Anasayfa - Kanser Belirtileri ve Tedavisi - Mide Kanseri Belirtileri, Evreleri ve Tedavisi

Mide Kanseri Belirtileri, Evreleri ve Tedavisi

Yazı Boyutu:
Küçült
Sıfırla
Büyült
24.01.2019

Mide kanseri nedir? Nedenleri - risk faktörleri nelerdir?

Mide nedir?

Mide, yemek borusu ile onikiparmak bağırsağı arasında bulunan sindirim sistemi organıdır. Özofagustan geçen besinler, karnı göğüsten ayıran solunum kası olan diyafram seviyesindeki mideye iner. Mide, sindirim işleminin başlaması için besinleri mide suyu ile tutan ve karıştıran torbaya benzer bir organdır.

Mide duvarının 5 katmanı vardır. Bu katmanlarda kanser ne kadar derinde oluşursa, hastalığın iyileşmesi de o kadar zorlaşmaktadır. Bu sebeple, mide duvarındaki katmanlar hakkında bilgi sahibi olmak önemlidir. Mide duvarının 5 katmanı, içeriden dışarıya doğru çalışır.

  • En içteki katman, mukoza olarak adlandırılır. Burası, mide özsuyu ve mide asitinin yapıldığı ve mide kanserlerinin en sık başladığı yerdir.
  • Bir sonraki katman submukoza-alt mukoza tabakasıdır.
  • Kalın kas katmanı olan muskülaris propiya, mide özlerini hareket ettirir ve karıştırır.
  • Dış 2 katman subseroz ve seroz zar, mide için sarmalama görevi görür.

Mide veya Karın?

Birçok söylemde mide kalça ve göğüs arasında bulunan bir organ olarak ifade edilir. Örneğin; apandisit, ince bağırsak, kolon veya safra kesesinde oluşan bir ağrı, mide ağrısı olarak adlandırılabilir. Bu bölgenin tıbbi terimi karındır, ve bu bölgede oluşan ağrı abdominal ağrı olarak adlandırılır.

Aradaki farkın anlaşılması önemlidir. Çünkü mide, kanserin başlayabileceği abdominal bölgede bulunan birçok organdan sadece biridir. Bu sebeple, mide kanseri aynı bölgede bulunan diğer organlarda oluşmuş kanserlerle karıştırılmamalıdır. Diğer kanserler farklı belirtiler gösterebilir, farklı şekilde tedavi edilir ve hastalığın seyri farklı ilerler.

Mide Kanseri Nedir?

Kanser, midenin herhangi bir yerinde başlayabilir. Belirtiler, tedavi seçenekleri ve hastalığın seyri, midenin neresinde kanserin başladığına bağlıdır. Mide adenokarsinom mide kanserlerinin en sık rastlanan türüdür ve mide yüzeyinde bulunan (silindrik epitel) hücrelerden oluşur. Mide kanseri ile ilgili öncelikli risk faktörü, bakteriye bağlı enfeksiyondur. Antibiyotik tedavisi, midede ülser, gastrit hatta kanser riskini arttıran spiral tip bakteriye bağlı (Helikobakter pilori), mide kanseri riskini minimize edebilir.

Çoğu zaman mukozada başlayan mide kanserleri, yavaş yavaş dışa doğru diğer katmanlarda gelişir. Yıllardır yavaş gelişim gösterme eğiliminde olan mide kanseri, hastalık aktif olarak başlamadan önce, mide (mukoza) iç yüzeyinde değişiklikler meydana getirir. Oluşan bu ilk değişiklikler, nadiren belirti verir ve çoğunlukla fark edilmez.

Mide kanserinin farklı katmanlarında başlayan kanserler, farklı belirtilere neden olabilirler. Hastalığın seyrindeki değişiklikler, tedavi seçeneklerini etkileyecektir.

Mide kanseri, farklı yollarla yayılabilir. Kanser, mide duvarı boyunca ve yakın organlarda gelişebilir. Ayrıca, yakın lenf bezlerine ve sonrasında lenf sistemine yayılabilir. İleri evrede ise, kan dolaşımı yoluyla karaciğer, akciğer ve kemiklere yayılım gösterebilir. Bu durumda, hastalığın seyri çokta umut vadedici olmaz.

Mide kanseri sıklığı ve önemi

Mide kanseri, en sık Japonya ve Çin’de görülürken avrupa’da 100.000’de 12-15 civarındadır. Amerika’da 2013 yılında 21.600 yeni mide kanseri vakası ve yaklaşık 10.990 mide kanserine bağlı yaşam kaybı tahmin edilmektedir.

Ülkemizde ise; mide kanseri en sık görülen kanserler arasındandır (erkeklerde 5. sırada, kadınlarda 6. sırada). Türkiye’de yapılan bir çalışmada mide kanseri teşhis konma yaşı ortalama 57 ve kadın erkek hastaların oranı yarı yarıya olarak tespit edilmiştir. Bölgelerin karşılaştırılması ile ülkemizin doğu bölgesinde kanser teşhisi konan hastaların sosyoekonomik durumu, batı bölgesine göre daha düşük bulunmuştur. Ayrıca Helikobakter Pilori gastriti ve intestinal metaplazi oranı doğu bölgemizde batı bölgesine göre daha fazladır. Son 50 yılda tüm dünyada mide kanseri oluşumu ve kansere bağlı yaşam kaybı oranları azalmıştır. Bu azalmanın sebebi; tedavideki gelişmelerden ziyade, yaşam koşullarının iyileştirilmesi ve beslenmedeki taze meyve, sebze tüketiminin artması olarak açıklanmaktadır.

Çalışmalara göre; mide kanseri ve yaş arasında kuvvetli bir ilişki bulunmaktadır. Mide kanserinin görülme sıklığı 30 yaşından sonra artar ve 70 yaşında pik yapar. Mide kanseri olan erkek/kadın oranı yaklaşık yarı yarıyadır. Ülkemizde yapılan bir çalışmanın verilerine göre Türkiye’de sıklıkta görülen kanser türlerinden biri olmakla birlikte; Sağlık Bakanlığı’nın kanser istatistiklerine göre; Türkiye’de en sık görülen beşinci kanser türüdür. Mide kanseri görülme oranlarına göre erkeklerde 100.000’de 13 ile beşinci sırada, kadınlarda 100.000’de 7 ile yine beşinci sırada yer alan kanser türüdür. Bir insanın tüm yaşamı boyunca mide kanserine yakalanma riski yaklaşık 116’da 1’dir.

Önceleri oldukça sık rastlanan ve yaşam kaybı riski taşıyan mide kanseri, son yıllarda nadiren görülmeye başlamıştır. Mide kanserinin azalmasındaki etkenler hakkında net bir karara varılmamış olsa da, yiyecekleri buzdolabında saklama ve daha az tuzlu ve tütsülenmiş gıda tüketmenin bağlantılı olabileceği düşüncesi üzerinde durulmaktadır. Bazı doktorlar da, enfeksiyonları tedavi etmek için kullanılan antibiyotiğin, mide kanseri gelişiminde ana sebeplerden biri olan H.pylori bakterisini öldürmesinin önemli bir etken olduğu düşüncesindedirler.

Mide kanserinin nedenleri - risk faktörleri nelerdir?

Uzmanlar, mide kanseri geliştiren bazı risk faktörlerini tespit etmişlerdir:

Cinsiyet: Mide kanseri, kadınlardan çok erkeklerde yaygındır.

Yaş: Mide kanserinde 50 yaşından sonra ciddi bir artış söz konusudur. Teşhis konan hastaların çoğu 60 ile 80 yaşları arasındadır.

Etnik Yapı: Mide kanseri, İspanyol, Afrikalı ve Pasifik Ada Asyalı yerlilerde daha sık görülmektedir.

Kişinin Yaşadığı Yerin Etkisi: Tüm dünyada mide kanserine en sık rastlanan yerler; Japonya, Çin, Güney ve Doğu Avrupa, Güney ve Orta Amerika’dır. Bu hastalık, Kuzey ve Batı Afrika, Güney Orta Asya ve Kuzey Amerika’da daha nadir görülmektedir.

Bakteriyel Enfeksiyon: Helicobacter pylori (H. pylori) olarak adlandırılan bakteriye bağlı enfeksiyon, mide kanserinin ana sebeplerinden biridir. Bu bakteriyle oluşan uzun süreli enfeksiyon, midenin iç tabakasında kanser öncesi değişikliklere ve iltihaplanmaya neden olabilir, ülser ve bazı lenfoma türleri ile bağlantılıdır.

