Tıbbi Onkolog Prof. Dr. Mustafa Özdoğan Memorial Antalya Hastaneler Grubu Onkoloji Merkezi Başkanı "Kanser alanındaki en büyük eksiklik, halka yönelik sade ve anlaşılabilir bilgiye ulaşılamamasıdır. Web sitemiz ile bu eksikliği giderdiğimizi düşünüyorum."

Anasayfa - Kanser Haberleri - Genel Kanser Haberleri - Gelişen ve değişen çağda TIP EĞİTİMİ
Gelişen ve değişen çağda TIP EĞİTİMİ

Gelişen ve değişen çağda TIP EĞİTİMİ

Yazı Boyutu:
Küçült
Sıfırla
Büyült
10.09.2017

Günümüz tıp fakültesi öğrencileri; bilimsel bilgiye olan güvensizliğin arttığı, bilginin sosyal ağlardan elde edildiği, sahtekârların güvenilir, rahatsız edici gerçeklerinse "sahte haber" olarak algılandığı ve halkın bu eğilimi nedeniyle de gerçek bilginin halk arasında erozyona uğradığı bir dönemde eğitim görmektedirler. Bu değişimlerin tıp eğitimine olan yansımaları da hızlı gerçekleşmekte ve zorlu bir süreç öğrencileri beklemektedir.

Bu zorlu süreçte klinilisyenler/öğretim üyeleri olarak bizlere düşen görev listesinde;

- geleceğin hekimlerine hastalıkları anlaşılır bir biçimde aktarmak,

- hastalıkların önlenmesi ve iyileştirilmesi süreçlerinde doğru bilgiye nasıl ulaşacaklarını göstermek,

- randomize çalışmalar ve derlemeler gibi bilimsel araştırmaların önemini kavratmak ve bu çalışmalara nasıl ulaşacakları konusunda yollarına ışık tutmak,

- bilimsel sahtekarlıkları fark edip baş etme konusunda hassasiyetlerinin artmasını sağlamak,

- yeni fikirler ortaya atmaları yönünde cesaretlendirmek ve

- eleştirel düşüncenin önemini vurgulamak önde gelmektedir.

Ancak bu süreçte bazı zorluklarla karşı karşıya olduğumuz unutulmamalıdır. Bu yazımızda tıp öğrencilerini ve onlara mentorluk yapacak hocalarını bekleyen zorluklar, fırsatlar ve öneriler özetlenmeye çalışılmıştır.

Zorluklar

Yeni fikirler, statülerini kaybetme korkuları nedeniyle zamanın önde gelen doktorları tarafından reddedilebilmektedir. Bir başka yandan bazı araştırmacılar fikirlerinin yaygın bir kitle tarafından kabul gördüğü zamanı görecek kadar uzun yaşayamamaktadır. Tüm bu zorluklara rağmen başarabilenler elbette yok değildir, ancak öğrencilerin bu konuda daha başarılı olmalarını beklemek için öğrencileri düşünmeye ve eleştirmeye itecek ciddi bir müfredat yeniliğine ihtiyaç duyulmaktadır.

Fırsatlar

Umut veren açıdan bakacak olursak, öğrencilerin bilgiye ulaşma yolunda ihtiyaçları olan tek şey sorgulayıcı bir entelektüel meraktır ve bilgi tarihin hiçbir döneminde olmadığı kadar ulaşılabilir durumdadır. Fakat doğru bilginin daha kalabalık olan yanlış bilgiden ayıklanması gerekmektedir. Günümüz öğrencileri/araştırmacıları, doğru soruları sormaları dahilinde bilgiye her yerden kolaylıkla ulaşabilmektedirler. Tıp öğrencileri bilmelidirler ki; üniversiteden önceki eğitimlerinde sorulara verilen cevaplarıyla değerlendirilirlerken, tıp fakültesinde sorularıyla değerlendirilirler. Bu bilinçle, merak ve sorgulama yoluyla okudukları konularda mantıklı şüphelerle ve sorularla karşımıza geldiklerinde tarafımızca takdir edilmeye ihtiyaç duymaktadırlar.

