
Osteosarkom (Kemik Kanseri) Belirtileri, Evreleri ve Tedavisi
Osteosarkom (Kemik Kanseri) Nedir?
Osteosarkom, kemik dokusunu oluşturan hücrelerden (osteoblastlardan) kaynaklanan, en sık görülen primer (kemikten doğrudan kaynaklanan, başka bir organdan yayılmamış) kemik kanseridir. Çocukluk çağının ergenlik döneminde en sık görülen kemik tümörü olup, kemiğin hızlı büyüdüğü uzun kemiklerin uç kısımlarında (diz çevresi, kalça, omuz) ortaya çıkma eğilimindedir. Osteosarkom, tedavisinde cerrahi ve kemoterapinin birlikte ("sandviç" şeklinde — ameliyat öncesi ve sonrası) uygulandığı, multidisipliner yaklaşım gerektiren bir hastalıktır. Son 40 yılda kemoterapi protokollerindeki gelişmeler sağkalımı belirgin şekilde artırmış olsa da, osteosarkom halen birçok modern hedefe yönelik tedaviye ve immünoterapiye dirençli, zorlu bir kanser türü olmaya devam etmektedir. Bu rehber, hastalığın nedenlerinden güncel tedavi yaklaşımlarına kadar tüm süreci kapsamlı şekilde ele almaktadır.
Osteosarkom, çocukluk/ergenlik çağının en sık görülen iki primer kemik kanserinden biridir; diğeri Ewing sarkomudur. İkisi farklı hücrelerden kaynaklanır, farklı görüntüleme bulguları verir (Ewing sarkomu genellikle kemiğin gövde kısmından, "diafiz"den başlar) ve farklı kemoterapi protokolleriyle (Ewing sarkomunda VAC-IE rejimi) tedavi edilir. Bu rehber özellikle osteosarkoma odaklanmaktadır; Ewing sarkomu ile ilgili ayrıntılı bilgi için sitemizdeki Ewing sarkomu yazımıza başvurabilirsiniz.
Ne Sıklıkta Görülür? (Güncel İstatistikler)
Amerikan Kanser Derneği'ne (ACS) göre, ABD'de yılda yaklaşık 1.000 yeni osteosarkom vakası tanı almakta olup bunların yaklaşık yarısı çocuk ve ergenlerde görülür; osteosarkom çocukluk çağı kanserlerinin yaklaşık %2-3'ünü oluşturur (ACS "Key Statistics for Osteosarcoma," son güncelleme 21 Ağustos 2025). SEER'in "kemik ve eklem kanserleri" geniş kategorisine göre (2018-2022 verileri, 2025-2026'da yayınlandı) yıllık insidans 100.000'de 1,0 olup, 5 yıllık göreceli sağkalım yaklaşık %70,7'dir (2015-2021 SEER-21 kohortu). Klasik bir SEER analizine göre (Ottaviani G, Jaffe N, Cancer Treatment and Research, 2009; 1973-2004 verileri), insidans erkeklerde 100.000'de 5,4, kadınlarda 100.000'de 4,0'dır — en sık tutulan bölgeler femur (%42, ağırlıklı olarak distal uç), tibia (%19, ağırlıklı olarak proksimal uç) ve humerustur (%10, ağırlıklı olarak proksimal uç) — yani tümör, kemiğin en hızlı büyüdüğü "büyüme plağı" bölgelerinde, pratikte de en sık diz çevresinde ortaya çıkar.
Osteosarkom görülme sıklığı yaşla birlikte iki ayrı tepe noktası gösterir: baskın tepe nokta ergenlik döneminde (10-19 yaş, büyüme atağıyla eş zamanlı — hızlı çoğalan osteoblastların bu dönemde kansere daha yatkın olduğu düşünülür) ve daha küçük bir ikinci tepe nokta 60-65 yaş üzerinde görülür (ACS'ye göre tüm osteosarkomların yaklaşık %20'si 60 yaş üzerinde görülür). Bu ikinci grup biyolojik olarak farklıdır: büyüyen bir kemikte kendiliğinden (de novo) gelişen hastalıktan çok, çoğunlukla Paget kemik hastalığı zemininde veya önceden uygulanmış radyoterapiye bağlı gelişen "sekonder osteosarkom" bu grubu oluşturur.
Türkiye'ye özgü ulusal bir insidans rakamı bu araştırma kapsamında bulunamamıştır (Türk Pediatrik Onkoloji Grubu/Türk Pediatrik Hematoloji Derneği kayıt sistemi, osteosarkoma özgü ayrı bir insidans rakamı yayınlamamaktadır). Ancak tek merkezli bir Türkiye çalışmasına göre (Altıntaş M, ve ark., Turkish Archives of Pediatrics, 2024; 2007-2021 döneminde 59 pediatrik hasta), hastaların %59,3'ü tanı anında zaten metastatik hastalıkla başvurmuş, 5 yıllık genel sağkalım %47,5, hastalıksız sağkalım %30,5 olarak bulunmuştur. Bu rakamların, ABD/SEER tabanlı verilere kıyasla belirgin şekilde daha kötü olduğu görülmektedir — bu fark muhtemelen tanısal gecikmeyi ve tek merkez/sevk popülasyonu önyargısını yansıtmaktadır; ulusal bir insidans rakamı olarak değil, gerçek dünya klinik görüntüsüne dair bir örnek olarak değerlendirilmelidir.