Mide Lenfoması: MALT lenfoma olarak bilinen mide lenfoma türü için tedavi gören kişilerde, midede adenokarsinom riski artar. Bunun sebebi, büyük ihtimalle H. Pylori adlı bakterinin sebep olduğu enfeksiyondur.

Beslenme şekli: Mide kanserindeki risk artışının salamura edilmiş sebze, tuzlanmış balık ve et ürünleri, tütsülenmiş yiyeceklerin çok tüketilmesi ile doğru orantılı olduğu gözlenmiştir. Diğer yandan, bolca tüketilen taze meyve ve sebze mide kanseri riskini azaltır.

Tütün Kullanımı: Sigara içmek, mide kanseri riskini ikiye katlar.

Aşırı Kilolu veya Obez Olmak: Aşırı kilolu veya obez olmak, midenin üst kısmında kanser oluşumunun olası nedenidir.

Daha Önceki Mide Ameliyatı: Mide kanseri, ülser gibi diğer başka problemlerin tedavisi için midesinin bir kısmı alınmış kişilerde görülmesi olasıdır. Bu tür mide kanserleri, ameliyattan yıllar sonra da ortaya çıkabilir.

Pernisiyöz Anemi (kötücül kansızlık): Bu hastalık, midenin yiyeceklerden B12 vitamininin emilmesini sağlayan proteini yeteri kadar üretmemesi sonucu oluşur. Bu durum, kırmızı kan hücrelerinin eksikliğine (anemi) ve diğer problemlere kadar uzanabilir. Pernisiyöz anemisi olan kişilerde, mide kanseri riski yüksektir.

Menetrier Hastalığı: Nadir görülen bu hastalık, midede kanser oluşturacak değişikliklere yol açabilir.

Kan Grubunun Etkisi: Bilinmeyen bir sebeple, A grubu kana sahip olan kişilerde mide kanseri riski daha yüksektir.

Kalıtsal Kanser Sendromu: Bu sendrom, hastalığı veya durumu işaret eden belirtilerin bir araya gelmesidir. Aileden gelen kalıtsal gen değişiklikleri (mutasyon) ile oluşan bir dizi sendrom, mide kanseri riskini arttırabilir. Bu sendromlar:

  • Kalıtsal diffüz mide kanseri
  • Kalıtsal polip dışı kolorektal kanser (HNPCC)
  • Aileden genel adenomatöz polipozis (FAP)
  • Kalıtsal meme ve yumurtalık kanser sendromu
  • Li-Fraumeni sendromu
  • Peutz-Jeghers sendromu

Aile Geçmişi: Aile fertlerinde (anne, baba, kardeşler ve çocuklar) mide kanseri görülmüş kişilerin bu hastalığa yakalanma olasılığı daha yüksektir.

Mide Poliplerinin Bazı Türleri: Polipler, mide çeperinde gelişir ve iyi huyludur. Poliplerin çoğu, mide kanseri riskini arttırmaz. Ancak, adenomatöz polipler veya adenomlar zaman zaman mide kanserine dönüşür.

Epstein-Barr Virüsü Etkisi: Bu virüs, “mono” infeksiyöz mononükleozis yani beze hummasına sebep olur. Yaşamlarının bir döneminde hemen hemen tüm yetişkinlerde varolan bu virüsün mide kanserine neden olup olmadığı henüz netlik kazanmamıştır. Ancak, virüs mide kanser hücrelerinde bulunmuştur.

Yapılan Bazı İşlerin Etkisi: Kömür, metal, kauçuk endüstrilerinde çalışan kişilerde mide kanseri gelişme riski yüksektir.

Bağışıklığın Zayıf Düşmesi: Genel değişken immün yetersizliği (CVID) olarak adlandırılan bağışıklık problemine sahip kişilerde, mide kanseri riski yüksektir. Bu durum kişilerin bağışıklık sisteminde mikroplara etki edecek yeterli miktarda antikor üretilemez. Buda, vücudu enfeksiyonlara ve diğer problemlere açık hale getirir. Böylece, mide kanseri ve lenfoma riski yükselir.

Mide kanseri için birçok risk faktörü mevcut iken, bu faktörlerin mide hücrelerini nasıl kansere dönüştürdüğü henüz netlik kazanmamıştır. Bilim insanları, midede oluşan belli değişikliklerin nasıl ve neden olduğunu ve H. pylori adlı bakterinin mide kanserinde oynadığı rolü araştırmaya devam etmektedir. Ayrıca, gen değişliklerinin (mutasyon), normal mide hücrelerini nasıl değiştirerek kansere dönüştürdüğü de incelenmektedir. Mide kanseri ile bağlantılı gen değişikliklerinin çoğu, doğum sonrası meydana gelmektedir. Çok azı kalıtsaldır.

Aspirin Kullanımı Mide Kanseri Riskini Azaltır mı?

Aspirin veya aspirin gibi başka ilaçların kullanımı, kolon ve mide kanseri riskini azaltabilir. Ancak, bu ilaçlar aynı zamanda bazı kişilerde iç kanama ve başka problemlere yol açabilir. Doktorların çoğu, bu ilaçları kireçlenme gibi başka sağlık problemleri için kullanan hastalarda kanser riskini azaltmada ek bir fayda sağladığı görüşündedirler. Ancak, sadece mide kanseri riskini azaltmak için tavsiye edilmez.

Mide Kanserinde Yüksek Risk Altında Olan Kişiler

Mide kanserlerinin sadece az bir yüzdesi, kalıtsal diffüz mide kanseri sendromu ile oluşur. Ancak, kalıtsal durumu olan hastaların çoğu, bir şekilde mide kanserine yakalanmaktadır. Bu tür bir gen mutasyonuna sahip kişiler, çoğu zaman mide kanserine yakalanmadan önce cerrahi müdahale ile midelerini aldırmaktadır. Ailede güçlü bir mide kanseri geçmişi varsa, doktorunuzla konuşmanız önemlidir. Eğer bu genin belirtileri mevcutsa, ilgili tetkik ve testlerin yapılması yerinde olacaktır. Genin varlığı yapılan testlerle onaylanırsa, cerrahi müdahale yöntemini doktorunuzla konuşmanız gereklidir.

Mide kanseri önlenebilir mi?

Mide kanserinin önlenebilen kesin bir yolu yoktur. Ancak, yaşam şekliniz ve beslenmenizle ilgili uygulayacağınız bazı yöntemlerle, kanser riskini düşürmeniz mümkündür.

Mide Kanserinin Önlenmesinde Beslenme, Vücut Ağırlığı ve Egzersiz Etkisi

Besin maddelerinin salamura edilmesi, tuzlanması ve tütsülenmesi yerine buzdolabında saklanması, mide kanseri riskinin azalmasına yardımcı olmuştur. Risk oranını azaltmak için tütsülenmiş, salamura edilmiş ve tuzlanmış et ve balık ürünlerinden uzak durunuz.

Bol tüketilen taze meyve ve sebzeler, mide kanseri riskini azaltabilir. Turunçgiller (portakal, limon ve greyfrut gibi), ayrıca yardımcı yiyecekler olarak bilinmektedir. Geryfrut ve greyfrut suyu, aldığınız bazı ilaçların miktarını değiştirebileceği için beslenme alışkanlıklarınıza greyfrutu dahil etmeden önce doktorunuzla görüşmelisiniz. Sağlıklı olan sebze ve meyve ağırlıklı beslenmeniz, günde en az 2½ tabak sebze ve meyve tüketmenizdir. Tam tahıllı ekmek, makarna ve mısır gevreğini tercih ederek; balık, kümes hayvanları veya fasülye tüketerek, işlenmiş et ve kırmızı etten uzak durarak kanser riskini azaltabilirsiniz.

Vitamin ve mineral kullanmanın mide kanseri riskini azaltıp azaltmadığını sorgulayan araştırma sonuçları bu zamana kadar netlik kazanmamıştır. Bazı vitaminlerin karışımı (A,C ve E vitaminleri ve mineral selenyum), sağlıklı beslenmeyen kişilerde mide kanseri riskini azaltabilir. Ancak, sağlıklı beslenen kişilerde yapılan araştırmalarda fayda görüldüğü gözlenmemiştir. Bu alanda daha fazla araştırma yapılması gerekmektedir.

