Avasküler Nekroz Nedir?

Aseptik nekroz, iskemik nekroz ya da osteonekroz olarak da bilinen avasküler nekroz, kemik dokusuna kan akışının bozulduğu ve kemik dokusunu ölüme götüren bir durumdur. Daha çok kalça başlarında (femur), dizlerde, omuz (hemur) başlarında ve bileklerde görülür. Steroid (kortizon) ilaçların uzun süreli kullanılması, alkol bağımlılığı, eklem yaralanmaları, obezite, kanser ve artrit gibi belli hastalıkların sebebi olarak meydana gelebilir. Metotreksat, bisfosfonatlar veya kortikosteroidleri içeren kanser tedavisinden sonra bazı dönemlerde de meydana gelebilir.

Kanser hastalarında avasküler nekroz, genellikle hematolojik maligniteye (lösemi, lenfoma vb) sahip hastalarda ortaya çıkar ve solid (organ) tümörü olan hastalarda nadiren görülür. Oluşum mekanizması henüz tam olarak anlaşılamamıştır ve hastalar genellikle ağrı ve sınırlı eklem hareketlerinden şikayetçidir. Ayrıca avasküler nekrozlu kanser hastalarında pıhtılaşma bozuklukları (koagülopati) da bildirilmiştir.  

Kemoterapi Sonrası Koagülopatiye Sahip 2 Avasküler Nekroz Vakası

Birinci vaka, tekrarlayan iki taraflı meme kanserine sahip 54 yaşında bir kadın hastaydı. Hastanın bilgisayarlı tomografi sonucuna göre sağ pulmoner ven ve sol atriyum üzerinde tümör veya trombüs vardı. Kemoterapi aldıktan sonra iyileşme gösteren hasta, bir süre sonra özellikle sol taraf olmak üzere bilateral (çift taraflı) kasık bölgesinde ağrı ve uyuşma şikayeti ile tekrar hastaneye başvurdu. Yürümekte zorluk çeken hastanın femur başlarında avasküler nekroz gözlemlendi. Bipolar kalça artoplastisi, 2 ay ara ile önce sol sonra sağ kalçaya uygulandı ancak patolojik örnek sonuçları, hala avasküler nekroz gösterirken kanser hücresi göstermedi. Hasta ayrıca özellikle sol taraf olmak üzere bilateral omuz ağrısından da şikayetçiydi. Her iki humerus başında da avasküler nekroz görüldü.

Hasta toplamda 40 kür kemoterapi aldı ancak kanserinin ilerlemesi nedeniyle yaşamını yitirdi.

İkinci vaka ise hasta, malign timomalı 51 yaşında bir erkekti. Hastada ayrıca hiperkalsemi ve paraneoplastik sendromları da vardı. Radyoterapi tedavisini istemeyen hasta, düzenli olarak kemoterapi aldı ve kitle boyutunda küçülme görüldü.

İlk vakada olduğu gibi sağ pulmoner ven üzerinde ve sol atriyum üzerinde tümör veya trombüs vardı. Ayrıca kasık bölgesinde ağrı ve yürüme zorluğundan da şikayetçiydi. Femur başlarında avasküler nekroz görülen hastanın 4 ay ara ile önce sol, sonra sağ kalçasına bipolar kalça artoplastisi uygulandı. Patolojik örnek sonuçlarında hala avasküler nekroz vardı ancak kanser hücresi görülmedi.

Hasta toplamda 10 kür kemoterapi aldı ancak tümör progresyonu ve solunum yetmezliği nedeniyle yaşamını yitirdi.

Sonuç

Her iki vakada da sağ pulmoner ven ve sol atriyum üzerinde tümör veya trombüs gözlemlendi. Her ikisi de birden fazla kemoterapi almış ve bu da trombüs oluşumuna ve arteriyal kan akışının azalmasına neden olan sitokin üretiminin artmasına neden olmuştu. Sonuç olarak, femur ve humerus başlarında avasküler nekroz oluşumuna yol açmıştı.

Avasküler nekroz genellikle hematolojik maligniteye sahip hastalarda ortaya çıktığından ve solid (organ) tümörü olan hastalarda nadiren görüldüğünden dolayı bu iki vaka sıra dışıdır.

Koagülopatisi olan kanser hastaları, kemoterapi ve antikoagülan tedavisi alır. Sonuç olarak, hasta kasık ağrısı ve yürümekte zorluk çektiğinden şikayetçi ise ayrıca femur başı avasküler nekroz tanısı akla gelmelidir.