
Uyutulan Beden: Eter, Morton ve Cerrahinin Acısız Çağı
Bu seride şimdiye dek cerrahinin yükselişini (Halsted ve radikal mastektomi, 84. gün), radyasyonu ve bağışıklığın hikâyesini izledik. Ama bütün bu cerrahi cesaretin altında, çoğu zaman es geçilen bir devrim yatar — modern kanser cerrahisinin sessiz ön koşulu: ağrının dindirilmesi. On dokuzuncu yüzyılın ortasına dek ameliyat, dehşet ve hızla yürütülen bir işkenceydi; hasta uyanık, sandalyeye bağlı, çığlık içindeydi ve bir cerrahın değeri, bıçağının ne kadar hızlı olduğuyla ölçülürdü. 16 Ekim 1846'da Boston'da, bir diş hekimi olan William Morton, eterle bir hastayı uyuttu ve cerrahları sonsuza dek değiştirecek bir an yaşandı. Çarpıcı bir tesadüfle, o gün çıkarılan şey bir boyun tümörüydü — yani anestezinin doğum anı, doğrudan bir kanser ameliyatıydı. Bu, hem bir zaferin hem de onun ardından gelen acı bir öncelik savaşının hikâyesidir; ve hepsinden önemlisi, Halsted'in yıllar sonra yapacağı o özenli, uzun, radikal ameliyatların neden ancak bu devrimden sonra mümkün olabildiğinin hikâyesidir. Serinin 88. gününde, geri dönüş dosyamızda, cerrahiyi acımasız bir hızdan dikkatli bir sanata dönüştüren o sessiz devrimi inceliyoruz.
Hızın bir erdem, çığlığın bir kader olduğu yıllar
Anesteziden önce, ameliyathane bir kâbus odasıydı. Hasta tam bilinçliyken masaya ya da sandalyeye sıkıca bağlanır; güçlü yardımcılar onu yerinde tutar, cerrah ise işini olabildiğince çabuk bitirmeye çalışırdı. Çünkü ağrı dayanılmazdı ve uzun bir ameliyat, hastayı şoktan öldürebilirdi. Bu yüzden büyük cerrahların ünü, ustalıkları kadar hızlarıyla ölçülürdü: Londra'nın efsanevi cerrahı Robert Liston, bir bacağı dakikalar — kimi zaman saniyeler — içinde kesebilmesiyle "Batı Yakası'nın en hızlı bıçağı" diye anılırdı.
Ama hız, bir bedel demekti. Hızlı çalışmak zorunda olan cerrah, dikkatli olamazdı; ince diseksiyon, derin ve düşünülmüş bir ameliyat imkânsızdı. Cerrahi, anatominin izin verdiği değil, hastanın acıya dayanabildiği kadar ilerleyebiliyordu. Pek çok hasta, ameliyatı kabul etmektense ölümü seçiyordu. İşte bu duvarı yıkacak şey, beklenmedik bir yerden — eğlence amaçlı solunan bir buhardan — gelecekti.
Şenliklerden ameliyathaneye uzanan bir fikir
On dokuzuncu yüzyılın başında, gezici göstericiler "eter şenlikleri" ve "gülme gazı" (azot protoksit) gösterileri düzenliyordu; katılımcılar bu buharları soluyup sarhoş benzeri, ağrıya duyarsız bir hale geliyordu. Bunlar bir eğlenceydi; ama dikkatli bir göz için bir ipucuydu: eğer bu gazlar ağrıyı dindiriyorsa, neden ameliyatta kullanılmasındı?
Bu bağlantıyı kuran ilk isimlerden biri, Connecticut'lı diş hekimi Horace Wells oldu. 1844-45'te azot protoksiti diş çekiminde ağrısızlaştırma için kullandı ve 1845'in başında bunu Boston'da, Massachusetts General Hospital'da göstermeye kalktı. Ama gösterim talihsiz bir biçimde başarısız oldu: gaz yetersiz kaldı, hasta acıyla bağırdı ve salondaki hekimler olayı "humbug" (sahtekârlık, palavra) diye küçümsedi. Wells aşağılanmış halde Hartford'a döndü. Ama onunla çalışan bir başka diş hekimi, fikrin peşini bırakmadı.