Aşırı kilolu veya obez olmak, mide kanseri riskini etkileyebilir. Diğer yandan, fiziksel olarak aktif olmak ve spor yapmak, kanser riskinin azalmasında yardımcı etkenlerdir. Doğru olan yaşamınız boyunca sağlıklı kiloda kalmanız için sağlıklı beslenmek ve yeterli derecede egzersiz yapmaktır. Mide kanseri riski üzerindeki olası etkileri bir yana, kilo vermek diğer birçok kanser türünde ve sağlık problemlerinde etkili olacaktır.

Mide Kanseri Olmamak İçin Sigaradan Uzak Durun

Sigara kullanımı, diğer kanser türlerinde olduğu gibi mide kanseri riskini de arttırabilir. Eğer sigara kullanmıyorsanız, lütfen başlamayın..

Mide Kanserinde H. Pylori Enfeksiyonunun Etkisi

H. pylori bakterisi ile devam eden (kronik) enfeksiyonun, mide kanserini önlemek için tedavi edilmesi gerekliliği henüz netlik kazanmamıştır. Daha önce yapılan bazı araştırmalar, H.pylori enfeksiyonu olan kişilere antibiyotik verilmesinin, mide kanseri gelişme oranını azaltabileceğini öne sürmüştür. Ancak, bu konuda daha fazla araştırma yapılması gerekmektedir.

H.pylori enfeksiyonunuz olduğunu düşünüyorsanız veya doktorunuz öngördüyse, bazı testler yapılması mümkündür. En kolay yol, kan testidir. Bu yolla, H.pylori için antikorlara bakılır. Uygulanan başka testlerde mevcuttur.

Mide kanseri belirtileri nelerdir?

  • Sebepsiz kilo kaybı ve müzmin karın ağrısı en sık görülen belirtilerdir. Sıklıkla kalori alımında azalmaya bağlı oluşur. Hastalığın neden olduğu iştahsızlık, bulantı, karın ağrısı, çabuk doyma hissi, ve/veya yutkunma güçlüğü kilo kaybına götürür.
  • İştah kaybı
  • Mide bölgesinde ağrı
  • Daha çok göbekte, karında belli belirsiz sızı
  • Az miktarda yemek yedikten sonra tokluk hissi
  • Mide ekşimesi veya hazımsızlık
  • Bulantı
  • Kanlı veya kansız kusma
  • Karında şişlik veya sıvı birikmesi

Yukarıdaki belirtiler mide kanserinden ya da gastrit, mide ülseri, reflü gibi daha hafif seyreden başka hastalıklardan kaynaklanabilir. Bu nedenle bu şikayetlerden bir ya da birkaçına sahipseniz, geçmiyorsa veya kötüye gidiyorsa bir doktora başvurarak uzman görüşü almanızda fayda vardır.

Mide kanseri çeşitleri nelerdir?

Adenokarsinom

Mide kanseri türlerinin çoğu, adenokarsinomdur. Kanser, en iç tabaka olan mukozayı oluşturan hücrelerde başlar ve hemen hemen her zaman bu kanser türü olarak anılır.

Diğer mide tümörleri

Çoğunlukla GIST olarak anılan gastrointestinal stromal tümörler, lenfoma ve karsinoid tümörler, midede çok daha nadir rastlanan tümörlerdir. Bu kanserlerin tedavisi ve mikroskop altında görünüşü, adenokarsinomdan farklılıklar gösterir. Biz ise, mide kanserinde en sık rastlanan adenokarsinom tümörleri inceleyeceğiz.

Mide kanserinde erken tanı ve tarama mümkün müdür? Endoskopi nedir? Nasıl teşhis edilir?

Belirtileri olmayan bir kişide, kanser gibi bir hastalığın araştırılma yöntemi tarama testleridir.

Mide kanseri, erken evrede nadiren belirti gösterir. Bu sebeple, mide kanserinin erken evrede belirlenmesi çok zordur. Mide kanserinde çoğunlukla görülen belirtileri aşağıdaki gibi özetleyebiliriz:

Mide kanseri belirtilerin birçoğunun, kanserin dışında başka problemlerden kaynaklanması da mümkündür. Ancak bu tür problemleriniz varsa, geçmiyorsa ve kötüye gidiyorsa vakit kaybetmeden doktorunuza başvurarak gerekli teşhis ve tedavinin uygulanmasını sağlamanız önemlidir.

Mide Kanserinde Tıbbi Geçmiş ve Fiziksel Muayene

Mide kanserinden şüphelenmek için herhangi bir neden varsa, doktorunuz risk faktörleri, sağlık durumu ve belirtilerle ilgili sorular soracak, karnınızı muayene ederek anormal bir değişiklik olup olmadığına bakacaktır.

Muayene sonrası doktorunuz, mide kanseri veya başka bir mide problemi olabileceğini düşünürse, sizi sindirim bölgesinde oluşan hastalıklar konusunda uzman olan bir gastroenteroloğa (mide bağırsak hastalıkları uzmanı) yönlendirecektir. Gastroenterolog, sizi muayene ederek ilgili testleri yapacaktır.

Mide kanserini tespit etmek için yapılabilecek testler

Mide Kanserinde Üst Endoskopi Uygulaması: Bu testte hasta ilaçla uyuşturulur. Sonrasında ince, esnek, ışıklandırılmış, ucunda küçük bir video kamera olan tüp, hastanın boğazından içeri sokulur. Tüp ilerlerken özofagus, mide ve ince bağırsağın ilk bölümü incelenir. Normal görünmeyen bir duruma rastlanırsa, bu tüp aracılığıyla doku örneği alınır (biyopsi). Laboratuvar ortamında incelenen doku örnekleri, kanserin varlığını belirleyecektir.

Mide Kanserinde Biyopsi Uygulaması: Şüpheli görülen bir bölgede gerçekten kanser olup olmadığının anlaşılmasını sağlayan tek yol biyopsidir. Şüpheli bölgeden alınan doku örneği, laboratuvar ortamında incelenerek karar netlik kazanır. Mide kanserlerinde biyopsi çoğu zaman endoskopi sırasında gerçekleştirilir.

Mide duvarının derinlerinde olası bazı mide kanserleri için kullanılan endoskopik ultrasonda, ince delikli bir iğne kullanılarak mide duvarının içinden biyopsi örneği alınır.

Kanserin yayılma durumunda, yakın lenf bezlerine veya vücudun diğer bölgelerine biyopsi yapılması da mümkündür.

Mide kanserinde Endoskopik Ultrason (EUS) Uygulaması: Ultrasonda, ilgili organı görüntülemek için ses dalgaları kullanılır. Endoskopi sırasında boğazdan mide içine sarkıtılan bir sonda ile görüntüleme gerçekleşir. Bu işlem sırasında mide duvarının katmanları, yakındaki lenf bezleri ve midenin hemen dışındaki diğer yapıları da incelenir, kanserin yayılımı görüntülenerek teşhis netleştirilir. Ayrıca, doku örneği alınırken biyopsi işlemine de yardımcı olabilir.

Mide Kanserinde BT Görüntüleme (Bilgisayarlı tomografi): Bu test için farklı açılardan görüntü alan özel bir röntgen cihazı kullanılır. Bilgisayar, ilgili bölgeden alınan görüntüleri birleştirerek kesit görüntüler haline getirir. BT taraması, mide kanserinin nerede olduğunu gösterir. Aynı zamanda, kanserin yayılma olasılığına karşı karaciğer gibi mideye yakın organları, lenf bezlerini ve uzak organları da gösterir.

Ayrıca, BT taraması şüpheli bölgeden doku örneği alınırken biyopsi işlemine yardımcı olabilir. BT’de hastaya yapılan biyopsi işleminde iğne deri altından tümöre kadar ulaşır, doku örneği alınarak laboratuvar ortamında incelenir.

Mide Kanserinde MRI Görüntüleme (manyetik rezonans görüntüleme): MRI, BT görüntülemesi gibi kesit görüntüler verir. Ancak, MRI X ray yerine güçlü mıknatıslar kullanır. Zaman zaman BT görüntülemesinde kullanılan boya ile aynıdır. Ancak, çoğunlukla mideyi görüntülemek için tercih edilen BT testidir. Bunun yanında, zaman zaman MRI daha fazla bilgi verebilir. MRI, daha çok beyin ve omurilik taramalarında kullanılır ve BT görüntülemeden daha uzun sürer. Bu süre yaklaşık bir saattir.