Ders anlatımı sırasında sıradan biçimde tüm bilgiyi öğrenciye aktarmak yerine; fikir tartışmaları, kaynak araştırması gibi bilgi alma kanallarını genişletmek için ortam sağlanmalıdır. William Buttler’ın da dediği gibi: Eğitim, bir kovanın doldurulması değil bir ateşin yakılmasıdır. İşimiz; kıvılcımı sağlamaktır.

Gerçekler

Gerçekçi açıdan bakacak olursak; bir buluş, bir keşif yapmak için sadece merak yeterli değildir; aynı zamanda bitmek tükenmek bilmeyen bir tutku ve azim gerekir. Öğrencilere kavratılması gereken bir diğer gerçeklik ise; fırsat ara sıra ve çoğunlukla kılık değiştirerek habersizce gelen bir ziyaretçidir. Eğer onu tanıyıp hemen ilgilenmezsek, resepsiyonda bekletilmiş utangaç bir konuk gibi sessizce çıkıp gider. Böyle bir fırsatı yakalamak için de Pasteur’un hazır beyin tarifine sahip olmak gerekir: şans, yalnızca hazır olan zihinlere güler.

Bilimsel gerçeğin bazen zor ve genelde değişken doğası göz önünde bulundurulduğunda; kitaplarımızın eksikliği, mevcut kavramların ise ana bütünlüğü kavramakta sadece araç oldukları, güncel ve doğru bilgi için sürekli olarak sorgulama ve kendini yenilemenin gerekliliği vurgulanmalıdır. Bertolt Brecht’in Galilei’nin Yaşamı adlı eserine göre: Bilimin amacı; kapıları sonsuz bilgeliğe açmak değil, sonsuz cehalet kapılarını kapatmaktır.

Sonuç

Özetle klinisyenler ve eğitimciler; yeni hastalık tanısı koymak, meslektaşlarla sosyal iletişim kurmak, hastalarla iletişim kurmak, kısa sürede çok hastaya bakmak gibi zorluklarla karşı karşıyadırlar. Ancak bunlara rağmen öğrencilerin disiplinli, tutkulu, meraklı, azimli olmaları için tıbbi bilgiyi etkili ve aktif şekilde sunmaları, doktorluk mesleğinin değerlerini öğrencilere kavratmaları, rol model olmaları, müfredatta eksik gördükleri noktada düzeltici ve değişimlere açık olmaları, literatür taramasını tıp fakültesinde etkin bir şekilde uygulama ve uygulatmaları gibi diğer asli görevlerini de ellerinden geldiği ölçüde özenle ve sabırla uygulamalıdırlar. Tıp eğitimcileri; gittikçe zorlaşan yolu aşmaya titizlikle odaklanmalı ve öğrencilerin dersteki teorik bilgilerini hasta üzerinde pratik bilgiye etkin bir şekilde dökebilmelerini sağlamak için elden gelen ne varsa yapmalıdırlar.

İlginizi çekebilir: Hala bir mentorun yok mu? Mentorluk nedir?

Sağlıklı ve mutlu kalın...
Bu içeriği faydalı buldunuz mu?
Beğenmedim
Gönder
Kaynak:

Richard P. Wenzel, M.D.
Medical Education in the Era of Alternative Facts.
NEJM. August 17, 2017.
Sayfada yer alan yazılar sadece bilgilendirme amaçlıdır, tanı ve tedavi için mutlaka doktorunuza başvurunuz.
Kanser Haberleri
Soğuk su içmek kansere neden olur mu?
Soğuk su içmek kansere neden olur mu?
Pediatrik kronik miyeloid lösemi kronik faz tedavisinde dasatinib FDA onayı aldı
Pediatrik kronik miyeloid lösemi kronik faz tedavisinde dasatinib FDA onayı aldı
Kemoterapi öncesi beslenmenizi planlayın – yemekleri güvenli dondurmak için 7 ipucu
Kemoterapi öncesi beslenmenizi planlayın – yemekleri güvenli dondurmak için 7 ipucu
Kanser tedavisi sırasında greyfurt ve nar gibi gıdalardan neden kaçınmalı?
Kanser tedavisi sırasında greyfurt ve nar gibi gıdalardan neden kaçınmalı?