Kalıtsal Yatkınlık ve Risk Faktörleri
Osteosarkomların büyük çoğunluğu sporadik (kalıtsal olmayan) olarak ortaya çıkar; ancak birkaç önemli kalıtsal sendrom ve edinsel durum, riski belirgin şekilde artırır:
| Durum | Gen/Neden | Risk Verisi |
|---|---|---|
| Li-Fraumeni sendromu | TP53 germline mutasyonu | 70 yaşına kadar kümülatif osteosarkom riski erkeklerde %11, kadınlarda %5 — erkek taşıyıcılarda en sık görülen 3 kanser türünden biri (Mai PL, ve ark., Cancer, 2016) |
| Kalıtsal retinoblastom | RB1 germline mutasyonu | Işınlanmamış hastalarda dahi belirgin artmış risk; radyoterapi uygulanan alanlarda risk yaklaşık 400 kat artabilir; ışınlama sonrası 20 yılda kümülatif kemik sarkomu insidansı %7'ye ulaşabilir (Kleinerman RA, ve ark., Clinical Sarcoma Research, 2012) |
| Rothmund-Thomson sendromu (Tip 2) | RECQL4 mutasyonu | Bir çalışmada osteosarkom gelişen tüm RTS hastalarının (11/11) kesici (truncating) RECQL4 mutasyonu taşıdığı gösterilmiştir (Wang LL, ve ark., J Natl Cancer Inst, 2003) |
| Werner sendromu | WRN mutasyonu | Sendromla ilişkili kanserlerin %7'sini osteosarkom oluşturur; tipik olmayan şekilde erişkin yaşta (35-57) ve atipik bölgelerde (ayak/ayak bileği) ortaya çıkabilir |
| Bloom sendromu | BLM mutasyonu | Osteosarkom, sendrom kanser spektrumunun nadir ama tanınan bir bileşenidir |
| Paget kemik hastalığı | Edinsel (yaşlılıkta) | Yaşlı erişkinlerdeki sekonder osteosarkomun bilinen bir zemini; kesin oran için birincil kaynak doğrulaması önerilir, ancak nadir bir komplikasyon olarak kabul edilir |
| Önceki radyoterapi | Edinsel | Sekonder osteosarkom için bilinen bir risk faktörü; ışınlama ile tümör gelişimi arasındaki gecikme süresi genellikle 10-20 yıl civarındadır (retinoblastom kohortlarında ortalama ~12 yıl) |
Histolojik Alt Tipler ve Moleküler Özellikler
Konvansiyonel (klasik) osteosarkom, tüm osteosarkomların yaklaşık %80'ini oluşturur ve baskın matriks tipine göre üçe ayrılır: osteoblastik (~%50), kondroblastik (~%25) ve fibroblastik (~%25) (Kundu ZS, Indian Journal of Orthopaedics, 2014). Bunların yanında, çok daha nadir görülen ve farklı klinik davranış gösteren alt tipler de mevcuttur:
| Alt Tip | Sıklık | Klinik Davranış |
|---|---|---|
| Telanjiektatik osteosarkom | <%4 | Anevrizmal kemik kistini taklit eder (kanla dolu kistik boşluklar) |
| Küçük hücreli osteosarkom | Nadir | Ewing sarkomunu taklit edebilir; agresif seyirli, ~%30 5 yıllık sağkalım, kemoterapiye yanıt zayıf |
| Düşük dereceli santral osteosarkom | %1-2 | 3.-4. dekatta, yavaş büyüyen, fibröz displaziyi taklit edebilir; konvansiyonel osteosarkoma göre görece iyi prognoz |
| Parosteal osteosarkom | Nadir, genç kadınlarda göreceli sık | Kemik yüzeyinden (periosttan) kaynaklanır, yoğun kemikleşmiş; ~%90 5 yıllık sağkalım (yetersiz cerrahi sınır veya yüksek dereceli dediferansiyasyon dışında) |
| Periosteal osteosarkom | Nadir | Düşük dereceli, yavaş büyüyen; ~%91 5 yıllık sağkalım (yalnız cerrahiyle) |
| Yüksek dereceli yüzey osteosarkomu | <%1 | Yüzeyden kaynaklanmasına rağmen konvansiyonel yüksek dereceli hastalık gibi agresif davranır — diğer yüzey tiplerinin aksine prognozu kısıtlıdır |
Kapsamlı bir tüm-genom dizileme çalışmasına göre (Chen X, ve ark., Cell Reports, 2014), pediatrik osteosarkom örneklerinin %90'ında TP53 geninde değişiklik saptanmış olup, bu değişikliklerin %55'i klasik nokta mutasyonlarından çok yapısal genomik yeniden düzenlenmelerden kaynaklanmaktadır. RB1 yolağı değişiklikleri de sporadik osteosarkomların %30-75'inde bildirilmiştir. Buna karşın MDM2/CDK4 gen amplifikasyonu, konvansiyonel yüksek dereceli osteosarkomda genellikle bulunmaz; bunun yerine spesifik olarak düşük dereceli santral osteosarkom ve parosteal osteosarkomda görülür ve patoloji laboratuvarında bu tümörleri iyi huylu fibro-kemiksel lezyonlardan (örn. fibröz displazi) ayırt etmede tanısal olarak kullanılır.