Mide Kanserinde PET Görüntüleme (pozitron emisyon tomografi): Bu test için özel bir çeşit radyoaktif şeker hastaya damardan enjekte edilir. Şeker zamanla kanser olan yerlerde toplanır. Yaklaşık bir saat sonra PET görüntüleme testi için hasta yatırılır. Yaklaşık 30 dk. boyunca özel kamera ile kanser şüphesi olan bölgeden görüntü alınır. Kanserin yayılmış olmasından şüphelenildiğinde, kanserli alanın tespitinde PET faydalı olabilir. Görüntüler, BT veya MRI görüntüleri kadar detaylı değildir, ancak tüm vücudu gösterebilir niteliktedir. Bazı teknolojik makinalar, hem PET hemde BT görüntülemesi yapabilir (PET/BT görüntüleme). Bu teknik, cerrahi müdahalenin iyi bir tedavi seçeneği olmadığı durumlarda, kanser midenin dışında vücudun diğer bölgelerine yayılmışsa yardımcı olmaktadır.

Mide Kanserinde Göğüs Röntgeni Uygulaması: Bu tarama testi, kanserin akciğerlere yayılıp yayılmadığını göstermek için kullanılır. Ayrıca, akciğer ve kalp problemlerinizin varsa teşhisinde fayda sağlar. BT görüntülemesi yapılmışsa, bu teste ihtiyaç duyulmaz.

Mide Kanserinde Laparoskopi Uygulaması: Bu test, kanser teşhisi konulduktan sonra yayılım oranını belirlemekte fayda sağlar. Bu işlem, hastaya genel anestezi verilerek ameliyat odasında uygulanan bir işlemdir. Ucunda kamera olan ince, esnek bir tüp açılan küçük bir kesiden karın bölgesine sokulur. Karın içini görüntüleyerek kesitleri ekrana yansıtır. Bu esnada, biyopsi yapılarak normal görünmeyen herhangi bir bölgeden örnek alınabilir. Ayrıca bu uygulama, cerrahi müdahale ile kanserin tamamının alınıp alınamayacağını da tespit etmektedir.

Mide Kanseri İçin Uygulanan Lab Testleri: Tam kan sayımı adı verilen kan testleri ile anemi (kanamaya yol açabilen düşük kırmızı kan hücreleri), kan kimyası testleri ile kanserin karaciğere yayılıp yayılmadığı, dışkıda gizli kan testi ile dışkıda kan olup olmadığı incelenir.

Kanser teşhis edilirse ve özellikle cerrahi müdahaleye karar verilmişse başka testler istenmesi mümkündür. Örneğin; karaciğer ve böbreklerin düzgün çalıştığından ve kanın olması gerektiği gibi pıhtılaştığından emin olmak için kan testi istenebilir. Bunun yanında, kalbin düzgün çalıştığından emin olmak için elektrokardiyogram veya diğer testler de yapılabilir.

Mide kanserinde hastalık evreleri - aşamaları

Mide kanseri evresi, fiziksel muayene ve test (klinik evre)sonuçlarına göre ya da test ve cerrahi müdahale (patolojik evre) sonuçlarına göre belirlenir. Cerrahi müdahale ile kanserin yayılma alanı daha net gözlemlendiği için patolojik evrelemede daha kesin sonuçlar almak mümkündür.

Evre 0’dan sonra (kanser, midede hücrenin iç tabakasından başka yerde yoktur), evreler Romen Rakamları kullanılarak I’den IV’e (1-4) kadar ifade edilir. Rakam ne kadar düşükse, kanser o kadar az yayılmış anlamına gelir. Bu bir kuraldır. IV gibi yüksek rakamlar, ilerlemiş kanser evresini ifade eder. Kendi hastalığınızdaki evreyi doktorunuzla konuşmanız, kafanızdaki soru işaretlerinin giderilmesi için önemlidir.

Cerrahi Müdahale Yapılabilir veya Yapılamaz Mide Kanseri

Mide, cerrahi müdahale yapılabilir (kanser ameliyatla tamamen alınabilir) ve cerrahi müdahale yapılamaz (kanser ameliyatla tamamen alınamaz) olarak 2 gruba ayrılmıştır.

Lenf bezlerinde, yakın organlarda, ana kan damarlarına yakın gelişmiş olması veya vücudun uzak bölgelerine yayılmış olması ya da hastanın elverişsiz sağlık koşullarına sahip olması, tümörün cerrahi müdahale ile tamamen alınmasını engelleyebilir. Erken evre kanserler genellikle cerrahi müdahale yapılabilir durumdadır.

Mide kanseri olan hastalar için güncel klinik evreleme metodu, mükemmel değildir. Daha yeni ve güvenilir testler geliştikçe klinik evreleme metodu değişecektir. Bu noktada, ameliyat öncesi yapılan testlere nazaran kanserin yayılım genişliğinin tespit edilmesi için yapılan cerrahi müdahale sonuçlarının güvenilirliği daha da artmaktadır.

Mide kanserinin evrelerini aşağıdaki şekilde ifade edebiliriz:

Evre 0: Kanser, epitelyum olarak adlandırılan midedeki hücre tabaka yüzeyi ile sınırlıdır.

Evre IA: Kanser, hücre tabaka yüzeyinin altına doğru ilerlemiştir, ancak kas duvarına girmemiş, lenf bezlerine veya vücudun uzak bölgelerine yayılma göstermemiştir.

Evre IB: Kanser, hücre tabaka yüzeyinin altına doğru ilerlemiş, 1-2 lenf bezine yayılmıştır veya bölgesel lenf bezleri veya uzak bölgelere yayılma göstermeden mide duvarı kaslarına ilerlemiştir.

Evre II: Kanser, hücre tabaka yüzeyinin altına ilerlemiş 3 veya daha fazla lenf bezine; mide duvar kasına ve 1-6 lenf bezine; midenin son katmanının hemen yanına ve en fazla 2 lenf bezine veya lenf bezlerine yayılmadan midenin en dış katmanına ilerlemiştir.

Evre III: Kanser, yakın organlara ve/veya bölgesel lenf bezlerine yayılmıştır.

Evre IIIA: Kanser, mide duvarı kasına ve 7 veya daha fazla lenf bezine; midenin son katmanının hemen yanına ve 3-6 lenf bezine veya midenin en dış katmanına (seroza) ve 1-2 lenf bezine ilerlemiştir.

Evre IIIB: Kanser, midenin son katmanının hemen yanına ve 7 veya daha fazla lenf bezine; midenin en dış katmanına ve 3-6 lenf bezine veya yakın organlara ve hiç lenf bezine yayılmamıştır veya birkaç (1-2) lenf bezine ilerlemiştir.

Evre IIIC: Kanser, midenin en dış katmanında ve 7 veya daha fazla lenf bezinde veya yakın organlarda ve 3 veya daha fazla lenf bezinde tespit edilmiştir.

Evre IV: Kanser, vücudun uzak bölgelerine yayılmıştır.

Tekrarlayan (nüks) kanser: İlk tedaviden sonra kanser yenilemiştir.

Mide kanseri nasıl tedavi edilir?

Mide kanseri sıklığı birkaç yüzyıl içinde %75 oranında azalırken “mide-yemek borusu bileşke” tümörlerinde artış gözlenmektedir. Mide kanserindeki bu azalmanın yiyecekleri saklama koşullarının düzelmesi (buzdolabı), temiz kaliteli su tüketimi ile ilişkili olduğu bilinmektedir. Buna karsın mide yemek borusu birleşim yerinin kanserinin artması ise dünyada artan obeziteye bağlı olarak gelişen refüj ve refüj ile ilişkili yemek borusu yapısındaki değişimler (barret özefagusu) ile ilişkili olduğu ortaya konmuştur.

Mide kanseri en sık karşılaşılan 5. kanser tipiyken kansere bağlı yaşam kayıplarında üçüncü sırayı oluşturmaktadır. İlk başvuruda mide kanseri tanısı konulan hastaların yarısından fazlası ileri evrededir. Vücuda sirayet etmiş (4. evre = metastaz yapmış) hastalıkta amacımız hastanın yaşam kalitesini arttırmak, sağ kalım süresini uzatmaktır. Şikayetleri azaltıcı tedavi yöntemlerimiz bölgesel veya sistemik olabilir. Sistemik tedavi olan mide kanserinde kemoterapi uygulaması ile ileri destekleyici bakım tedavisinin karşılaştırıldığı çalışmalarda ve bu çalışmaların metaanalizlerinde kemoterapinin hastanın sağ kalım süresini ve yaşam kalitesini arttırdığı ortaya konmuştur.