Eter Günü · Bir boyun tümörü ve cerrahinin yeni çağı
O diş hekimi, William Thomas Green Morton'dı (1819-1868). Harvardlı kimyager Charles Jackson'ın önerisiyle daha saf bir eter (dietil eter) kullanan Morton, MGH cerrahı Henry Jacob Bigelow'un yardımıyla, kıdemli cerrah John Collins Warren'ı bir gösterime ikna etti. Hasta, boynunda damarlı bir tümör bulunan genç Bostonlu Edward Gilbert Abbott'tı.
Morton, geliştirdiği bir aletle Abbott'a eter buharını soluttu; birkaç dakika içinde hasta uyudu. "Efendim, hastanız hazır" dedi. Warren yavaş ve dikkatli çalışarak tümörü yaklaşık yirmi beş dakikada çıkardı — ve hasta tek bir kas bile oynatmadı. Ameliyat bittiğinde Warren salondaki hekimlere dönüp, Wells'in başarısızlığına gönderme yapan o ünlü sözü söyledi (kayıtlara çok sonra geçen biçimiyle): "Beyler, bu bir sahtekârlık değil." Abbott uyandığında yalnızca bir kaşınma hissettiğini, ağrı duymadığını söyledi. O odadan, cerrahinin yeni bir çağı doğdu.
Tarihsel not: Warren'ın "bu bir sahtekârlık değil" sözü, olaydan ancak on üç yıl sonra (1859'da, Warren'ın ölümünün ardından) yazıya geçtiği için kesinliği tartışmalıdır; yine de o anın ruhunu doğru yansıtır. Asıl önemli olan ise sonrasıdır: ameliyat hemen başarıyla tekrarlandı, Bigelow bulguları yayımladı ve haber haftalar içinde Avrupa'ya ve dünyaya yayıldı. Tek bir gösterim, tıbbı değiştirdi.
Dört adam, tek bir buluş ve paylaşılamayan bir onur
Morton'ın gösterimi tarihe geçti; ama "anestezinin mucidi kim?" sorusu, çirkin ve trajik bir kavgaya dönüştü. Çünkü Morton tek kişi değildi. Georgia'lı taşra hekimi Crawford Long, eteri ameliyatlarda daha 1842'de — Morton'dan dört yıl önce — kullanmıştı; ne var ki sonuçlarını ancak 1849'da yayımladığı için zamanında hiçbir kredi alamadı. Horace Wells, azot protoksitle yolu açan kişiydi. Kimyager Charles Jackson ise eteri Morton'a önerdiğini öne sürerek onuru talep etti. Morton ise hem gösterimi yapan hem de buluşu — "Letheon" adıyla — patentleyip ticarileştirmeye çalışan kişiydi; bu patent girişimi, tıbbi bir keşfin sahiplenilmesi olarak görülüp büyük tepki çekti.
Bu karmaşanın ortasında, hekim ve şair Oliver Wendell Holmes, bu yeni duruma bir ad önerdi: Yunanca "duyusuzluk" anlamına gelen anestezi. Holmes, daha sonra dikilen Eter Anıtı'nın ne Morton'ı ne Jackson'ı andığını, dolayısıyla aslında "ikisinden biri"ne (İngilizce either) adanmış olduğunu söyleyerek bu öncelik kavgasıyla zarifçe alay edecekti.
ONURUN BEDELİ — BİR BULUŞUN TRAJİK KAHRAMANLARI
Anestezi insanlığı ağrıdan kurtardı; ama onu dünyaya getirenlerin çoğunu mutsuz bir sona sürükledi. Horace Wells, dişhekimliğini bıraktı, kloroform bağımlısı oldu, New York'ta tutuklandı ve 1848'de hapishanede yaşamına son verdi. William Morton, patent ve onur uğruna yıllarını ve servetini tüketti; 1868'de, Jackson'ı öven bir haberi okuduktan sonra bunalıma girip öldü — yoksul ve kırgın. Charles Jackson ise günlerini bir akıl hastanesinde tamamladı.