Belirtileri
- Etkilenen kemikte, sıklıkla geceleri veya aktiviteyle artan ağrı
- Şişlik veya ele gelen kitle
- Eklem hareketlerinde kısıtlılık (eklem yakınındaysa)
- Hafif travma sonrası beklenenden ağır kırık (patolojik kırık — hastaların yaklaşık %10'unda tanı anında mevcuttur)
- Topallama (alt ekstremite tutulumunda)
- Ateş, gece terlemesi gibi sistemik belirtiler nadirdir
Bu belirtiler, özellikle büyüme çağındaki çocuk ve ergenlerde "büyüme ağrısı" ile karıştırılabildiğinden tanı zaman zaman gecikebilir; iki haftadan uzun süren, gece artan veya travma ile orantısız şiddette olan kemik ağrısının mutlaka değerlendirilmesi önerilir.
Tanı Nasıl Konur?
Görüntüleme
Direkt grafi (röntgen), ilk basamak görüntüleme yöntemidir; osteosarkom için klasik bulgular arasında "güneş patlaması" (sunburst) görünümü (agresif periost reaksiyonuna bağlı iğnemsi kemik oluşumu) ve Codman üçgeni (kaldırılmış/kesintiye uğramış periostun normal korteksle birleştiği yerde oluşan üçgen gölge — osteosarkomla en klasik ilişkilendirilen, Ewing sarkomunda da görülebilen bir bulgu) sayılabilir.
| Yöntem | Amacı |
|---|---|
| MRG (manyetik rezonans görüntüleme) | Lokal evreleme — yumuşak doku yayılımı, eklem/nörovasküler tutulum, "atlama (skip)" metastazları değerlendirmek; kaynaklandığı kemiğin tamamı ve komşu eklemleri kapsamalıdır |
| Toraks BT | En sık metastaz yeri olan akciğerlerin taranması için standart yöntem |
| Kemik sintigrafisi ve/veya FDG-PET/BT | Ek iskelet evrelemesi — kemik metastazı/atlama lezyonlarının saptanması; PET/BT ayrıca tedavi yanıtının değerlendirilmesinde giderek daha fazla kullanılmaktadır |
İğne (kor) biyopsisi, mümkün olduğunda açık biyopsiye tercih edilir (daha düşük kontaminasyon riski). Ancak en kritik nokta şudur: biyopsi, kesin cerrahiyi gerçekleştirecek cerrahla doğrudan koordineli olarak ve tercihen aynı merkezde planlanmalıdır — çünkü biyopsi yolu, tanımlanan kesin cerrahi rezeksiyon hattı boyunca seçilmelidir ki tümörle birlikte tamamen çıkarılabilsin. Yanlış planlanmış veya yanlış yerde yapılmış bir biyopsi, çevre dokuları kontamine ederek uzuv koruyucu cerrahi şansını ortadan kaldırabilir ve sonuçları kötüleştirebilir — bu nedenle şüpheli bir kemik lezyonunda biyopsi kararı, deneyimli bir kemik-yumuşak doku tümör merkezine yönlendirildikten sonra verilmelidir.
Evreleme
Kemik sarkomlarında, diğer birçok kanserden farklı olarak, hem cerrahi kökenli klasik Enneking (MSTS) evreleme sistemi hem de AJCC TNM sistemi klinik pratikte kullanılmaktadır. AJCC 8. baskı, ekstremite/gövde/kafatası-yüz kemikleri için aşağıdaki tabloyu kullanırken, omurga ve pelvis (leğen kemiği) yerleşimli kemik sarkomları için ayrı, boyuta dayalı olmayan farklı evreleme sistemleri tanımlamıştır (Tanaka K, Ozaki T, Japanese Journal of Clinical Oncology, 2019) — bu rehberde, osteosarkomun büyük çoğunluğunun yerleştiği ekstremite/gövde tablosu esas alınmıştır.
Enneking (MSTS) Cerrahi Evreleme Sistemi
| Evre | Derece (G) | Lokal Yayılım (T) | Metastaz (M) |
|---|---|---|---|
| IA | G1 (düşük dereceli) | T1 (kompartman içi) | M0 |
| IB | G1 (düşük dereceli) | T2 (kompartman dışı) | M0 |
| IIA | G2 (yüksek dereceli) | T1 (kompartman içi) | M0 |
| IIB | G2 (yüksek dereceli) | T2 (kompartman dışı) | M0 |
| III | Herhangi | Herhangi | M1 (bölgesel veya uzak metastaz) |
Burada "kompartman içi (T1)", tümörün kortikal kemik, eklem kapsülü veya majör fasyal septum gibi doğal bir anatomik bariyerle sınırlı kaldığı anlamına gelirken, "kompartman dışı (T2)" tümörün bu bariyeri aşarak çevre dokuya yayıldığı anlamına gelir. Bu sistem 1980'de tanımlanmış olup (Enneking WF, ve ark., Clinical Orthopaedics and Related Research, 1980) hâlâ ortopedik onkologlar tarafından yaygın kullanılmaktadır.