Bölgesel tedaviler ise (endoskopik işlemler, cerrahi, veya radyoterapi gibi yaklaşımlar) metastatik evredeki hastalarda kanama kontrolü, mide tıkanıklığı, mide perforasyonu (mide duvarında yırtık oluşumu) gibi mide kanserine bağlı gelişen durumları kontrol altına almak için kullanılabilir.

Bu tedavilere başlamadan önce hastanın iyi bir onkolojik ekip tarafından değerlendirilmesi önemlidir. Eğer ileri evre hastalıkla karşı karşıyaysak beslenebilmeniz çok önemlidir; çünkü mide kanserinde kansere bağlı yemek yemede zorlanma ağrı ile karşı karşıya kalabiliriz bu durumda yemek yemeyerek bu hoş olmayan durumdan kaçmaya çalışmak kilo kaybına yol açacaktır. Ya da mide deki, kitlenin tıkanıklık oluşturmasına bağlı olarak yemekten sonra kusma, beslenme güçlüğü karşımıza çıkabilir. Bu sorunları aşmak için tedaviler öncesi beslenmenin devamını sağlamak amacıyla besleyici tüp önerilebilir.

Cerrahi müdahale, kemoterapi, hedefe yönelik tedavi ve radyoterapi, mide kanseri için uygulanan ana tedavi yöntemleridir. Genellikle en iyi yaklaşım 2 veya daha fazla tedavi metodunu bir arada kullanmaktır.

Mide kanseri ameliyatı

Mide kanserinde cerrahi müdahale, koşullar uygunsa tedavinin bir parçasıdır. Kanserin türüne ve evresine bağlı olarak midenin kanserli bölümünün tümörle birlikte alınması için kullanılan cerrahi müdahalede amaç, diğer kanser türlerinde olduğu gibi mümkün olduğu kadar çok kanseri almaktır. Bazen diğer organların da alınması söz konusu olabilir.

Böyle bir durumda, cerrahi müdahale (daha çok diğer tedavilerle birlikte) mide kanserini iyileştirme şansı sunabilir. Kanser evreniz 0, I, II veya III ise ve sağlık durumunuz elveriyorsa, doktorunuz kanseri cerrahi müdahale ile tedavi etmek isteyecektir.

Cerrahi müdahale, kanser tamamen alınamayacak kadar geniş alana yayılmış olsa bile, tümöre bağlı kanamayı veya midenin tıkanmasını önler. Bu tür bir cerrahi müdahaleye, kanseri iyileştirmeyen ancak belirtileri engelleyen veya hafifleten palyatif cerrahi müdahale denir.

Mide Kanseri’nde 3 ana cerrahi müdahale türü vardır:

1. Mide Kanserinde Endoskopik Mukozal Rezeksiyon (parça alma)

Rezeksiyon, organın bir kısmının veya tümörün cerrahi müdahale ile alınmasıdır. Bu operasyonda, kanser endoskop yoluyla çıkartılır (uzun, esnek bir tüp boğazdan geçirilerek mideye iner). Bu işlem, kanser fazla yayılma göstermemişken erken evrelerde yapılabilir.

2. Mide Kanserinde Subtotal (kısmi) Gastrektomi

Bu işlem, kanser sadece midenin daha aşağı kısmında bağırsaklara yakın bölümünde ise uygulanır. Bazende, midenin daha üst kısımlarında bulunan kanserler için uygulanması mümkün olan bir yöntemdir. Mide sadece kısmi olarak alınır, bazen özofagus’un bir parçası veya ince bağırsağın başlangıç kısmı da birlikte alınabilir. Yakındaki lenf bezleri ve zaman zaman yakın diğer organlarda bu operasyona dahil edilir. Mide kısmi olarak alındığında cerrahi müdahale sonrası yemek yemek çok daha kolaydır.

3. Mide Kanserinde Total Gastrektomi ve D2 Diseksiyon

Bu metod, kanser mide dışına yayıldığında uygulanır. Çoğunlukla, kanser midenin üst kısmında ise, kullanılır. Zaman zaman tüm midenin alınması söz konusu olabilir. Yakın lenf bezleri de mide ile birlikte alınır. Hatta dalak ve özofagus’un bir kısmı, bağırsaklar, pankreas ve diğer yakın organların alınması da söz konusudur. Özofagus’un kalan kısmının ucu ince bağırsaklara bağlanır. Total gastrektomi olan hastalar, bir seferde az miktarda yemek yiyebildikleri için daha sık yemek yemeleri gerekir.

Subtotal ve total gastrektomi uygulamalarının çoğu, karında geniş bir kesi açılarak gerçekleştirilir. Bazı uzmanlar bu operasyonları daha kolay bir şekilde dönüştürebilmek için karında daha küçük kesilerle gerçekleştirilen laparoskopik cerrahi müdahale kullanımını gözden geçirmektedir.

Küratif (şifaya ulaştırıcı) bir mide kanseri ameliyatı, peritoneal (karın zarı) ve uzak organ metastazı olmayan hastalarda patolojik metastaz yapmış lenf bezlerinin tamamının, mide ile birlikte ve temiz cerrahi sınırlarla çıkarılmasıdır. Bilimsel araştırmalar, tanı anında mide kanserlerinin %30-40'ında, mide çevresinde 2. zonda lenf nodülü tutulumu olduğunu ve D2 diseksiyon ile bu hastalarda 5 yıllık sağkalımın daha uzun olduğunu bildirmektedir. Ancak D2 diseksiyon ancak bu konuda deneyimli cerrahlar tarafından uygulanmalıdır.

Mide Kanserinde Cerrahi Sonrası Beslenme Sondasının Yerleştirilmesi

Mide kanseri olan bazı hastalar, cerrahi müdahale sonrası yeterli şekilde beslenememektedir. Sonrasında uygulanan kemoterapi ve radyoterapi gibi tedaviler bu problemi daha da kötüleştirir. Bu duruma yardımcı olması için gastrektomi sırasında barsağa bir tüp yerleştirilebilir. Karın bölgesinde deri üstünde kalacak olan tüpün son bölümüne J tübü denir. Bu tüpten gönderilen sıvı besinler, direk bağırsaklara gönderilerek yetersiz beslenmeyi önler.

Mide Kanserinde Lenf Bezlerinin Alınması

Subtotal veya total gastrektomi sırasında, lenf bezleri ve mide çevresindeki bir kısım yağ dokuları (omentum) alınır. Bazı doktorlar, cerrahi müdahale başarısının alınan lenf bezi sayısıyla doğru orantılı olduğunu düşünmektedir. Amerika’da amaç, en az 15 lenf bezi alınmasıdır. Ancak, bu işlemin güvenli bir şekilde yapılabilmesi için mide kanseri ameliyatında deneyimli bir cerraha ihtiyaç vardır. Araştırmalar, mide kanseri hastalarının yoğunlukta olduğu hastanelerde cerrahların daha başarılı olduğunu göstermektedir. Mide kanserinde cerrahi müdahalede deneyimli bir cerrah, tedavide başarılı sonuçların elde edilmesini sağlayacaktır.

Cerrahi Müdahale Yapılamayan Mide Kanseri İçin Palyatif Tedavi

Cerrahi müdahale yapılamayan mide kanseri hastalar için geçekleştirilen operasyon kanserin kontrol altına alınması veya hastalık belirtilerinin hafifletilmesi veya önlenmesi için gerçekleştirilir.

Mide Kanserinde Subtotal Gastrektomi

Cerrahi müdahale için sağlık durumları elveren hastalar için tümörle birlikte midenin bir kısmının alınması; kanseri iyileştirmese de kanama, ağrı veya midede oluşan tıkanıklık gibi problemleri tedavi etmekte yardımcı olabilir.

Mide Kanserinde Gastrik Bypass (gastrojejunostomi)

Midenin daha alt kısmında olan tümörler, büyüyerek besinlerin mideden çıkmasını engelleyebilirler. Cerrahi müdahale için sağlık durumu uygun olan hastalarda bu problemi önlemek veya tedavi etmek için midenin alt kısmına bypass yapmak bir seçenektir. Bu işlemde, ince bağırsağın jejunum adı verilen kısmı midenin üst kısmına bağlanarak besinlerin mideden ayrılabilmesi için yeni bir yol oluşturulur.