Crawford Long, hak ettiği krediyi yaşarken hiç görmedi. Bir buluş insanlığı acıdan kurtarmıştı; ama onu kimin "icat ettiği" sorusu, mucitlerini neredeyse birer birer tüketti. Bilim tarihi, çoğu zaman buluşun parlaklığıyla, sahiplenme kavgasının karanlığını yan yana taşır.
Bir devrimin haftalar içinde yayılışı
Haber Atlantik'i hızla aştı. Daha Aralık 1846'da, "en hızlı bıçak" Robert Liston, Londra'da eter altında bir bacak ampütasyonu yaptı ve hayranlıkla, "Bu Yankee marifeti, manyetizmayı fersah fersah geride bırakıyor" dediği aktarılır. Hızıyla ün salmış cerrahın bile, artık aceleye gerek olmadığını fark etmesi anlamlıydı. 1847'de İskoç hekim James Young Simpson, kloroformu — özellikle doğum ağrısında — kullanıma soktu ve anestezi hızla yaygınlaştı. Birkaç yıl içinde, ağrısız ameliyat istisnadan kurala dönüştü.
Anestezinin doğuşu, beş yıla sığan bir devrim. Crawford Long eteri ilk kullanan olsa da yayımlamadığı için kredi alamadı; Morton'ın 16 Ekim 1846'daki halka açık gösterimi tabloyu değiştirdi ve haftalar içinde dünyaya yayıldı.
ANESTEZİ CERRAHİYİ NASIL DÖNÜŞTÜRDÜ?
Anestezinin asıl devrimi, ağrıyı dindirmenin ötesindeydi: cerrahiyi bir hız meselesinden bir özen meselesine çevirdi. Hasta artık acı çekmediği ve hareket etmediği için, cerrah dakikalar yerine saatler alabilen, ince ve düşünülmüş ameliyatlar yapabilir hale geldi.
Bu, modern cerrahinin doğum koşuluydu. Derin anatomik diseksiyon, geniş tümör çıkarımı, dikkatli kanama kontrolü — hepsi ancak hasta sakince uyurken mümkündü. Antisepsinin (Lister, daha sonra ele alacağız) eklenmesiyle birlikte anestezi, cerrahinin önündeki iki büyük duvarı — ağrıyı ve enfeksiyonu — yıktı. Bu iki ön koşul olmadan, Halsted'in saatler süren özenli radikal mastektomisi (84. gün) düşünülemezdi bile.
Bir devrimin iki yüzü
Anestezinin kanser tarihindeki yeri özeldir; çünkü ilk halka açık gösterimin bizzat bir tümör ameliyatı olması bir tesadüf değil, bir simgedir. Ağrısız cerrahi, kanserle mücadelede o güne dek imkânsız olanı mümkün kıldı: tümörü, hastanın dayanma sınırına göre değil, hastalığın gerektirdiği genişlikte ve özende çıkarmak. Yirminci yüzyılın büyük kanser ameliyatları — radikal mastektomiden karın içi rezeksiyonlara — bu zeminde yükseldi.
Anestezinin açtığı kapı
- Uzun, dikkatli, ince diseksiyon mümkün oldu
- Geniş ve derin tümör çıkarımı yapılabildi
- Cerrah hızdan kurtulup özene yöneldi
- Modern onkolojik cerrahinin temeli atıldı
Devrimin gölgesi
- Daha büyük ameliyat artık teknik olarak mümkündü
- Bu, radikal cerrahinin aşırılaşmasını kolaylaştırdı
- "Daha çok kes" dogmasının (84. gün) zemini hazırlandı
- Mümkün olmak, her zaman gerekli olmak değildir
Yani anestezi, kanser cerrahisine hem en büyük armağanı hem de dolaylı bir tuzağı verdi: artık her şeyi kesmek mümkündü; ama bunun her zaman doğru olup olmadığını anlamak, tıbbın bir asır daha sürecek bir öğrenme yolculuğu olacaktı. Devrimin ışığı kadar gölgesini de görmek, bu tarihin dürüst okunuşudur.