AJCC 8. Baskı TNM Sistemi (Ekstremite/Gövde Kemik Sarkomları)
| Evre | T | N | M | Derece |
|---|---|---|---|---|
| IA | T1 (≤8 cm) | N0 | M0 | G1/GX (düşük) |
| IB | T2-T3 (>8 cm veya atlama/skip lezyonu) | N0 | M0 | G1/GX (düşük) |
| IIA | T1 (≤8 cm) | N0 | M0 | G2-G3 (yüksek) |
| IIB | T2 (>8 cm) | N0 | M0 | G2-G3 (yüksek) |
| III | T3 (atlama/skip lezyonu) | N0 | M0 | G2-G3 (yüksek) |
| IVA | Herhangi | N0 | M1a (yalnızca akciğer) | Herhangi |
| IVB | Herhangi | N1 (herhangi N) | M1b (diğer uzak bölgeler) veya N1 ile herhangi M | Herhangi |
Kemik sarkomlarında bölgesel lenf nodu tutulumu (N1) oldukça nadirdir; görüldüğünde prognostik olarak uzak metastazla eşdeğer kabul edilir.
Tedavi Yaklaşımı: "Sandviç" Modeli
Lokalize, yüksek dereceli osteosarkomun standart tedavisi üç aşamalı bir "sandviç" yaklaşımına dayanır: (1) neoadjuvan (ameliyat öncesi) kemoterapi → (2) cerrahi rezeksiyon → (3) adjuvan (ameliyat sonrası) kemoterapi. Bu yaklaşımın temel mantığı, hem olası mikroskobik metastazları erken tedavi etmek hem de ameliyat öncesi tümörü küçülterek uzuv koruyucu cerrahi şansını artırmaktır.
Neoadjuvan/Adjuvan Kemoterapi: MAP Rejimi
Yüksek dereceli osteosarkomda standart kemoterapi omurgası, metotreksat (yüksek doz) + doksorubisin + sisplatin (MAP) kombinasyonudur. Bu rejim, 1980'lerden 2000'lere kadar birçok işbirlikçi grup çalışmasıyla (COSS, POG/COG, SSG, EOI) geliştirilmiş ve standart hale gelmiştir.
Neoadjuvan kemoterapi sonrası cerrahi örnekte ölçülen tümör nekrozu yüzdesi, en güçlü prognostik faktörlerden biridir: Grade I (%0-50 nekroz) ve Grade II (%51-89 nekroz) "kötü yanıt"; Grade III (%90-99 nekroz) ve Grade IV (%100 nekroz) "iyi yanıt" olarak sınıflandırılır (Huvos AG, ve ark., Archives of Pathology & Laboratory Medicine, 1977). ≥%90 nekroz ("iyi yanıt") eşiği, aşağıda anlatılan EURAMOS-1 çalışmasının randomizasyon tasarımının da temelini oluşturmuştur.
Kötü yanıt veren hastalarda (MAP vs MAPIE): 618 kötü yanıtlı hasta MAP'a devam etmek veya MAP'a ifosfamid+etoposid eklemek (MAPIE) üzere randomize edilmiş; olaysız sağkalımda anlamlı fark bulunmamış (HR 0,98) ve MAPIE kolunda toksisite belirgin şekilde daha yüksek olmuştur (febril nötropeni %73'e karşı %50) (Marina NM, ve ark., Lancet Oncology, 2016). İyi yanıt veren hastalarda (MAP vs MAP+interferon): MAP'a pegile interferon alfa-2b idame tedavisi eklenmesi de 3 yıllık olaysız sağkalımda anlamlı fark yaratmamış (HR 0,83; p=0,214), üstelik hastaların yalnızca %76'sı interferonu başlatabilmiş, önemli bir kısmı toksisite nedeniyle erken bırakmıştır (Bielack SS, ve ark., Journal of Clinical Oncology, 2015). Bu sonuçlar, MAP rejimine ek yoğunlaştırmanın (en azından bu iki stratejiyle) sonucu iyileştirmediğini, tersine toksisiteyi artırdığını göstermiştir — bu bulgu, yakın zamanda bağımsız bir Japon çalışmasıyla da (JCOG0905, Journal of Clinical Oncology, 2025) doğrulanmıştır.
Cerrahi Tedavi
1970'lerden önce amputasyon standart tedaviydi; etkili kemoterapinin gelişmesi ve görüntüleme/rekonstrüksiyon tekniklerindeki ilerlemeyle birlikte, günümüzde büyük nörovasküler tutulum olmayan ekstremite osteosarkomlarında uzuv koruyucu cerrahi deneyimli merkezlerde baskın yaklaşım haline gelmiştir. Bir sistematik derleme/meta-analize göre, modern kemoterapi çağında uzuv koruyucu cerrahi, amputasyona kıyasla en az eşdeğer (bazı analizlerde daha iyi) 5 yıllık sağkalım ile ilişkilendirilmiştir — bu farkın büyük ölçüde hasta seçim kriterlerini (amputasyon, daha lokal ileri hastalıkta tercih edilir) yansıttığı düşünülmektedir.
Bir çalışmaya göre (Li X, ve ark., International Orthopaedics, 2012), lokal nüks oranı geniş cerrahi sınırda %8,3, yakın (close) sınırda %10,7 iken, pozitif cerrahi sınırda %57,1'e yükselmektedir — yani geniş ile yakın sınır arasındaki fark istatistiksel olarak anlamlı değilken, pozitif sınırdan kaçınmak belirleyici derecede önemlidir.
