
Akciğer Kanserinde Yeni Bir Hedef: CD39 Blokajı MATISSE Çalışmasında Umut Veriyor
Çalışma: MATISSE Faz 2 (NCT05742607) · Sunucu: Prof. Dr. Fabrice Barlesi (Institut Gustave Roussy & Université Paris-Saclay)
Küçük hücreli dışı akciğer kanseri (KHDAK — NSCLC) tedavisinde perioperatif kemoterapi + immün kontrol noktası inhibitörü kombinasyonları son yıllarda devrim yarattı, ancak hâlâ 5 yıllık olay-bağımsız sağkalım yalnızca %50 civarında kalıyor. AACR 2026 Yıllık Toplantısı'nda sunulan MATISSE Faz 2 çalışması, bu sınırı aşmak için yeni bir hedefe odaklandı: CD39, adenozin yolağının anahtar enzimi. IPH5201 isimli birinci-sınıfında anti-CD39 monoklonal antikoru, ameliyat edilebilir evre 2-3A KHDAK hastlarında, durvalumab ve platin bazlı kemoterapiye eklendiğinde patolojik tam yanıt (pCR — pathological complete response) oranlarının dikkat çekici biçimde yükseldiği gözlemlendi: PD-L1 ≥%50 olan tümörlerde bu oran %50'ye ulaştı. Bu, onkolojide heyecan verici bir yeni mekanizmanın doğuşunu işaret ediyor olabilir.
CD39 ve Adenozin Yolağı: Bağışıklığı Susturan Gizli Bir Katman
İmmünoterapi çağında "neden bazı tümörler PD-L1 inhibitörlerine yanıt vermiyor?" sorusu, onkolojinin en kritik araştırma konularından biri haline geldi. Yanıtların bir kısmı adenozin yolağında yatıyor.
Mekanizma şöyle işliyor: Sağlıklı dokularda hücre dışındaki adenozin trifosfat (ATP), hücre hasarının önemli bir sinyalini oluşturur ve bağışıklık sistemini aktive eder. Ancak tümör mikroçevresinde bu ATP, CD39 enzimi tarafından önce adenozin monofosfata (AMP) parçalanır, ardından CD73 enzimi bu AMP'yi adenozine dönüştürür. Tümör çevresinde biriken adenozin ise tam tersi bir etki yaratır: Bağışıklık hücrelerini susturur, T hücre aktivasyonunu baskılar ve PD-L1 inhibitörlerinin etkinliğini köreltir.
🔬 TEMEL KAVRAM: İMMÜNOTERAPİYE NEDEN DİRENÇ GELİŞİR?
Tümör mikroçevresindeki yüksek adenozin düzeyleri, bir anlamda bağışıklık sistemine "sus, burada sorun yok" mesajı gönderir. CD39 enzimi bu baskılayıcı mekanizmanın ilk adımını kontrol eder. KHDAK dokusunda bu enzim aşırı eksprese olur — yani tümör, bağışıklıktan kaçabilmek için bu yolu aktif biçimde kullanır. IPH5201 ile CD39'u bloke etmek, teorik olarak bu "sus" sinyalini kesmek ve PD-L1 inhibitörlerinin etkisini güçlendirmek anlamına gelir.
Tümör mikroçevresinde immün baskılanma ve farmakolojik müdahale noktaları
MATISSE Çalışması: Tasarım ve Katılımcılar
MATISSE çalışması (NCT05742607), Innate Pharma sponsorluğunda AstraZeneca iş birliğiyle yürütülen çok merkezli, tek kollu bir faz 2 çalışmasıdır. Avrupa ve ABD'deki merkezlerden 40 hasta üzerinde ön analiz yapıldı. Katılımcılar daha önce tedavi almamış, rezektabl evre 2/3A KHDAK tanısı alan hastalardı. Çalışma, birincil uç nokta olarak patolojik tam yanıt (pCR) oranını ve güvenlilik profilini değerlendiriyor.
