Yumurtalık – over kanseri nedir? Sebepleri - risk faktörleri nelerdir?

Yazı Boyutu:
Küçült
Sıfırla
Büyült

Yumurtalık kanseri, meme kanserinden sonra kadınlarda en sık görülen jinekolojik kanserdir. Yumurtalıklarda oluşan “over kanseri veya diğer adıyla yumurtalık kanseri”, genellikle diğer organlara yayılım gösterdikten sonra teşhis edildiği için en fazla yaşam kaybına yol açan jinekolojik kanser türü olduğu söylenebilir. Sıklıkla ileri yaşlarda görülen yumurtalık kanserinin ortanca görülme yaşı 63 tür. Bir kadının hayat boyu yumurtalık kanserine yakalanma riski yaklaşık %1.4 tür.

İnsan genlerinde bulunan BRCA1 ve BRCA2 genleri, tümörü engelleyici rol üstlenmişlerdir. Normal hücrelerde bulunan BRCA1 ve BRCA2 genleri, hücrenin genetik materyallerini yani DNA’sını dengede tutar ve kontrolsüz hücre gelişimini önler. Bu genlerin mutasyona uğraması ise, genetik olarak gelişen meme ve yumurtalık kanserleri ile bağlantılıdır. Genetik olan, olmayan ve çevresel faktörlerle gelişen yumurtalık kanserini etkileyen unsurları ve alınabilecek önlemleri birlikte inceleyeceğiz.

Bazı yumurtalık tümörleri, iyi huyludur (kanser değildir). Kötü huylu (malign) yani kanser olan yumurtalık tümörleri ise, epitel doku yüzeyinden (yumurtalıkları kaplayan hücreler), germ (üreme) hücresi (yumurtaları oluşturan hücreler), veya seks kord stromal hücrelerden (yumurtalıkların farklı yapılarıyla birleşen ve hormon salgılayan hücreler) oluşabilir. Yumurtalık kanseri çoğunlukla, yumurtalıkları kaplayan hücrelerde gelişir. Bu bölgede oluşan kansere, epitelyal yumurtalık kanseri denir.

Yumurtalık Kanserinde Sık Rastlanan Epitelyal Tümörler

Yumurtalık kanserlerinin çoğunluğunu oluşturan kanserler genellikle epitelyum yüzeyinde başlayan kanserlerdir. Sık rastlanan epitelyal kanserler ve türleri şöyledir:

  • Seröz: En sık rastlanan yumurtalık kanseri türüdür. Bilinen tüm yumurtalık kanserlerinin yaklaşık % 40’ını oluşturur. 40-60 yaşları arası kadınlarda sıklıkla görülür.

  • Endometrioid: Bilinen tüm yumurtalık kanserlerinin yaklaşık %20’sini oluşturur. %5’i endometriyozis’e, % 20’si endometriyal karsinoma (rahim kanseri) bağlı gelişir. 50-70 yaşları arası kadınlarda sıklıkla görülür.

  • Müsinöz: Müsinöz kanserler, sık rastlanan epitelyal yumurtalık kanserlerinin %6-10’unu oluşturur. 30-50 yaşları arası kadınlarda sıklıkla görülür.

  • Berrak hücreli karsinom: Berrak hücreli kanserler, sık rastlanan epitelyal yumurtalık kanserlerinin % 5’ini oluşturur. 40-80 yaşları arası kadınlarda sıklıkla görülür.

  • Başkalaşım göstermeyen kanserler: Başkalaşım göstermeyen tümörler, sık rastlanan yumurtalık kanserlerinin % 15’ini oluşturur. Adından da anlaşıldığı gibi başkalaşım göstermeyen kanserli hücreler, mikroskop altında incelendiğinde belirlenemeyebilir.

  • Borderline over tümörü: Bu tür yumurtalık tümörleri, nadiren kötü huyludur ve sık rastlanan yumurtalık kanserlerinin % 10- 15’ini oluşturur. Bu tümörler, tabiatı gereği kanser olmakla olmamak arasındadır. Yumurtalık yüzeyinde oluşur ancak yumurtalığın derinlerindeki dokulara yayılmaz. Hastalığın sonucu daha iyi tahmin edilir ve yayılan yumurtalık tümörlerine nazaran iyileşme oranları daha yüksektir.