- Endoprotez ile rekonstrüksiyon: rezeke edilen kemik/eklem bölgesinin metal implantla değiştirilmesi
- Büyüyebilir (expandable) endoprotezler: iskelet olgunluğuna ulaşmamış çocuklarda, kemik büyümesine paralel olarak uzatılabilen özel implantlar — etkili olmakla birlikte, büyüme dönemi boyunca ortalama yaklaşık 9 ek cerrahi işlem gerektirebildiği bildirilmiştir (Dotan A, ve ark., Journal of Children's Orthopaedics, 2010)
- Rotasyonplasti: özellikle çok küçük/iskelet olarak olgunlaşmamış çocuklarda, ayak bileğinin diz eklemi işlevi görecek şekilde ters çevrilerek yeniden konumlandırıldığı özel bir rekonstrüksiyon tekniği; uzun dönem işlevsel sonuçları ve yaşam kalitesi genel popülasyona yakın bulunmuş, hastaların büyük çoğunluğu tekrar seçme şansı olsa aynı yöntemi tercih edeceğini belirtmiştir (Gradl G, ve ark., BMC Musculoskeletal Disorders, 2015)
- Amputasyon: nörovasküler yapıların yaygın tutulumu gibi durumlarda hâlâ gerekli olabilir
Güncel bir sistematik derleme/meta-analize göre (Wei Q, ve ark., World Journal of Surgical Oncology, 2026), akciğere sınırlı nükslerde cerrahi metastazektomi, cerrahi uygulanmayan hastalara kıyasla belirgin şekilde daha iyi sağkalımla ilişkilendirilmiştir; en güçlü olumlu prognostik faktör tam (R0) rezeksiyon elde edilmesidir. Tek nodüllü hastalıkta 5 yıllık sağkalım %50'ye kadar ulaşabilmektedir. Bu nedenle akciğere sınırlı, cerrahi olarak çıkarılabilir nüks/metastazlarda pulmoner metastazektomi standart tedavi yaklaşımının bir parçası olarak kabul edilir.
Mifamurtide (Mepact): Avrupa'da Onaylı, ABD'de Onaylı Değil
Mifamurtid (lipozomal muramil tripeptid-fosfatidiletanolamin, MTP-PE), makrofajları/monositleri aktive ederek immünomodülatör etki gösteren, osteosarkoma özgü tek onaylı immünoterapötik ajandır. Bu ilacın öyküsü, Avrupa ve ABD düzenleyici kurumlarının aynı veri setini farklı şekilde değerlendirdiği ilginç bir örnek oluşturur.
Children's Oncology Group'un INT-0133 çalışmasına göre (Meyers PA, ve ark., Journal of Clinical Oncology, 2008; 678 hasta, 1-31 yaş), mifamurtidin kemoterapiye eklenmesi 6 yıllık genel sağkalımı %70'ten %78'e çıkarmıştır (yaklaşık %28 relatif ölüm riski azalması). Bu verilere dayanarak mifamurtid, 6 Mart 2009'da Avrupa'da (EMA) "makroskopik olarak tam rezeke edilmiş, metastatik olmayan, yüksek dereceli osteosarkomlu 2-30 yaş arası çocuk, ergen ve genç yetişkinlerde, çoklu ajan kemoterapiyle kombine" endikasyonuyla onay almıştır.
Aynı veriye dayanan başvuru, ABD'de farklı bir sonuçla karşılaşmıştır: FDA'nın Onkolojik İlaçlar Danışma Komitesi (ODAC), 9 Mayıs 2007'de çalışmanın tasarımına (birincil sonlanım noktasının çalışma sürecinde değiştirilmiş olmasına) yönelik istatistiksel endişelerle 12'ye 2 oyla onay aleyhine karar vermiş, FDA 27 Ağustos 2007'de resmi "Onaylanabilir Değil" mektubu göndermiştir. Bu araştırmanın yapıldığı tarih itibarıyla (Ağustos 2026), üretici firma tarafından yeni bir başvuru yapıldığına veya FDA'nın kararını değiştirdiğine dair bir kayıt bulunamamıştır — mifamurtid hâlâ ABD'de onaylı bir ilaç değildir.
İtalyan ve İspanyol Sarkom Gruplarının ortak analizine göre (Palmerini E, ve ark., Journal of Clinical Oncology, 29 Ağustos 2025'te yayınlandı; 398 hasta), mifamurtid özellikle P-glikoprotein (Pgp) pozitif (kemoterapiye görece dirençli) tümörlerde belirgin fayda göstermiştir: 5 yıllık olaysız sağkalım %71,4'e karşı %58,3 (p=0,01), 5 yıllık genel sağkalım %75,4'e karşı %65,8 (p=0,01). Bu bulgu, mifamurtidin hangi hasta alt grubunda en çok fayda sağladığı konusunda güncel ve aktif bir tartışma alanı olduğunu göstermekte olup, henüz EMA etiketinde Pgp testi şartı bulunmamaktadır.
Nüks veya Dirençli Hastalıkta Tedavi
Nüks/dirençli osteosarkomda kullanılan başlıca rejimler arasında gemsitabin + dosetaksel (bir çalışmada objektif yanıt oranı %29; Navid F, ve ark., Cancer, 2008) ve ifosfamid + etoposid veya yüksek doz ifosfamid monoterapisi sayılabilir. Bu rejimlerin yanıt oranları genellikle mütevazıdır, çünkü nüks hastalık ilk basamak ilaçlara göreceli dirençli hale gelmiş olabilir.