Anestezinin bu topraklara gelişi
Eter ve kloroform anestezisi, keşfinden kısa süre sonra Osmanlı tıbbına da ulaştı; on dokuzuncu yüzyılın ikinci yarısında, modernleşen askeri ve sivil tıp kurumlarında ağrısız cerrahi uygulanmaya başladı. Türk modern cerrahisinin doğuşu da tam bu döneme, anestezi ve antisepsinin sağladığı yeni imkânlarla şekillenen yıllara denk gelir — ki bu öncüleri ve özellikle Cemil Topuzlu'yu yarın ayrıca anlatacağız.
Bugün anesteziyoloji, kanser cerrahisinin ayrılmaz bir ortağıdır. Modern bir onkolojik ameliyatta, anestezi uzmanı yalnızca hastayı uyutmakla kalmaz; ameliyat boyunca yaşamsal işlevleri yönetir, ağrıyı ve stresi denetler, iyileşmeyi hızlandıran protokolleri uygular. Çağdaş onkoloji merkezlerinde cerrah, anestezi uzmanı, onkolog ve diğer ekip üyeleri bir bütün olarak çalışır. Morton'ın "hastanız hazır" dediği o an, bugün her ameliyathanede, sessizce tekrarlanan bir mirastır.
CERRAHİNİN ACISIZ ÇAĞINA GEÇİŞ
BU YAZIDA DOĞRULANAN BİLGİLER
- 16 Ekim 1846: Massachusetts General Hospital'ın "Eter Kubbesi"nde, William T. G. Morton (1819-1868) dietil eterle ilk halka açık anestezi gösterimini yaptı; cerrah John Collins Warren, Edward Gilbert Abbott'ın boyun/çene bölgesindeki damarlı tümörünü çıkardı (~25 dk). Hasta ağrı duymadı.
- "Bu bir sahtekârlık değil": Warren'a atfedilen söz, olaydan ~13 yıl sonra (1859) yazıya geçti; kesinliği tartışmalı. Wells'in başarısız "humbug" gösterimine göndermedir.
- Horace Wells: Azot protoksiti (gülme gazı) diş çekiminde kullandı (1844-45); 1845 başında Boston'daki gösterimi başarısız oldu.
- Charles T. Jackson: Harvardlı kimyager; Morton'a daha saf eter önerdi, sonradan onuru talep etti.
- Crawford Long: Georgia'lı hekim; eteri ameliyatta 1842'de kullandı ama 1849'a dek yayımlamadığı için kredi alamadı.
- Oliver Wendell Holmes: "Anestezi" terimini önerdi (1846); Eter Anıtı'nın "either"a adanmış olduğu esprisi ona aittir.
- Trajik sonlar: Wells 1848'de hapiste intihar etti; Morton 1868'de yoksul ve kırgın öldü; Jackson akıl hastanesinde son buldu.
- Yayılış: Bigelow olayı hemen yayımladı; Robert Liston Aralık 1846'da Avrupa'da eterle ampütasyon yaptı; James Young Simpson 1847'de kloroformu kullanıma soktu.
- Kanser bağı: İlk gösterim bir tümör ameliyatıydı; anestezi (+ sonra Lister antisepsisi) modern, uzun ve özenli kanser cerrahisinin (ör. Halsted radikal mastektomisi, 84. gün) ön koşuludur.