Mide Kanserinde Endoskopik Tümör Ablasyonu

Sağlık durumu cerrahi müdahale için elverişli olmayan hastalar gibi bazı vakalarda, endoskopi (boğazdan aşağıya sokulan uzun, esnek bir tüp) tümörü parçalamak için kullanılan lazer ışınlarına rehberlik edebilir. Bu işlem, kanamayı durdurabilir veya cerrahi müdahaleye gerek kalmadan besin tıkanmasını hafifletmede yardımcı olabilir.

Mide Kanserinde Stent Takılması

Midenin sonunda veya başında tümörün oluşturduğu tıkanıklığı gidermek için başka bir seçenek, endoskopi kullanarak midenin açılan kısmına stent (delikli metal bir tüp) yerleştirilmesidir. Takılan stent midenin açık durmasını ve besinlerin geçmesini sağlar.

Mide Kanserinde Beslenme Tüpü Takılması

Mide kanseri olan bazı hastalar, yeme ve içme zorluğu çektiği için yeterli beslenemezler. Küçük bir operasyonla karın bölgesinden girilerek midenin distal (merkezden uzak) kısmına (G tüpü olarak bilinir) veya ince barsağa (J tüpü olarak bilinir) beslenme tüpü yerleştirilir. Sıvı besin maddeleri bu tüpten içeri verilerek hastanın beslenmesi sağlanabilir.

Mide kanserinde kemoterapi ve hedefe yönelik tedavi

Kemoterapi (kemo), kanserin başladığı yerden uzağa yayıldığında fayda sağlayan bir ilaç tedavisidir. Kanser hücrelerini öldürmek için kullanılan bu ilaçlar genellikle ya damardan ya da ağızdan hap olarak verilir. Kan dolaşımına karışan ilaç, tüm vücudu dolaşarak var olan kanser hücrelerini hedefler.

Tümörü küçültüp daha kolay alınabilmesi ve hastanın yaşam süresini uzatmak için cerrahi müdahale öncesi verilebilen kemoterapi, mide kanserinin bazı evrelerinde standart tedavi seçeneği olarak da kullanılır.

Bunun dışında geride kalan gözle görülemeyecek kadar küçük kanser hücrelerini öldürmek için cerrahi müdahale sonrası da uygulanabilen kemoterapi de amaç, kanserin yenilemesini önlemektir. Mide kanserinde kemo genellikle cerrahi müdahale sonrası radyoterapi ile birlikte verilir.

Ayrıca, uzak organlara yayılmış olan mide kanserinde ana tedavi olarak kullanılabilen kemo, özellikle kanseri vücudun diğer bölgelerine yayılmış bazı hastalarda, belirtileri hafifletmek için faydalı olabilir. Bazı hastaların da yaşam süresini uzatır.

Kemo, kür olarak belli dönemlerde ve vücudun toparlanması için ara verilerek uygulanmaktadır. Her bir kür birkaç hafta içinde sonlandırılır, bu bir kuraldır.

Mide kanserinde, duruma bağlı olarak yalnız kullanılabilen veya diğer ilaçlarla kombine edilebilen bir dizi ilaç mevcuttur.

Hedefe Yönelik Yollar ve İlaçlar

Her2 reseptör durumu

HER2 hücre zarında bulunan epidermal büyüme faktör ailesinden bir algaçtır. Tümörün aşırı çoğalması ve tümör hücre göçüyle ilişkilidir. Mide kanserinde var olma ihtimali %7-20’dir.

Çeşitli yöntemlerle bakılabilir. İmmünhistokimya (IHC) yöntemi ile bakılınca 3(+) olarak değerlendirilmesi HER2’nin tümör hücresinde var olduğu anlamına gelirken 1(+) lik tümör hücresinde HER2 yok olarak değerlendirilir. Eğer 2(+) çıkarsa daha ileri bir tetkik olan Florasan Insitu Hibridizasyon (FISH) yöntemi ile var olup olmadığı değerlendirilir.

Trastuzumab

Mide kanserinde kullandığımız HER2’ye yönelik akıllı ilacımız olan Trastuzumab (Herceptin) hem HER2 algacına bağlanarak diğer algaçlarla etkileşip hücre içine sinyal yollamasını engeller hem de kanser hücresini işaretliyerek vücudun bağışıklık hücrelerinin kanser hücresini tanıyıp yok etmesine yardımcı olur. Kemoterapi ile birlikte verilir.

VEGF Yolu

Kanser hücreleri büyümek için kandaki yiyecek ve oksijene ihtiyaç duyar. Tümör VEGF (vasküler büyüme faktör reseptörü) molekülleri üzerinden kan damarını yapar, büyüme sinyalleri oluşturur. VEGF’ün bağlandığı yüzey algacına karşı geliştirilen ilaçlar Knaser damar yapılanmasını bozar ve büyümesini engeller.

Ramucirumab (Cyramza)

Endotel hücresindeki VEGF algacına bağlanır böylece VEGF ün algaca bağlanmasını önlemiş olur. Büyüme sinyallerinin başlamasını engellemiş olur. Kemoterapi ile birlikte veya tek başına kullanılabilir.

Venöz Damardan 60 dakikada verilir. Her iki haftada bir kemoterapi ile birlikte verilir.

En sık yan etkisi tansiyon yükselmesi ve ishaldir. Nadir görülen ciddi yan etkileri kanama, barsak yırtılmasıdır.

Diğer hedefe yönelik ajanlar

Metastatik mide kanserinde VEGF Yolunu baskılayan Bevasizumab (Altuzan), Sunitinib (Sutent), Sorafenib (Nexavar), Aflibercept (Zaltrap) ile ilgili yapılan çalışmalarda istenilen başarıyı sağlanmaması nedeniyle mide kanserinde klinik kullanıma girmemiştir. Buna karşın Regorafenib (Stivarga)’in yapılan Faz II çalışmasında hastalıksız sürede 1,5 ay katkı sağladığı ortaya konmuştur. Fakat ek çalışmalarının sonuçlanmasına ihtiyaç var.

Apatinib isimli diğer bir VEGF yolu baskılayıcısı olan ilacın çalışmasında ikinci sıra tedavide genel sağ kalıma 1,8 aylık ek katkı sağladığı ortaya konmuş. Bu ajan Çin’de mide kanserinde aktif kullanılmakla birlikte Şu an Amerika ve Avrupa onayını almadığı için kullanıma girmemiştir.

Metastatik mide kanserinde EGFR yolunu baskılayan ilaçlardan olan Cetuximab (Erbitux), Panitumab( Vectibix), Gefitinib (Iressa), HER2 baskılayıcısı olan lapatinib’in değerlendirildiği çalışmalarda kemoterapiye bu ilaçların eklenmesinin bir katkısının olmadığı ortaya konmuştur.

HER2 baskılayıcısı trastuzumab ile kemoterapi ilacı Emtansin in kombinasyonundan oluşan TDM1 isimli ajanın ikinci basamak tedavide klasik taksan kemoterapisiyle karşılaştırıldığı Faz II/III çalışmasında bir üstünlük sağlayamamıştır.

Mide kanserinde radyoterapi – ışın tedavisi

Radyasyon tedavisi, tümörü küçültmek veya kanser hücrelerini öldürmek için kullanılan X ray gibi yüksek enerji ışınlardır.

Cerrahi müdahale öncesi kemo ile birlikte verilen radyoterapi tümörü küçülterek operasyonun daha kolay geçmesini sağlar. Bunun dışında, geride kalan gözle görülemeyecek kadar küçük kanser hücrelerini öldürmek için de cerrahi müdahale sonrası radyoterapi verilebilir. Operasyon sonrası kemo ile birlikte verilen radyasyon kanserin yenilemesini geciktirebilir veya önleyebilir, hastanın yaşam süresini uzatabilir. Radyasyon aynı zamanda kanserin gelişimini yavaşlatır ve ileri evre mide kanserlerinde; tümör gelişimi, ağrı, kanama ve yemek yeme güçlüğü gibi belirtileri hafifletir.

Dıştan verilen radyoterapi mide kanserinde sıklıkla kullanılan bir tedavi yöntemidir. İşlem, ağrısızdır ve sadece birkaç dakika sürer. Radyoterapi tedavisi, birkaç hafta veya ay süreyle haftada 5 gün olarak uygulanır.