Birçok kanser türünün aksine, osteosarkom immün kontrol noktası inhibitörlerine (checkpoint inhibitors) genellikle zayıf yanıt veren, "immünolojik olarak soğuk" bir tümör olarak kabul edilir. SARC028 çalışmasında (Tawbi HA, ve ark., Lancet Oncology, 2017), pembrolizumab monoterapisiyle osteosarkomlu 22 hastanın yalnızca 1'inde (%5) yanıt alınmıştır — melanom veya küçük hücreli dışı akciğer kanseri gibi tümörlerde görülen yanıt oranlarının çok altındadır. Bu nedenle osteosarkomda immünoterapi, halihazırda kanıtlanmış bir standart tedavi değil, aktif bir araştırma alanı olmaya devam etmektedir.
CABONE çalışmasında (Italiano A, ve ark., Lancet Oncology, 17 Şubat 2020'de yayınlandı), ilerlemiş osteosarkomlu hastalarda kabozantinib ile objektif yanıt oranı %12, ortanca progresyonsuz sağkalım 6,7 ay olarak bulunmuştur — osteosarkom için alışılmadık şekilde gerçek (ama mütevazı) bir sinyal. Bu bulgu, kabozantinibin MAP kemoterapisine eklenmesini test eden randomize AOST2032 çalışmasına (Children's Oncology Group) yol açmış olup, bu çalışma 2026 itibarıyla hasta almaya devam etmektedir. Kabozantinib, bu araştırmanın yapıldığı tarih itibarıyla osteosarkom için FDA/EMA onaylı bir tedavi değildir — kullanımı halihazırda araştırma/tek-kollu faz 2 sinyaline dayalıdır, randomize doğrulama henüz beklenmektedir.
Osteosarkom, nöroblastomda da hedef alınan GD2 gangliozidini eksprese eder; bu ortak biyolojiye dayanarak GD2-yönelik CAR-T hücre tedavilerini araştıran birkaç erken faz klinik çalışma (örneğin "GD2-CAR PERSIST" çalışması) osteosarkom kohortlarını da içermektedir. Ancak bu araştırmanın yapıldığı tarih itibarıyla, osteosarkoma özgü onaylanmış veya tamamlanmış pivotal bir GD2-yönelik tedavi bulunmamaktadır — bu yaklaşımlar hâlâ erken/araştırma aşamasındadır.
Denosumab (RANKL'yi hedefleyen bir monoklonal antikor), dev hücreli kemik tümörü (GCTB) için FDA/EMA onaylıdır — ancak bu, osteosarkomdan tamamen farklı, genellikle iyi huylu ama lokal agresif seyirli, H3F3A G34W mutasyonuyla ilişkili ayrı bir hastalıktır. Denosumab, konvansiyonel osteosarkom için standart veya araştırma aşamasında bir sistemik tedavi değildir; patoloji pratiğinde yalnızca "dev hücreden zengin osteosarkom" adı verilen nadir, histolojik olarak GCTB'yi taklit edebilen ayrı bir antitenin ayırıcı tanısında gündeme gelir. Bu iki farklı "dev hücreli" kemik hastalığının karıştırılmaması önemlidir.
Yan Etkiler
- Yüksek doz metotreksat: böbrek toksisitesi (lökovorin kurtarma tedavisi ve hidrasyon ile yönetilir), mukozit
- Doksorubisin: kalp toksisitesi (kümülatif doza bağlı, uzun dönem izlem gerektirir), miyelosupresyon, saç dökülmesi
- Sisplatin: işitme kaybı (ototoksisite — özellikle çocuklarda önemli bir uzun dönem sorunu), böbrek toksisitesi, bulantı
- İfosfamid: hemorajik sistit (mesna ile önlenir), nörotoksisite, böbrek tubuler fonksiyon bozukluğu
- Mifamurtid: titreme, ateş, taşikardi gibi infüzyon ilişkili semptomlar (sitokin salınımına bağlı)
- Cerrahi/endoprotez ile ilişkili: enfeksiyon, mekanik gevşeme/kırılma, bacak uzunluk farkı (büyüyebilir protezlerde)
Küresel Onay ve Kanıt Tarihçesi
Diğer birçok kanser türünün aksine, osteosarkom son 40 yılda çok az sayıda yeni ilaç onayına sahne olmuştur — temel tedavi hâlâ 1980'lerde şekillenen MAP kemoterapisidir. Bu nedenle aşağıdaki tarihçe, yalnızca resmi onayları değil, tedavi pratiğini şekillendiren kilit çalışmaları da (niteliği açıkça belirtilerek) içermektedir.
ODAC'ın 12-2 olumsuz oyu sonrası; mifamurtid bu tarihten itibaren ABD'de hiç onaylanmamıştır.
INT-0133 çalışmasına dayanarak; osteosarkoma özgü onaylanan tek immünoterapötik ajan.
MAP'a pegile interferon eklenmesinin fayda sağlamadığı gösterildi (Bielack, JCO 2015).
MAPIE'nin (ifosfamid+etoposid eklenmesi) sonucu iyileştirmediği, toksisiteyi artırdığı gösterildi (Marina, Lancet Oncology 2016) — pratikte gereksiz yoğunlaştırmayı önleyen, uygulama değiştiren bir bulgu.