Patolojik Tam Yanıt Oranları: Dikkat Çekici Bir Eğilim
Çalışmanın birincil sonuçları, özellikle PD-L1 ekspresyonu yüksek tümörlerde belirgin bir fayda eğilimi ortaya koyuyor:
Bu bulgulara ek olarak, başlangıç CD39 ekspresyonu yüksek olan tümörlerde de daha iyi pCR oranları gözlemlendi — bu, CD39'un yalnızca bir "tedavi hedefi" değil, aynı zamanda tedavi yanıtını öngörebilen olası bir biyobelirteç olabileceğini düşündürüyor. Çalışma, bu eğilimi doğrulamak üzere yalnızca PD-L1 ≥%1 tümörleri olan hastaları kaydetmeye devam edecek.
AEGEAN ile Karşılaştırma: Bir Adım Önde mi?
MATISSE'nin tek kollu olması nedeniyle doğrudan bir karşılaştırma çalışması değil, ancak dolaylı bir kıyaslama için referans noktası olarak AEGEAN çalışması kullanılıyor. AEGEAN, durvalumabın rezektabl KHDAK'de platin bazlı kemoterapi ile kombinasyonunda FDA onayına yol açan faz 3 çalışmasıdır. Karşılaştırma tablosu şöyledir:
PD-L1 alt gruplarına göre patolojik tam yanıt oranları — farklı çalışma popülasyonlarının dolaylı kıyaslaması
Grafik dikkat çekici bir paterni ortaya koyuyor: Genel popülasyonda MATISSE kolu %27,5 pCR oranıyla AEGEAN'ın %17,2'lik oranının belirgin üzerinde. PD-L1 negatif grupta fark pek görülmüyor (%8,3 vs %9), ancak PD-L1 ≥%50 alt grubunda MATISSE %50 ile AEGEAN'ın %27,5'lik oranına göre neredeyse iki katına ulaşıyor. Bu bulgu, IPH5201'in özellikle PD-L1 pozitif tümörlerde durvalumabın etkisini güçlendirdiğine işaret ediyor.
Ancak bir önemli uyarı: MATISSE faz 2 tek kollu bir çalışmadır ve 40 hasta ile yapılan ön analiz sonuçlarını raporlamaktadır. AEGEAN ile yapılan karşılaştırma dolaylıdır — farklı hasta popülasyonları, farklı zaman dilimleri ve farklı merkez profilleri söz konusudur. Bu eğilimin doğrulanması için randomize, faz 3 bir çalışma gereklidir.
NeoCOAST-2 ve Adenozin Yolağı Rekabeti: CD39 mi, CD73 mü?
MATISSE ile aynı dönemde sunulan NeoCOAST-2 çalışması, adenozin yolağının bir sonraki enzimi olan CD73'ü hedefleyen oleclumab'ı benzer bir perioperatif tasarımda test etti. 74 hasta üzerinde yapılan çalışmada genel pCR oranı %20,3 olarak raporlandı — MATISSE'den düşük, ancak PD-L1 negatif tümörlerde pCR oranı %16 ile MATISSE'nin %8,3'ünden yüksek bulundu.
MD Anderson Kanser Merkezi'nden torasik onkolog Tina Cascone, bu iki çalışmayı yorumlarken önemli bir noktaya dikkat çekti: "Küçük rakamlarla çalışıyoruz, ancak adenozin yolağının farklı bileşenlerini hedeflemek, PD-L1 ekspresyonuna göre farklı şekilde faydalı olabilir." Yani CD39 ve CD73 blokajı birbirinin alternatifi değil, tamamlayıcısı olabilir. Hatta ikisinin birlikte blokajı gelecekte düşünülebilecek bir strateji olarak öne çıkıyor.
