ile yararlanacaktır. Bunun için el birliği ile çalışmalı sivil toplum kuruluşları, üniversite, devlet kuruluşları, özel hastaneler ve sizler el birliği ile herkesi Antalya’yı Ortadoğu’nun kanser tedavi şehri yapma projesine inandırmalıyız. Unutmayalım ki, bir gün hepimizin bir can dostu, ailesinden bir birey veya kendimiz bu hastalıkla yüz yüze gelebiliriz. Hepinizi bu hayali paylaşmaya ve gerçekleştirme yolunda çalışmaya davet ediyorum.

Sağlıklı ve mutlu kalın...
Prof. Dr. Mustafa Özdoğan