Mide kanserinde immünoterapi

Bağışıklık sistemimizin önemli hücrelerinden biri olan T lenfositlerde PD1 (programlanmış ölüm proteini) adı verilen protein mevcuttur. Kanser hücresi PDL1 adlı protein yapımını arttırarak T lenfositlerdeki PD1 ile bağlantıya geçer. Böylece T hücreleri pasifize olur ve T hücreleri tarafından yabancı olarak algılanmaz. Bu birleşmeyi engellemek amacıyla geliştirilen ilaçlara bağışıklık sistemi kontrol noktası düzenleyicileri (immünoterapiler) denilir. İmmünoterapilerin mide kanserinde etkinlikleri ile ilgili yapılan çalışmalarda:

Pembrolizumab: metastatik mide- yemek borusu kanseri tanısı olan PDL1 boyanma oranı >%1 olan hastalar çalışmaya alınmış. Bu 65 hastanın alındığı Faz II çalışmada ortalama tedavi cevap süresi 24 hafta, cevap oranı %30 olarak belirlenmiş.

Diğer ajanlar olan Nivolumab ve Avelumab'ın erken dönem Faz Ib çalışmalarında başarılı oldukları ortaya konmuş. Bu ajanların mide kanserinde klinik kullanımı ile ilgili devam eden çalışmalarının sonuçlarını beklemek gerekse de mide kanseri için umut vadeden tedavi seçenekleri olacak gibi.

ASCO 2016 Kongresi'nde sunulan bir çalışma, metastatik (4. evre) mide kanseri tedavisi için umut olmuştur. Bu çalışmanın sonuçlarına göre IMAB362 isimli sınıfında ilk olan bir antikor, standart kemoterapi ile karşılaştırıldığında ortanca sağkalım süresini 8,4 aydan 13,2 aya çıkarabilmiştir.

Bu tedavide mide tümörlerinde yoğun bir şekilde bulunan claudin-18 (CLDN18.2) isimli protein hedef alınmıştır. Claudinler hücreler arası sıkı bağlantılarda (tight junctions) görev alan bir protein ailesidir. Tümörlerinde bu protein en yoğun şekilde saptanan hastalar, bu yeni tedaviden en fazla fayda gören hastalar olmuş.

European faz II FAST çalışmasının sonuçlarına göre, 4. evre mide kanserli hastaların yaklaşık yarısında CLDN18.2 isimli protein bol miktarda bulunmakta ve bu hastaların bu yeni hedefe yönelik antikor tedavisinden fayda görmeleri öngörülmektedir. Ek olarak bu proteinin sağlıklı mide dokularında bulunmadığı belirtilmiştir; böylelikle tedavi yan etkilerinin diğer hedefe yönelik akıllı diye tabir edilen ilaçlarda olduğu gibi oldukça az yaşanması öngörülmektedir.

Antikorlar hücre yüzeyinde bulunan CLDN18.2'yi hedef aldığında, çeşitli hücresel ve immün yanıtlar oluşarak antikor kaplı kanser hücreleri öldürülür. Bu hücresel süreçler antikor-bağımlı hücre-aracılıklı sitotoksisite ve komplement bağımlı sitotoksisite olarak bilinir.

FAST çalışması

  1. evre mide kanserinin standart başlangıç tedavisi kemoterapidir. Tedaviye hedefe yönelik bir ilaç olan trastuzumab (Herceptin) eklenmesi fayda sağlamakla birlikte, Herceptin ancak HER2-pozitif tümörlerde kullanılan bir ilaçtır, ve mide kanserlerinin sadece %15 kadarında HER2-pozitiftir.

Çalışmaya ileri evre yani metastatik veya tekrarlamış mide ve gastro-özofageal bileşke kanserli 161 hasta dahil edilmiş. Bu hastaların tümör örneklerinde CLDN18.2 değerleri belli bir seviyenin üstünde imiş. Bu hastalar daha önce metastatik mide kanseri için herhangi bir tedavi almayan ve HER2-hedefli tedavi trastuzumab için de uygun olmayan hastalardan seçilmiş.

Hastalar 2 gruba ayrılmış;

  • bir gruba sadece standart kemoterapi olan epirubicin, oxaliplatin, ve capecitabine uygulanırken,
  • diğer gruba kemoterapi ile birlikte IMAB362 uygulanmış.

Çalışmanın sonuçları

Tek başına kemoterapi ile karşılaştırıldığında IMAB362, hastalık progresyonuna (kötüleşme) kadar geçen ortanca süresiyi 4.8 aydan 7.9 aya, ve ortanca genel sağkalımı 8.4 aydan 13.2 aya uzatmıştır. CLDN18.2 seviyesi en yüksek olan hastalar için ise genel sağkalım süresi 16.7 ay iken, bu hasta grubunda sadece kemoterapi uygulandığında bu süre 9 ay olarak bulunmuştur.

Sonuç olarak immünoterapinin mide kanserinde işe yaradığını görmek heyecan vericidir. Ayrıca CKDN18.2 proteininin mide tümörü dışında başka tümörlerde de yaygın olarak bulunduğu keşfedilmiştir. Öyle görülüyor ki önümüzdeki dönemde bu hücre yüzey proteininin ve bu proteine etki edecek ilaçların adını sık duyacağız. Bununla birlikte bu yeni tedavinin rutin pratikte yerini almadığını, henüz bir ön sonuç olduğunu ve şu an için sadece ümit verici olduğunu belirtmemiz gerekir.

Mide kanserinde ısı – hipertermi tedavisi

Mide kanserinde hipertermi uygulaması henüz rutinde yer almamaktadır. Bununla birlikte 4. evre (metastatik) mide kanserlerli hastalar tüm vücut hipertermiden fayda görebilir.

Isı tedavisi veya termoterapi olarak da bilinen hipertermi, vücut dokusunun yüksek ısıya (39 – 44 °C arası) maruz bırakılmasıyla uygulanan tamamlayıcı bir kanser tedavi yöntemidir.

Araştırmalar yüksek ısının normal dokulara çok az zarar vererek kanser hücrelerine hasar verdiğini veya öldürdüğünü göstermiştir. Hipertermi, kanser hücrelerini öldürerek ve hücrelerdeki proteinlere ve yapıya zarar vererek, kanserin bağışıklık sistemi tarafından fark edilmesini sağlayarak tümörü küçültebilir.

Hipertermi - ısı ile tedavi hakkında detaylı bilgi için tıklayınız.

Mide kanseri tedavisi ve araştırmalarında yenilikler neler?

Risk Faktörleri

Diyet

Araştırmalar açık bir şekilde göstermektedir ki; diyet farklılıkları dünyada mide kanseri riskinde çeşitlilikleri açıklayan önemli bir faktördür. Son araştırmalar nispeten düşük mide kanseri riski bulunan ülkelerde risk faktörleri konusunda bazı bilgiler sağlamıştır. Buna göre; korunmuş (salamura, tuzlama, tütsüleme) etlerden zengin diyetler ya da taze meyve ve sebzelerden fakir diyetler yüksek risk ile ilişkilidir.

Helicobacter pylori enfeksiyonu

Son çalışmalar H. pylori’nin bazı tiplerinin (özellikle cagA suşları) mide kanseri ile daha güçlü ilişkisinin bulunduğunu göstermiştir. Aynı zamanda kan gruplarına bağlı bazı kalıtsal özellikler de H.pylori ile infekte kişilerde kanser gelişiminde etkili olabilmektedir. Bu bilgilerin, mide kanseri gelişme riskinin yüksek olduğu kişilerde nasıl uygulanacağının belirlenebilmesine yardımcı olabilmek için daha ileri araştırmalar gerekmektedir.

Son zamanlarda yapılan araştırmalarda da diğer risk faktörleri ile H. pylori enfeksiyonunun etkileşimi incelenmiştir. Örneğin, sağlıklı bir diyetin özellikle H. pylori ile enfekte kişilerde mide kanseri riskini azaltmada önemli olduğu bulunmuştur.

Kemoprevensiyon

Kemoprevensiyon, kansere yakalanma riskini azaltmak için doğal ya da insan yapımı kimyasalların kullanımıdır. Kimyasalların bazı türleri mide kanserini önlemede yardımcı olabilmektedir.

Antioksidanlar

Birçok karsinojen (kansere neden olan) faktör, hücrelerde serbest radikal diye adlandırılan bir tür kimyasalın oluşmasına neden olmaktadır. Serbest radikaller hücrelerin "gen" gibi önemli parçalarına zarar verebilmektedir. Hasarın büyüklüğüne bağlı olarak, hücreler ölebilmekte veya kanserli hale gelebilmektedir.