- Hedef: CD39 enzimi (yolağın ilk adımı)
- ATP birikimini artırır (immün uyarıcı)
- Genel pCR: %27,5
- PD-L1 ≥%50: %50 pCR (güçlü yanıt)
- PD-L1 negatif: %8,3 pCR
- Geliştirici: Innate Pharma + AstraZeneca
- Hedef: CD73 enzimi (yolağın son adımı)
- Adenozin oluşumunu doğrudan engeller
- Genel pCR: %20,3 (n=74)
- PD-L1 negatif: %16 pCR (MATISSE'den yüksek)
- PD-L1 pozitif alt gruplarında MATISSE'den düşük
- Geliştirici: AstraZeneca
Güvenlilik Profili: Yeni Sinyal Yok
MATISSE'de yeni güvenlilik sinyalleri gözlemlenmedi. Hastaların yaklaşık dörtte üçünde IPH5201 ile ilişkili advers olaylar raporlandı. %10 veya daha fazla oranda görülen olaylar şunlardı: asteni (güçsüzlük), artralji (eklem ağrısı), hipotiroidizm ve trombositopeni (trombosit sayısında azalma). Bu profil, durvalumab ve platin bazlı kemoterapinin bilinen yan etki profilinden dramatik biçimde ayrışmıyor — CD39 blokajının güvenlilik penceresinin makul olduğuna işaret ediyor.
Uzman Yorumu: Alanın Geleceği
Barlesi ise çalışmanın gelecek yönüne dair net bir mesaj verdi: MATISSE, erken evre küçük hücreli dışı akciğer kanserinde CD39 ve daha geniş anlamda adenozin yolağı inhibisyonu için yolu açıyor. PD-L1 tümör ekspresyonuna bağlı olarak patolojik tam yanıt oranlarında iyileşme görülüyor. Bu eğilimi doğrulamak için MATISSE, PD-L1 ≥%1 olan hastaları kaydetmeye devam edecek.
Türkiye Pratiğine Yansımalar ve Gelecek Olasılıkları
Türkiye'de rezektabl KHDAK tedavisinde perioperatif durvalumab + platin bazlı kemoterapi (AEGEAN rejimi) giderek standart hale gelmektedir. Ancak geri ödeme kapsamı ve merkezler arası uygulama çeşitliliği bu konuda hâlâ önemli engeller oluşturmaktadır. MATISSE'nin sonuçları Türkiye pratiğine bugün doğrudan bir etki yapmayacaktır — çünkü IPH5201 henüz onaylanmamış, klinik çalışma aşamasındadır.
Ancak üç önemli stratejik mesaj ortaya çıkıyor: Birincisi, Türkiye'deki büyük torasik onkoloji merkezlerinin gelecek faz 3 çalışmalarına katılım için hazırlanması — bu, hem bilimsel katkı hem de hastalarımızın yenilikçi tedavilere erken erişimi açısından önemlidir. İkincisi, PD-L1 ve CD39 ekspresyonunun rutin değerlendirmesi için patoloji altyapısının güçlendirilmesi — özellikle CD39 immünohistokimyası gelecekte bir tedavi-yönlendiren biyobelirteç haline gelebilir. Üçüncüsü, adenozin yolağı kavramının onkoloji pratiğinde giderek önem kazanacağını öngörmek ve hem klinisyenler hem de hastalar için eğitim materyallerini güncellemek.
🎓 DROZDOGAN Akademi — Yorum ve Tartışma
CD39 BLOKAJI · ADENOZİN YOLAĞI · AKCİĞER KANSERİ · MATISSE FAZ 2 · AACR 2026
Bu Çalışmanın Önemi
MATISSE çalışması, immünoterapi çağında hâlâ yanıtlanmamış bir soruya somut bir cevap arayışıdır: "Neden bazı KHDAK tümörleri PD-L1 inhibitörlerine beklenen ölçüde yanıt vermiyor?" Adenozin yolağının bu kırılganlıkta merkezi bir rol oynadığına dair uzun süredir preklinik kanıt birikmişti; MATISSE bu hipotezi insanlarda rezektabl evrede test eden ilk büyük çalışmalardan biri olma niteliği taşıyor. Birinci-sınıfında bir moleküler hedef tedavisinin, PD-L1 ≥%50 alt grubunda pCR oranını %27,5'ten %50'ye yükseltmesi — eğer faz 3'te doğrulanırsa — KHDAK tedavisinde yeni bir katman anlamına gelir. Sadece akciğer kanseri için değil, diğer solid tümörler için de önemli bir mekanistik prensibin insan verisine çevrildiğini görüyoruz.