İlerlemiş osteosarkomda %12 yanıt oranı; randomize AOST2032 çalışmasına öncülük etti.
Japon çalışması, EURAMOS-1'in ifosfamid-yoğunlaştırma bulgusunu bağımsız olarak doğruladı.
İtalyan/İspanyol Sarkom Grupları analizi (ISG/OS-2, GEIS-33); hangi hastaların mifamurtidden en çok yarar gördüğüne dair güncel tartışmayı başlattı.
Yeni tanı konmuş lokalize ve metastatik osteosarkomda kabozantinibin MAP'a eklenmesini test eden randomize faz 2/3 çalışma, hasta almaya devam etmektedir.
Türkiye'de Durum: TİTCK Ruhsatı ve SGK Geri Ödemesi
Metotreksat, doksorubisin, sisplatin, ifosfamid ve etoposid — hepsi Türkiye'de uzun yıllardır ruhsatlı, jenerik olarak üretilen ve SGK tarafından geri ödenen ilaçlardır. SUT (Sağlık Uygulama Tebliği) madde 4.2.14.A kapsamında bu ilaçlar, "endikasyon uyumu aranmaksızın," yalnızca ilgili uzman hekimin tedavi protokolünü belgeleyen bir raporuna dayanarak reçete edilebilmektedir — bu, osteosarkom da dahil olmak üzere standart onkoloji pratiğinde bu ilaçların kullanımının önünde bürokratik bir engel bulunmadığı anlamına gelir.
ABD'de hiç onaylanmamış olmasına rağmen, mifamurtid (Mepact) Türkiye'de ruhsatlı ve SGK tarafından geri ödenmektedir — Takeda İlaç tarafından piyasaya sürülmüş, ürün bilgilerine göre daha sonra Lucane Pharma tarafından devralınmıştır. SUT madde 4.2.14.C kapsamında bulunan koşullar EMA etiketiyle büyük ölçüde örtüşmektedir: 2-30 yaş arası, makroskopik olarak tam rezeke edilmiş, metastatik olmayan yüksek dereceli osteosarkom, çoklu ajan kemoterapiyle kombine, tıbbi/pediatrik onkoloji uzmanınca 1 yıllık sağlık kurulu raporuna dayanarak reçetelenir ve toplam 48 infüzyon sonunda tedavi kesilir. Bu ayrıntıların güncel SUT metninden doğrudan teyit edilmesi önerilir.
Türkiye'de 18 yaş altındaki çocuklar, kendilerinin veya ailelerinin sosyal güvence (SGK) durumundan bağımsız olarak sağlık hizmetlerine erişebilmektedir — bu, sigortasız bir ailenin çocuğunun osteosarkom tedavisinden mahrum kalmaması anlamına gelir. Türkiye'de pediatrik onkoloji tedavisi, Türk Pediatrik Onkoloji Grubu (TPOG) koordinasyonunda, EURAMOS gibi uluslararası protokollerle uyumlu şekilde üniversite/eğitim hastanelerinde yürütülmektedir.
Tedavi Sonrası İzlem ve Uzun Dönem Etkiler
Osteosarkom tedavisi tamamlandıktan sonra, hem nüksü erken yakalamak hem de tedavinin uzun dönem etkilerini yönetmek amacıyla yapılandırılmış bir izlem programı uygulanır. Nüksün büyük çoğunluğu ilk 2-3 yıl içinde, sıklıkla akciğerlerde ortaya çıktığından, izlem programı bu döneme yoğunlaşır — genellikle ilk 2 yıl boyunca 2-3 ayda bir, sonraki yıllarda giderek seyrelen aralıklarla fizik muayene, birincil bölgenin görüntülemesi (grafi/MRG) ve toraks BT ile sürdürülür.
Osteosarkom, hastaların büyük kısmının çocuk/ergen/genç yetişkin olması nedeniyle, tedavi sonrası uzun dönem etkilerin izlenmesi özellikle önem taşır: doksorubisine bağlı kardiyotoksisite (periyodik ekokardiyografi ile izlenir), sisplatine bağlı işitme kaybı (odyometrik izlem), böbrek fonksiyonlarının takibi, büyüyebilir protez veya rotasyonplasti uygulanan hastalarda uzun dönem işlevsel/ortopedik izlem, ve — özellikle önceden radyoterapi almış veya Li-Fraumeni gibi kalıtsal bir sendromu olan hastalarda — ikincil kanser riski açısından uzun süreli takip gerekir. Çocukluk çağı kanseri sonrası fertilite (üreme sağlığı) konusu da hastalar için sıkça gündeme gelen bir başka önemli izlem başlığıdır.
Sıkça Sorulan Sorular
- Osteosarkom en çok hangi yaş grubunda görülür?
- En sık ergenlik döneminde (10-19 yaş), büyüme atağıyla eş zamanlı olarak görülür. Daha küçük bir ikinci tepe nokta, genellikle Paget hastalığı veya önceki radyoterapiye bağlı sekonder osteosarkom şeklinde 60 yaş üzerinde görülür.
- Osteosarkom ile Ewing sarkomu arasındaki fark nedir?
- Her ikisi de çocukluk/ergenlik çağının primer kemik kanserleridir, ancak farklı hücrelerden kaynaklanır, farklı görüntüleme paternine sahiptir (Ewing sarkomu daha çok kemik gövdesinden başlar) ve farklı kemoterapi protokolleriyle tedavi edilir.