Antioksidanlar, serbest radikalleri yok edebilen veya onların diğer formlarından koruyabilen, besinlerden ve diğer kimyasallardan bir gruptur. Bu besinler C vitamini, beta karoten, E vitamini, ve mineral selenyum içermektedir. Daha düşük mide kanseri riski için diyet takviyelerinin araştırıldığı çalışmaların şimdiye kadar karışık birtakım sonuçları vardır. Antioksidan takviye kombinasyonları kötü beslenmeye sahip kişilerde mide kanseri riskini azaltabildiğine dair bazı kanıtlar bulunmaktadır, fakat bu alanda da daha fazla araştırmaya ihtiyaç vardır. Hatta antioksidanların bazı kanserlerde tetikleyici olabildiklerine dair bilimsel çalışma sonuçları son yıllarda dikkatleri çekmiştir.

Antibiyotikler

Çalışmalar antibiyotik tedavisinde kronik H. pylori ile infekte olan insanlarda mide kanserini önlemeye yardımcı olup olmadığını görmeye yönelik olarak yapılmaktadır. Bazı çalışmalarda bu enfeksiyonun tedavisinin midede kanser öncesi anormallikleri önleyebileceği bulunmuştur, ancak daha fazla araştırmaya gerek duyulmaktadır.

Gerçek bir kemoprevensiyon olmamasına karşın, antibiyotikler bazı durumlarda, tekrarlayan mide kanserini önlemeye yardımcı olabilmektedir. Araştırmacılar, antibiyotiklerin erken evre mide kanseri nedeniyle endoskopik mukozal rezeksiyon ile tedavi edilen kişilerde midenin başka bir yerinden gelişebilecek kanser riskini azaltabileceğini göstermişlerdir. Gelişmiş batılı ülkelerde mide kanserinin geç evrelerinin daha sık karşılaşılmasından ötürü burada ne kadar yarar sağlayabileceği net değildir.

Non-steroid anti-inflamatuar ilaçlar (Aspirin dahil)

Hepsi olmamakla birlikte bazı çalışmalar aspirin veya ibuprofen gibi non-steroid anti-inflamatuar ilaçların (NSAID) alınmasının mide kanseri riskini azaltabileceğini göstermiştir. Bu bağlantıyı daha iyi tanımlayabilmek için daha fazla araştırma gerekmektedir. Bununla birlikte, bu ilaçların sadece kanser riskinin azaltılması için denenmesi önerilmemektedir çünkü bu ilaçlar aynı zamanda ciddi yan etkilere neden olabilmektedir.

Hastalık yayılım aşamaları - Evreleme çalışmaları

Sentinel lenf nodu haritalaması

Doktorlar melanom ve meme kanserinde çok başarılı olduğu kanıtlanan bu teknik ile mide kanserinin lenf bezlerine yayılımını tespit etmeye çalışmaktadırlar.

Sentinel lenf nodu haritalamasında cerrah, kanserin içine mavi bir boya ve/veya radyoaktif izleyici madde enjekte etmektedir. Bunlar kanserin yayıldığı, lenf nodlarında yoğunlaşmış olan bölgelerdir. Doktorlar bu lenf nodlarını kaldırarak kanseri arayabilmektedir. Kanserin lenf nodlarında bulunmaması durumunda sonrasında kanserin başka yerlere ulaşması pek olası değildir ve tüm lenf nodu çıkarılmasına ihtiyaç duyulmayabilir. Kanser sentinel lenf düğümlerinde bulunursa, o zaman tüm lenf düğümlerinin de kaldırılması gerekir.

Bu teknik kaldırılabilir daha fazla lenf düğümünü göstermeye yardımcı olmaktadır. Ayrıca, bulunan lenf düğümlerinde kanser hücrelerinin bulunma olasılığı da daha yüksektir. Fakat bu teknik mide kanserinde hala çalışılmakta ve henüz yaygın kullanıma hazır bulunmamaktadır.

Tedavi

Kemoterapi ilaçları ve kombinasyonları

Bazı çalışmalar mide kanserinden ya da diğer kanserlerde etkinliği bilinen kombine ilaçlarda yeni yollar test etmektedirler. Daha yeni kemoterapi ilaçlarıyla da çalışılmaktadır. Örneğin, S-1, 5-FU ile bağlantılı bir oral (ağızdan) alınan kemoterapi ilacıdır. Bu ilaç genellikle dünyanın diğer bölgelerinde mevcut olmakla birlikte henüz Amerika’da bulunmamaktadır.

Diğer çalışmalar kemoterapi ile radyoterapinin, hedefe yönelik tedavilerin, immunoterapinin en iyi kombine edilmiş şeklini test etmektedir. Bu çabanın amacı cerrahi öncesi ya da sonrasında kemoterapi ve/veya radyoterapi eklenmesiyle sonuçları iyileştirmektir. Bu yaklaşıma yönelik bazı klinik çalışmalar devam etmektedir.

Kemoterapi vermenin yeni yolları üzerinde de çalışmalar yapılmaktadır. Örneğin, bazı doktorlar daha iyi etki ve daha az yan etki için karından (periton içi kemoterapi) doğrudan kemoterapi uygulayarak etkinliğini test etmeye çalışmaktadırlar.

Hedefe yönelik tedaviler

Kemoterapi ilaçları kanser hücrelerine karşı çalışan, hızlı bölünen hücreleri hedef alan ilaçlardır. Ancak kanser hücrelerini normal hücrelerden farklı kılan birtakım yönleri bulunmaktadır. Son yıllarda, araştırmacılar bu farklılıkları kullanmayı hedefleyen yeni ilaçlar geliştirmişlerdir. Bazen standart kemoterapi ilaçlarının işe yaramadığı yerlerde hedefe yönelik ilaçlar çalışabilmektedir. Ayrıca kemoterapi ilaçlarına göre daha az ciddi yan etkiye sahip olma eğilimindedirler.

HER2 bloke eden ilaçlar: Bazı mide kanserlerinde, onların daha da büyümelerine neden olan, hücrelerinin yüzeylerinde çok sayıda HER2 proteini bulunmaktadır (mide kanserlerinin %20'si Her2 yönünden pozitif). Bu kanserlerin tedavisinde bu proteini hedef alan ilaçlar yardımcı olabilmektedir. Trastuzumab (Herceptin) ilerlemiş mide kanserine karşı kullanım için onaylanmış bir ilaçtır. Buna benzer diğer ilaçlar olan Lapatinib (Tykerb®), Pertuzumab (Perjeta®) ve Trastuzumab emtansine (Kadcyla®) ise HER2 hedefleyen diğer ilaçlardır ve şimdi klinik çalışmaları yapılmaktadır.

EGFR bloke eden ilaçlar: EGFR bazı mide kanseri hücrelerinde bulunan ve yine onların büyümesini sağlayan bir diğer proteindir. Panitumumab (Vectibix®) mide kanserine karşı test edilen EGFR hedefli bir ilaçtır. Bu ilaç halihazırda diğer bazı kanser türleri tedavisinde FDA onayı almıştır.

Diğer hedefe yönelik ilaçlar: Diğer ilaçlar kanser hücrelerinin farklı kısımlarını hedef almaktadır. Sorafenib (Nexavar®) ve Apatinib’i içeren diğer hedefe yönelik ilaçlarla mide kanserine karşı çalışılmaktadır.

Bu alanda yapılan çalışmalar çoğunlukla hedefe yönelik ajanlarla kemoterapinin kombine edimesi üzerine yapılmaktadır.

İmmünoterapi

İmmünoterapi, kanserle savaşmak için ilaçlarla vücudun kendi savunma sisteminin uyarılmaya çalışılmasıdır.

Kore temelli bir çalışmada poliadenilik-polyuridylic asit (U poli A) denilen kemoterapi ile immünoterapinin bir birleşimi ameliyat sonrası adjuvan tedavi olarak verildiğinde mide kanserinin yavaşladığı görülmüştür. Ayrıca bazı hastalarda da yaşama süresini uzatmaya yardımcı olmuştur.

İmmünoterapi hakkında daha fazla bilgi edinebilmek için sitemizdeki yazılardan faydalanabilirsiniz.

Sağlıklı ve mutlu kalın...
  • Etiket Bulutu:
Sayfada yer alan yazılar sadece bilgilendirme amaçlıdır, tanı ve tedavi için mutlaka doktorunuza başvurunuz.
İlgili Kanser Haberleri