Güçlü Yönler
Çalışmanın güçlü yanı, sadece klinik etkinlik verilerini değil, aynı zamanda kapsamlı biyobelirteç analizlerini içermesidir. PD-L1 ekspresyonuna göre alt grup analizlerinin yanı sıra, başlangıç CD39 ekspresyonunun pCR ile pozitif korelasyon göstermesi, kimin tedaviden en çok fayda göreceğine dair prediktif bir biyobelirteç potansiyelini ortaya koymaktadır. Ayrıca güvenlilik profilinin temel kemoterapi-immünoterapi kombinasyonundan dramatik biçimde ayrışmaması, bu yaklaşımın faz 3 çalışmalara ilerlemesini destekleyen önemli bir bulgudur. NeoCOAST-2 ile birlikte sunulmuş olması, adenozin yolağının farklı noktalarının farklı hasta gruplarında etkili olabileceğine dair zarif bir araştırma çerçevesi sunmaktadır. Barlesi liderliğinde Gustave Roussy merkezli çok merkezli uluslararası işbirliği, verinin kalitesine katkı sağlamaktadır.
Sınırlılıklar ve Açık Sorular
Eleştirel değerlendirmede birkaç önemli sınırlılık dikkat çekiyor. Birincisi, MATISSE tek kollu bir faz 2 çalışmasıdır ve randomize plasebo/kontrol kolu içermemektedir. AEGEAN ile yapılan karşılaştırma dolaylıdır ve farklı hasta popülasyonlarından kaynaklı sistematik önyargı taşıyabilir. İkincisi, 40 hastalık örneklem büyüklüğü, özellikle alt grup analizleri için sınırlıdır — PD-L1 ≥%50 grubunda "%50 pCR" rakamı, küçük örnekten kaynaklı geniş güven aralıklarına tabidir. Üçüncüsü, birincil uç nokta pCR'dir; ancak akciğer kanserinde asıl önemli olan uzun dönem sağkalım ve olay-bağımsız sağkalım verileridir. pCR bir ara uç nokta olarak değerli olsa da, uzun vadeli fayda için bekleme gereklidir. Dördüncüsü, çalışmanın Innate Pharma ve AstraZeneca tarafından finanse edildiği ve ana araştırmacının bu şirketlerle ilişkileri olduğu — kaçınılmaz bir gerçeklik olsa da bağımsız faz 3 doğrulama bu nedenle daha kritiktir. Son olarak, PD-L1 negatif tümörlerde neden yarar sınırlı kaldığı — adenozin yolağı bu gruplarda başka bir immün kaçış mekanizmasıyla mı birlikte çalışıyor — yanıtlanması gereken önemli bir soru olarak duruyor.
Klinik Pratiğe Yansıması
Klinik pratik açısından bugünkü mesaj açık: IPH5201 henüz onaylı bir tedavi değildir ve rutin uygulamaya giremez. Ancak Türkiye'deki torasik onkoloji merkezleri için önemli çıkarımlar vardır. Birincisi, mevcut AEGEAN rejimi (perioperatif durvalumab + platin KT) rezektabl evre 2-3A KHDAK'de standart olarak uygulanmalıdır — ancak bu rejim altında bile hastaların yarısından fazlasının nüks ettiği akılda tutulmalıdır. İkincisi, PD-L1 ekspresyonunun titiz ölçümü (22C3 antikoru ile, deneyimli patoloji merkezlerinde) tedavi yanıt öngörüsü açısından kritiktir; gelecekte CD39 IHC eklenmesi gündeme gelebilir. Üçüncüsü, uygun vakalarda faz 3 çalışmalara hasta yönlendirmesi değerlendirilmelidir. Onkoloji pratisyenleri için pedagojik değeri yüksek bir gelişme: immünoterapinin "ikinci nesli" olarak adenozin yolağı, TIGIT, LAG-3 gibi yeni hedefler gelecek yıllarda giderek daha fazla konuşulacaktır. Pratik olarak en önemli mesaj şudur: Erken evre KHDAK'de patolojik tam yanıt, uzun dönem sağkalımın güçlü bir öngörücüsü olmaya devam etmektedir — pCR'ı artıran her strateji önemlidir, ancak bu artışın sağkalıma yansıyıp yansımayacağı takip çalışmalarında gösterilmelidir.