Anadolu'nun Neşteri: Cemil Topuzlu ve Türk Modern Cerrahisinin Doğuşu
Anestezi ve antisepsi, cerrahiyi dünya genelinde dönüştürürken, bu yeni bilim bu topraklara da ulaştı. Paris'te dönemin büyük cerrahlarının yanında yetişen bir Osmanlı hekimi, modern cerrahiyi İstanbul'a taşıdı: antiseptik tekniği, yeni ameliyat yöntemlerini ve bilimsel bir cerrahi anlayışını. Cemil Topuzlu, yalnızca usta bir cerrah değil; aynı zamanda bir eğitimci, bir reformcu ve İstanbul'un belediye başkanı olarak şehrin çehresini değiştiren bir devlet adamıydı. 89. günde, Türk modern cerrahisinin doğuşunu ve Anadolu'nun neşterini eline alan bu öncüyü inceleyeceğiz.
Yazarın notu: Bu yazı bir "geri dönüş dosyası"dır: anestezinin 1846'daki doğuşu, kronolojik olarak serinin pek çok bölümünden önce gelse de, modern kanser cerrahisinin ön koşulu olduğu için bu noktada ele alınmıştır. Cerrahinin ikinci büyük ön koşulu olan antisepsi (Joseph Lister, 1867) ileride ayrı bir bölümde işlenecektir. Morton'ın patentlediği "Letheon" ve tıbbi buluşların patentlenmesi tartışması, tıp etiği tarihinin önemli bir dönüm noktasıdır.
Kaynaklar ve İleri Okuma
- Bigelow HJ. Insensibility during surgical operations produced by inhalation. Boston Medical and Surgical Journal 1846;35:309-317. (Eter anestezisinin kurucu yayını.)
- Desai SP, Desai MS, Pandav CS. The discovery of modern anaesthesia — contributions of Davy, Clarke, Long, Wells and Morton. Indian Journal of Anaesthesia 2007;51(6):472-478.
- Robinson DH, Toledo AH. Historical development of modern anesthesia. Journal of Investigative Surgery 2012;25(3):141-149.
- Gawande A. Two hundred years of surgery. New England Journal of Medicine 2012;366(18):1716-1723.
- Desai MS, et al. Ether Day revisited: the surgical records of Edward Gilbert Abbott. (Eter Günü ve Abbott'ın cerrahi kayıtları üzerine inceleme.)
- Mukherjee S. The Emperor of All Maladies: A Biography of Cancer. New York: Scribner, 2010. (Cerrahinin yükselişi ve ön koşulları; Türkçe: İmparatorluğun Kralı, Domingo Yayınevi.)
Bu yazı 365 Günde Kanser Tarihi Serisi'nin 88. günü ve bir geri dönüş dosyasıdır. Anesteziden önce cerrahi, hız ve dehşetle yürütülen bir işkenceydi; 16 Ekim 1846'da William Morton'ın eterle yaptığı ilk halka açık gösterim — çarpıcı biçimde bir boyun tümörünün çıkarılması — cerrahiyi sonsuza dek değiştirdi ve onu bir hız meselesinden bir özen sanatına dönüştürdü. Anestezi, antisepsiyle birlikte, modern ve radikal kanser cerrahisinin (örneğin Halsted'in radikal mastektomisinin) ön koşulu oldu; ama aynı zamanda radikal cerrahinin aşırılaşmasını da teknik olarak mümkün kıldı. Anestezinin mucitliği üzerine yaşanan öncelik kavgası ise birçok öncüyü trajik bir sona sürükledi. Bu yazı tarihsel-popüler bir bakışla hazırlanmıştır; tanı veya tedavi yönlendirmesi içermez. Modern anestezi ve cerrahi, bugün titiz güvenlik standartlarıyla uygulanır; sağlığınızla ilgili her karar için kendi hekiminize ve cerrahi ekibinize danışınız. Yazıdaki tüm tarih, isim ve veriler Bigelow'un 1846 yayını, Desai ve ark. 2007, Robinson-Toledo 2012, Gawande 2012 ve modern akademik kaynaklardan doğrulanmıştır.



