
Hasta Sayısı Arttıkça Hekimlerde Karar Yorgunluğu Artıyor mu?
Karar yorgunluğu (decision fatigue), art arda verilen çok sayıda kararın ardından karar verme kalitesinin bozulması olarak tanımlanıyor. Kavram ilk kez psikoloji ve davranış ekonomisi alanında tarif edildi; sağlıkta ise daha önce özellikle acil servis hekimleri üzerinde çalışıldı — gün ilerledikçe uygunsuz antibiyotik reçetelemesinin, opioid reçetelemesinin arttığı, kanser tarama oranlarının ise düştüğü gösterilmişti. Hastane hekimliği (hospitalist) alanında ise bu konu şimdiye kadar büyük ölçüde çalışılmamış bir alandı.
- ABD'nin Orta Batı bölgesinde iki büyük akademik hastanede, 2022 başında tam zamanlı ve yalnızca gündüz vardiyasında çalışan hospitalistler değerlendirildi.
- Toplam 43 hospitaliste ait 1.000'den fazla vardiya geriye dönük olarak incelendi.
- Hekimler ortalama 7 ardışık gün boyunca "blok" halinde çalışıyor ve vardiya başına ortalama 13 hastaya (medyan sensus) bakıyordu.
- Karar yorgunluğunun dolaylı göstergesi olarak dört "istenmeyen sonuç" izlendi: kontrendike ilaç kullanımı, önlenebilir hipoglisemi, kılavuzla desteklenmeyen kan transfüzyonu ve uygunsuz bilgisayarlı tomografi (BT) istemi.
- Araştırmacılar bu sonuçların; vardiyadaki gün sayısı, cinsiyet, hafta içi/hafta sonu ve hasta sensusu ile ilişkisini istatistiksel olarak test etti.
İncelenen vardiyaların dörtte üçünde hiçbir "istenmeyen olay" kaydedilmedi. Kaydedilenler arasında en sık görüleni, 220 olayla önlenebilir hipoglisemi oldu. Analiz sonunda, dört olası etkenden yalnızca biri istatistiksel olarak anlamlı bulundu: hasta sensusu.
Araştırmacılar, hospitalistlerin genellikle 7 günlük bloğun ilk gününden — yani bir grup hastayı sıfırdan öğrenmek zorunda kaldıkları günden — yakındığını belirtiyor. Ancak veriler bu "anekdotal" beklentiyi doğrulamadı:
- Vardiyadaki gün sayısı ile karar yorgunluğu olayları arasında anlamlı bir ilişki bulunamadı.
- Hekimin hastalara ne kadar "aşina" olduğu (yeni mi devraldığı, önceden takip ediyor mu) ile olaylar arasında da bir ilişki saptanmadı.
- Buna karşılık, medyan sensus olan 13 hastanın üzerindeki her ek hasta için olay olasılığı %10,7 arttı; medyan üzeri sensusu olan vardiyalarda olay olasılığı, medyan altındakilere göre 1,58 kat daha yüksekti.
Bu, hekimleri rastgele farklı hasta yüklerine atayan bir deney değil; var olan vardiya kayıtlarının geriye dönük incelemesi. Yani "yüksek sensus, karar yorgunluğuna neden oluyor" değil, "yüksek sensus ile karar yorgunluğu göstergeleri birlikte görülüyor" demek daha doğru. Bunun yanında dikkat edilmesi gereken noktalar var:
- Veriler yalnızca iki akademik hastaneden ve 2022 başına ait; farklı hastane tipleri, ülkeler veya dönemler için genellenebilirliği sınırlı.
- "İstenmeyen olay" tanımı dört spesifik göstergeyle sınırlı — karar yorgunluğunun tüm klinik yansımalarını kapsamıyor olabilir.
- Aynı derginin 2025 tarihli bir kapsam taramasına (Perry ve ark.) göre, hastane hekimliğinde karar yorgunluğu literatürü zaten çok sınırlı; önceki çalışmaların çoğu acil servis ve yoğun bakım ortamlarına ait ve bulgular tutarsız — bazı çalışmalar etkiyi destekliyor, bazıları desteklemiyor.