Epitelyal yumurtalık kanserleri, karın alt bölgesinin (pelvis) derinlerinde başladığı için, kanser ilerleyene kadar herhangi bir belirti göstermezler. Dahası ağrı, halsizlik, karında şişlik, kabızlık, karın ağrısı ve idrar problemleri gibi yumurtalık kanserine ait birçok belirti, kadınlarda farklı sebeplerle de görüldüğü için ayırt edilmesi zordur. Erken tanı konması güç olduğu için yumurtalık kanserlerinin kabaca %70’i ilerlemiş evrededir. Kanser, iç pelvik testleri sırasında, anormal pelvik büyüme bulguları sonucu tespit edilir. Yumurtalık kanseri, karın boşluğuna yayılabilir, buda karın boşluğuna su toplanmasına yol açar. Buna assit denir. Karında şişlik, ağrı, bağırsaklarda anormal hareketlilik veya sıvı dolan bölgenin akciğerlere basınç yapması sonucu nefes alıp vermekte zorluk gibi bazı belirtilere sebep olabilir.

Yumurtalık kanserleri için en uygun tedavi yöntemi; cerrahi müdahale ve kemoterapi kombinasyonu ve bazı vakalarda radyoterapi uygulamalarıdır. Pelvik büyüme sebebiyle yumurtalık kanseri şüphesi söz konusu olduğunda, ek değerlendirmeler yapılması gereklidir. Yumurtalık kanseri, pelvis içindeki diğer organlara, lokal veya bölgesel lenf bezlerine, karın bölgesindeki yüzeye veya kan dolaşımı yoluyla bağırsaklara, mesane, rahim, akciğer ve karaciğere yayılma gösterebilir. Etkili tedavi planını şekillendirebilmek için, kanserin yayılma durumunu ve evresini tam tespit etmek önemlidir. Cerrahi müdahaleye karar vermeden önce bir dizi test yapılması gereklidir. Pelvis ve karın ultrasonu ve CA-125 seviyesinin ölçümü dahil bazı kan testleri, tanı için uygulanan testlere dahildir.

CA-125

Kanda yüksek CA-125 proteini seviyesi, yumurtalık kanseri ile ilgilidir. Ancak, her zaman yumurtalık kanseri olduğu anlamına gelmez. Çünkü kanda yüksek CA-125 protein seviyesi, bir dizi başka sebepler yüzünden de meydana gelebilir. Kanda her mililitrede 35 üniteden az CA-125 seviyesi normal kabul edilir. Özellikle, menopoz sonrası kadınlarda mililitrede 35 üniteden fazla tespit edilen CA-125 seviyesi, yumurtalık kanseri olasılığını arttırır. Yumurtalık kanserinin tespit edilmesi ile birlikte kanda belirlenen CA-125 seviyesi tedavi sırasında ve sonrasında kanser gelişimini izlemede yol göstericidir.

Yumurtalık kanserinde cerrahi müdahale, neredeyse tüm hastalarda gerekli görülen bir yöntemdir. Laparotomi (karın ameliyatı) ile kanserin evresi belirlenir ve mümkün olduğu kadar çok kanserli doku alınır.

Yumurtalık kanserinin nedenleri – risk faktörleri nelerdir?

Her zaman dile getirdiğimiz gibi, kanserin en iyi tedavisi, en erken teşhis edildiğinde yapılandır. Yumurtalık kanserinin neden kaynaklandığı henüz net olarak anlaşılamamıştır. Bazı risk faktörleri tanımlanmış, diğerleri ise henüz araştırma safhasındadır.

Diğer kanser türlerinde olduğu gibi yumurtalık kanserinde de genetik ve genetik olmayan faktörler söz konusudur. Genetik faktörler, kalıtsal olarak aileden kaynaklanan gen yoluyla meydana gelir ve değiştirilemez. Ailede daha önce yumurtalık kanseri olmuş bir birey varsa, risk oranı çoğalır. Ancak, genetik olmayan ve değiştirilebilen faktörler de vardır. Diyet, egzersiz veya çevremizde bizi etkileyen faktörler. Bu faktörlere biz, çevresel faktörler diyoruz. Genetik olmayan bazı faktörler, sağlıklı bir hücrenin kansere dönüşmesini sağlayabilir. Buna, sigaranın akciğer kanserine yol açtığını örnek olarak gösterebiliriz. Öyleyse, çevresel faktörleri kontrol altına almak bizim elimizdedir diyebiliriz.

Yumurtalık kanserinde kalıtsal risk faktörleri

Ailede, anne, abla veya kız çocukta yumurtalık kanseri teşhisi konması, risk oranını arttırır. Sadece anne tarafından değil, baba tarafından taşınan genlerde yumurtalık kanseri riskinde etkilidir. Birçok genetik yumurtalık kanserinin, kalıtsal genetik mutasyon sonucu oluştuğu testlerle kanıtlanmıştır.

İnsan genlerinde bulunan BRCA1 ve BRCA2 genleri, tümörü engelleyici rol üstlenmişlerdir. Normal hücrelerde bulunan BRCA1 ve BRCA2 genleri, hücrenin genetik materyallerini yani DNA’sını dengede tutar ve kontrolsüz hücre gelişimini önler. Bu genlerin mutasyona (kalıcı hasara) uğraması ise, genetik olarak gelişen meme ve yumurtalık kanserleri ile bağlantılıdır.