- Her osteosarkom hastasında amputasyon gerekir mi?
- Hayır. Günümüzde, büyük nörovasküler tutulum olmayan birçok hastada uzuv koruyucu cerrahi (endoprotez, rotasyonplasti gibi yöntemlerle) uygulanabilmektedir; amputasyon yalnızca seçilmiş, ileri lokal yayılımlı olgularda gerekebilir.
- Mifamurtid neden ABD'de değil de Avrupa'da onaylıdır?
- Aynı klinik çalışma verisi, EMA tarafından yeterli görülüp onaylanmışken, FDA'nın danışma kurulu çalışmanın istatistiksel tasarımına ilişkin endişeler nedeniyle onay aleyhine oy kullanmıştır — iki düzenleyici kurum arasında aynı veriye farklı bir değerlendirme yapılmasının nadir ama bilinen bir örneğidir.
- Akciğere sıçramış (metastatik) osteosarkom tedavi edilebilir mi?
- Akciğere sınırlı metastazı olan bazı hastalarda cerrahi metastazektomi ile uzun süreli sağkalım mümkün olabilir; özellikle tam (R0) rezeksiyon sağlanabilen tek nodüllü hastalıkta sonuçlar daha olumludur.
- American Cancer Society. "Key Statistics for Osteosarcoma." Güncelleme: 21 Ağustos 2025.
- Ottaviani G, Jaffe N. "The epidemiology of osteosarcoma." Cancer Treatment and Research. 2009;152:3-13.
- Altıntaş M, ve ark. "Clinical and prognostic characteristics in childhood osteosarcoma: A single-center experience in Türkiye." Turkish Archives of Pediatrics. 2024;59(5):461-468.
- Mai PL, ve ark. "Risks of first and subsequent cancers among TP53 mutation carriers." Cancer. 2016;122(23):3673-3681.
- Kleinerman RA, Schonfeld SJ, Tucker MA. "Sarcomas in hereditary retinoblastoma." Clinical Sarcoma Research. 2012;2:15.
- Wang LL, ve ark. "Association Between Osteosarcoma and Deleterious Mutations in the RECQL4 Gene." Journal of the National Cancer Institute. 2003;95(9):669-674.
- Calvert GT, ve ark. "At-Risk Populations for Osteosarcoma: The Syndromes and Beyond." Sarcoma. 2012;Article ID 152382.
- Rothzerg E, Xu J, Wood D. "Different Subtypes of Osteosarcoma: Histopathological Patterns and Clinical Behaviour." Journal of Molecular Pathology. 2023;4(2):99-108.
- Chen X, ve ark. "Recurrent Somatic Structural Variations Contribute to Tumorigenesis in Pediatric Osteosarcoma." Cell Reports. 2014;7(1):104-112.
- Greenwood AC, Arora RD, Shaikh H. "Osteosarcoma (Osteogenic Sarcoma)." StatPearls. Güncelleme: 11 Aralık 2024.
- Tanaka K, Ozaki T. "New TNM classification (AJCC eighth edition) of bone and soft tissue sarcomas." Japanese Journal of Clinical Oncology. 2019;49(2):103-107.
- Enneking WF, Spanier SS, Goodman MA. "A system for the surgical staging of musculoskeletal sarcoma." Clinical Orthopaedics and Related Research. 1980;(153):106-120.
- Marina NM, ve ark. (EURAMOS-1, kötü yanıt kolu). Lancet Oncology. 2016;17(10):1396-1408.
- Bielack SS, ve ark. (EURAMOS-1, iyi yanıt kolu). Journal of Clinical Oncology. 2015;33(20):2279-2286.
- Li X, ve ark. "Impact of close surgical margin on local recurrence and survival in osteosarcoma." International Orthopaedics. 2012;36(1):131-137.
- Gradl G, ve ark. "Long-term functional outcome and quality of life following rotationplasty." BMC Musculoskeletal Disorders. 2015;16:262.
- Dotan A, ve ark. "Expandable endoprosthesis for limb-sparing surgery in children." Journal of Children's Orthopaedics. 2010;4(5):391-400.
- Wei Q, ve ark. "Pulmonary metastasectomy and survival in osteosarcoma." World Journal of Surgical Oncology. 2026;24(1):247.
- Meyers PA, ve ark. "Osteosarcoma: the addition of muramyl tripeptide to chemotherapy improves overall survival." Journal of Clinical Oncology. 2008;26(4):633-638.
- Palmerini E, ve ark. "Is There a Role for Mifamurtide in Nonmetastatic High-Grade Osteosarcoma?" Journal of Clinical Oncology. Yayın: 29 Ağustos 2025.
- Navid F, ve ark. "Combination of gemcitabine and docetaxel in the treatment of children and young adults with refractory bone sarcoma." Cancer. 2008;113(2):419-425.
- Tawbi HA, ve ark. (SARC028). Lancet Oncology. 2017;18(11):1493-1501.
- Italiano A, ve ark. (CABONE). Lancet Oncology. Yayın: 17 Şubat 2020.
- Ye Z, ve ark. "Denosumab in Giant Cell Tumor of Bone: Current Status and Pitfalls." Frontiers in Oncology. 2020;10:580605.