- Araştırmacılar, gün içinde hekimlerin "karar verme rezervini" yeniden doldurabileceğini — yani her yeni hastayla dikkatlerini tazeleyip yorgunluğun etkisini hafifletebileceklerini — öne sürüyor; ancak bu, doğrudan test edilmiş bir bulgu değil, bir yorum.
- Türkiye'de "hospitalist" kavramı ABD'deki gibi ayrı bir uzmanlık dalı olarak yerleşmiş değil; hastane içi hasta yönetimi büyük ölçüde dahiliye, genel cerrahi ve ilgili branş uzmanları ile asistan hekimler tarafından, nöbet sistemi içinde yürütülüyor.
- Bununla birlikte, çalışmanın işaret ettiği temel mekanizma — ardışık gün sayısından çok, aynı anda bakılan hasta sayısının karar kalitesini etkileyebilmesi — özellikle yoğun servis ve nöbet yükü olan kamu hastanelerindeki pratik için de düşündürücü bir bulgu.
- Bu, henüz Türkiye'ye özgü veriyle doğrulanmış bir bulgu değil; ancak hasta güvenliği ve nöbet/hasta yükü planlaması tartışmalarına eklenebilecek bir uluslararası referans niteliğinde.
Bu çalışmanın en somut, uygulanabilir mesajı, hekimlerin bireysel "dayanıklılığını" artırmak değil, sensus/iş yükü planlaması. Hastane yönetimleri için pratik çıkarım: vardiya uzunluğunu veya kaçıncı gün olduğunu değil, tek seferde bakılan hasta sayısını kontrol altında tutmak, hasta güvenliği açısından daha belirleyici bir müdahale noktası olabilir. Hekimler için ise, yoğun günlerde -özellikle glisemik yönetim gibi sık tekrarlanan, rutinleşmiş kararlarda- ek bir kontrol adımı (örneğin ikinci bir göz veya kontrol listesi) eklemek makul bir önlem olabilir.
Karar yorgunluğu literatürü şimdiye kadar ağırlıklı olarak acil servis ve yoğun bakım hekimlerine odaklanmıştı; hastane hekimliği (hospital medicine) alanında nicel, sonuç-temelli bir değerlendirme eksikti. Bu çalışma, dolaylı klinik göstergeler üzerinden bu boşluğu doldurmaya çalışan ilk çalışmalardan biri.
1.000'i aşkın vardiyalık, iki merkezli, gerçek klinik sonuç verisine (contraindike ilaç, hipoglisemi, uygunsuz transfüzyon/BT) dayanıyor; birden fazla olası etkeni (gün sayısı, cinsiyet, hafta içi/sonu, sensus, hasta aşinalığı) aynı modelde karşılaştırarak "anekdotal" varsayımları (ilk gün riski) doğrudan test ediyor.
Geriye dönük, gözlemsel, tek bölgeden (Orta Batı ABD) iki akademik merkezle sınırlı; nedensellik kurulamaz. İstenmeyen olay sayısı görece azdır (vardiyaların %75'inde hiç olay yok), bu da istatistiksel gücü sınırlayabilir. "Karar yorgunluğu" doğrudan ölçülmüyor, dolaylı klinik göstergelerle çıkarsanıyor.
Şu an için vardiya süresi veya blok yapısına dair kesin bir politika değişikliği önerilmiyor. Çalışma, hastane yönetimlerinin dikkatini gün sayısından ziyade sensus/hasta yükü dengelemesine çevirmesi gerektiğini öneriyor; bu, ek personel planlaması veya sensus tavanı gibi somut adımlarla ilişkilendirilebilir.
Bulgu, ileriye dönük ve çok merkezli çalışmalarla doğrulanabilecek mi? Sensus eşiği (13 hasta) farklı hastane tiplerinde de geçerli mi? Gece vardiyaları, asistan hekimler veya farklı ülke/sistemlerdeki hospitalistler için sonuçlar benzer mi? "Karar verme rezervinin gün içinde yenilenmesi" hipotezi doğrudan nasıl test edilebilir?
Perry J, et al. Decision fatigue in hospital settings: A scoping review. J Hosp Med. 2025. DOI: 10.1002/jhm.13550.
Doyle E. 'Decision fatigue' in hospitalists: What's the biggest source? Today's Hospitalist, May 2026.