Gelecek Soruları
Önümüzdeki dönemin kritik soruları şunlardır: MATISSE'nin PD-L1 ≥%1 genişleme kohortu (ve olası bir faz 3 çalışması) pCR avantajını randomize koşullarda doğrulayacak mı? CD39 ekspresyonu, prediktif bir biyobelirteç olarak rutin patoloji değerlendirmesine girecek mi ve hangi IHC platformları standartlaşacak? Adenozin yolağının farklı noktalarının (CD39, CD73, A2a reseptör) kombinasyonları daha iyi sonuçlar verebilir mi ve bu kombinasyonlar hangi PD-L1 alt gruplarında en faydalı olacak? TIGIT, LAG-3 gibi diğer yeni immün kontrol noktası inhibitörleriyle adenozin yolağı inhibitörlerinin kombinasyonu gündeme gelecek mi? Sağkalım sonuçları, pCR avantajını yansıtacak mı yoksa "pCR yüksek ama sağkalım değişmedi" paradoksuna mı kapılacağız — onkolojide son yıllarda birçok kez karşımıza çıkan bu sorun MATISSE için de geçerli mi? Türkiye özelinde: Adenozin yolağı inhibitörleri ülkemizdeki klinik çalışma ağına ne zaman entegre olacak ve hastalarımızın bu yeniliklerden yararlanma yolu nasıl açılacak? Bu soruların yanıtları, KHDAK'de perioperatif tedavinin gelecek on yılını şekillendirecek.
Bilimsel Kaynaklar
- Barlesi F ve ark. (MATISSE). Dual CD39 and PD-L1 inhibition: Interim results from the Phase 2 MATISSE trial of IPH5201 plus durvalumab and platinum-based chemotherapy in patients with resectable NSCLC. AACR Annual Meeting 2026, Abstract CT231. Sunum tarihi: 21 Nisan 2026.
- Medscape Medical News. CD39 Blockade Shows Potential in Early-Stage Non-Small Cell Lung Cancer. M. Alexander Otto, 22 Nisan 2026.
- Innate Pharma. MATISSE Phase 2 Interim Results: IPH5201 in Resectable NSCLC. Basın bildirisi, 17 Nisan 2026.
- Heymach JV ve ark. (AEGEAN). Perioperative Durvalumab for Resectable Non-Small-Cell Lung Cancer. N Engl J Med 2023;389:1672–1684.
- NeoCOAST-2 çalışma ekibi. Oleclumab (anti-CD73) combined with durvalumab and chemotherapy in resectable NSCLC: perioperative results. Sunuldu: AACR 2026.
- Allard B ve ark. The adenosine pathway in anti-cancer immunity: CD39 and CD73 as emerging therapeutic targets. Nat Rev Clin Oncol 2020;17:611–629.
- Vijayan D, Young A, Teng MWL, Smyth MJ. Targeting immunosuppressive adenosine in cancer. Nat Rev Cancer 2017;17:709–724.
- ClinicalTrials.gov. MATISSE: Perioperative IPH5201 with Durvalumab and Chemotherapy in Resectable NSCLC. Identifier: NCT05742607.
Bu makale, süreç kapsamında yapay zeka da dahil olmak üzere çeşitli editörlük araçları kullanılarak oluşturulmuştur. Yayınlanmadan önce insan editörler tarafından incelenmiştir.



