Yeni-teshis-edilmis-glioblastomda-bevasizumab-radyoterapi-ve-temozolomid-ile-birlikte-verildiginde-etkili-olur-mu

Yeni teşhis edilmiş glioblastomda bevasizumab radyoterapi ve temozolomid ile birlikte verildiğinde etkili olur mu?

Yazı Boyutu:
Küçült
Sıfırla
Büyült

Geçtiğimiz günlerde, İngiltere’de yapılan bir çalışmanın sonuçları, yeni teşhis edilmiş glioblastomda klasik olarak uygulanan radyoterapi ve temozolomid (kemoterapi ilacı) tedavisinin yanında, bevasizumab uygulanmasının genel sağ kalım sürelerine bir etkisinin olmadığını göstermiştir. Ancak hastalığın ilerlemesi, hastanın yaşam kalitesi ve bilişsel fonksiyonları açısından bir miktar avantaj sağlamıştır.

Glioblastom, tüm beyin tümörleri içerisinde en sık rastlanan ve en agresif beyin tümörüdür. Glioblastom, genellikle 40-60 yaşları arasında ortaya çıkar ve kadınlara oranla erkeklerde biraz daha fazla görülür. Teşhis koyulduktan sonra hastaların yaşam süresi ortalama 14 aydır. Ayrıca bu tümör oldukça sinsi bir tümördür. Öyle ki, pek çok zaman bu hastalar hiçbir şeyleri yokken sadece bir baş ağrısı veya küçük bir nöbet geçirme şikayetiyle gelip böyle bir hastalığı olduğunu öğrenebilmektedir. Glioblastom, gerek kısa yaşam süreleri gerekse hasta ve çevresinde yarattığı ciddi etkiler ile çok ciddi bir hastalık, çok ciddi bir düşmandır. Hal böyle iken; Böylesine şiddetli bir düşmana karşı da olabildiğince fazla silaha ihtiyaç vardır. Bu yüzden hastalığın tedavisi, sağ kalım sürelerinin uzatılması, hastalık süresince yaşam kalitesinin arttırılması veya korunmasına yönelik çalışmalar yoğun bir şekilde devam etmektedir.

Yeni teşhis edilmiş bir glioblastomda, yıllardır uygulanan tedavi stratejisi; öncelikle cerrahi ile tümörün olabildiğince büyük kısmının çıkarılması, sonrasında ise radyoterapi ve Temozolomid (kemoterapi ilacı) ile hastalığın ilerlemesinin ve yayılmasının önlenmesidir. Ameliyatın mümkün olmadığı durumlarda da, sadece radyoterapi ve kemoterapi ile yaşam süreleri uzatılmaya çalışılır. Geçtiğimiz son 10 yılda bu hastalığın tedavisinde ciddi gelişmeler kaydedilmeye başlanmıştır. 2005 yılında Temozolomid ve radyoterapinin eş zamanlı uygulanmasının sağladığı avantajın tespiti, yaşam sürelerine oldukça önemli katkılar sağlamıştır. Ardından bu hastalığın gelişiminde, kanser hücrelerinin yeni damarlar oluşturmasına (anjiogenez) ve hastalığın ilerlemesine neden olan VEGF-A denilen faktörün etkili olduğunun tespiti ile bu faktör üzerinden etki gösteren Bevasizumab hastalarda denenmeye başlanmış, ilacın tekrarlayan ve ilerleyen vakalarda etkili olduğu görülmüştür. Daha sonra Bevasizumab’ın yeni teşhis edilmiş vakalar üzerindeki etkisinin tespiti için çalışmalar yapılmaya başlanmış ve bu kişilerde Bevasizumab’ın tek başına etkili olmadığı gözlenmiştir.

Geçtiğimiz günlerde, İngiltere’de yapılan çalışmada da; yeni teşhis edilmiş glioblastomda, Bevasizumab’ın, radyoterapi ve Temozolomid ile eş zamanlı verildiğinde etkili olup olmadığı araştırılmıştır. Araştırmada; yeni teşhis edilmiş 921 glioblastom hastası 2 gruba ayrılmış, gruplardan birine radyoterapi ve Temozolomid’in yanında Bevasizumab verilirken diğer grup sadece radyoterapi ve Temozolomid ile tedavi edilmiştir. Sonuçlar incelendiğinde gruplar arasında genel sağ kalım yönünden bir fark görülmemiştir. Ancak, Bevasizumab verilen grupta hastalığın ilerlemesi, yaşam kalitesi ve bilişsel fonksiyonların devamlılığı açısından bir miktar avantaj elde edilmiştir. Ayrıca, bu grupta kortizon verilmesine (hastalığın ve uygulanan tedavilerin yarattığı olumsuz etkilerin azaltılması için) daha az ihtiyaç duyulmuştur. Ancak buna karşın çok ciddi olmamakla birlikte, yan etkiler de Bevasizumab verilen grupta daha fazla görülmüştür.

Sonuç olarak; bu denli şiddetli bir hastalıkta sağ kalım sürelerinin uzatılması kadar, yaşanılan süre boyunca hastalığın etkilerinin azaltılması ve yaşam kalitesinin olabildiğince korunması da oldukça önemlidir. Bevasizumab, belki yeni teşhis edilmiş glioblastomda sağ kalım sürelerinin uzatılması açısından etkili olmayabilir. Ancak, yaşanılan süre boyunca yaşam kalitesinin korunmasında bir miktar katkı sağlıyor olması da son derece önemli bir gelişmedir. Ancak yine de, bu kadar agresif bir hastalıkla savaşta çok daha fazla silaha, çok daha fazla çalışmaya ihtiyaç vardır.

Sağlıklı ve mutlu kalın...
Prof. Dr. Mustafa Özdoğan

Kaynak:

http://www.nejm.org/doi/full/10.1056/NEJMoa1308345#t=abstract