Her ne kadar genetik faktörler ve mutasyon için net bir çözüm bulunamamış olsa da, araştırmalar uygulanan testler sonucu BRCA1 ve BRCA2 genlerinde genetik mutasyon riski yüksek çıkan hastalara, meme ve yumurtalıkların alınması önerilebilir. Doğum kontrol hapının, yumurtalık ve meme kanseri üzerindeki etkileri konusunda araştırmalar devam etmektedir. Ciddi yan etkileri ve uzun kullanımı ile meydana gelebilecek sonuçları söz konusu olduğundan, doğum kontrol hapı kullanmadan önce doktorunuza başvurunuz.

Yumurtalık kanserinde kalıtsal olmayan çevresel faktörler

Yaş: Yumurtalık kanseri riski, kadınlarda yaş ilerledikçe artar. Yumurtalık kanseri kadınların yarısı, 63 yaş üzeri hastalardır.

Obezite: Vücut kitle endeksi en az 30 olan obez kadınlar da yumurtalık kanseri riski artar.

Doğurganlık için Kullanılan İlaçlar: Doğurganlık için kullanılan klomifen sitrat (Klomid) adlı ilacın bir yıldan fazla kullanılması özellikle hamilelik meydana gelmemişse kötü huylu tümör riskini arttırabilir. Hiç doğum yapmamak, doğurganlık ilaçları kullanmadan da kanser riskini arttırır. Bu ilacı kullanıyorsanız, olası riskleri hakkında doktorunuzla konuşunuz.

Erkeklik Hormonunun Etkisi: Erkeklik hormonu olan Androgen kullanan kadınlarda, yumurtalık kanseri riski artar. Bu konuyla ilgili araştırmalar devam etmektedir.

Östrojen ve hormon tedavisi: Menopoz dönemi östrojen hormonu kullanan kadınlarda yumurtalık kanseri riski artar. 5-10 yıl sadece östrojen alan kadınlarda kanser riskinin, östrojen ve progesteron hormonlarını beraber alan kadınlara göre fazla olduğu tespit edilmiştir.

Meme kanseri riski: Meme kanseri olan kadınların, yumurtalık kanserine yakalanma riski daha fazladır. Ailesel faktörler söz konusu olduğunda risk daha da artar.

Sigara ve alkol kullanımının etkisi: Yumurtalık kanserlerinin müsinöz adlı çeşidinde, sigara yumurtalık kanser riskinde artışla ilişkilendirilmiştir. Alkol kullanımının yumurtalık kanseri ile bir bağlantısı yoktur.

Yumurtalık kanserinden korunma yolları

Yumurtalık kanserindeki riski azaltmak için günlük hayata dair uygulayacağınız bazı yöntemler vardır. Hayatın akışı içinde günlük yaşantınızda bu yöntemleri uygulamanız yeterli olacak, kendinizi daha zinde ve sağlıklı hissetmenizi sağlayacaktır.

Diyet: Diyet ve kanser arasındaki ilişki daha henüz netlik kazanmış olmasa da, bol tahıl, meyve ve sebze bakımından zengin yiyecekleri tüketerek diyet yapmanın, kırmızı eti, günde bir bardak ile alkolü sınırlamanın, sağlıklı kiloda kalmanızı sağlayarak, sağlıklı yaşamanıza yardımcı olduğu kanıtlanmıştır. Buda, kanseri tetikleyen yiyecek faktörünü uzak tutar.

Egzersiz: Egzersiz ve yumurtalık kanseri arasındaki ilişki kesin değildir. Öyle bile olsa, egzersiz yapmak sağlık açısından kalp krizi riskini azaltma ve birçok kanser türünü önleme gibi sayısız fayda sağladığı için önemlidir. Doktorunuz size uygun egzersizi tavsiye edecektir. Tavsiye edilen, günde 30 dakika haftada 5 ya da daha fazla gün egzersiz yapılmasıdır.

Hamilelik: Hamile kalmak ve çocuk doğurmak, yumurtalık kanseri riskini azaltır. Emzirmek ise, risk oranını daha da azaltan bir faktördür.

Doğum kontrolü: Doğum kontrol ilaçları kullanan kadınlarda, yumurtalık kanseri riski azalır. Risk oranındaki azalma, sadece 3 ile 6 aylık kullanım sonrasında tespit edilmiştir. Doğum kontrol hapı kullanım süresi ne kadar uzarsa, risk oranı o kadar azalır. Ancak, bu tür ilaçların ciddi riskleri ve yan etkileri olduğu için doktorunuza danışmadan kullanmayınız.

Sağlıklı ve mutlu kalın...
Prof. Dr. Mustafa Özdoğan